Kalabalıktan sıkılanlara sakin bir Yunan adası: Skopelos

Kalabalıktan sıkılanlara sakin bir Yunan adası: Skopelos

Mykonos, Santorini gibi popüler ve kalabalık Yunan adalarından sıkılanlar ve alternatif arayanlar için sakin bir Yunan adası: Skopelos…

Sporadas takım adalarına bağlı Spokelos Adası, bilinen Ege adalarının aksine bereketli topraklara, asırlık zeytinliklere ve ormanlara sahip sakin bir ada. Ormanların kumsallara kadar uzandığı, tertemiz koylarıyla “Cennet ada” tanımını hak eden Skopelos, halkının havaalanı yapımına karşı çıkması ve doğal güzelliğini büyük bir mücadeleyle korumasıyla da ünlü. Halkın karşı koymasıyla Skopelos’a yapılması planlanan havaalanı Skiathos’a yapılmış.

Spokelos adası oldu “Mamma Mia adası”

Skopelos

Ulaşımın popüler Yunan adalarına nazaran biraz zor olması ise Skopelos Adası ‘nın tamamen doğal kalmasında en büyük etken. Ancak ünlü Mamma Mia müzikalinin film versiyonunun Skopelos’ta çekilmesinin ardından adanın ünü artmış. Fakat bu popülerlik yine ada halkının mücadelesiyle doğal güzelliklerin bozulmasına imkan vermemiş. Filmden sonra en büyük değişiklik Skopelos’un artık “Mamma Mia adası” olarak bilinmesi olmuş. Bunun haricinde Skopelos hala yoğun turizmin yıkıcı etkilerinden arınmış, bozulmamış bir ada ve uygun konaklama fiyatları, koylarının temizliği ve yemyeşil doğasıyla ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.

Skopelos Adası ‘nda gezilecek yerler

skopelos-gezilecek-yerlerSkopelos yerel halkının deyimiyle “Chora”, adanın başkenti konumunda ve limanın olduğu yer. Beyaz badanalı, kiremit çatılı, birbirine bitişik tipik Yunan mimarisinin örneklerini taşıyan Chora şirin bir kasaba. Chora, rıhtım hattı ve rıhtım hattının üstü olmak üzere iki kısma ayrılıyor. Rıhtım hattında restoran, kafe, taverna ve barlar yer alıyor. Akşam saatlerinden itibaren, adalıların ve turistlerin vakit geçirdiği yer olan rıhtımın bir üst paralelinde ise çarşı kısmı var. Hediyelik eşya ve günlük ihtiyaçlar için çarşı mevkiine gitmek gerekiyor. Daha yukarılara doğru ise ada halkının yaşadığı mahalleler var. Bozulmamış Yunan mimarisi özellikle fotoğrafçıların yoğun ilgisini çekiyor. Kasabada butik oteller ve pansiyonlar mevcut.

Chora’nın rıhtımdan tepelere kadar olan kısmı mutlaka gezilmeli. Devamlı bir yerlere dönen, birbirini kesen, labirenti andıran dar sokaklarda kaybolmak çok kolay. Kasabanın en tepesinde eski bir Venedik kalesinin olduğu yere tüm manzaraya hakim bir taverna yapılmış.

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman’ın Skopelos izlenimleri;

Duyduk duymadık demeyin…

2014 yazının benim için en büyük keşiflerinden biri:

Skopelos.

Şahane, mücevher gibi bir Yunan adası. Not edin bu ismi.

Ve bir tatilinizde denk getirin, gidin.

Seveceksiniz, çok seveceksiniz.

Pierce Brosnan ve Meryl Streep ‘Mamma Mia’ müzikalinde başroldeydi.

skopelos-adasi-turu

‘Mamma Mia’ filminin çekildiği ada.

Sonra her sene gideceksiniz.

Bana dua edeceksiniz.

Sonra herkes keşfedecek.

Yanacağız!!!

Ama işte, sevdiğim bir şeyi yazmadan da edemiyorum…

Belki de insanlar okumaz, yırtarız!

Biz… Ne alaka: Aslında kel alaka…

Aklımızda bir yere gitmek yoktu.

Hiçbir bayram yok.

Bayramlardaki o harala gürele, insanı yoruyor, dönünce dayak yemiş gibi oluyorsun. O yüzden oturacaktık oturduğumuz yerde…

Ve fakat…

skopelos-adasi-

Teşvikiye House Cafe’de aylak aylak kahve içerken Murat Tufan anlatmaya başladı. O, Hayal Davran’la gitmiş, çok sevmiş.

Ben de filmi çok sevmiştim, o tepedeki kiliseyi, denize dimdik inen uçurumları, insanı okşayan rüzgârı, cennet koyları, turkuaz suları, o şahane plajları…

Murat’a sordum şüpheyle, “Filmleri öyle bir çekiyorlar ki her yer şahane! Gerçekten güzel bir ada mı?” diye.

“Hem de nasıl!” dedi, “Bir kere inanılmaz yeşil! Bildiğin bütün Yunan adalarından daha yeşil. Nefis plajları var. Su, camgöbeği. Isırmalık bir deniz. Doğa anlatılır gibi değil gerçekten. Ha tek sorun: Havaalanı yok. Bu hem iyi hem kötü. Kötü, çünkü ulaşımı zor. İyi, çünkü zor ulaşıldığı için korunmuş. Henüz tam olarak keşfedilmemiş yerler kategorisinde yer alıyor. Gece hayatı yok. Dibine kadar doğa ve doğallık var. Bir de harika yemekler. Birkaç gün kafa dinlemek istiyorsanız ideal. Size adanın en iyi otelinin adını veririm. Bir tane zaten. 40 odalı minik bir otel, kendi özel plajı var. Çok da tatlı bir sahibi: Madam Maro…”

Turizmle uğraşan iki insan gidip sevmişse ve her sene gidip kalıyorlarsa, bu işte bir iş vardır.

Atlayacaksın… Atladım!

Size şahane bir Yunan adası önereceğim (Ama lütfen aramızda kalsın!)

Biz Atina’ya uçtuk, oradan Skiathos’a.

O da bir ada.

Oradan da bir deniz taksiyle, ver elini Skopelos, ver elini Maro Rodopoulos’un oteli Adrina Resort&Spa.

Az keşfedilmiş olması bizim için iyi ama adalı için kötü. İş yok. Zaten kriz var. Sezon da kısa. Daha fazla turist istiyorlar, gelişmek, zenginleşmek istiyorlar.

Doğallıktan, sadelikten, sakinlikten hoşlananlar için biçilmiş kaftan, Şam’da kayısı, zaman durmuş o adada.

Yan yana üç kardeş ada bunlar, Onasis, zamanında Skopelos’a havaalanı yapılmasını önermiş, fakat ada halkı, “Zeytin ağaçlarımızı feda etmeyiz!” deyince kalmış, yandaki adaya yapılmış.

Orası, Skiathos daha gelişmiş bir ada.

Ama bence pek karakteri yok.

Bunun var.

Nasıl bir yeşillikse, dev ağaçların arasından ilerliyorsunuz, gökyüzünü bile bazı yerlerde zor görüyorsunuz.

Dört minik köy var; Skopelos, Stafilos, Agnontas ve Glossa.

Hepsi birbirinden güzel. Hepsi küçük balıkçı kasabaları. Yemekler de öldürücüydü, artık sırf bu yüzden yaz bitsin istiyorum, ye, ye, ye nereye kadar?

Bir sabah yürüyüşte, “Ayşe?” diye bir ses duydum irkildim, dağın tepesinde, ormanın ortasında, Ege’nin bilinmedik bir adasında, kim benim adımı seslenecekti…

“Ne oluyoruz?” derken…

Beril ve Nejat Aksoy’la tanıştım.

Meğer onlar da her yeri keşfetmeye meraklı bir çiftmiş. Emirgân’da oturuyorlarmış. İpsala’dan çıkış yapmışlar, Volos diye Selanik’in altındaki bir kıyı şehrinden arabalı vapura binip buraya gelmişler.

skopelos-adasi-deniz

Üç buçuk saatte. Bak, bu yolu da çok sevdim. Seneye belki arabayla gideceğiz.

Tabii buna en çok Thanassis üzüldü.

O, bizi adada gezdiren taksi şoförü, “Araba başınıza bela olur, ben varım!” dedi.

Hayret edilecek derecede Türkiye hakkında bilgiliydi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar her şeyden haberdardı. “Erdoğan’la Gülen’in arası nasıl oldu?” dedi, “Bülent Arınç’ın bu son çıkışı akıl alacak gibi değil!” bile dedi… İnanamadık.

Bizim için eski zaman tatilleri gibiydi.

Her üç saatte bir, iskambil çekiyorduk, büyük kartı çeken patron oluyordu, onun dediği yapılıyordu.

Ne zaman yüzülecek, ne zaman yenilecek, ne yenilecek o karar veriyordu.

Alya bayıldı bu oyuna.

Çok güldük, çok eğlendik.

Alya, balıklama atlamayı iyice öğrendi.

Babasıyla, 892 kez iskeleden atladı.

Şnorkel olayında yüksek lisans yaptı.

Birlikte suyun içinde sayısız kere amuda kalktık.

Güzel taşlar, deniz kabukları topladık, kayalara tırmandık, kitap okuduk, bilgisayardan uzak durduk.

Her türlü balığa, deniz ürününe daldık.

Skopelos’a da, çekirdek aile tatillerine de bayılıyorum.

Haberler