Cumhurbaşkanı Erdoğan Peru’da konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan Peru’da konuştu

Erdoğan, Peru’da San Ignacio De Loyola Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verilmesi dolayısıyla düzenlenen törende konuştu.

Erdoğan

Erdoğan, Peru’da San Ignacio De Loyola Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verilmesi dolayısıyla düzenlenen törende konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cenevre’deki Suriye görüşmeleriyle ilgili, “Siz niye toplanıyorsunuz? Bunu ertelemek, dünyayı oyalamak için mi bir araya geliyorsunuz? Sizden dünya netice bekliyor. Niçin Cenevre’de bir araya geldiniz? Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Hep toplanmışlardır, bir araya gelmişlerdir, yemişlerdir, içmişlerdir, ondan sonra da dağılıp gitmişlerdir. Şimdi şubatın sonuna bir tarih verdiler. Hep beraber takip edelim. Göreceksiniz, şubatın 28’i geldiği zaman tekrar tehir edecekler” dedi.

Erdoğan, Peru’da San Ignacio De Loyola Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktora unvanı verilmesi dolayısıyla düzenlenen törende konuştu.

Türkiye’nin, dünyayı saran ve yeni tehditleri de beraberinde getiren değişim süreçlerinin en fazla etkilediği Avrasya coğrafyasının merkezinde yer aldığına dikkat çeken Erdoğan, Yunanistan, Kafkasya Ukrayna, Kırım’da yaşananları anımsattı. Erdoğan, tüm yakın çevresi buhranlar sarmalı içinde olan Türkiye’nin bu sorunlarla yakından ilgilenmek durumunda olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu olumsuzluklara rağmen tüm dünyayla birlikte bölgemizdeki kardeşlerimizi de daha iyi bir geleceğin beklediği konusundaki ümidimizi muhafaza ediyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin güneyinde yaşanan sorunların çözümü yerine, işleri daha da karmaşık hale getiren müdahalelerin kendilerini üzüntüye sevk ettiğini vurgulayan Erdoğan, etnik ve mezhebi ayrımların kışkırtıldığı, bölgesel işbirliği dinamiklerinin derin yara aldığı bir ortamda, çözüm yerine çatışmaların tarafı haline gelen her ülkenin, yaşanan ölümlerin sorumluluğuna ortak olduğunu belirtti.

Suriye krizinin, 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük insani trajediye yol açtığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugün DAEŞ’i dünyaya musallat edenin de milyonlarca Suriyelinin evlerinden olmasının müsebbibinin de 5 yıldır halkına karşı her türlü zulmü reva görenin de Esed rejimi olduğu açıktır. Bu durum, artık, uluslararası toplumun önemli bir kesimi tarafından da kabul ediliyor. Bu bakımdan Suriye’de, halkın meşru talepleri ve beklentilerini karşılayacak bir siyasi geçiş sürecinin süratle hayata geçirilmesi çok önemlidir. Suriye’deki geçiş sürecini akamete uğratmaya yönelik her girişim, yaşanan insani krizin derinleşerek sürmesi çabasından başka bir şey değildir. Uluslararası toplumu, bu konuda hassas ve adil olmaya davet ediyoruz.”

-“Tarihten ümidim yok”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki tarafları bir araya getiren ve krizin çözümü ile ilgili başlatılan toplantının ertelendiğini anımsattı.

Erdoğan, “Siz niye toplanıyorsunuz? Bunu ertelemek, dünyayı oyalamak için mi bir araya geliyorsunuz? Sizden dünya netice bekliyor. Niçin Cenevre’de bir araya geldiniz? Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Hep toplanmışlardır, bir araya gelmişlerdir, yemişlerdir, içmişlerdir, ondan sonra da dağılıp gitmişlerdir. Şimdi şubatın sonuna bir tarih verdiler. Hep beraber takip edelim. Göreceksiniz, şubatın 28’i geldiği zaman tekrar tehir edecekler” dedi.

Verilen tarihten ümidi olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı ile ilgili olarak, “İlgili ilgisiz herkes oraya geliyor. Kapıların arkasında da başka şeyler konuşuluyor. İşin gerçeği orada konuşulmuyor. Orada olması gerekenler oraya alınmıyor, olmaması gerekenler oraya davet ediliyor. Örneğin muhalifler oraya son anda kabul edildi. Muhalifler de, ‘Terör örgütlerini buraya alırsanız, biz buraya girmeyiz’ dedi. Son anda terör örgütlerine, ‘Gelmeyin biz burada işi öyle veya böyle bir noktaya getiririz, sizinle de daha sonra konuşuruz’ dediler. Şimdi Erdoğan böyle konuştuğu için kötü oluyor. Fakat biz gerçekleri dillendirmeye mecburuz” değerlendirmesinde bulundu.

Suriye halkının, rejimin ve onu destekleyen güçlerin saldırıları ile can verirken önce bu acılara son vermeden görüşmelerden bir netice çıkmasının beklenemeyeceğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki muhaliflerin, “bombalamaların durdurulduktan sonra görüşmelerin başlaması” yönündeki taleplerini hatırlattı.

Erdoğan, “Suriye’nin temsilcisi orada duruyor. Ama öbür taraftan Rusya Suriye’de insanları öldürmeye devam ediyor. Böyle bir barış masası olabilir mi? Böyle bir barış görüşmesi olabilir mi? Ama ne yazık ki bu dünyada bunlar oluyor. Çocukların öldürülmeye devam ettiği bir ortamda bu tür girişimler maalesef sadece zalimin işini kolaylaştırmaktan öte işlev görmüyor” ifadesini kullandı.

– “Türkiye en fazla mülteci barındıran ülke”

Bölgedeki çatışma ortamının, Türkiye’yi örneği görülmemiş büyüklük ve yoğunlukta bir düzensiz göç hareketine maruz bıraktığına dikkati çeken Erdoğan, “Vicdani sorumluluğumuzun gereği olarak ve büyük bir özveri ile 2,7 milyondan fazla Suriyeli ve Iraklıya ev sahipliği yapıyoruz. Türkiye bugün dünyanın en fazla sayıda mülteci barındıran ülkesidir. Ağır maliyetlerine rağmen açık kapı politikamızı, sadece ve sadece insani mülahazalarla devam ettiriyoruz” diye konuştu.

Türkiye olarak, Suriye’deki krizin başlangıcından bu yana, bu durumun sürdürülebilir olmadığını ve uluslararası toplumun külfet ve sorumluluk paylaşımı konusunda üzerine düşeni yapması gerektiğini söylediklerini aktaran Erdoğan, bu çağrıya yeteri kadar kulak verilmediğini bildirdi.

Sığınmacıların imdat çığlığını dünyaya duyurmak için uluslararası düzeyde girişimlerde bulunduklarına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eylül ayında Türkiye’nin talebi üzerine, göç krizi Birleşmiş Milletler 70’inci Genel Kurulu gündemine alındı. Avrupalı muhataplarımız konuyu ancak, mülteci dalgasının kendi kıyılarına ve sınırlarına dayanmasının ardından ciddi şekilde ele almaya başladılar. Gelinen aşamada, Avrupa Birliği, mülteci krizinin çözümünde Türkiye’nin anahtar ülke olduğunu kabul etmiştir. Bu durumun da etkisiyle Avrupa Birliğine tam üyelik sürecimiz yeniden ivme kazanmıştır. Ancak, bu konuda beklediğimiz somut adımları henüz tam olarak göremediğimizi de ifade etmek isterim.”

-“Yardım faaliyetlerimiz Türkiye’yi küresel insani sistemin başlıca aktörü yaptı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün mülteci sorunundan ziyade büyük bir insanlık sorunu ile karşı karşıya olunduğunu vurgulayarak, “Bu sorunun çözümü, dünya meselelerini insan odaklı bir anlayışla ele almaktan geçiyor. İnsani diplomasi, uluslararası ilişkilerin anahtarı olmalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye bu anlayışla, son yıllarda artan imkan ve kabiliyetlerinin de sayesinde, insani diplomasiye ağırlık vermiştir. Bu kapsamda yürüttüğümüz yardım faaliyetlerimiz, Türkiye’yi küresel insani sistemin başlıca aktörlerinden biri haline getirdi. Komşumuz Suriye’de yaşanan insani kriz karşısında üstlendiğimiz sorumluluk, bu rolümüzü daha da perçinledi. 2014 yılında 4,5 milyar dolar uluslararası yardımla bu alanda 3’üncü sırada yer alan Türkiye, küresel vicdan karşısında sorumluluk sahibi bir ülke olduğunu göstermiştir. Türkiye’nin uzattığı yardım eli, sadece soydaşlarıyla ve komşuluk aidiyetiyle bağlı olduğumuz coğrafyalarla sınırlı kalmamıştır. Bugüne kadar, dünyanın dört bir yanında, 160’ın üzerinde ülkede yardım faaliyeti yürüten Türkiye, kalıcı sonuçlar doğuracak çalışmalara ağırlık veriyor.”

Konuşmasında Türkiye’nin yakın dönemde farklı ülkelere yaptığı insani yardımlardan örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayında ilki gerçekleştirilecek Dünya İnsani Zirvesi’nin İstanbul’da yapılacağını da hatırlattı. Erdoğan, “Küresel insani sorunların ele alınacağı bu tarihi zirvenin, tüm dünyadaki yardım çalışmaları için önemli bir çerçeve sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu.

– “Yapısal reformlar kararlılıkla hayata geçirildi”

Türkiye’nin son 13 yıldır sürdürdüğü siyasi istikrarını, ekonomisine de yansıttığını, yapısal reformları kararlılıkla hayata geçirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sayede Türkiye’de ekonomik refah hızla artarken, finans sektörünün de dış şoklara karşı dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomide devam eden yavaşlamaya ve mali belirsizliklere rağmen, Türkiye ekonomisinin 2015 yılının ilk 3 çeyreğinde yüzde 4 oranında büyüdüğüne değinen Erdoğan, bu büyümenin gelecek için ümit verdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, güçlü ekonomisi ve sağlam demokrasisi sayesinde, etrafını saran onca tehdit ve sınama karşısında sağlam bir duruş sergilemeye devam ediyor” dedi.

“Küresel rekabette ön plana çıkabilmek için yakın coğrafyaların ötesinde de varlık göstermemiz gerektiğini biliyoruz” ifadesini kullanan Erdoğan, Afrika, Asya-Pasifik ve Latin Amerika-Karayipler bölgelerinin, dış politika gündemlerinde önemli bir yer tuttuğunu bildirdi. Erdoğan, bu dönemde, Türkiye’nin özellikle Latin Amerika ülkeleri ile ilişkilerine önemli bir ivme kazandırdıklarını ve bölgedeki büyükelçilik sayısını da artırmaya devam ettiklerini açıkladı.

-“Tüm terör örgütleriyle mücadelemiz sürecek”

Türkiye’nin BM bünyesinde İspanya’yla başlattığı “Medeniyetler İttifakı”nı Finlandiya’yla başlattığı ‘Barış için Arabuluculuk Girişimi’ni, ABD ile eş başkanlığını yaptığı ‘Terörizmle Mücadele Küresel Forumu’nu ve G-20 Zirvesi dönem başkanlığında gündeme getirdiği temaları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle dedi:

“Huzurunuzda terörü bir kez daha lanetliyorum. DAİŞ gibi terör örgütlerinin İslam karşıtlığını körüklemek suretiyle, en çok Müslümanlara zarar verdiği gerçeğinin altını bir kez daha çizmek istiyorum. Türkiye olarak DAİŞ’i, bir milli güvenlik tehdidi olarak görüyoruz. Bu terör örgütüyle kararlı bir şekilde mücadele ederken, bu yöndeki uluslararası çabalara da aktif destek veriyoruz. Türkiye, kuruluşundan bu yana DAİŞ’le Mücadele Uluslararası Koalisyonunun içinde yer alıyor. Türkiye, hiçbir ayrım yapmaksızın, DAİŞ ve PKK başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında dünyanın yeniden çok kutuplu bir hale gelmekte olduğunun altını çizerek, ‘yükselen güçler’ kavramına sıklıkla vurgu yapıldığına işaret etti.

-“BM ve Güvenlik Konseyi’nin yeniden yapılandırılması şart”

Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu grupta yer alan ülkelerden küresel siyaset ve ekonomide daha fazla sorumluluk almalarının beklendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık, aynı ülkelerin ısrarla küresel karar alma süreçlerinin dışında tutulduğunu görüyoruz. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletlerin ve özellikle de Güvenlik Konseyinin yeniden yapılandırılması şarttır. Uluslararası barış ve güvenliği emanet edildiği kurumların, geçtiğimiz yüzyıldan kalma güç dengesine göre belirlenmiş birkaç ülkenin insafına terki kabul edilemez. Küresel yeniden yapılandırma çalışmalarına öncelikle bu kurumlardan başlamalıyız. Biz, daha adil bir dünya için bu çabalara destek vermeye hazırız. Sahip olduğumuz imkanları insanlığın iyiliği için kullanmaya devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Türkiye’nin bölgesindeki çatışmalara ve buhranlara sağduyulu çözümler bulunması çabalarına tüm dünyanın desteğini beklediklerini ifade ederek, konuşmasını, “Daha iyi bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyoruz. Güney Amerikalı dostlarımızın da giderek artan güçleri ve dinamizmleriyle, barış ve huzur dolu yarınların inşasına katkı sağlayacaklarından şüphe duymuyorum” diye konuştu.

Haberler