Herkes Gitsin Salih Dursun!

Herkes Gitsin Salih Dursun!

Sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan NationalTurk yorumcusu Ersin Afacan’ın ‘Herkes Gitsin Salih Dursun!’ başlıklı yazısı;

Ersin Afacan

Sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan NationalTurk yorumcusu Ersin Afacan’ın ‘Herkes Gitsin Salih Dursun!’ başlıklı yazısı;

Geçtiğimiz Pazar günü oynanan Galatasaray-Trabzonspor maçında maçın hakemi Deniz Ateş Bitnel’in elinden kırmızı kartı alıp hakeme kırmızı kart gösteren Trabzonsporlu futbolcu Salih Dursun, spor kültürümüzün bir alt parçası olan futbol dünyasında yer alan çoğu insan tarafından onaylanan ve ödüllenen bir tutumla destekleniyor. Özellikle maç dönüşü Trabzon havalimanında bir grup taraftar Salih Dursun’u “Herkes gitsin, Salih dursun” sloganı ile karşıladı.

Salih Dursun

Bu slogan bana, “bilgili ve oturaklı beyefendi idareci” diye tarif ettiğimiz kulüp idarecilerinin son örneklerinden olan Beşiktaş Kulübü Onursal Başkanı Süleyman Seba’nın “Ahmet dursun, Seba gitsin” tezahüratı neticesinde 1984 yılında başladığı başkanlık görevine 2000 yılında son vermek zorunda kalmasını hatırlattı. Türkiye’de futbolunun bugünkü içler acısı halinin başlangıcı diyebileceğimiz bu istifadan 16 yıl sonra benzer sloganı duymak, futbol kültürümüzdeki zihniyetin artık dehşet verici bir boyuta geldiğini gösteriyor.

Bu olayı zihniyet, saldırganlık ve eğitim başlıkları altında yorumlamak istiyorum. Zihniyet denilince aklıma Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönem aydınlarından olan Tüccarzade İbrahim Hilmi’nin 1916’da yazdığı Avrupalılaşmak adlı eserinde yer alan şu satırlar geliyor; “Bir Türk, Avrupalı zihniyeti ile tarihinin son yüzyıla ait olaylarını okusa kaçırılan fırsatlara, göz yumulan durumlara, ahmakçasına uğranılan felaketlere ağlamaması, kalbinin en derin köşesinde, sefil toplumsal hayatımıza karşı nefret duymaması mümkün değildir.” (Hilmi;1997,22). Yani, sorunlarımızı gerçeğe uygun olarak çözüme kavuşturabilmek için mantığın yardımına başvurmamız gerekirken, yaşam üslubu mantığın önüne durur ve ona yol vermeye yanaşmaz (Adler;2011,105). Dolayısıyla geleneksel kültürün anlayış ve değerleriyle modern kültürün anlayış ve değerleri arasındaki çelişki ve çatışma, günümüz Türk futbolunun en belirgin özelliklerinden birini oluşturmaktadır. Belki de bundan dolayı Türkiye’de federasyon, kulüpler, hakemler, menajerler, antrenörler ve futbolcularda kapsamlı bir sportif planlama ne istenilen bir şeydir, ne de olabilecek bir şeydir.

Salih Dursun’un bu hareketini zihniyet yanında saldırganlıkla da yorumlayabiliriz. Ülkemizde, sahada yeterli performansı sergileyemeyen her takım, maç esnasında hakemi taciz ediyor. Bu maçta da maçı kötü yöneten hakemi işaret parmağı ile tehdit eden Özer, hakeme göğsü ile vuran Cavanda, sürekli itiraz eden Aykut Demir ve nihayetinde işgüzarlık yapıp hakemin elinden kartı alan Salih Dursun’un bu davranışları düşmanca bir saldırıdır. Bu durumun belki de en vahim tarafı Salih Dursun’u rol model alan çocuk ve genç futbolcuların, potansiyel birer şiddet yanlısı olarak futbolumuzda yer alacağıdır. Dolayısıyla futbolda şiddet ve saldırganlık, salgın haline gelmiş sosyal bir sorunumuzdur.

Bu olayı eğitim açısından yorumlamak gerekirse karakter temaları açısından çocuklara ve gençlere kanuna itaat, ahlakilik ve sportmenlik gibi değerler nasıl verilebilir? Gencin ve çocuğun iç ihtiyaçları ve ferdi istekleri açısından amaçlar meselesi ele alınabilir. Eğitim, amaçlar yönünden incelenebilir. Böyle bir durumda neyin terk edilmesi ve neyin korunması konusu, gerçekten çok önemli bir konu olarak görülmektedir (Tozlu;1997,138). Çünkü kendini yığın haline getiren bir millet kalıcı olamaz. Tek kaygısı para olan bir yığın da yaşayamaz. Düşünceyi küçümsüyoruz (Meriç;2004,109). Bu bağlamda sporun sosyal amaca yani ahlaki yöne doğru ilerlemesi sağlanmalıdır. Çünkü futbolumuzda adeta sahte yüzlerin maskeli balosu var. Sözlerini Murathan Mungan’ın yazdığı Yeni Türkü’nün Maskeli Balo adlı şarkısının şu kısmı saf futbol seyircisinin halini anlatıyor; “Tak etti canıma bu maskeli balo. Bu maskeli balo ve onun sahte yüzleri”.

Son olarak şunu ifade etmek isterim ki futbolumuz rezilliğin tam ortasında ve şu soruların cevaplarını çok merak ediyorum.
1. Ne zaman modernleşeceğiz?
2. Ne zaman akıllanacağız?
3. Ne zaman çocuksu davranışlardan kurtulacağız?
KAYNAKLAR
Adler, Alfred; Yaşamın Anlam ve Amacı, Çev.;Kamuran Şipal, Say Yayınları, İstanbul- 2011
Meriç, Cemil; Bu ülke, İletişim Yayımları, İstanbul-2004, s.109
Tozlu, Necmettin; Eğitim Felsefesi, M.E.B.Yayınları, İstanbul-1997
Tüccarzade İbrahim Hilmi; Avrupalılaşmak, Hazırlayanlar: Osman Kafadar- Faruk Öztürk, Gündoğan Yayınları, Ankara-1997

Ersin Afacan / NationalTurk

Haberler