Ranieri ve Şenol Güneş

Ranieri ve Şenol Güneş

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Ranieri ve Şenol Güneş” başlıklı yazısı;

Müslüm Gülhan

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Ranieri ve Şenol Güneş” başlıklı yazısı;

İş biraz uzun ama zorunluluk gösteriyor. Claudio Ranieri, 20 Ekim 1951’de Roma’da doğdu, 64 yaşında ve 1986-1987 sezonunda Lametini’de başlayan teknik direktörlük kariyeri Leicester City’de devam ediyor.

Şenol Güneş, 1 Haziran 1952’de Trabzon’da doğdu, 63 yaşında ve 1988-1989 sezonunda Trabzonspor’da başlayan teknik direktörlük kariyeri Beşiktaş’ta sürüyor.

Ranieri; Lametini, Puteolan, Cagliari, Napoli, Fiorentina, Valencia, Atlético Madrid, Chelsea Parma, Juventus, Roma, Inter Milan, Monaco, Greece takımlarında çalıştı ve Leicester City’de devam ediyor.

Güneş ise; Trabzonspor, Boluspor, İstanbulspor, Trabzonspor, Antalyaspor, Sakaryaspor, Türkiye, Seoul, Bursaspor, takımlarını çalıştırdı ve şimdi Beşiktaş’ta. Yaş ve oyunculuk kariyerlerinden sonraki dönem benzerlik taşıdığı için bu ikilinin karşılaştırılmasını ve bazı gerçekleri yakalamamızın doğru olacağına inanıyorum ki; bu kıyaslamayı yapmaya çalışacağım.

Güneş, Türkiye futboluna katma değeri sadece Kore’de takım çalıştırarak yaptı ki Avrupa ile kıyaslanamayacak bir çalışma ortamı ve kalifiyede bir yer olarak belirtmek gerek.

Ranieri’nin çalıştırdığı takımlar ve çalıştığı liglere bakınca Türkiye liglerinin çok üstünde ve kıyaslanamayacak kalitede liglerdir. En azından bildiğimiz dönemlerde şike ve rant olarak algılanacak düzeye sahip değiller. Üstelik teknik direktör olarak rekabet edeceği rakipler ise dünyanın en üst düzeydeki isimlerden oluşuyor ve hala bu kalite devam ediyor.

Güneş ve liglerimizdeki antrenör kalitesi ile rekabet kalitesi ile ortaya çıkacak bir oyun kalitesinden ve rekabetten söz etmemiz mümkün değil.

Ranieri’nin antrenörlük başarı oranlarına baktığımızda; 51 % Galibiyet, 25 % Berabere. 23 % Yenilgiler şeklinde bir orana sahiptir ki dikkat edilecek durum çalıştığı takımlar ve ligler olmalı.

Güneş’in ise 50 % Galibiyet, 26 % Berabere, 24 % Yenilgiler şeklinde ve %97’si Türkiye Ligi üzerinde oranlanmış bir değerlendirmedir.

Güneş’in teknik direktörlük puan ortalaması; 1,76, Ranieri ise teknik direktör olarak 1,79 puan ortalamasına sahip ve en önemlisi; çalıştıkları takımlara, liglere ve liglerin kalitesi ile zorluk derecesine ve rekabet ettiği antrenörlerin kalitesine bakıp kıyaslamaları ona göre yapılmalıdır.

Liglerin zorluk derecesine göre katsayı verip analitik değerlendirmeleri ona göre yapsak sanırım Türkiye’den hiçbir antrenörün değerlendirmeye katılması mümkün olmayacaktır.

Leicester City 2014-15 sezonunda Premier Lig’de oynamaya başladı ve ligi 14. bitirdi. Bu dönemde takımın değeri 51,5 milyon avro iken bu sene Ranieri ile aynı takımın değeri 127 milyon avro’ya çıktı.

Beşiktaş’ın ise geçen yıl 100 milyon avro olan değeri Güneş ile 118 milyon avro’ya çıkmış. Şimdi buradaki artışın liglerin durumu ve zorluk derecesine göre değerlendirdiğimizde ve artış oranına baktığımızda Leicester’ın artışı ile Beşiktaş’ın artışı arasındaki sanallık ve reel değeri anlamak sanırım zor olmaz. Ranieri ile Güneş aynı anda yani bu sezon yeni takımlarında göreve başladılar.

Neden bu değerlendirmeyi yapmak gerekir?

Bir teknik direktörün takıma katkısını sayısal verilerle kıyasladığınızda ve oyuncu bazındaki değişkenlikleri ve kaliteyi ortaya koyduğunuzda gerçek çok belirgin olarak ortaya çıkıyor. Vardy, Leicester City’ye geldiğinde kişisel olarak 100 bin avro almış ve bonservisine 1,24 milyon avro ödenmiş. Şimdi Vardy’nin değeri 12 milyon avro. Mahrez ise Leicester City’ye geldiğinde 750 bin avro almış, bonservisine 500 bin avro ödenmiş. Şimdiki değeri 20 milyon avro. Beşiktaş’ta ise Sosa 2 milyon avro bonservisine karşılık, 7 milyon avro kişisel olarak para almış. Sosa satılsa 9 milyon avro değeri olacakmış. Gökhan Töre ise 4,5 milyon bonservisine karşılık, 7 milyon avro kişisel para almış. Şu anda satılsa 5 milyon avro değeri olacakmış. Şimdi Vardy ve Mahrez ile Sosa ve Gökhan’ın kişisel aldıkları paraya bakarsak ortadaki “açık” çok net olarak gözüküyor.

Beşiktaş’ta bonservis bedelleri kulübün masrafını bile çıkartamıyor. Leicester ise çok ciddi kazanç edecek düzeyde duruyor. Burada başkan kaliteleri net olarak ortaya çıkıyor; hem antrenör seçimi ve hem de antrenörün takıma katkısı açısından önemlidir. İşte buradaki kıyaslamanın artı değerini yaratan başkandan sonara teknik direktörün ortaya koyduğu emek ve yarattığı kalitedir. Leicester, Premier Lig’de, Beşiktaş Türkiye Ligi’nde. Leicester’ın kadro kalitesi normalde Premier Lig’in altında olmasına rağmen, Beşiktaş’ın kadro kalitesi liginin çok üstündedir. Leicester Premier Lig’de şampiyonluğa oynuyor ve lider. Vardy ile Mahraz’ı Real, Barça, PSG almaya çalışır, Gökhan ile Sosa’yı Çin’e ya da Rusya’ya satmak için menajer tezgahı beklenir. Ranieri’nin maç öncesi veya sonrasında, yenildiğinde veya kazandığında hakemler veya rakip takım için herhangi bir yorumuna rastlamadım.

Şenol Güneş ise Gordon geleneğine inat (!) maçlardan sonra ve özellikle puan kaybından sonra hakemler hakkında sürekli olumsuz açıklamalar yapıyor.

Burada oynanan ligin kalitesiyle elde bulunan oyuncuların kalitelerinin uyumu ve oyunun sistematik istikrarı ve bunun üzerinden sürdürebilinir başarı temposunu yakalamak çok önemli. Çok konuşan ve süslü laflar kullanan daha iyi teknik direktör olamıyor. Sadece doğru kurgu ve çok çalışmakla bunlar başarılıyor.

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Haberler