Antrenörlüğümü Asla Eleştiremezsin

Antrenörlüğümü Asla Eleştiremezsin

Sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan NationalTurk yorumcusu Ersin Afacan’ın ‘Antrenörlüğümü Asla Eleştiremezsin’ başlıklı yazısı;

Ersin Afacan

Sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan NationalTurk yorumcusu Ersin Afacan’ın ‘Antrenörlüğümü Asla Eleştiremezsin’ başlıklı yazısı;

Eylem araştırmalarında kullanılan odak grup görüşmeleri, sosyal psikoloji ve iletişim teorilerine dayanmaktadır. Bireylerin, bir konu hakkında düşüncelerini serbestçe söylediği bir ortamda, katılımcıların bakış açıları ve tutumları hakkında derinlemesine bilgi edinilir. Ben de sosyal medyayı bu mantıkla kullanıyor ve paylaşımlarıma yorum yapan spor insanlarının, karşılıklı etkileşim sonucunda kendi görüşlerini ortaya koymalarını sağlamaya çalışıyorum. Sonuçta genellemelere gidecek bilgilere değil ama katılımcıların görüş ve bakış açılarına yani zihniyetlere ulaşabiliyorum.

Bu durumun en yeni örneği, Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ı yendiği maçtan sonra BJK teknik direktörü Şenol Güneş hakkında yaptığım paylaşıma görüş beyan eden CBÜ BESYO Öğretim Görevlilerinden Ercüment M.Altuğgil’in yorumları olmuştur. Bu yorumların birinci şu şekildedir:

ersin1

Spor insanı, tercih de yapar seçim de yapar. Çünkü hayat, kararlardan ibarettir ve spor insanı sahip olduğu bilgi ve görgü doğrultusunda seçimde bulunmalıdır. Ayrıca eleştirinin olması için muhatabınla aynı seviye ve kariyerde olma kuralını da ilk kez okudum. Bilimsel ve felsefi olarak böyle bir kural yok. Öncelikle böyle bir anlayış bilimsel tutuma terstir. Çünkü bilimsel zihniyet bildiklerini, düşündüklerini ve inandıklarını rahatça ve açıkça söyleyebilme cesaretine sahip olmayı gerektirmektedir. Sonra da demokratik kültüre terstir ki spor kültürümüzün yeterince demokratik olmama sebeplerinden biri de bu herkes rütbesini bilecek şeklindeki çarpık ve kompleksli anlayıştır. Demokrasinin temel ilkelerinden biri olan “eşitlik” anlayışı, “ifade özgürlüğü”nü teşvik eder ve sorgulayan, eleştiren, çözümleyen insanların yetişmesini sağlar.

Konuyu örneklendirmek gerekirse birinci örnek; Ercüment Altuğgil gerçekten böyle bir zihniyete sahipse kendisi antrenörlük yaparken maç esnasında ve sonrasında hakemleri eleştirmemesi gerekir. Çünkü kendisi hakemlerle aynı seviyede ve aynı kariyerde değil! İkinci örnek; Ercüment Altuğgil’in çalıştığı üniversite olan CBÜ, her dönem sonunda öğrencilere internet üzerinden ders aldıkları hocaları değerlendirmeleri için bir ölçek sunuyor. Ercüment Altuğgil’in görüşünü kabul edersek bir öğrenci aynı seviyede ve aynı kariyerde olmadığı bir akademisyeni ne eleştirmeli, ne değerlendirmeli, ne de puanlandırmalıdır. Dolayısıyla sadece aynı seviye ve aynı kariyerde olanlar birbirini eleştirsin anlayışını benimsersek bu durum bizi “itaat” zihniyetine kadar götürür. “Eleştirme, sus ve itaat et” mi? yoksa “düşün, sorgula ve eleştir” mi? Ercüment Altuğgil seçimini yapmış ya siz?

Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ı yendiği maçtan sonra BJK teknik direktörü Şenol Güneş hakkında yaptığım paylaşıma görüş beyan eden CBÜ BESYO Öğretim Görevlilerinden Ercüment M.Altuğgil’in ikinci yorumu şu şekildedir:

ersin2

Bu yorumda öncelikle bir tutarsızlık var. “Antrenörlüğüm esnasındaki davranışlarımı eleştirebilirsin ama antrenörlüğümü asla eleştiremezsin” demekle Ercüment M.Altuğgil, antrenörlük esnasındaki davranışları ile antrenörlüğünü farklı tutuyor. Halbuki antrenörlük, bir bütündür. Yani antrenörlük felsefesi denilen tavır ve davranışların karışımı olan bir antrenörlük tutumu, her antrenörde vardır. Zaten, antrenör her şeyden önce bir öğretmen olduğu için antrenör, kendini tanımak ve düzeltmek adına bütün gücünü ve kaynaklarını kullanmalıdır. Dolayısıyla antrenörlük, saha içi – saha dışı ve maç – antrenman ikilemi dışında sporu bir bütün olarak gören liderlik mesleğidir.

Spor kültürümüzde yanlış gördüğüm şeyleri 1998’den bu yana makalelerimle dile getiriyorum. Bu dile getiriş, sportif olayın ve kişinin psiko-sosyal açıdan fotoğrafını çekmektir. Amacım, sporda psiko-sosyal alanların temel prensiplerinden yola çıkarak toplumun aydınlanmasına yardımcı olmaktır. Bu nedenle eleştirilerimde iticilik değil bilgi ve bakış açısı aramanızı tavsiye ederim. Çünkü önemli olan, anlamak ve anladığını uygulamaktır.

Son olarak, Ercüment M.Altuğgil ve O’nun gibi düşünenlere bazı tavsiyelerim olacak.
1. Spor insanı, eleştirilere açık olmalıdır. İnsanlara eleştiri sınırlaması getirmeye çalışmak yerine kimlerin eleştirisinin dikkate değer olduğunu tespit etmelidir.
2. Spor insanı, eleştiri istemiyor veya sadece kendi kariyerindeki insanların eleştiri yapmasını istiyorsa halka açık ve kamu hizmeti içeren spordan uzaklaşmalıdır.
3. Spor insanı, eleştirilere karşı zihinsel (mental) dayanıklılığını koruması için Stoa felsefesinin şu görüşünü benimsemelidir: “İnsanları üzen eşya ve olaylar değil, onlar hakkında sahip olduğumuz düşüncelerdir. Kişi kendisini bildiği sürece başkalarının eleştirileri kendisini üzmez.”
4. Spor insanı, her şeyin bir bedeli olduğunu kabul ederek yapıcı veya yıkıcı olsun her türlü eleştiriyi popüler spor insanı olmanın bir bedeli olarak görmelidir.
5. Spor insanı, eleştiriden kaçıp fazla alkışın, abartılı desteğin ve gururunu okşayan dalkavukluğun pençesine düşmemelidir. Çünkü mükemmellik yoktur.

Ersin Afacan / NationalTurk
https://twitter.com/mentaldestek

Haberler