Monchi…

Monchi…

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Monchi” başlıklı yazısı;

Roman Rodriguez Verdejo ‘Monchi.’ 12 yıl kalesini koruduğu Sevilla’ya 17 yıl önce sportif direktör olan Monchi, Sevilla ile 9 kupa kazanırken, bunun 5 tanesinin UEFA Kupası olduğunu belirtmek lazım. Başarının önemini şuradan kıyaslayın: Galatasaray 17 yıl önce kazandığı kupayı her sene kutlayarak geçirdiğini düşünürsek ne kadar anlamlı olduğunun farkına varmamız kolay olur.

Şimdi Roma’nın futbol direktörü oldu. Roma’nın Barcelona’yı muhteşem bir oyun ve skorla elemesini bir kenara koyarak, zamanın başarıyı nasıl etkin kılacağını bekleyip, Roma ile ilgili tasviri o zaman içinde yapmanın daha yararlı olacağını belirterek Sevilla ile yola devam edelim.

Monchi’nin en büyük özelliği takıma gelecek vaat eden oyuncuları düşük bonservisle kazandırmasıydı. Yani komisyon için transfer yapmıyordu! Bunu bir köşeye yazalım çünkü çok karşımıza çıkacak. Avrupa ve dünya futbolunu çok yakından takip eden Monchi’nin takıma kazandırdığı oyuncular birer yıldız oldular. Başka kulüplere giderken de Sevilla’ya büyük miktarda para kazandırdılar. Başkan ve yönetim sınırları belli olarak işbirliği yaptılar ama Monchi’nin işine karışmadılar. Transferde kararı veren son isim hep oydu.

Aziz Yıldırım, Fikret Orman, A. Ağaoğlu’nu düşünün(!). Aykut Kocaman, Fatih Terim, Şenol Güneş ve Rıza Çalımbay dahil tüm başkanların ve tüm hocaların böyle biriyle çalışacaklarını düşünün (!). Ve önce bu prensipleri oluşturacaklar, sonra da bu prensipler dahilinde bir yetkiyi başka birine verecekler ve karışmayacaklar! “Tanrılar çıldırmış olmalı.”

Bir kulübün nasıl yönetilmesi gerektiğinin en önemli ve kaliteli örneği Sevilla’nın ortaya koyduğu prensipler ve bu prensiplere uygun profillerle çalışmasıdır. Bu sadece Monchi ile sınırlı değil. Seçtikleri teknik direktörler de bu sürece dahil. Başarı bu yüzden istikrarlı ve sürdürülebilir oluyor.

Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor’un içinde bulunduğu duruma baktığımızda, tarihsel süreçlerine aykırı bir şekilde prensiplerden yoksun, futbol dışı ve esnaf mantığına sahip, feodal zihniyetlerin kulüpleri yönettiğini görüyoruz. Buradan bir istikrar ve sürdürebilir başarıyı beklemek anlamsızdır. Sadece zamanı kurtarmaya yönelik ve tek adamın elinde heba olan kulüpler görmekteyiz.

Maalesef, kulüpler kişisel beklentiler üzerine devşirildi.

Haliyle bu devşirme, taraftarlık kimliğini de kulüp taraftarlığından başkan taraftarlığına döndürerek takıma verilen zararlar görünmez kılındı.

Fikret Orman’ın Katar gezisi bu söylemi desteklemekle kalmıyor, koca bir takımı içine soktuğu borç batağından kurtaramayacağı için, Ankara’dan medet umarak kulübün hisselerini satmak için çırpınıp duruyor.

Bir kulüp için hisse satmak gayet normal bir durum. Ama kişisel hataları veya çalışma beklentileri (!) içinde, kulübü çok kötü yöneterek bu hale getirip, siyasetin müdahale alnına mahkûm, açık pozisyonda bırakmak hiçbir kulübe yakışmayacak bir tavırdır. Bunun vebalini Beşiktaş çekecektir.

Spor siyaset üstü bir kurumsal yapıdır ve kolektif şuurla hareket eder. Ama siyasette açık pozisyonları affetmez. Sömürebildikçe sömürür.

Neyse konumuza dönelim.

Ve Monchi’nin eserlerine bakarak, Sevilla’ya kazandırdığı ve büyük meblağlar karşılığında sattığı oyunculara bakalım:

»Dani Alves – 500 bin avroya transfer etti, Barcelona’ya 32 milyon avroya sattı.

»Adriano – Coritiba’dan 1,8 milyon avroya transfer etti, Barcelona’ya 13 milyon avroya sattı.

»İvan Rakitic – Schalke 04’ten 2,5 milyon avroya transfer etti, Barcelona’ya 24 milyon avroya sattı.

»Seydou Keita – Lens’ten 3,5 milyon avroya transfer etti, Barcelona’ya 14 milyon avroya sattı.

»Alvaro Negredo – Real Madrid’den 13,5 milyon avroya transfer etti, M City’ye 25 milyon avroya sattı.

»Geoffrey Kondogbia – Lens’ten 4 milyon avroya transfer etti, Monaco’ya 20 milyon avroya sattı.

»Christian Poulsen – Schalke 04’ten bedelsiz transfer etti, Juventus’a 10 milyon avroya sattı.

»Gary Medel – Catolico’dan 3 milyon avroya transfer etti, Cardiff City’ye 13 milyon avroya sattı.

»Julio Baptista – Sao Paulo’dan 3 milyon avroya transfer etti, Real Madrid’e 20 milyon avroya sattı.

»Aleix Vidal – Almeira’dan 2,8 milyon avroya transfer etti, Barcelona’ya 18 milyon avroya sattı.

»Grzegorz Krychowiak – Reims’ten bedelsiz transfer etti, PSG’ye 30 milyon avroya sattı.

»Carlos Bacca – Brügge’den 7 milyon avroya transfer etti, Milan’a 30 milyon avroya sattı.

»Kevin Gameiro – PSG’den 7,5 milyon avroya transfer etti, A. Madrid’e 32 milyon avroya sattı.

Aykırı (!) (ortada dönen paralara bakınca bu komisyonların adını ben de koyamadım) komisyon yok.

İmza parası (bu ne kaleme giriyorsa) yok.

Böyle bir liste yapacak başkan, teknik direktör veya yönetici varsa lütfen yollasın biz de gazetemizde onurla yayınlayalım.

Eğer yoksa? Söz, mertçe borç yaptığınız çizelgeleri yollayın onu da yayınlayacağız.

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Haberler