Bir başkan kulübünü taşıyamazsa?

Bir başkan kulübünü taşıyamazsa?

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Bir başkan kulübünü taşıyamazsa?” başlıklı yazısı;

Müslüm GülhanNationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Bir başkan kulübünü taşıyamazsa?” başlıklı yazısı;

Kral Franco, Bernabeu’ya “Bana 60 bin kişilik uyku tulumu yapın” diye emir vererek şu andaki Santiago Bernabeu stadını yaptırmıştır.

Zaman zaman bunu hatırlamakta yarar var!

Biz anlayış olarak hala bu safhalarda dolaşıyoruz da…

Koşullar değişti tabi ki; artık ortaya çıkan endüstri safsatasından doğan rant üzerine kurgulanmış bir siyasi etki altına girmiş futbol var.

Uyku tulumu etkisi artık sadece futbolun etkisi altında değil, ilahi söylemler, cennet vaatleri ve inanç ipoteği ile kurgu devam etmektedir.

Ama futbolun bu etkisi, taktir edersiniz ki bitmez ve yüz yıllarca süreceğe benziyor.

Futbol oyun olarak değil, ama oyun içeri ve duygusal sömürü kuvveti dolayısı ile “afyon” ve “uyku tulumu” etkisi ile devam edeceğe benziyor. Bu sefer sadece siyasi rant ile değil, siyasi rantla beraber gerçek anlamda maddi çıkar üzerine de bir rant söz konusu.

Ortaya çıkan bu büyük resmin içine sıkıştırılmış insanların acz içindeki kavgaları bunun üzerine kurgulanmıştır.

İşte bu noktada büyük değere sahip kulüpleri yönetmek başka bir sorumluluktur.

Tarihsel bir sürecin içinden gelerek kimliğini oluşturmuş ve milyonlarca kitleye sahip kulüplerin başkanları, ancak ve ancak o kulübü kalıcı kılan seyircisinden başka kimseye karşı bu kadar büyük sorumluluğu yoktur.

Sorun; bunu taşıyabilecek başkanın bu donanımlara sahip olup, olmamasıdır. Beşiktaş İnönü Stadı’nın açılışındaki siyasi seçkinlere (!) yapılan ayrıcalık ile kulüp başkanının konuşmasının tutulacak ve değerlendirecek hiçbir noktası yoktu.

Sanırım Franco bile bu kadarına tahammül edemezdi!

Beşiktaş’ın tarihsel süreçten gelen tüm değerlerini ve onu kalıcı kılan milyonlarca seyircisini görmezden gelip, kişiye odaklı sadakat töreninin unutulması ve yok sayılması mümkün değildir. İlk maçın verdiği “hipnoz etkisi” belki tartışılması gereken gerçeklerin sahanın çimlerinin altına süpürülmesine neden olmuştur.

Ancak kulübün ciddi borca girerek, kendi imkanlarıyla yaptırdığı stadından dolayı, hiç kimseye ama hiç kimseye karşı bir diyeti borcu olamaz. Bunun tüm dinamiklerini ortaya koymak ve bunu savunmak başkanın göreviydi ve görevidir.

Olmayan borca rağmen sadakat kompleksi yaşamak Beşiktaş Kulübünü bağlamaz, bu ancak başkanın kişisel beklentilerini teminat altına alma stratejisidir. Sadakat ve biat, kulüp başkanları için kulübün kendisinden başka bir şey ifade etmez.

Buradaki ahlaki sadakat; tarihsel süreç içerisinden kulüp için fedakarlıklar yapmış tüm insanlara karşı sorumluluk ifade eder.

1903’ten beri kulübü bu seviyeye getirmek üzere tüm varlığını teminat olarak ortaya koyan, şerefli, haysiyet ve hakkaniyet duygusuna sahip kitleye karşı sadakat önemlidir.

Kişisel beklentilerin teminatı için dış etkiye sadakat kulübün kitabında yazmaz!

Acı olan; stadın hipnoz etkisi bu gerçeklerin tartışılmasını engellemiş olmasıdır.

Bunların tartışılması için takımın maç kaybetmesine hiç gerek yok.

Mühim olan hiçbirinin diğerinin yanlışını ve yalanını kapamak için kullanılmasına izin verilmemesidir. Beşiktaş’ın tarihsel misyonu bunları aşmak için çok iyi bir rehberdir.

Semtin içinden çıkmış olan bir kulübün, tüm ülkeye yayılarak bir sevgi yumağı oluşturmasının nedeni; kulübün kendi değerini ortaya koyacak insan motiflerini içerisinde barındırmasıdır. Bu değerler; hem saha içinde, hem de saha dışındaki gönül insanlarının becerisidir. Ve karşılıksız olan emeğin yüceliğinin saygınlığı her zaman büyük kulüplerin günümüze kadar büyüyerek gelmesini sağlamıştır.

Kulübü rant kapısı haline getirmek ve neredeyse tüm değerlerini yok edecek boyuta getirmek, nasıl bir beceri ve bu değerli insanlarının emeklerine karşı nasıl bir karşılıktır.

Bu rant uğruna teslimiyetten başka bir şey değildir.

Stadın açılması nasıl bir siyasi kararsa, stadın açılma şekli de siyasi bir karardı. Kulüp iradesinin geçerliliğinin olmaması ancak teslimiyetin stada yansımasından başka bir şey değildir.

Ana dili Türkçe olan başkanın, kelimelerin kifayetsizliğin karşılığı duygusal yoğunluk değildi, kaygıdan kaynaklanan açmazlarıydı.

Kelimeler bile ona isyan etti ve direndiler.

Halbuki Beşiktaş başkanını kuracağı sadece siyah-beyaz cümlelerdi.

Yapamadı!

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Haberler