Yetersiz Bakiye

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Yetersiz Bakiye” başlıklı yazısı;

Yetersiz Bakiye

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Yetersiz Bakiye” başlıklı yazısı;

Metroya girdiğiniz anda veya vapuru uzaktan görüyorsunuz ve ramak kalmış yakalamanıza veya otobüsü yakalamışsınız adım atıp içine girdiğiniz anki telaş-sevinç karışımı bir duygu ile eylem halinde olunduğunda.

Hele hele o araçların sevgiliyle buluşmanızı sağlayacak araç olmasının ona yüklediği anlam içinde beklenilen davranışın aksine ve üstelik de sevgiliyle Beşiktaş Meydanı’nda, Galatasaray Lisesi’nin önünde, Kadıköy Boğa’nın önünde verdiğiniz randevuya yetişme sıcaklığı halinde bindiyseniz araca.

Aylardır iş arıyorsunuz ve randevu alıp ilk görüşmeye gitme telaşı içinde; annenin sevgi ve kaygı telaşı ile üstünüzü-başınızı düzelterek içindeki ilahi sevgi enerjisini üstünüze yoğunlaştırma tebessümü ve hüznü ile sisteme entegre olma telaşı içindeyken.

Ve maç telaşı içinde. Evden çıkıp saatinde grup ile buluşup nasıl maça gidilecekse sohbeti ve neler yiyilip-içilecekse onun sohbetine ve grubun enerjisini yakalayıp sanal alemde yaşama telaşı içinde binilen araçlarda.

Turnike ile yüzleşme beklenen son hamledir.

Elinizi cebinize atıp, kartı çıkartıp, makine ile buluşma noktasına göre elinizi öne doğru uzatıp avucunuzdaki kartı okuma duvarına tuttuğunuz an.

Bir ses: “Yetersiz bakiye.”

Yeni bir şeyin başlaması ile sesin size tavır alışıyla başlayan telaş.

Ve birden afallayıp “Oğlum bundan sonra ne yapılıyordu” yorumu ve yukarıdan aşağıya doğru zincirsiz gelen, ayak parmaklarından ayakkabıya vuran nabzın çarpışma anındaki acısı.

Ve bir hamle yapmak isteyip de yetersizlik içine düşmek ve bir makinenin acımasızca yüzüne karşı höykürmesi.

“Ulan ben niye…”, “Bana niye…”, “Bize de mi?..” serzenişleri içinde karşılaşılan durum.

…Ve

“Yetersiz bakiye”

“Hay senin canın cehenneme makine kere…”

İçindeki ses:

Ve…

“Bu ne lan şimdi!”

Hiç kimsenin hak etmediği fakat kartın doluluk oranına göre makinenin aldığı tavır.

Kartı doldurmanın veya dolduramamanın sosyal ve mali yapısı!

Anlık telaşın içinde kafanın içinde geçen yorumlar esnasındaki hak edilmediğine dair dik duruşun ve insan olmanın erdemleri içinde yaşamın kontrolünün resmi mekanizma tarafından gasp edilmesi ile karşılaşılan durumun izahını yapmakta yaşanılan durum halidir, o “Yetersiz bakiye” haykırışı.

Sorunun “kutsal vergi”yi vermekten ibaret olmadığının ve kimin neye göre hak etmediği konuma gelmesinin acısı ile isyan edilen durum içindeyken, artık sürecin kendin ile yüzleşmekten çıkıp, resmi mekanizma ile yüzleşmenin yaşanılmasına doğru gidilmesi gereken bir isyanın iç çekilmesine neden olur o “Yetersiz bakiye” sesi.

Bana, insana verilmesi gerekenin bir sınırının olmayıp, sadece insana hizmet edilmesi gereken konum olması gerekirken, resmiyete hizmetin asıl amaç edinmenin değersizliği ile bir makineye karşı bile mağlubiyeti kar güden bir devlet mekanizmasının duvarıdır o ses.

Hele hele çocuğun elindeyken ve onunla beraber o lanet olası makinenin karşısında geçiş üstünlüğü sağlamak için yapılan resmi prosedür çerçevesinde “Yetersiz bakiye” sesi ile karşılaştığında, önce çocuğa, sonra eline ve makineye bakarak durumun vahametini atlatmaya çalışırsın kendinde.

Makinenin resmi ideolojisi kişisel ayrımı reddeder. Çoluklu çocuklu olmanın veya koşullarının vahametinin onun için hiçbir önemi yoktur. Ona yüklenen “Allah devletime zeval vermesin” teklemesini korumak, geliştirmek üzere programlanmış ve ona göre hesap-kitap yapan bir araçtır.

Peki,

Ya tersi olsa?

İnsanlık erdemlerinin değerlendirildiği ve olmadığı zaman veya çıkarları doğrultusunda emanete verildiği zaman, kişilerin geçiş anında ahlaki ve vicdanı boşalmalara karşı bir turnike yapılsa ve “Yetersiz bakiye” diye haykırsa ne güzel olur değil mi?

Koyalım her yere, insanlar sadece yürüsün yeter, o kime ne söyleyeceğini bilsin.

Emin olun çoğu insanın evde çıkmaya yüzü olmaz, çıkamazlar.

Hatta makinenin soğumaya vakti kalmaz.

Bağır Allah, bağır.

Ne ses kalır, ne derman.

Mesela tüm kulüplerin girişine koyalım.

Tüm federasyonlara koyalım.

Tüm statlara koyalım, şeref tribünlerine koyalım buralardan işe başlayalım.

İnsanlık erdemleri bakımından boş olana, “Yetersiz bakiye” diye bağırsa.

Tasarlamak lazım.

Çünkü kimse bağırmıyor.

Herkes makineye karşı teslim olmuş durumda ve bakiyeyi karşılama telaşında.

“Yetersiz bakiye”ye karşı “biat” bu olsa gerek.

Haberler