Tahir Elçi davası düşürüldü

Tahir Elçi davası düşürüldü

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 7,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istemiyle açılan davanın Elçi’nin vefat etmesi nedeniyle düşürülmesine karar verdi.

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 7,5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istemiyle açılan davanın Elçi’nin vefat etmesi nedeniyle düşürülmesine karar verdi.

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi, açtığı ara celsede hayatını kaybeden Elçi hakkındaki davayla ilgili karar verdi.

Kararda, iddianameye ve Elçi’nin sulh ceza hakimliğindeki ifadelerine yer verildi.

Tahir Elçi’nin 28 Kasım 2015’te vefat ettiği belirtilen kararda, Elçi hakkındaki davanın düşürülmesine hükmedildiği kaydedildi.

Elçi hakkında 14 Ekim 2015’te sunuculuğunu Ahmet Hakan Çoşkun’un yaptığı CNNTÜRK’teki ”Tarafsız Bölge” programında söylediği sözler nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili İdris Kurt tarafından “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 16 Ekim 2015’te soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturma kapsamında Bakırköy 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nce, 19 Ekim 2015’te Elçi hakkında yakalama kararı çıkartılmıştı.

Diyarbakır’dan 20 Ekim 2015’te Bakırköy Adliyesi’ne getirilen Elçi, hakkında yurt dışına çıkış yasağı konularak, serbest bırakılmıştı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili İdris Kurt tarafından 26 Ekim 2015’te hazırlanan iddianamede, terörün amacı, sebepleri finansal kaynakları ve çeşitlerine yer verildi.

PKK/KCK’nın, bir terör örgütü olduğu, bu tespitin sadece iç hukukta değil, binlerce kesinleşmiş yargı kararıyla ve birçok ülke tarafından belirlendiği kaydedildi.

Günümüzde meşru bir hakkın, meşru bir yöntemle talep edilmesinin önünde hiçbir engel bulunmadığı aktarılan iddianamede, şu ifadeler yer aldı:

”Terör örgütünün talepte bulunduğu hakların meşru yoldan elde edilemediği, bu nedenle cebir-şiddet içeren eylemlere mecbur kaldığı yönündeki iddiası, ülkemiz için kesinlikle gerçek dışıdır… Dünyada bir benzeri olmayan eşsiz bir siyasal örgütlenme özgürlüğünün dolayısıyla hakların siyasal yolla talep edilmesi imkanının sunulduğu bir ülkede, ‘ben haklarımı alabilmek için silah-cebir-şiddet kullanmak zorundayım’ şeklindeki gerekçe asla doğru değildir. Buna rağmen örgüt şiddet kullanmaktan vazgeçmemektedir.”

Öncelikle şüpheli Elçi’nin bir hukukçu olması itibarıyla suç niteliği taşıyan fiili bilen bir kişi olduğu belirtilen iddianamede, şüphelinin toplumsal konum itibarıyla toplumu derinden etkilemekte olan bir konuda beyanda bulunurken, çok daha ciddi, dikkat ve özeni göstermesi gerektiği kaydedildi.

İddianamede şöyle denildi:

”Şüphelinin söz konusu örgütün ciddi bir toplumsal desteğe sahip olduğu yönündeki beyanı, söz konusu örgütün kullandığı şiddet/tedhiş eylemleri ile toplumu yıldırma-korkutma sonucu ulaşılan bir durum olduğunun göz ardı edilmesi ile izah edilebilir. Ayrıca şüpheli var olduğunu ileri sürdüğü desteğin, doğduğu toplumdan daha çok dış kaynaklı olduğunu da gözardı etmektedir. Suç işleniş zamanı da daha dikkatli olunması gereken bir süreçtir. Toplumu şiddet sarmalından korumaya çalışan güvenlik güçlerinin terör örgütününe karşı mücadelesinde yoğun olarak şehit verdiği bir dönemde görev alanların motivasyonunu kıracak biçimde sorumsuzca beyanda bulunmak, ‘ne kadar sarsıcı ve tabuları yıkıcı da olsa ifade özgürlüğünü kullanma hakkı’ kapsamındaki hakkın kullanılmasıyla açıklanmaz.”

Şüpheli Tahir Elçi’nin ”terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 7,5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının istendiği iddianame, 6 Kasım 2015’te Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmişti. Duruşma yarın görülecekti.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yapılan basın açıklamasının ardından teröristlerce ateş açılması sonucu çıkan çatışmada Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te hayatını kaybetmişti.

Haberler