11 Madalyanın 9’u ‘Devşirme’ Sporculardan

11 Madalyanın 9’u ‘Devşirme’ Sporculardan

Sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan NationalTurk yorumcusu Ersin Afacan’ın “11 Madalyanın 9’u ‘Devşirme’ Sporculardan” başlıklı yazısı;

Avrupa Atletizm Şampiyonası geçtiğimiz gün sona erdi. Türkiye 7 Kenyalı, 2 Jamaikalı, 3 Etiyopyalı, 1’er Ukrayna, Küba, Güney Afrika, Azerbaycanlı olmak üzere 16’sı devşirme sporcu ile 4 altın, 5 gümüş 2 bronz madalya aldı. 11 madalyanın 9’unu devşirme sporcularımız kazandı.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler, spordan en düşük maliyetle en yüksek kazancı elde etme isteği içerisindedir. Yani sporda sonuca ulaşma istekleri, spora yatırım yapma ve spor etkinliklerini ücretsiz spor alanlarında, profesyonel kimselerin eğitiminde gençlere ve çocuklara sunmaktan daha baskındır. Ancak küreselleşmenin bu mantığı, sporda ters etki yapmaktadır. Çünkü sporda başarı beklentisinin olması için uzun yıllar geçmesi ve spora yatırım yapılması gerekir. İşte tam bu noktada Pekin 2008 Olimpiyatları öncesinde ülkemize yeni Elvan’ların Afrika’dan neden getirildiğini anlamak kolaylaşmaktadır. Yeteneği sabit ve ucuza “mal edilmiş sporcu” getirterek, onlara vatandaşlık vererek “madalya iktidarı” kurmanın insani yönünün eksik kaldığı bir gerçektir. Küreselleşme, sporu insani gelişim açısından değerlendirmez (1). Dolayısıyla spor kültürümüzde yaygınlaşan yüzeysellik, gösteriş merakı ve fırsatçılık üretkenliğe zarar vermektedir. Bu nedenle spor felsefesinin gelişimine zemin hazırlayacak spor kültürünün gelişmesi için sporcu yetiştirmek gerekiyor.

Sporcu yetiştirmek ise uzun vadeli bir iştir ve bu nedenle sporcu yetiştirmek için sadece bilgi ve beceri değil sabır da gereklidir. Fakat işin kolayına kaçıp yabancı, devşirme ve gurbetçi sporcudan medet umarak sporda dereceler ve madalyalar kazanmaya çalışmak spor kültürünün gelişimine pek katkı sağlamaz. Sporda üretmeden tüketirseniz gün gelir siz de tükenirsiniz. Yabancı hayranlığı, gurbetçi ve devşirme merakı diyebileceğimiz bu durum aynı zamanda, sporda etkili ve yetkili kişilerin kendi sporcusuna güvenmediğini de ortaya koyar. Bütün bunlardan dolayı, kendisini sadece içinde bulunduğu spor kültürünün değil, dünyaya ait olan evrensel spor kültürünün bir parçası olarak gören ve bu yönde kendi sportif yaşamını belirleyip ona uygun şekilde çalışan ve yaşayan, öğrendiği her faydalı bilimsel ve felsefi bilgiyi sporcu kimliğine dahil eden ve diğer spor insanlarına bu şekilde örnek olan sporcular yetiştirmek belki de en önemli görevimiz olmalıdır.

Ersin Afacan / NationalTurk
KAYNAK:
(1) İnal, Rahşan; Küreselleşme ve Spor, Evrensel Basım Yayın, İstanbul-2008, s.25
www.instagram.com/mental_destek
twitter.com/mentaldestek

Haberler