Porto Beşiktaş maçı golleri ve geniş özeti

Porto Beşiktaş maçı golleri ve geniş özeti

Beşiktaş Porto ile deplasmanda 1-1 berabere kaldı. Nihat Kahveci’nin attığı muhteşem gol siyah beyazlılara 1 puanı getirdi.

Beşiktaş  Porto ile deplasmanda 1-1 berabere kaldı. Nihat Kahveci’nin attığı muhteşem gol siyah beyazlılara 1 puanı getirdi. 

Maçın ilk yarısında güçlü rakibi karşısında fazla bir varlık gösteremeyen Beşiktaş, Hakan Arıkan’ın hatalı çıkışıyla doğan penaltı golüyle 1-0 yenik duruma düştü. İkinci yarıda daha derli toplu bir görüntü çizen siyah beyazlılar Rodriguez’in kırmızı kart görmesiyle ipleri eline aldı.

Nihat Kahveci’nin muhteşem golüyle 1-1’lik skoru yakalayan Beşiktaş, kısa süre sonra İbrahim Toraman’ın da kırmızı kart görmesiyle kontrollü oyununa döndü.

Karşılaşmanın ikinci yarısında Holosko ve Bobo’nun şutlarında Beşiktaş üst direğe takıldı. Porto ise yine ikinci yarıda Hulk ve Micael ile kaçırılmayacak pozisyonları kaçırdı ve karşılaşma 1-1 beraberlikle sona erdi.

MAÇTAN DAKİKALAR;

Maçın ilk pozisyonunu Beşiktaş buldu. Tabata’nın pasıyla ceza sahasına hareketlenen Bobo’dan önce topa müdahale eden Helton mutlak bir pozisyonu önledi.

Bu pozisyonun 2 dakika sonrasında Hulk’un sert şutu kaleci Hakan Arıkan’dan sekerek kornere çıktı.

18. dakikada müsait durumdaki Falcao tam şut atacakken Ersan Gülüm son anda yatarak pozisyonu bozdu. 32. dakikada ise Beşiktaş tehlike yarattı. Porto defansından seken topa Nihat Kahveci sert vurdu, ancak Porto defansına çarpan top kornere gitti.

Porto’nun golü 35. dakikada geldi. Uzun pasa hareketlenen Falcao, Hakan Arıkan’a çarparak yerde kaldı. İtalyan hakem penaltı kararı verdi. Topun başına geçen Falcao, topu ve Hakan Arıkan’ı ayrı köşelere gönderdi. Bu golle Porto 1-0 öne geçti.

İlk yarının son dakikasında Tabata’nın sağ çaprazdan şutu yandan auta gitti.

İkinci yarıda Beşiktaş, Tabata’nın yerine Holosko’yu aldı.

Maçın kader anlarından biri 57. dakikada yaşandı. Falcao’nun pasıyla kale sahasında topla buluşan Hulk’un şutunu Hakan Arıkan müthiş bir refleksle engelledi.

59. dakikada aut çizgisi üzerinde yaşanan tartışmada hakem Porto’dan Rodriguez ve Beşiktaş’tan İbrahim Üzülmez’e sarı kart gösterdi. Daha önce de sarı kartı olan Rodriguez kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

Porto’nun 10 kişi kalmasıyla birlikte rakip sahaya gitmeye başlayan Beşiktaş, kırmızı kartla aynı dakika içinde gole çok yaklaştı. Sağdan yapılan ortada Holosko’nun şutu üst direkten döndü.

Bu pozisyondan 2 dakika sonra ise Nihat Kahveci’nin muhteşem golü geldi. Ceza sahasına doğru topla birlikte hareketlenen Nihat, yaklaşık 30 metreden inanılmaz bir şut çıkardı ve skoru 1-1’e taşıdı.

66. dakikada ise Beşiktaş da 10 kişi kaldı. Orta saha mücadelesinde Guti rakibini arkadan indirdi, hakem avantaja bıraktı, pozisyonun devamında bu sefer İbrahim Toraman sert bir hareketle rakibini engellemeye çalışında ikinci sarı kartı görerek oyun dışında kaldı.

10 kişi kaldıktan sonra da ataklarını sürdüren taraf Beşiktaş oldu. 70. dakikada Bobo çaprazdan vurdu, üstten auta gitti.

72. dakikada ise İbrahim Üzülmez soldan ceza sahasına girerek kale sahasına çıkardı. Bobo’nun yakın mesafeden dokunduğu top kaleci Helton’da kaldı.

Bu pozisyondan 3 dakika sonra ise maçın en ilginç anlarından biri yaşandı. orta sahada topla buluşan Bobo, birkaç metre top sürdükten sonra Helton’un ileride olduğunu görerek uzaklardan kaleyi yokladı. Ancak top üst direğe çarparak oyun alanının dışına gitti.

Maçın bir başka kader anı ise 79. dakikada yaşandı. Micael kaleci Hakan Arıkan’la karşı karşıya kaldı. Hakan’ın üstünden geçen top ağlarla buluşmak üzereyken Ersan Gülüm topu inanılmaz bir şekilde çizgiden çıkardı.

Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Beşiktaş, Porto’dan istediği 1 puanı alarak grupta 7 puana yükseldi.

Grubun diğer maçında ise CSKA Sofya deplasmanda Rapid Wien’i 2-1 mağlup etti.

Grupta Porto 10 puanla liderliğini sürdürürken Beşiktaş 7 puanla Portekiz temsilcisini takip eden taraf oldu. Rapid Wien ile CSKA Sofya’nın ise 3’er puanı bulunuyor.

[media id=825 width=610 height=340]

BEŞİKTAŞ POSTASI’NDAN TEOMAN AKBEN’İN MAÇ YORUMU;

Porto-kal soyulur mu, tadına doyulur mu…

Yenebilirdik’e çok takılmamak lazım. İlk Porto maçını ve dün gecenin ilk yarısını düşününce, sonuç için tek şey söylenebilir, fantastik.

Sahanın her köşesinde ayrı hataya imza attığımız bir ilk yarıyı Hakan taçlandırıp, penaltıyı da görünce kalemizde, ikinci yarı işlerin daha kötüye gitmemesi için bir sebep kalmadı. Bizi kurtaran ikinci sarı karttı.
Kabul etmek lazım, eksik kalmak Porto’yu Beşiktaş’ı vurduğundan daha kötü vurdu. 11 kişi olmayı bizim Toraman’ı aradığımızdan daha fazla aradılar ve işler bir anda değişti. Eksik kalmalarına sebep olan tartışma ise, oyunu sahanın her yerinde gösterişe dökmelerine tepkiden doğdu. İbrahim’le Ersan’ın çıkardığı hırın kaynağı bunca topuk pasından başka şey değildi.

Bir takım bu kadar şahsi varyete dolu bir oyunu seçiyorsa iki şeyden biri söz konusu demektir. Ya maç çoktan 5 olmuştur, ya da skorboard öyle yazmasa bile, takımlardan biri iki takım arasında 5’lik bir fark olduğunu düşünüyordur.
Porto, Hakan’ı, Beşiktaş defansını, orta sahasını ve oyun anlayışını görünce, bir de ilk maçı düşününce, Beşiktaş’a saygı duymaktan vazgeçti. Oyunu kırmızı karta ve sonrasında bizim üstünlüğümüze getiren buydu.
Buna belki sevinmek lazım. Böyle olmasa maç son yarım saatteki şekle dönmeyecekti. Ama ben Beşiktaş’a saygı duyulmasını, karşımızda bu kadar anormal sayıda topuk pasıyla oynayan bir takım olmamasını ve sonunda yenilmeyi tercih ederdim. Soyunma odasında “Şu takıma o kırmızı karta kadar çoktan 3 atmış olmamız lazımdı, hata ettik, elimizden kaçırdık” diyor olmalarındansa, “Zor bir takım, kolay olmadı, ama yendik” demelerini tercih ederdim.

Beşiktaş’ta rotasyon artık herkesin başını döndürmüş durumda. Guti el koymadıkça, olan uyum da kaçıyor. Üzülmez öyle bir delirmişlik temposunda ki, hali tavrı “Diziliş, taktik, hiçbir şey umurumda değil; ben çıkar topumu oynar, 90 dakikaya ne kadar ter sığarsa o kadarına kadar akıtır, ne kadar kalori sığarsa o kadarına kadar harcar, işimi yapar, vakit kalırsa sizin işinizi de yapar, içeri öyle girerim” der gibi. Ersan gibi adamların şahsi performansları da aynı şekilde. Ama futbolu sistem adamı olarak öğrenmiş olanlar tam bir şaşkınlık halinde Beşiktaş’ta. Ortada ne makineyi, ne ustabaşını, ne şalteri görüyorlar. Herkes bir başına duruyor ortada dişli haliyle. Bunca uyumsuzluğa tek eksik formaydı, maça da öyle bir alt üst uyumuyla çıktı ki takım, tam oldu. Böyle kötü bir forma-şort uyumu bayadır görmemiştik.

İlker Yasin’e biri artık bu kadar karamsar, bu kadar yılgın, ölü maç anlatmamasını söylemeli. Bu adam özel hayatında da kafasında bu kadar dumanla, böyle bir ses tonuyla geziyorsa, yanında durulacak her dakika tehlike. Kafanıza yıldırımdan piyanoya kadar her şey düşer. Bir de 23 Nisan’da falan 1 günlüğüne teknik direktör yapılsın. Maç anlatırken bu kadar teknik direktörlük yapan, ‘o orada oynamalı, bu burada oynamalı, o çıksın bu girsin, o orda olmamış, bu olsun’ diyen bir spiker hayatımda görmedim. Kim vermiş bu yetkiyi ona anlamadım.

Nihat mı? “Sabredildi, işte ödülü” diyenlere buradan selam olsun. Size sabredelim 1,5 sene ilk 11’de, siz de atarsınız bir gün.

  • ahmet

    helal sana beşiktaş mükemmelsin nihat şammpiyonsun beşiktaşım

  • mert

    pardon abiler özür dilerim yanlışlıkla oldu cok özürdilerim pardon

Haberler