Fatih Sultan Mehmet’ten Fatih Terim’e

Fatih Sultan Mehmet’ten Fatih Terim’e

Sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan NationalTurk yorumcusu Ersin Afacan’ın “Fatih Sultan Mehmet’ten Fatih Terim’e” başlıklı yazısı;

Ersin AfacanSportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan NationalTurk yorumcusu Ersin Afacan’ın “Fatih Sultan Mehmet’ten Fatih Terim’e” başlıklı yazısı;

Geçtiğimiz salı günü, Türkiye Futbol Direktörü unvanına sahip olan Fatih Terim’in Türk futbolunun geleceği için hazırlanan projeleri aktardığı ve katılımcıların katkısıyla ortaya yeni projeler çıkarmak amacıyla başlattığı Futbol Buluşmaları’nın üniversiteler etabı, TFF’nin Riva’da bulunan Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde yapıldı. Toplantıya Spor Bilimleri Fakültesi Dekanları ile Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürleri katıldı.

Toplantıda çekilen bir fotoğraf önce dikkatimi çekti, sonra da beni rahatsız etti. Çünkü o fotoğrafta, Meslek Lisesi Motor Bölümü 2.sınıftan terk olan Fatih Terim otururken, çoğunluğunun profesör ve doçent olduğu Türkiye’nin bütün Spor Bilimleri Fakültesi Dekanları ile Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürleri ayaktaydı. Fatih Terim’in oturduğu ve etrafındaki insanların ayakta olduğu bu tip fotoğraflar son zamanlarda artmaya başladı. Aklıma hemen Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a girerken hocası Akşemsettin ile olan diyalogu aklıma geldi.

II.Mehmed, Akşemseddin ile İstanbul’a girişte şehir halkı tarafından karşılanıyor ve şehir halkı Akşemseddin’i II.Mehmed sanıp ona çiçekler uzatıyordu. Akşemseddin ise “Padişah ben değilim” diyerek yanındaki Fatih Sultan Mehmed’i gösteriyordu. II.Mehmed ise “Hünkar benim ama O benim hocamdır. Çiçekler O’na layıktır” sözüyle tebessüm ediyordu (1). Fatih, kültür olarak da bir dünya devletinin hükümdarı olmak konusunda kendisini hazırlamıştı. Arapça ve Farsça’nın dışında, Slavca ve Yunanca’yı da öğrenmişti. Batı kültürünü öğrenmeye ve tanımaya çalışmıştı. İtalya’dan ressam, mühendis, coğrafyacı ve tarihçi getirmişti. Sarayında çeşitli milletlerden sanatçı, şair, filozof ve bilginler bulundurmuştu (2).

1453’den 2016’ya geldiğimizde ise liseden terk olan Fatih Terim, kendisi otururken çoğunluğunun profesör ve doçent olduğu Türkiye’nin bütün Spor Bilimleri Fakültesi Dekanları ile Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürleri’nin ayakta olduğu bir fotoğraf çektirmekte sakınca görmüyor. Sadece Fatih Terim değil akademisyenler de bu manzaradan rahatsız olmuyor veya olan varsa belli etmiyor. Zaten Fatih Terim’in bu tip toplantıları, “dostlar alışverişinde görsün” anlayışı ile yapılan ve neredeyse hepsinin zaman kaybı olduğu çalışmalardır. Çünkü Futbol Federasyonu’nda zihniyet değişimi olmadıkça bu çalışmalar hem Fatih Terim hem de katılımcılar için birer hatıra olarak tarihteki yerini alacaktır. Umarım bir gün, bu dekan ve müdürlerin okullarında akademisyen olan bir “spor tarihçisi” bu dönemi kaleme alır.
Fatih Terim 1453’teki zihniyeti örnek almalı, bilime ve bilim insanlarına saygı duymalıdır. Bilim insanları da en hafif tabirle “snop” olarak kabul edilebilecek davranışlardan uzak durup kendi saygınlıklarını korumalıdır. Hem Fatih Terim’e hem de dekan ve müdürlerimize de Alain de Botton’un “Statü Endişesi” adlı kitabı okumalarını tavsiye ederim. Çünkü bu kitap her iki tarafa da hitap ediyor.

Ersin Afacan / NationalTurk

KAYNAK
(1) Murtaza, Gürsoy; İstanbul’un Manevi Fatihi Akşemseddin, Elest Yayınları, İstanbul- 2007, s. 78
(2) Ünal, Mehmet Ali; Tarihçi Gözüyle Olaylar ve Türkiye, Alsancak Yayımları, Isparta-1998, s.76

Haberler