Garplılaşmanın Neresindeyiz?

Garplılaşmanın Neresindeyiz?

NationalTurk yorumcusu ve sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan bir sosyal bilim uzmanı olan Ersin Afacan’ın ‘Garplılaşmanın Neresindeyiz?’ başlıklı yazısı;

NationalTurk yorumcusu ve sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan bir sosyal bilim uzmanı olan Ersin Afacan’ın ‘Garplılaşmanın Neresindeyiz?’ başlıklı yazısı;

“Garplılaşmanın Neresindeyiz?” gerçek bir bilim adamı olan Rahmetli Prof.Dr.Mümtaz Turhan’ın yazdığı batılılaşma ve modernleşme adına ülkemizin yaşadığı üzücü macerayı anlatan bir kaynak kitaptır. Bu kitapta 200 yıldan fazla bir zamandır Batı’ya yönelen Türk Milleti’nin durumu anlatılıyor. Doğru ve yanlış yönelmeler nelerdir? Batı’dan neler alınmalıdır? Bugüne kadar yapılan işlerdeki hatalar nelerdir? Kendi bünyemizdeki eksikler nasıl giderilebilir? Kendimizden kopmadan çağdaş medeniyet seviyesindeki yerimizi almamız nasıl mümkün olacaktır? gibi pek çok soruya cevap verilmeye çalışılan bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.

Aslında futbol başta olmak üzere bütün branşlarda “Garplılaşmanın Neresindeyiz?” tarzında araştırmalar yapılmalı, kitaplar ve makaleler yazılmalıdır. Bu işi yapacak olan da Gençlik ve Spor İşleri Müdürlükleri ile BESYO’ların psiko-sosyal alanlarında çalışan akademisyenler olmalıdır.

“Sporda garplılaşmanın neresindeyiz?” sorusuna cevap vermek gerekirse özellikle futbolda batılı ülkelerin seviyesinden çok geride olduğumuz sürekli yaşadığımız saha içi ve saha dışı olaylarla tescilleniyor. Aslında yazılacak ve tartışılacak o kadar çok konu var ki ama biz Alex’in Fenerbahçe’den gönderilmesine değinelim. Başkanı olduğu Fenerbahçe’yi dünya kulübü yapmayı, takımlarını Avrupa ve dünya sahnesinde başarılı kılmayı hedefleyen Aziz Yıldırım’ın hedefleri ile Alex’e yaşattıkları birbirine tezattır.

Futbolda batılılaşmanın temel prensiplerinden biri başkan, yönetici ve teknik direktörün kriz çıkaran değil krizi yöneten ve çözen kişiler olmalarıdır. Şüphesiz hayatın diğer yaşam alanlarında olduğu gibi sporda da şekil veya kalıptan ibaret bazı tesis ve statların yapılması batının sportif bilimine ve kültürüne sahip olmak yani modernleşmek demek değildir. Aynı şekilde, başka milletlerin yetiştirmiş olduğu sporcuları almakla veya onları devşirip Türk yapmakla batı standartlarına erişilmez ve ona sahip olunmuş sayılmayız. Ayrıca yabancı bir yıldız futbolcuyu alıp ondan sportif başarı beklemek için kulüpte ve takımda demokratik kültür oluşturulmalıdır. Demokratik kültür oluşturulmazsa takımın yıldız oyuncuları ile sorun yaşanma ihtimali yüksektir ki Ortega, Emre, Anelka, Alex, Appiah, Van Hooijdonk ilk aklıma gelen örneklerdir.

Bugün birçokları şekil ve kalıptan ibaret kalmaya mahkum olan Fenerbahçe’deki değişmeler, kulüpte bilim ve teknik açıdan her türlü personelin çalıştığı, sporcu merkezli düşünülüp demokratik bir kültürün oluşturulduğu gün mana kazanacaktır. Mesela çalkantılı dönemde mental sorunlar yaşayan ve Aykut Kocaman’ın “kafası karışık” dediği Alex gibi oyunculara mental destek verecek bir veya birkaç uzmanın FB’de olması gerekiyor. Ayrıca demokratik bir spor kültürünün olduğu kulüpte seyircilerin düşüncelerine ve hakaret içermeyen davranışlarına hoşgörü ile bakılır ki Aziz Yıldırım’ın bir maçta mikrofonu eline alıp bayan seyircileri azarlaması ve Beşiktaş maçında stada Alex maskelerinin sokulmasına izin verilmemesi pek demokratik değildi. Bütün bunların yanında batı seviyesindeki bir kulübün başkanı “Gerektiğinde soyunma odasına girerim” demez.

Bu örnekleri sadece Fenerbahçe’de değil çoğu kulübümüzde görüyoruz. Bütün bu yazdıklarımın yanında Alex’in basın toplantısındaki sözleri aslında Türk futbolunun bir özeleştirisi ve Edirne’nin ötesinde neden ciddiye alınmadığımızın göstergesidir. Dolayısıyla bir kulübün şekil ve kalıplarındaki değişmeler ancak sporda psiko-sosyal alanların temel prensiplerinin uygulandığı, modern zihniyette başkan-yönetici ve teknik kadronun çalıştığı bir ortamda mana kazanır ve o kulüp hem batı seviyesine çıkar hem de örnek kulüp olur.

Ersin Afacan / NationalTurk

Haberler