Hayata Dönüş Operasyonu’nda gerekçeli karar hazır

Hayata Dönüş Operasyonu’nda gerekçeli karar hazır

Ümraniye Cezaevi’nde 2000’deki “Hayata Dönüş Operasyonu” sırasında meydana gelen olaylarda biri asker 8 kişinin ölümüne ilişkin 399 sanığın yargılandığı davaya ilişkin gerekçeli karar hazırlandı.

Ümraniye Cezaevi’nde 2000’deki “Hayata Dönüş Operasyonu” sırasında meydana gelen olaylarda biri asker 8 kişinin ölümüne ilişkin 399 sanığın yargılandığı davaya ilişkin gerekçeli karar hazırlandı.

Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesince hazırlanan 143 sayfalık gerekçeli kararda, tüm dosya kapsamına göre sanıkların yasa dışı DHKP/C, TKP/ML, TİKKO, TKİP adı altındaki örgüt mensubu hükümlü ve tutuklular olarak Ümraniye E- Tipi Cezaevi’nin çeşitli bölümlerinde kaldıkları anlatıldı.

Sanıkların kaldıkları koğuşlarda uzun süreden beri istenilen ölçüde gözetim ve denetim yapılmadığı aktarılan gerekçeli kararda, ülke çapında F Tipi cezaevlerinin faaliyete geçirilmesinin gündeme geldiği, bu cezaevlerinin faaliyete geçirilmesini protesto etmek ve bu cezaevlerine nakilleri önlemek amacıyla da 20 Ekim 2000 tarihinde süresiz açlık grevine başladıkları belirtildi.

Gerekçeli kararda, bir kısım hükümlü ve tutuklunun açlık grevini 21 Kasım 2000 tarihinde ölüm orucuna dönüştürdükleri belirtildi.

Olaylar sırasında hükümlü ve tutukluların eylemlerinden vazgeçmeleri için ikna çalışmaları yapıldığı, tedavilerinin sağlanması için tüm tedbirlerin alındığı, ölüm orucunun kişi üzerindeki olumsuz etki ve neticelerinin dile getirildiği aktarılan gerekçeli kararda, sanıkların eylemlerine devam etmeleri üzerine 19 Aralık 2000 tarihinde alınan karar gereğince cezaevinde operasyon başlatıldığı, operasyon sırasında Ahmet İbili isimli tutuklunun kendisini yakarak öldürdüğü, hükümlü ya da tutukluların direnmesi üzerine de çatışma çıktığı ve güvenlik görevlilerine ateş açıldığı anlatıldı.

Gerekçeli kararda, güvenlik görevlisi Jandarma Uzman Çavuş Nurettin Kurt’un çıkan çatışmada aldığı ateşli silah yarası sonucu öldüğü belirtilerek, tutuklu ve hükümlülerden Rıza Poyraz, Ercan Polat ve Alp Ata Akçaöz’ün de silahla açılan ateş sonucu öldükleri, Ümit Gedik’in ise gaz zehirlenmesine bağlı hayatını kaybettiği bildirildi.

Kimlikleri yapılan DNA testlerinden belirlenen Hayrettin Akbaba ile Muharrem Buldukoğlu’nun da olaylar sırasında yanarak öldükleri kaydedilen gerekçeli kararda, operasyon sırasında güvenlik görevlileri Ergün Çetin’in 15, Mustafa Tanış, Faruk Gülenç ve Ahmet Altuntaş’ın da 10’ar gün iş ve güçlerinden kalacak derecede ateşli silahla, çok sayıda sanığın da muhtelif derecelerde ve şekillerde yaralandıkları ifade edildi.

– Zaman aşımı vurgusu

Gerekçeli kararda, olayda yanarak ölen Hayrettin Akbaba ve Muharrem Buldukoğlu’nun cesetlerinin bulunduğu koğuşta inceleme yapıldığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

“Deliller gözetildiğinde bu maktullerin yasa dışı örgütlerin direniş için verdikleri hükümlü ve tutukluların kendilerini yakmaları talimatı doğrultusunda yakılarak öldürüldükleri, güvenlik görevlisi Jandarma Uzman Çavuş Nurettin Kurt’un ise Ahmet İbili isimli maktul tutuklunun kendisini yakarak güvenlik güçlerine doğru yönelmesi sırasında çıkan çatışmada ateşli silah yaralanması neticesi öldüğü, bu maktullerin öldürülmesinde sanıkların rol aldıkları iddia edilerek tüm sanıklar hakkında cezaevi idaresine karşı silahlı ayaklanma, 6136 sayılı muhalefet, patlayıcı madde bulundurmak, faili gayri muayyen şekilde adam öldürmek ve yaralamak, bu suçlara iştirak etmek suçlarından kamu davası açılmış ise de, söz konusu suçların 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, hüküm tarihine kadar 15 yıldan fazla sürenin geçmiş bulunduğu, bu suçlar yönünden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının, zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.”

Sanıklar hakkında “faili gayrı muayyen şekilde adam öldürmek ve bu suça iştirak” suçundan da kamu davası açıldığı hatırlatılan gerekçeli kararda, “Maktul Nurettin Kurt’un ölümünün cezaevinde ele geçirilen silahlarla değil de G-3 ve kalaşnikof gibi yüksek kinetik enerjili silahlarla gerçekleştirildiğinin rapor edildiği, sanıklar tarafından öldürülmeyip çatışma sırasında güvenlik görevlilerinin kullanmış olduğu silahtan çıkan merminin isabet etmesi sonucu öldüğü anlaşıldığından, sanıkların maktul Kurt’a yönelik eylemi işlemedikleri anlaşıldığından beraatlerine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır” görüşü aktarıldı.

Gerekçeli kararda, şunlar kaydedildi:

“Sanıkların F Tipi cezaevlerinin faaliyete geçirilmelerine karşı direndikleri ve bu amaçla direniş kararı aldıkları, bu direnişin sona erdirilmesi konusunda görüşmelerin yapıldığı ve sonuçsuz kaldığı düşünülerek operasyon talimatı verildiği, operasyonun adının “Hayata Dönüş” olarak konulduğu ancak yapılan operasyonlar sonucunda ülke çapında pek çok mahkum ya da hükümlünün öldüğü, ölen hükümlü ya da tutuklulara yönelik yapılan operasyonda aşırı güç kullanılıp kullanılmadığı varsa bunlarla ilgili sorumluların tespiti amacıyla özellikle güvenlik görevlileri hakkında İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan bir davanın bulunduğu, kamu görevlilerinin sorumluluklarının olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin de anılan mahkemece yapılacağı anlaşıldığından bu yönde mahkememizce bir değerlendirme yapılmamıştır.”

Dosya kapsamına göre, F Tipi cezaevlerinin faaliyete geçirilmesine karşı durularak hükümlü ve tutuklularca bir tutumun sergilendiği belirtilen gerekçeli kararda, olaylar sırasında ölen Hayrettin Akbaba ve Muharrem Buldukoğlu’nun kendi bireysel kararları ile kendilerini yaktıkları, ölenlerin almış oldukları bu karardan dolayı tüm sanıkların bu ölümlerden sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından tüm sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı kaydedildi.

– Mahkemenin kararı

Mahkeme heyeti 22 Ocak’ta verdiği kararında, 399 sanığın yargılandığı davada, yargılama sürecinde hayatını kaybeden 32 sanık hakkındaki davanın düşürülmesine, 367 sanığın “faili gayri muayyen şekilde adam öldürmek” suçundan beraatlerine, “cezaevi idaresine silahlı ayaklanma”, “6136 sayılı yasaya muhalefet”, “patlayıcı madde bulundurmak” ve “kasten yaralama” suçlarından açılan kamu davasının da zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle düşürülmesine karar vermişti.

Haberler