Akit yazarından “çok samimi” yazı! “FETÖ operasyonları AKP’ye uzanmamalı”

Akit yazarından “çok samimi” yazı! “FETÖ operasyonları AKP’ye uzanmamalı”

Yeni Akit yazarı Sinan Burhan, cemaat operasyonlarının AKP’ye uzanmaması gerektiğini “Kardeşim bu partide geçmişte Gülen ile ilişkisi olmayan kimse var mı?” ifadesini kullandı.

Geçtiğimiz yıl 7 Haziran seçimlerinde Kayseri’de AKP’den milletvekili aday adayı olan Yeni Akit yazarı Sinan Burhan, bugünkü köşe yazısında Fethullah Gülen cemaatine yönelik soruşturmanın siyasi ayağının konuşulmasını eleştrdi.

“Gazete ve televizyonlarda Ak Parti yöneticilerinin isimleri veriliyor. Cumhurbaşkanımızın yakın dostları hedef gösteriliyor. Bu hedef göstermeler partinin birlik ve bütünlüğünü bozuyor. Eğer Ak Parti çatısında bir çatlak meydana gelirse Fetö ile kim mücadele edecek” diyen Burhan, şu ifadeleri kullandı:

“Filanca belediye başkanı, filanca bakan, filanca vekil paralele destek verdi” deniliyor. Bu insanlar ile Cumhurbaşkanımızın arası açılmak isteniyor. Kardeşim bu partide geçmişte Gülen ile ilişkisi olmayan kimse var mı? Bakanlar belediye başkanları Gülen’e destek olmadılar mı?”

Burhan, cemaatin siyasi uzantısına ilişkin konuşulmaması gerektiğini savunarak, “Memurlar, esnaflar göz altına alınırken devleti yönetenler, okul ve banka açmasına müsaade edenlerden hesap sorulmayacak mı? Bu sorular haklıdır. Ancak ülkemizin selameti, partinin selameti için bu konudaki soruları ertelemek lazım” dedi.

Sinan Burhan’ın “Paralelle mücadele siyasilere uzansın mı?” başlıklı yazısı şu şekilde:

“Bu soru haklı ve meşru bir soru. Hukuken ve vicdanen sorulmasında bir mahsur yok. Operasyonlar devam ettiği sürece ve hatta daha uzun yıllar bu sorularla karşı karşıya kalacağız. Ancak bu soruların bir tuzak içerdiğini de belirtmem gerekir.

Ak Parti içerisinde birlik ve bütünlüğü bozmak isteyenler ikide bir bu işin siyasi ayağı nerede diyorlar. Peşinen söyledim bu sorular dibine kadar doğru sorular. Ancak konjonktürel gerçekler, davanın bütünlüğü bu soruları şimdilik ertelemeyi zaruri kılıyor.

Gazete ve televizyonlarda Ak Parti yöneticilerinin isimleri veriliyor. Cumhurbaşkanımızın yakın dostları hedef gösteriliyor. Bu hedef göstermeler partinin birlik ve bütünlüğünü bozuyor. Eğer Ak Parti çatısında bir çatlak meydana gelirse Fetö ile kim mücadele edecek. PKK ile DEAŞ’la kim mücadele edecek. Bir insan vücudunu düşünün o insanın kafasını kopartırsanız, o insan yaşayabilir mi?

“Filanca belediye başkanı, filanca bakan, filanca vekil paralele destek verdi” deniliyor. Bu insanlar ile Cumhurbaşkanımızın arası açılmak isteniyor. Kardeşim bu partide geçmişte Gülen ile ilişkisi olmayan kimse var mı? Bakanlar belediye başkanları Gülen’e destek olmadılar mı?

Cumhurbaşkanımız demedi mi “Allahım bizi affetsin milletim bizi affetsin” diye. Önemli olan bu mücadelede kim samimi, kim değil ona bakmak lazım. Cumhurbaşkanımız samimiyetle ve cesurca bu Fetö terör örgütüne direndi. Tek başına direndi. Onun dışında bütün belediye başkanları ve bakanlar aynı tutum içinde yer aldı. Biri diğerinde tercih edilemez. O nedenle partinin huzurunu bozacak, fesata neden olacak tutumlardan kaçınmak lazım.

Türkiye’nin etrafı ateş çemberi. Bugün Kuzey Suriye’de ölüm kalım savaşı veriyoruz. PKK terör örgütü unsurları her gün katliam yapıyor. ABD ve Rusya bölgede örtülü bir biçimde savaşıyor. Bütün dünya bizi hedef almış. Almanya elçilik kapatıyor, İngilizler elçilik kapatıyor. Yani her yerden kuşatılmışken bir de parti içinde hesaplaşma başlatmak partiye ve ülkeye zarar verir.

Kim Fetö konusunda samimi kim hain, bu konuda Cumhurbaşkanımızın elinde bilgi ve belge mevcuttur. Bu belgelere göre, Cumhurbaşkanımız seçimlerde gereğini başbakanımızla birlikte yapar. Fetö’ye halen destek veren belediye başkanı varsa, Fetö’ye destek veren vekil ve bakan varsa, bu isimler listelere konulmaz. Ama şimdiden “belediye başkanlarını alalım, bakanları alalım” derseniz, 15 Temmuz darbecilerine hizmet etmiş olursunuz. O nedenle itidalli olmak lazım.

Bir gün Kadir Topbaş eleştiriliyor, bir gün Melih Gökçek.. Oysa Gökçek darbeye herkesten önce direnen ve halka sokağa çağıran bir isim. Darbenin en koyu gecesi Atatürk Havaalanında Reisi karşılayan Hayati Yazıcı eleştiriliyor. O Hayati Yazıcı, Reis için “Muhtar bile olamaz” denilen zamanlarda Reisin siyasette olmasına büyük katkı vermiş bir isim. Bu isimler partinin omurgasını teşkil ediyor. Bu isimlerin diğer isimlerden ne farkı var. Bu isimleri alırsanız o zaman bütün belediye başkanlarını, bakanları almanız lazım.

Elbette bir yandan da şu soruyu sormaya devam edeceğiz. Memurlar, esnaflar göz altına alınırken devleti yönetenler, okul ve banka açmasına müsaade edenlerden hesap sorulmayacak mı? Bu sorular haklıdır. Ancak ülkemizin selameti, partinin selameti için bu konudaki soruları ertelemek lazım. Öyle ki Cumhurbaşkanımız bile bu kara propagandadan şikayetçi. “At izi it izine karıştı” diyerek, alakası olmayan isimlerin hedef gösterilmesine tepki koydu.

Gazetelerden ve tv ekranlarından öyle yorumlar yapılıyor ki, insan hayret ediyor. Nitekim Başbakanımız Binali Yıldırım Bey de Eski Bakanları bir araya getirdi. O yemeğe benim de sevmediğim bazı isimler davet edildi. Ancak ne var ki devleti yönetmek feraset ister. Binali Bey bu davetle birlik ve bütünlüğe hizmet etti. Bu işler duygusallıkla olmuyor. Biraz sabır ve feraset lazım.”

Haberler