“Aylardır Ankara’ya emniyet müdürü atamayan iktidar terörü engelleyebilir mi?”

“Aylardır Ankara’ya emniyet müdürü atamayan iktidar terörü engelleyebilir mi?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da dün yaşanan terör saldırısına ilişkin “Terör tek başına bir siyasal partinin sorunu olmanın ötesine geçmiştir, terör artık bizim bir ulusal sorunumuz haline gelmiştir” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da dün yaşanan terör saldırısına ilişkin “Terör tek başına bir siyasal partinin sorunu olmanın ötesine geçmiştir, terör artık bizim bir ulusal sorunumuz haline gelmiştir” dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Kılıçdaroğlu başkanlığında, “Ankara’daki terör saldırısını değerlendirmek” üzere parti genel merkezinde olağanüstü toplandı.

Yaklaşık 2 saat süren toplantının ardından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diledi.

Türkiye’deki bütün siyasal partilerin, sivil toplum örgütlerinin, meslek kuruluşlarının, herkesin, üzerinde anlaşabileceği bir konunun olması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, “Terör bir insanlık suçudur, kimden, nereden gelirse gelsin teröre karşı ortak, dik ve onurlu duruşumuzu sergilemek zorundayız. Bunu yaptığımız zaman bu ülkede birlikte huzur içinde yaşayabiliriz. Bu konuda üzerimize düşen ne varsa, CHP olarak üzerimize düşen ne varsa yerine getirmeye hazırız” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, terörün, yaşlı, genç, kadın, erkek, çocuk ayırmadığını, kandan beslendiğini belirterek, hep birlikte kınanması gereken teröre karşı, ortak tavır takınılması gerektiğinin altını çizdi.

Her terör olayından sonra iktidara, “Terörü bitirmek için bizden ne istiyorsanız, her türlü desteği vermeye hazırız” çağrısı yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, üzerlerine düşen bir görev varsa, bunu yerine getirmeye hazır olduklarını vurguladı.

“Neden acıyı, gözyaşını günlük yaşantımızın bir parçası haline getirelim” diye soran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“7 Haziran sonrası bir tablo ortaya çıktı ve terör azmaya başladı. Çıkıp meydanlarda şunu söylediler; ‘bizi tek başına iktidara getirin, terörü bitireceğiz’. Terör bitti mi? Bırakın bir bölgede olmayı, Türkiye sathına yayıldı. Vatandaşlarıma şu soruyu soruyorum? Ne oldu da terör bütün yurda yayılmaya başladı? 14 yıldır ülkeyi yönetenler, acaba ne yapıyorlardı? Ne oldu? Bu soruyu, ‘bu ülkede terör olmasın’ diyen her vatandaşım kendisine sormak sorundadır. Sorarsak bu ülkeye demokrasiyi getiririz gerçek anlamda.”

– “Birlikte emniyet müdürünü atayalım”

“Ankara’da bu kaçıncı saldırı… Her saldırıdan sonra önlem alıyoruz ama her saldırıdan sonra neredeyse daha çok insanımız hayatını kaybediyor. Bunu da bütün vatandaşlarımın kendisine sorması lazım” diyen Kılıçdaroğlu, ülkeyi 14 yıldır yönetenlerin belli olduğunu, bunların hesabını vermesi gerektiğini bildirdi.

Kılıçdaroğlu, hükümetin devleti yönetmekten, vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktan sorumlu olduğuna dikkati çekerek, şunları ifade etti:

“Şu soruyu her vatandaşım vicdanına sorsun; aylardır Ankara’ya emniyet müdürü atamayan bir siyasal iktidar Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetebilir mi, terörü engelleyebilir mi? Sayın Davutoğlu’na açık çağrı yapıyorum; Ankara emniyet müdürünü sen atayamıyorsan, önünde engel varsa, bana söyle kardeşim, beraber olalım, birlikte emniyet müdürünü atayalım kimi istiyorsanız. Emniyet müdürünün olmadığı bir başkent düşünebilir misiniz? Aylardır emniyet müdürü yok. Şimdi ben merak ediyorum, faturayı kime çıkaracaklar? Yine vatandaşa mı çıkaracaklar? ‘Emniyet müdürü atayacaktık ama şu engel oldu’. Kim engel oldu size? Çıkın milletin önüne açıkça söyleyin, ‘Ben, emniyet müdürü atayacaktım şu engel oldu’. Beraber engel olan kişinin üstüne yürüyelim. Ben, sizin iradenize destek vermek istiyorum, eğer Türkiye’yi yönetmek istiyorsanız.”

Halkın oyuyla tek başına gelen iktidara saygı duyduklarını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bilgi ve birikimle yönetilmesini istedi.

– “Yapamıyorsa, görevden alacaksınız”

Yabancı ülkelerin gizli servis ajanlarının, Türkiye’de at koşturduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, “Nasıl bir ülke, nasıl bu hale geldik biz? Gidin Doğu, Güneydoğu’ya her yerde görebiliyorsunuz bunları. Nasıl, neden oluyor bu? Almanya’da, Fransa’da, Amerika’da, Japonya’da, Rusya’da olmayan bir olay neden Türkiye’de oluyor. Bütün gizli servislerin rahat çalışabilecekleri, arzularını hayata geçirebilecekleri bir alan mıdır Türkiye? Böyle bir yönetim boşluğunu Türkiye kabul edemez, etmemelidir de” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Anayasa’nın 112. maddesinin “siyasi sorumluluktan” söz ettiğini anımsatarak, şöyle konuştu:

“Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti terör dolayısıyla. Kim bunun sorumlusu? Bizim mahalledeki bakkal değil, alışverişe giden vatandaş değil, Şanlıurfa’daki taksici değil, kim bunun sorumlusu? Dünyanın bütün demokrasilerinde bunun sorumlusu siyasi iktidardır. Sayın Davutoğlu’na açık ve net çağrı yapıyorum; Siz töhmet altında kalıyorsunuz, ‘yönetemiyorsunuz’ imajı sizin yakanıza yapışıyor. Görevini, gereğini yapamayan, Ankara’ya bir emniyet müdürü bile tayin edemeyen bir kişiyi yanınızda tutarsanız, ona sorumluluk vermezseniz, aynı sorumluluğu paylaşmış oluyorsunuz demektir. Paylaşmayın sorumlulukları. Yapamıyorsa, görevini yerine getiremiyorsa alacaksınız görevden, bu kadar basit.”

Türkiye’nin tarihin en derin krizlerinden birisini yaşadığını, bunun adının “yönetim krizi” olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin yönetilmediğini, savrulduğunu öne sürdü. Kılıçdaroğlu, “Biz bunu haketmiyoruz, ülke olarak da vatandaş olarak da siyasi partiler olarak da haketmiyoruz. Cumhuriyeti kolay kurmadık, böylesine hepimizin gözleri önünde savrulan bir Türkiye’yi görmek istemiyoruz” dedi.

– “Kim bize bu acıyı tattırıyor”

Kılıçdaroğlu, en acı feryadın “annelerin feryadı”, en dayanılmaz acının ise “evlat acısı” olduğuna işaret ederek, “Bu acıyı bu ülkeye yaşatanlara biz ne söyleyeceğiz? Bu acıya katlanmak bizim hakkımız mıdır? İşimiz midir? Kim bize bu acıyı tattırıyor? O annelerin acısı, gözyaşı, feryatları, figanları dünyayı kapladı ama hala birileri duymazlıktan geliyor” ifadesini kullandı.

Terör sorununun çözümünde CHP’nin her türlü desteğe hazır olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

“Buyurun çözün. Vatandaş size oy verdi, ‘bize yeni dertler yaratın’ diye değil, ‘dertlerimizi çözün’ diye. Eğer siz devletin imkanlarını kendiniz, ikbaliniz, kişisel hırslarınız için kullanırsanız bu tür ortamlara zemin hazırlarsınız. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Ne yapmalıyız? Önce Türkiye kurucu ayarlarına dönmek zorundadır. Türkiye hangi ayarlarla kurulduysa, ona dönmek zorundadır. Yani ‘Yurtta barış, dünyada barış’a dönmek zorundadır. Bütün komşularıyla barış, dostluk içinde bir çerçeveyi oluşturmak zorundadır. Kurucu ayarlarına dönmeyen bir Türkiye, felakete hazır bir Türkiye’dir. İsrail, Suriye, Irak, İran, Rusya, Libya ile ilişkilerimizi düzeltmek zorundayız. Niye kavga ediyoruz. Hangi gerekçeyle kavga ediyoruz? Yaptıkları kavganın faturası gariban annelere, onların evlatlarına çıkıyor”

Kılıçdaroğlu, dış politikanın 180 derece değişmesi gerektiğini savunarak, “Değişmediği sürece Türkiye terör ithal eden konumunu sürdürecektir. Bugün geldiğimiz noktada terör tek başına bir siyasal partinin sorunu olmanın ötesine geçmiştir, terör artık bizim bir ulusal sorunumuz haline gelmiştir. Terör konusunda bütün siyasal partilerin ortak mücadele etmesi lazım. Bu bağlamda en büyük görev TBMM Başkanı’na düşüyor bu aşamada. Parlamentoyu çalıştırmalı, terör konusunda, sorunun çözümü konusunda TBMM’yi çalıştırmalı” ifadesini kullandı.

– “Devlette ciddi çürüme var”

TBMM Başkanı İsmail Kahraman’a “Madem ki biz TBMM’ye ‘Kurucu Meclis’, ‘Gazi Meclis’ diyoruz, şimdi o işleve dönmeli. Terör konusunda TBMM harekete geçmeli. Nasıl çözüleceği konusunda net, açık iradesini ortaya koymalı, biz hazırız” çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu, terör konusunun araştırılması için verdikleri 9 önergenin reddedildiğini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, “Madem ki kurucu ayarlara döneceğiz, sadece sözde değil özde de dönmemiz gerekiyor, terör konusunda bütün siyasal partiler bir araya gelmeli ve sorunu çözmek için ortak çaba harcamalı” diye konuştu.

Anayasa’nın 112. maddesinin gereğinin yapılmasını isteyen Kılıçdaroğlu, şu görüşlere yer verdi:

“Sadakat yemini ettik ‘bu anayasaya uyacağız’ diye. Eğer bir bakan görevini yapamıyorsa, annelerin feryatları, acıları bile onun kulaklarına henüz ulaşmamışsa, o kişi oradan ayrılmalı. Bu görev de Sayın Davutoğlu’na düşüyor, Anayasa’nın 112’nci maddesinin gereğini yerine getirin, siyasi sorumlu kimse, sorumluluğunun gereğini yerine getirsin. Devlette ciddi bir çürüme var. Eğer bir hükümet, bir ilin emniyet müdürünü atamaktan acizse, orada bir çürüme var demektir. Devleti devlet yapan liyakat, işi ehline verme sistemidir. Uzmanına teslim edeceksiniz konuyu ki sağlıklı çözüm üretilsin. Devlette çürüme olduğu için liyakat sistemi bitmiştir. Liyakat sistemine geri dönmek zorundadır devlet. Bunu yaptığımız takdirde, terörle mücadele konusunda en yetkin insanları konunun başına getirmiş oluruz. Ancak sorunu böyle çözmüş oluruz. Çünkü devlet akılla, bilgiyle, birikimle, tecrübeyle yönetilir. ‘Ben herşeyi bilirim’ mantığıyla devlet yönetilmez. ‘Ben her şeyi bilirim, kimsenin düşüncesine ihtiyacım yok’ derseniz, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti tablosuyla karşı karşıya gelirsiniz.”

– “Aydın diye geçiniyorsunuz”

Kılıçdaroğlu, neredeyse her televizyon kanalının içinde bir hükümet komiserinin bulunduğunu öne sürerek, bunların, halka, “terörle yaşamaya alışmalıyız” yönünde anlatımlar yaptığını söyledi.

“İyi de niye terörle yaşamaya alışmalıyız? Bir beceriksizliği halka fatura etmenin anlamı nedir? Bunun ahlaki bir yönü var mıdır? Hangi gerekçeyle siz televizyonlara çıkıp, ‘terörle yaşamaya alışmalıyız’ diyorsunuz, bir beceriksizliğin üstünü kapatmaya çalışıyorsunuz” diye soran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Aydın, okumuş, yazmış diye geçiniyorsunuz. Televizyon ekranlarına sizi, beceriksizliği kapatmak için değil, ‘sorunu nasıl çözebiliriz’ diye çıkarmaları gerekir. ‘Bu hükümet terörü sürdürecek ey Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, sizler de terörle yaşamaya alışın’. İyi de neden? Hangi gerekçeyle bunu bize söylüyorlar? Türkiye Cumhuriyeti bu kadar beceriksiz mi? Güçlüdür Türkiye Cumhuriyeti. İç dinamikleri vardır Türkiye Cumhuriyeti’nin. Olayları görme, sezme ve çözme yeteneği vardır Türkiye Cumhuriyeti’nin. Hükümet, Cumhuriyet’in kuruluş ayarlarına dönsün, terör en kısa sürede çözülür. Birinci sınıf demokrasi istiyoruz, neden birinci sınıf demokrasiyi getirmiyorlar bu ülkeye? Her bomba patlamasından sonra gözyaşları döküyoruz. İyi de bizim aklımız yok mu? Bir daha bomba patlamasın diye bunun alt yapısını neden oluşturmuyoruz, neden önlemlerini almıyoruz? Zaafı olan kurumların yöneticilerini alırsınız, almazsanız o zaafa siz ortak olursunuz.”

Haberler