Emine Ülker Tarhan’ın Gezi Parkı konuşması (Video)

Emine Ülker Tarhan’ın Gezi Parkı konuşması (Video)

Taksim Gezi Parkı protestoları TBMM Genel Kurulu’nda da sert tartışmalara neden oldu. CHP’li Emine Ülker Tarhan’ın konuşması sosyal medyada en çok paylaşılan videolar arasında.

Emine Ülker TarhanTaksim Gezi Parkı protestoları TBMM Genel Kurulu’nda da sert tartışmalara neden oldu. CHP’li Emine Ülker Tarhan’ın konuşması sosyal medyada en çok paylaşılan videolar arasında.

Meclis Genel Kurulu’na hitap eden CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, AKP’li vekillere tepki göstererek, ”Siz bizi 1930’larda yönetseydiniz hepimiz birer kalıp sabun haline gelirdik” dedi.

İşte Emine Ülker Tarhan’ın konuşması

Emine Ülker Tarhan’ın konuşması ve TBMM Tutanakları;

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Aydın, siz burada birilerine laf yetiştirirken, bir çocuğun ölüm haberi geldi dün gece, haberiniz var mı? Bir çocuk, bir delikanlı, bir genç çocuğun ölüm haberi geldi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
AHMET AYDIN (Adıyaman) – O çocuğun vebali sizin üzerinizde!
BAŞKAN – Lütfen sakin olunuz.
EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Abdullah’ı Hatay’da öldürdüler! Abdullah’ı öldürdüler!
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bundan medet umuyorsunuz, beklediğiniz oldu!
AHMET AYDIN (Adıyaman) – İstediğiniz oldu!
EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Çok gençti ve hayatının baharını bile görmemişti. Bunun nedeni kim, bunun sorumlusu kim, hiç sorguladınız mı? (AK PARTİ sıralarından “Siz” sesleri)
MEHMET ALTAY (Uşak) – Birkaç kişi ölse diye bakıyorsunuz.
EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Başbakanınız niye kaçtı? Başbakanınız Reyhanlı’dan sonra kaçtığı gibi niye kaçtı? Niye kaçtı söyler misiniz? Neden kaçtı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sen, Ebu Firas’ı anlat. Reyhanlı’nın hesabını ver!
BAŞKAN – Lütfen…
EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Polislere “Bunların işini bitirin.” emrini verip neden kaçtı? Neden her sıkıştığında kaçıyor? Bu ülkeyi nasıl bu hâle getirebildiniz?
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sen, Esad’la olan fotoğrafın hesabını ver. Kendine sor!
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Kendine sor Reyhanlı’yı.
EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Bizim çocuklarımız, kardeşlerimiz olan o polisleri nasıl genç kadınların yüzüne gaz boca eder hâle getirdiniz?
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Ebu Firas’ı anlat bana, Ebu Firas’ı!
EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Kucağında bebekleri olan genç insanlara tekme tokat girişmesine nasıl izin verdiniz?
Diktatör mü arıyorsunuz?
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Geçmişinize bakın.
AHMET YENİ (Samsun) – Aynaya bak, aynaya!
EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Siz, bizi 1930’larda yönetseydiniz inanın hepimiz birer kalıp sabun hâline gelirdik, sabun, sayenizde. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bir haftadır olan biteni izliyoruz, yaşıyoruz. Bugün yine Meclis toplandı, toplandık. Ve niye toplandık! Dışarıda çocuklar ölüyor ve içeride biz, yine hiçbir şey olmamış gibi yapıyoruz aslında. Mecliste olmak aslında o çocuklara umut vermek, onlara gelecek vermek ancak biz, onların geleceğinin karartıldığını izliyoruz son günlerde. Aslında, bir siyasetçinin var olma nedeni, bence, o gençlere umut vermekti. Anlamlı olan, bizim varlığımızı anlamlı kılan oydu ancak onlar, bize gelen haberlere göre, ölüyorlar, yaralanıyorlar ve o kapsüllerle gözleri kör ediliyor. Sayısını artık bilemiyorum. Bana gelen bilgi şu ana kadar 3. Dışarıda yaşamlar sönüyor şu anda biz buradayken ve çocuklar, çocuklarımız sakat kalıyor. Bu mudur diye soruyorum yapabileceğimiz şey? Bu olmamalı aslında, bu kadarı olmamalı. Aslında bugün belki hepimiz Hatay’da olmalıydık, o acılı aileyle birlikte olmalıydık ancak Başbakanınız -az önce söyledim, söylemek zorundayım gene- bu ülkeyi bir ateşin ortasına attı ve Reyhanlı’da olduğu gibi yine terk etti, yine hemen arkasından gitti, tahrik etti, tehdit etti ve kaçtı hemen arkasından. O, özel uçağıyla Afrika turuna çıkarken, değerli milletvekilleri, insanlar gözünü kaybediyordu gene ve ölmeye devam ediyordu. Şiddetin sınırı yoktu, polis şiddetinin sınırı yoktu günlerdir. Ve Abdullah öldü dün. Bunlar, onun, şiddeti körükleyen Başbakanınızın eseridir. Bunu, burada altını çizmek ve söylemek istiyorum. Eseriyle övünebilir artık veya kaçabilir. Bunu yapabilir.

Bakın, birisi geçen hafta güzel bir benzetme yaptı: “Biz ağaçta ağacı görürüz.” dedi, “Siz ise sopayı görürsünüz.” Siz, gölgesini bir türlü kullanamadığınız ve gölgesini satamadığınız ağaçları yerinden sökersiniz ancak biz, onların gölgesinde soluklanırız, aramızdaki farkı anlatmaya çalışıyorum. Biz evlatlarımızı mutlu olması için büyütürüz, yetiştiririz ama siz -hep şunu söylersiniz- kinini diri tutması için yetiştirirsiniz veya eğer kinini diri tutmuyorsa, muhafaza etmiyorsa bir kum torbası gibi kullanılabilir sizce o gençler. Bunu biliyoruz aslında biz ama yine de şaşırıyoruz, her seferinde şaşırıyoruz, aramızdaki farkı görüyoruz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Size bakınca kimi görüyor?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Siz o meşhur yüzde 50 var ya yüzde 50’den bir tane daha olduğunu siz unuttunuz, kalan yüzde 50’nin değerlerine siz her gün saldırdınız, her gün. Bu olağanüstü tepkinin nedeni sakın ötekileştirme ve sakın kibir olmasın, hiç bunu düşünmediniz. Bakın, kalan yüzde 50’yi siz topyekûn ayyaş ve çapulcu ilan ettiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hiç öyle bir şey yok.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Hani, balkon konuşması yapılmıştı bir dönem hatırlıyor musunuz? Nerede o balkon konuşması ve nerede hani “Aynı sudan içmiştik hep birlikte” aynı sudan içme masalı? Artık uyur mu zannediyorsunuz bunu duyanlar bu masallarla.
Siz ne derseniz deyin, ne derseniz deyin, olanlar ve olmakta olanlar Türk siyasi tarihinin en olağanüstü sivil direnişi ister kabul edin ister etmeyin. Hiçbir siyasi partiye, gruba, hiçbir derneğe, sendikaya değil, tamamen halka ait, katışıksız bir halk hareketi bu değerli milletvekilleri, ister kabul edin ister etmeyin. Yollara düşen bir karıncayı incitmeden şehirlerin sokaklarından kalbine akanlar “Biz genciz.” diyenler “çocuğuz”, “Fenerliyiz”, “Cimbomluyuz”, “Trabzonlu”, “Çarşılı” her kesimden “Biz halkız.” dediler farkında mısınız? Ellerinde suları vardı ve kitapları vardı -en fazla o vardı- çapulcuların elinde kitap mı olur, su mu olur söyler misiniz? (CHP sıralarından alkışlar) Ve hep bir ağızdan sordular ve doğrudan Başbakanınıza şu soruları sordular: “Sen kimsin ki?” dediler. “Yıllardır değerlerimize saldırıyorsun…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ne değerlere saldırması?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) -…kendinden olmayanı sen kimsin ki yok sayıyorsun? Sen kimsin ki dizilerden çocuk sayısına kadar çocuk sayısına ve emzirme süresine kadar insanların özel yaşamlarına karışıyorsun?” dediler ve “Sen kimsin ki vergilerimizi biber gazı, TOMA’lar, akrepler, kobralar olarak üzerimize gaz bombaları olarak salıyorsun, sen kimsin?” dediler ve “Sen ne hakla karşımıza 1 milyonu çıkartmakla, kardeşi kardeşe kırdırmakla tehdit ediyorsun.” dediler. Siz onlara “Aşırı uçlar.” dediniz. Hiç kuşkusuz, tiranlığın hüküm sürdüğü her yerde özgürlük bir aşırı uçtur milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar) Ve hanımlar, beyler; buradan ilan ediyorum: Özgürlük mücadelesi bir aşırı uçsa biz aşırı uçtayız, tam o uçtayız. (CHP sıralarından alkışlar) Barışçı bir özgürlük mücadelesi verenlerin kime oy verdikleri hiç ama hiç umurumuzda da değil. Nereye oy vermişlerse vermişlerdir, hepsi inanın bizim kardeşimizdi oradakilerin. Birleşince güçlü olunacağını gösterdiler. Ben onlara inanıyorum, hatta kendime inandığımdan da fazla inanıyorum. Onlar, siyasetçilerin önüne geçtiler. Despotlar çoktandır unutmuşlardı ama onlar hatırlattılar. Kimse ama hiç kimse halktan daha güçlü değildir ve siz halkın taleplerini yerine getirmek zorundasınız ve geri adım atmak zorundasınız. Bakın, Başbakanınız, bu bapta Başbakanınız kaybetmiştir; bunu kabul edin. Ne kadar inkâr ederse etsin kaybetmiştir.

Başbakanınız bizi artık tehdit etsin, sokaktaki binleri, yüz binleri, on binleri, milyonları tehdit etsin, hiç fark etmez. Metal yorgunluğu işte, bir sürü tehdit. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor, güvenlik yazılımı olmayan sanki bir bombaymış gibi sağa sola öfkeyle saldırıyor. Saldırsın, fark etmez. Onun bizi, Türk’ü Kürt’e, Alevi’yi Sünni’ye, imam-hatipliyi olmayana ve son olarak halkı halka düşman etme çalışmalarını biz gayet iyi biliyoruz. Bunun panzehrini de bulduk. Bunun panzehri ne biliyor musunuz? Dayanışma bunun panzehiri. (CHP sıralarından alkışlar) Dayanışmayı, biz keşfettik.

Bir gün, yıktığı değerlerimizden, söktüğü ağaçlarımızdan, darbettiği çocuklarımızdan, cezaevindeki tutsaklardan, dışarıdaki tutsaklardan çıkıp özür dileyecek. Gaza boğduğu gençlerden özür dileyecek. Biliyor musunuz, bazıları gaz odalarıyla tarihe geçerler, bazıları gaz bombalarıyla tarihe geçerler. (CHP sıralarından alkışlar) Umarım o kibri ve egosu yüzünden bu toplum öngöremediğimiz başka acılar çekmez, umarım çekmez. Olayların bu noktaya gelmesinin tek sorumlusu ve olabileceklerin tek sorumlusu Başbakanınız ama bu sorumluluk artık sadece ona bırakılamaz çünkü fiil ehliyeti yokmuş gibi davranıyor ve bazı sorunlar yaşadığını hissediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Ve dersler çıkarması gerekiyor, bizim de dersler çıkarmamız gerekiyor. Herkesin artık bu ülkede birbirini anlamaya çalışması gerekiyor. Aşınan dostlukları yeniden filizlendirmemiz gerekiyor. Türkiye’nin her yerinde ve özellikle Ankara’da polisin aşırı şiddetine ve her dövdüğü gençten sonra zafer işareti yapmasına rağmen, bu on yıllık istibdat dönemi halk tarafından bitirilmiştir arkadaşlar. Bunu kabul edin. Türkiye’de artık hiçbir şey ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Halk, demokrasiye, laikliğe, özgürlüklere, yaşam tarzına karşı Başbakanınızın yarattığı bu istibdadı ilga etmiştir. Ama bunun biraz da sorumlusu sizdiniz, bunu kabul edin. Bu istibdat canavarını, verilen her fermanı kanun yaparak siz beslediniz, bunu kabul edin. (CHP sıralarından alkışlar)
Abdullah o yüzden, bu istibdat yüzünden Hatay’da, Armutlu’da yatıyor şimdi. Ethem’in beyin ölümü gerçekleşti ve OSTİM’de işçiydi Ethem. Annesi -çalışmaktan elleri kocaman olmuştu- ellerini avuçlarıma aldı ve dedi ki: “Ben el işinde çalışarak Ethem’i büyüttüm.” İki gün önce Ethem’in beyin ölümü gerçekleşti, bilginiz olsun. Ve bir oğla veda etmek ne demek biliyor musunuz? Umarım, hiçbiriniz böyle bir şey yaşamazsınız. Bir polis kurşunuyla beyni parçalanmış. Öyle bir odada yatıyor şu anda Ethem. Şimdi, bize kalkıp birileri “Halkına zulmediyor.” filan demeye sakın, sakın ha kalkışmayın bir daha. Bu ülkeyi Esad’dan, Maliki’den, vesaireden nasihat almaya biz değil, siz mahkûm ettiniz.

Son söz değerli milletvekilleri, karıncayı incitmeden demokratik itiraz hakkını kullanmak için bayraklarını alıp şarkılar söyleyerek sokaklara çıkan ama gazlanan, horlanan o gençlerin unutmaya başladığımız dayanışma kültürümüzü, onurlu geçmişimizi ve bize yeniden hatırlattıkları ve yaşattıkları için hepsinin temiz alınlarından öpüyorum ben onları. (CHP sıralarından alkışlar) Ve onlara “Sükûnetle, vakarla, barışla bir olun; o zaman umut vardır, o zaman güzel günler göreceğiz çocuklar.” diyorum.
Sizlere ise şunu söylüyorum: Şimdi, siz, sandığınız kadar çok değilsiniz değerli milletvekilleri, biz sandığınız kadar az değiliz değerli milletvekilleri, bunu idrak edin. Bir kez olsun bu ülkeye bir iyilik yapın, Başbakanınıza söyleyin, kinini, nefretini lütfen kontrol etsin, toplumu kışkırtmaktan vazgeçsin.

O yüzde 50 var ya, bizim arkadaşımız, selam verdiğimiz, aynı fikri paylaşmasak bile…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Masalcı teyze, bitti, hadi!

(CHP sıralarından gürültüler)
MUHARREM İNCE (Yalova) – Ayıp be!
EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – …selam verdiğimiz komşularımız, dostlarımız onlar… (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tarhan.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Ayıp!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayıp be, ayıp!
MUHARREM İNCE (Yalova) – Senin evladın yok mu? Senin evladın yok mu?
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sakin olunuz. Biraz sessizlik rica ediyorum lütfen.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Sen, anne değil misin? Gencecik çocukların ölümünden söz ediyoruz. Ne biçim annesin sen! Anne değil misin sen?
BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

[tube]http://www.youtube.com/watch?v=7oBa-KMrLvw[/tube]

  • meryl stofer

    üstüne söz söyleyebilen hala o yüreklerinin derinliklerindeki kin ve nefreti hayasızca ulu orta utanmadan arlanmadan sergilemekten üstelik mecliste ve milletin meclisinde sergiliyorlar bu söylemlerini. doğru olan milletin çıkarı söz konusu olduğunda bizden veya değil şayet artistlik yapmıyorlarsa yanlarında olunması gerekir. tıpkı emine ülker tarhanın söylediği gibio panzehiri keşfedebilmek ders çıkartabilmek çok önemli.

Haberler