Haksız kazanç

Haksız kazanç

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Haksız Kazanç” başlıklı yazısı;

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Haksız Kazanç” başlıklı yazısı;

Bu ülke, bazıları için nimet olarak avantajlar sağlarken, bazıları için vicdan ağrısı olarak kahredici dezavantajlara neden olmaktadır.

Her alanda öyle, ama özellikle spor alanında ve futbolda bambaşka bir boyut taşımaktadır.

Nedeni açık ama genelde irdelemek lazım…

Mesleki uygulamalardaki içerik ve sonuçlar, o mesleğin hem kendi çalışma ortamına göre doğruluk içermek zorunda, hem de eğer evrensel bir takım metotlara bağlı ise bu değerleri de içinde barındırmak zorundadır.
Tabii ki asıl olan mesleği icra eden kişidir.

Ve başlangıç olarak tek dayanağı vardır; mesleğinin ahlaki kriterleri.
Mesleki donanımlarını güncel tutup, yeniliğe çabuk adapte olacak entelektüel yapı; gelişimin ve evrensel bilgiyi kullanmanın tek dayanağıdır. Bunun mahrumiyeti kişileri yerel kültürün parçası yaptığı gibi, mesleki avantajları bilgi ve donanımlarla değil, geçerli olan zemin üzerinde ikili ilişkilerle kalıcı kılar.

Özellikle azgelişmişlik sendromu yaşayan toplumlarda bu ilişkilerin tamamı siyasi bir boyut taşır.
Haliyle bizde bundan nasibimizi almaktayız.

Bunlar bizim yerel çıkara dayalı davranış kabullerimizdir.

Hele hele uluslararası platformlarda mesleğinizi icra ediyorsanız ki; spor kaçınılmaz olarak bu alanda olmak zorunda, bu yerel davranış şekilleri ve bilgi açığı acımasızca bir yüzleşme şeklinde yetersizlik olarak çok net olarak kendini belli eder.
Özellikle sahalarda…

Ve o kadar çaresizlik yaşanır ki; o ortamda kurtulma şekli bir takım şiddet ve agresif davranış modelleri ile varlığını korumaya çalışır.

Aslında bu yüzleşme varlığın inkârından başka bir şey değildir…

Spor branşlarındaki antrenörler ve sporcular bu yapının en belirgin meslek elemanlarıdır. Bizim kendimize özgü avantajları kullanarak hak etmedikleri yerlere gelenlerin varlık nedeni olanlarla beraber, uluslararası alanda yetersizlikleri hepimiz için bir yüzleşmedir.

Duygusal refleksler ve reklamlar ki; bu reklamlardan bile büyük kazançlar elde ediyorlar, bu algı manipülasyonu ile süreci kalıcı kılmaya çalışıyorlar. Diğer taraftan bilgi yetersizliklerini bir takım olmazsa olmaz sevgilerin (Vatan, bayrak gibi) sömürülmesi ile kamufle etmeye çalışmaktadırlar.

Bunun tek nedeni de ranttır.

Ülke içinde kurgulanmış olan spor yapılanmasından sağlanan para avantajını paylaşmadaki titizliklerini maalesef aynı oranda mesleki donanımlarında gösterme gibi kaygıları yoktur!

Ve bizlerin parasının paylaşımıdır bu.

Hiçbir katma değer yaratmadan kazanılan paralardır bunlar.

İşin acı tarafı hiçbir zaman büyük organizasyonlarda final oynama gibi şansı olmayan takım sorumluların elde ettiği kazançlar ve bunu bir gruptan çıkma maçı veya grupta alınan bir galibiyet ile pazarlanması en ahlaksız manipülasyondur.

Bunu tasvip etmemiz de bizim acizliğimiz.
Yarattığımız sanal imparatorluklar ve imparatorlarla, kendi yetersizliğimizi telafi etme kaygısı ve olmayacak başarılara varılmayacağını bilerek arsızca beklenti içine girmek, sanırım farklı bir toplumsal travma davranışımızdır.

Öğretilmiş çaresizliklerdir bu sosyal sendromlar.

Ve ortada inanılmaz bir haksız kazanç var.
Neden bunun hesabı sorulmaz?
Ve bu haksız kazancı sağlayanlar neden hala her yerde varlıklarını sürdürürler?
Ve bakın yasalar haksız kazanç için ne diyor:

Madde 257 – (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) menfaat, sağlayan kamu görevlisi,(Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) altı aydan iki yıla kadar, hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) menfaat, sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
İbretlik olsun diye değil, gerçekten ahlaki bir mesuliyet için biri bu maddelerden yargılanmaz mı?
Birileri dava açmaz mı?
Takımlar borç batağında, Milli Takımlar inanılmaz gelirlere sahip ve ciddi harcamalar yapılıyor ve en önemlisi hak edilmeyen maaşlar veriliyor. Ama ortada sadece büyük paraları kazananlardan başka bir şey yok.
Ne başarı,
Ne sürdürülebilinir bir istikrarın sistematik kurgusu.
Hâlâ onlar avantajlı oluyorlar.
Bizler dezavantajlı oluyoruz.

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Haberler