Mekteplerde Projeksiyon

Mekteplerde Projeksiyon

Sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan NationalTurk yorumcusu Ersin Afacan’ın “Mekteplerde Projeksiyon” başlıklı yazısı;

Eğitim, belli amaçlara ulaşmak için insanların davranışlarının planlı olarak değiştirilmesi ve geliştirilmesidir. Bir bilim dalı olan eğitim, bu değişim ve gelişimin yasa ve ilkelerini bulup teknikler geliştirmeye çalışır. Büyük ölçüde uygulamalı bir bilim olan eğitim, diğer bilim alanı ile etkileşim içindedir. Örneğin eğitim, toplumsal bir kurum olduğu için sosyoloji; birey ve bireyin davranışları ile ilgilendiği için psikoloji; ekonomik bir yatırım olduğu için ekonomi ile yakından ilgilidir. Bu nedenle eğitimin bir bilim olarak gelişmesi, sosyal ve davranış bilimlerindeki ilerlemelerle mümkün olur. (1)

Bu ilerlemelere çarpıcı bir örnek vermek için geçenlerde okuduğum bir makaleyi aktarmak istiyorum. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde yayımlanan bu makale, 01-Şubat-1919’de yayımlanan Edebiyat Mecmuası’nın 5.Cildi’nde Abdülfeyyaz Tevfik tarafından yayımlanan “Mekteplerde Projeksiyon” başlıklı bir makaleyi anlatıyor. Deniliyor ki “Mekteplere karşı her çocuğun kalbinde gizli duran nefretler muhabbete merbutiyete inkılâp eder. Fenni tatbikat yapılamayan, ilmî terbiye esaslarına ehemmiyet verilmeyen zamanlarda, zavallı yavrular ne kadar bedbaht idiler. Eski nazari tedrisat, kuru gürültülerle geçen saatler, onların ruhları hatta ahlakları üzerinde derin tahribat izleri bırakır bu gayrı tabiliklerin neticesinde gelen dimağı ….. adına cümle-i asabiyelerini bozar berbat ederdi. Bir çocuk ne kadar çalışmak emeliyle mektebe gelmiş olursa olsun anlaşılmaz dersler, tabii ifadelerden pek uzak üsluplarla yazılmış sahifeler gözünün önünde kesafet peyda ettikçe müşkülatı iftihar etmek ümitleri, müstefit olmak emelleri, birer birer sükût eder. Zavallı yavru iradesi, arzusu hilafına rehavet, meskenet girdabına tutulurdu. Bir kere bu yılgınlık, gayr-ı şuurî tembellik durumu başladı mı artık ne çocuktan hayr, ne de huy ve edvarında intizam kalırdı. Bu ruhî hastalığa mesab olanları mektep cezaları, aile tehditleri kurtarmak şöyle dursun; isyan, huysuzluk, titizlik, şaşkınlık gibi içtimai esas ile de ihtilatat yapmasına sebebiyet verdi. Eski terbiyenin bu berzahına yuvarlanmış bir zavallı bütün insanlıktan çıkar, sabah akşam evden mektebe, mektepten eve bitab kollarındaki kitaplarla birlikte yuvarlanır bir makine derekesine düşerdi. Mektepten ve tahsilden zevk almış çocuk, evlatlarının sayinden ve zekasından hoşnut kalmış ebeveyn, kimsenin görmediği bilemediği hayalî şeyler sırasına girmişti.

Size bugünkü musahabemde Avrupa’da derslere tatbik edilmeğe başlayan projeksiyon alanlarının uğradığı tadilattan bahsedeyim de henüz bu numunelerden mahrum olan zavallı çocuklarımızın haline birlikte acıyalım. Garb mekteplerinde projeksiyon fenerleriyle mücehhez olmayan hiç bir dershane kalmamıştır…” (2)

Bu makaleyi okuduğumda ilk aklıma gelen Eskişehirspor oldu. Çünkü 2006-07 sezonunda bu takımda çalışmıştım. O sezon, şimdiki adı Spor Toto 1.Lig olan kümeye çıkan Eskişehirspor Kulübünde projeksiyon cihazı yoktu ve ben geldiğim zamanlarda mental çalışmalarda kullanılması için dışarıdan getiriliyordu.

Yukarıdaki makalede ayrıca, 100 sene önceki öğrencilerin okula ve okumaya karşı olan nefret seviyesindeki olumsuz tepkileri, sebepleri ile birlikte anlatılıyor. Bu durum benzer şekilde günümüzde de devam ediyor. Bu zihniyet ile mental destek için karşıma gelen sporcularla mental antrenman yapmak çok zor olmaktadır. Bundan daha vahimi, aynı zihniyet ile genelde lise mezunu olan antrenörlerle mental antrenmanı konuşmak ve tartışmaktır. Başkan, yöneticiler, medya ve taraftarlar da işin başka bir acınası boyutudur.

Şubat 2018’deyiz ve Şubat 1919’da yazılan bir makaleyi günümüze uyarlayabiliyoruz. Eğitim ile ilgili 100 senelik bir sorunu dile getirebiliyoruz. Yani toplumun genel kültürünün bir sorunu, alt bir kültür olan spor kültürümüzü de doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla okulla, okumayla, öğrenmeyle ve kendini geliştirmeyle ilgilenmeyen başkan, yönetici, antrenör, sporcu, medya ve taraftar topluluğumuz çoğunlukta olduğu sürece spor kültürümüzün gelişmesi mümkün değildir. Çünkü bu spor insanları, sportif kimliklerini geliştirmek için ek bir eğitimden geçmeyi içine sindiremeyen insanlardır. Bu nedenle mental destekten önce kaliteli eğitim ve öğretim şart !

Ersin Afacan / NationalTurk
KAYNAK

(1) Erden, Münire – Akman, Yasemin; Eğitim Psikolojisi, Arkadaş Yayınları, Ankara-1995
(2)http://ocw.metu.edu.tr/pluginfile.php/3298/course/section/1171/MEKTEPLERDE%20PROJEKS%C4%B0YON.pdf (13-Şubat-2018 tarihinde erişilmiştir)

Haberler