Yaşasın ikinci tip taraftarlık

Yaşasın ikinci tip taraftarlık

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Yaşasın ikinci tip taraftarlık” başlıklı yazısı;

Müslüm Gülhan

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Yaşasın ikinci tip taraftarlık” başlıklı yazısı;

Hep merak etmişimdir, New York’da, New Hampshire’lılar derneği var mıdır? Veya Londra’da, Birmingham Hilltown köyü derneği var mıdır?
Bizde var da…
İstanbul, Ankara ve İzmir’de çok sayıda Anadolu’daki il ve köylerin dernekleri vardır.
Bizdeki bu il ve köy derneklerin oluşumundaki arka gerekçeler; kabul görme alanı kazanma ve bunu kaybetmeme üzerine şekillenmiştir. Feodal bir tepkidir.
Ancak böylelikle kendilerini ifade edebilecekleri ve kimliğini ispat edecekleri bir alan bulunur ki; bu alan o kişi için kamusal alan olarak kabul edilir.
Bu bir sivil toplum örgüt gibi cemiyet yapılanmasından ziyade, bir cemaat yapılanması şeklinde organize olur.
Ki; içerik olarak muhafazakar ve tek tip davranış modelinin geçerli olduğu geleneksel koruyucu davranış şekli hasıldır ve tartışılamazlar.
Aslında sadece kendileri için geçerlidir bu kurallar ve bazen koca bir şehirde yalnız kalma uğruna bu koruyuculuk sınırının dışına çıkmazlar.
Kapitalist ortamındaki acımasızlık ve kullanılabilinir insan sayısındaki artış nimeti, önce kimliksizleştirerek, sonra onlara dünya nimeti gibi bir sanal kimlik vererek şükran duyacakları bir mekanizma yaratılmıştır.
Bağlamaya çalışacağım nokta da işte burası; istenilen taraftarlık kimliği…
Taraftarlık bir hobi mi, yoksa bir yaşam şekli mi?
Bu soru etrafında döndüğümüzde iki farklı sonuç ile karşılaşacağız:
Birincisi; hobi şeklinde oluşan taraftar grupları, cemiyettir ve farklılıklar kabul edilerek zengin bir içeriğe sahip olur ve sivil toplum kimliğine uygun bir yapı hasıl olur. Kimlik koruma esası geçerlidir.
İkincisi; yaşam şekli olarak oluşan taraftar grupları ise cemaat yapılanmasında olur ki; tek anlayış vardır takımı ve kimliğini kaybetmeme korkusu üzerine oturtturulan kaygılardır. Buradaki en önemli tehlike kimliğini takım üzerinden kabul ettiren ve başka şekilde rekabet ortamı içinde kalamayan üyelerinin şiddet ve hakareti bir savunma olarak kabul etmeleridir. Ve ortak hareket ederler.
Çevremdeki yazar arkadaşlara ve uzmanların yazılarını okuduğumda altına birçok kişi eleştiriler yazıyor.
İfade özgürlüğü vardır ki tartışılır durumda olsa da bunun engellenmesi mümkün değil ve kesinlikle olmalıdır.
İfade özgürlüğünün bu durumun bir yararı da var ki; durum tespiti için iyi bir analiz alanı oluşturmasıdır.
İşte burada ki ifadelerin kimlik dayanağındaki sosyal çelişkiler, taraftarlık kimliğinin ifadesini oluşturmaktadır.
Ama her şey, ikinci tip seyirci modelinin oluşumu üzerine kurgulanmaktadır. Ve kolaydır…
Bahşedilen sanal bir kimliktir…
Trabzonspor’un eleştirildiğindeki yöresel anlayış baskısı ve kimlik koruma kaygısı ile büyük şehir takımların taraftarlarının, takımlarının eleştirildiği zamanki tepkilerin aynı dayanakta olması, aslında global yapı içerisindeki futbol kültürüne olan tepkidir.
‘Adapte olamıyorsan reddet.’
Şenol Güneş’in Trabzonspor da olduğu zaman Beşiktaş taraftarı tarafından gördüğü kabul sınırı ile Beşiktaş antrenörü olduğundaki gördüğü kabul ve her iki durumda verilen tepkilerdeki tutarsızlığı da; ikinci taraftar yapısındaki kimliğe iyi örnektir.
Şenol Güneş Trabzonspor zamanındaki antrenörlüğüne yönelik eleştirisi için Beşiktaşlılar değil Trabzonspor taraftarı ağır tepki verir, ama durum Beşiktaş’ta olursa da aynı içerikte ve dozda Beşiktaş taraftarı tepki verir.
Bizdeysen farklısın, değilsen pardon!

Bu kadar tutarlıdır durum?
Aynı şekilde Aziz Yıldırım’a olumsuz bir eleştiri yapıldığındaki taraftar tepkisi, tıpkı bir ruhani lider, ya da aşiret reisine karşı verilen tepki kadar korumacı ve şiddet içeren yapıya sahiptir.
Ve hataları ile çıkarları kutsal değer olarak kabul edilir.
Zaten bu tip davranış şekillerini siyasi alandaki liderler içinde aynı tutarlıkta (!) görüyoruz ki; futbol da bizim için küçük bir Türkiye’dir.
Futbol alanı, siyasi sistem tarafından her zaman toplumsal topraklama alanı olarak kullanılmaktadır.
Ortaya çıkartılan bir lig ve oynanan futbolun kalitesi hiçbir şekilde kimsenin umurunda değildir.
Önemli olan sistemin bekası için futbol nasıl kullanılmaktadır.
‘Rant’, sistem tarafından sunulan ve kullanılan havuçtur.
Ona göre federasyon başkanı seçilir (atanır), ona göre yöneticiler seçilir, ona göre antrenörler seçilir ve kervan yürür.
En son bir derbi kimliğinde maç yapıldı ve ortaya konan futbol için bu kadar büyük tutarsızlık da ve değişik yorum yapılmasının tek sebebi bu koruyucu kaygıdır.
Çünkü sistemin korunması herkesin çıkarınadır ve bunun lokomotifi seyircidir, en iyi yalanlar onlar için hazırlanmıştır.
Sistemin bekası için yaşasın tek tip seyirci modeli…
Futbol, Türkiye ‘de yalanın en iyi kurgulandığı alandır.

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Haberler