Kılıçdaroğlu: 4 Mayıs saray darbesidir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı bırakmasıyla ilgili sert açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu: 4 Mayıs saray darbesidir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı bırakmasıyla ilgili sert açıklamalarda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu’nda yaptığı konuşmada, George Washington Üniversitesinden iki öğretim üyesinin, 208 ülkenin verileriyle “İslam ülkeleri ne kadar İslami” başlıklı araştırmasını içiren sonuçları paylaştı.

Araştırmaya göre, İslami ilkelere en bağlı ülkelerin sırayla Yeni Zellanda, Lüksemburg, İrlanda olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ilk Müslüman ülke Malezya’nın 38. Kuveyt’in 48. ve Türkiye’nin 103. sırada yer aldığını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, “Normal mi normal; yalan, rüşvet, yolsuzluk, din istismarı var mı? Var. Londra’da bir Müslüman’ı belediye başkanı seçtiler. Kimliğine, inancına bakan olmadı, neye baktılar ahlaklı mı düzgün mü seçilebilir mi. Kul hakkı yemeyeceksin, yolsuzluk yapmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, millete hesap vereceksin. Bunlar aynı zamanda İslamiyet’in çıkış, temel ilkeleridir. Havuz medyası bundan asla söz edemezler. Çünkü rüşvetten beslenen İslamiyet’ten söz edemez.” diye konuştu.

-“Davutoğlu’nu savunuyorsak…”

Anayasa’nın 6. maddesinde, egemenliğin gayet açık yazıldığına işaret eden Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün, egemenlik için “Hakimiyeti milliye uğrunda canımızı vermek bizim için vicdan ve namus borcudur.” dediğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, insanların egemenliğini kolay elde etmediğini, bunun arkasında şehit, gazi, acı, gözyaşı, umut, bayrak, İstiklal Marşı olduğunu vurgulayarak, “Bu kadar büyük mücadelelerden sonra biz egemenliğimizi aldık, saltanatı bir kenara bıraktık. Halkın iradesine bunun için inanıyoruz ve güveniyoruz. Davutoğlu’nu savunuyorsak halkın iradesine duyduğumuz saygıdan ötürü savunuyoruz.” diye konuştu.

Ancak Türkiye’nin, 2010’dan itibaren farklı bir sürecin içine adım adım götürülmek istendiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 17 Aralık 2012’de “Yasama ve yargı benim için ayak bağı”, 21 Mart 2015’te “Parlamenter sistem artık bekleme odasına girmiş bulunmaktadır” dediğini savundu. Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı’nın, “Ey Sayın Cumhurbaşkanı, sen TBMM için nasıl bunları söylersin” diyemediğini belirterek, “Çünkü o da aklını oraya kiralamış.” dedi.

Erdoğan’ın, 15 Ağustos 2015’te, “İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir.” dediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, bunların, “sivil görünümlü bir darbenin ön ayak sesleri” olduğunu ileri sürdü.

-“Düşük profilli kişiyi barındırmayız”

Kılıçdaroğlu, Davutoğlu’nun, anayasaya, parlamenter sisteme, geleneklere uygun olarak başbakanlık koltuğuna oturduğuna değinerek, şöyle devam etti:

“Ama işler iyi gitmedi. 4 Mayıs’ta davet ettiler, ‘Saraya geleceksin’ dediler. Saraya gitti, çıktı, ‘istifa ediyorum’ dedi. İstifasıyla ilgili kullandığı, ‘Benim tercihim değildir, bir zaruretin neticesi*dir’ cümlesi önemlidir. Bir Başbakan, 23 milyon oy alan bir Başbakan, 23 milyon seçmenin değilde bir kişinin dudağından çıkan sözlere kendisini esir ettiriyorsa, o sözlerin tutsağı oluyorsa, onun gereği olarak Başbakanlıktan istifa ediyorsa, onun demokrasi kültürü yoktur. Bu ne anlama gelir, ‘Ben demokrasiye inanmıyorum, milli iradeye de inanmıyorum, 23 milyonun oyu da çöp sepetine gitti. Benim için bir kişi önemli, sarayda oturan zat. O zat eğer oradaysa, benim kaderimi belirliyorsa 23 milyon değil 80 milyon bana oy verse hepsi hikaye’ diyor. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini korumak istiyorsan, önce demokrasisini koruyacaksın. Ne yapacaksın, o bir kişi seni çağırıp, ‘istifa et’ dediği zaman, ‘Sayın Cumhurbaşkanı kusura bakma beni buraya 23 milyon 600 bin kişi getirdi, bir kişinin ifadesiyle ben koltuğumu bırakmam’ demesi gerekiyordu. Dedi mi demedi mi?

Biz, ‘Böyle şey, böyle bir rezalet olur mu?’ diyoruz. Bize ‘Siz bunu anlamazsınız, sizde bu tür bir kültür yok. Bunun adı reise itaat, davaya sadakat’ diyorlar. Bize, millete söyledikleri bu. Haklılar da. Bizde böyle birşey yok, biz aklımızı birisine kiraya vermeyiz. Parti disiplini içinde hareket ederiz ama biz düşük profilli, kula kulluk, saraya uşaklık yapan bir kişiyi aramızda barındırmayız. AK Parti’ye oy veren 23 milyon 600 bin vatandaşıma sesleniyorum; sandığa gittin, oyunu kullandın, ama nasıl paraları sıfırladılarsa senin de oyunu sıfırladılar. ‘Efendim biz düşük profilli başbakan adayı arıyoruz…’ Böyle bir rezalet olamaz. İşin garip tarafı, şimdi herkes, ‘Düşük profilli başbakan adayı benim’ diye ortalıkta geziyor. Bıyık, herkes bıyık bırakmaya başladı. ‘Ben en düşük profilliyim, ben en yeteneksiz adamım, beni seç’ diyor. Böyle birşey hiçbir darbe döneminde yaşanmadı, böyle bir ahlaksızlık hiçbir dönemde olmadı. ‘Senin sözünden çıkmam, yat dersen yatarım, kalk dersen kalkarım. Ben en alçak profil olmaya razıyım’ diyorlar. Siz ülkeye başbakan mı arıyorsunuz saraya uşak mı arıyorsunuz? Saraya uşak arıyorlar. Düşük profil ne demek; onların anlayışına göre hırsızlığa hiç itiraz etmeyecek, millete hesap vermeyecek, yolsuzluğu hep beraber yapacağız. Böyle bir anlayışta başbakan arıyorlar.”

– “Davutoğlu’nu savunmak bize düştü”

Kılıçdaroğlu, “Davutoğlu’nun hakkını savunmak kadere bakın bize düştü” dedi.

Davutoğlu’nun, kararını açıkladığı gün AK Parti Gençlik Kollarına, “Gücün yozlaşmasına karşı mücadele edin” diye seslendiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, bir gencin çıkıp, “Sen niye mücadele etmiyorsun?” diyebileceğine işaret etti.

Kılıçdaroğlu, “başkanlık sistemiyle sultanlığı getirmek, demokrasiyi bir kişinin iki dudağına hapsetmek istediklerini” öne sürerek, şu görüşleri savundu:

“Yolsuzluk mu, reis yapabilir. Arkadan hançerlemek mi, zaten kültürlerinde var. Kime kardeşim dediyse arkadan hançerledi. ‘Kaddafi, Esad’a kardeşim’ dedi, arkadan hançerledi. Erbakan’ın dizinin dibindeydi, Erbakan sırtını döner dönmez onu da arkadan hançerlediler. Davutoğlu, onu da arkadan hançerlediler. Arkadan hançerleme geleneği var bunlarda. Bu darbe 28 Şubat darbesine benzemiyor. Bu darbe yol arkadaşım dediği kişilerin, arkadan hançerlendiği bir saray darbesidir. 4 Mayıs saray darbesinin özelliği budur. Sultanlığı getirecekler, herkes sultanı bekliyor, reisi bekliyor.

Bütün bunlar başkanlık için yapılıyor, ömür boyu dokunulmazlık almak istiyor. ‘Kimse bana dokunmasın’ Çünkü korkuyor. Yaptığı hırsızlıkların herkes farkında, o da, ailesi, AK Parti milletvekilleri, aydınlar, havuz medyasının tamamı farkında. Çünkü onlar da bu kirliliğin içinde. ‘İlla ben başkanlık istiyorum, ben Türkiye’yi bölmek istiyorum’ diyor. Başkanlık bölücülüktür, kimse unutmasın. Bir diğer hastalık daha var, eski koltuklarını bırakmama hastalığı. Belediye başkanlığı yaptın halen belediye başkanı. Başbakanlık yaptın halen başbakan. Cumhurbaşkanlığı yaptın, şimdi muhtarlık da yapıyorsun. Bırak kardeşim herkes görevini yapsın. TBMM’de tek bir CHP’li bile olsa başkan olamayacaksın.”

-“Davutoğlu’nu içlerine sindiremediler”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 3,5 milyon hanede 17 milyon yoksulun bulunduğunu, 14 yılda 17 milyon yoksulun oluştuğunu iddia etti.

Rıza Sarraf gibi rüşvet dağıtan adamın önüne yatan bakanların korunduğunu, bunların bu dünyada da öbür dünyada da yatacak yerlerinin olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“O hale getirdiler ki Davutoğlu’nun istifaya zorlanmasının nedeni, Davutoğlu, rüşvet ve yolsuzlukları istemiyordu, bu konularda düzgün bir adamdı. ‘Saydamlığı getireceğim’ dedi, ertesi gün ‘Nerden saydamlığı getiriyorsun…’ dediler. Büyük ihtimalle, bütün büyük ihalelere dur dediği için ‘Sen buradan ayrıl, o ihaleleri yandaşlara dağıtacak adam getireceğim, onlar dağıtacaklar bu işi…’ Büyük ihtimalle görevden zorla ayrılmasının nedeni budur. Bunun için Davutoğlu’nu içlerine sindiremediler. ‘Sen ayrıl, git kardeşim, biz temiz değil kirli adam istiyoruz bizim gibi. Biz ne istiyorsak bizim dediğimizi yapacak bir adam istiyoruz. Kul hakkı yiyen, rüşvet yiyen insana ihtiyacımız var’ onların hedefleri buydu. Yolsuzluk, bunların döneminde AKP’nin milli sporu haline geldi. Kim yolsuzluk yaparsa, devlet katında o kadar yükseliyor. Kim yolsuzluk yapmazsa, kapının önüne konuluyor.”

Bu arada toplantıdan sonra Kılıçdaroğlu, Grup Yönetim Kurulu Toplantı Salonunda Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Mutfak Atölyesindeki kursiyerlerin yaptığı “Annelerin dilinden anlayan Başkan” yazılı pastayı kadınlarla birlikte kesti.

Haberler