GündemManşetSon DakikaTürkiye

Adnan Oktar’ın dahil olduğu “Nuhilik” akımı nedir?

Gazeteci Nevzat Çiçek, Adnan Oktar grubuna yönelik operasyonu ve Oktar’ın dahil olduğu Nuhilik akımını anlattı.

Geçtiğimiz hafta başlatılan operasyon kapsamında gözaltına alınan Adnan Oktar ve grubuna ‘çocukların cinsel istismarı’, ‘siyasi ve askeri casusluk’, ‘dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık’, ‘eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi’, ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’nin de bulunduğu 31 farklı suçlama yöneltiliyor.

Adnan Oktar grubuna yönelik operasyonun ne anlama geldiğini Habertürk’ten Kübra Par’a anlatan gazeteci Nevzat Çiçek, “15 Temmuz sonrası, devletin değişen bir paradigması vardı. Bu zaten her yerde çok net ifade ediliyordu; Ankara’ya gittiğinizde de, özel sohbetlerde de bunu çok net duyuyordunuz. Aslında söylenen şey, milli güvenliği tehdit edecek her türlü oluşumun pasifize edileceğiydi. Dolayısıyla, 15 Temmuz sonrasında bu yeni konseptin gerçekleşmeye başladığını çeşitli evrelerde görmeye başladık” ifadesini kullandı.

Adnan Oktar’ın Nuhilik akımının Türkiye’deki temsilcisi olduğunu söyleyen Çiçek, “FETÖ gibi bir mesele üzerinden olayın güvenlik boyutu çok net ön plana çıktı. Bu ülke 15 Temmuz’da 251 insanının şehit edilmesiyle bunu acı biçimde görmeye başladı. Benim tahminim, FETÖ meselesi sonrasında da bu işin devam edeceği yönündeydi ki zaten şu an Adnan Oktar grubuna yönelik bu meseleyi konuşuyoruz. Adnan Oktar meselesiyle ilgili bir şeyi ilk defa anlatacağım. Adnan Oktar’ın normalde Harun Yahya ismiyle yazdığı kitaplarının çoğu aslında ‘kes/kopyala/yapıştır’ın bir ürünü. Koyu Katoliklerin ABD’de anti-Darwinist olarak hazırladıkları kitaplar vardı. Bu kitaplara İncil’den ayetler konulmuştu. İncil’i çıkarıp, yerine Kur’an-ı Kerim’deki ayetler konuldu. Çünkü mantıksal olarak anti-Darwinist’ti ve dolayısıyla da böyle gitti. Ancak esas mesele, Adnan Oktar’ın Nuhilik akımının Türkiye’deki temsilcisi olmasıdır. Nuhilik, özellikle 1951 yılından itibaren İsrail’in bir devlet politikası olarak benimsediği bir durum. Bu aynı zamanda ABD’nin 1990 yılında Kongre kararıyla desteklediği bir şey” diye konuştu.
Çiçek’e yöneltilen sorular ve yanıtları özetle şöyle:

Nedir bu Nuhilik?

Nuhilik, dünyadaki ahlaki ilkelerin Nuh Aleyhisselâm’daki kanunlar çerçevesinde toparlanması neticesinde oluşan bir akım. Bu akımın en büyük özelliklerinden bir tanesi, otorite olarak Yahudi din adamlarının tanınmasıdır. Mesela, siz akıl ile Nuhiliğe vardınız ama Yahudi din âlemini otorite olarak tanımıyorsunuz; o durumda sizi kabul etmiyorlar, hatta putperest olarak tanımlıyorlar. Dolayısıyla, Adnan Oktar’ın en büyük özelliği Nuhiliğin Türkiye’deki temsilcisi olmasıdır.

Ama bir Mehdilik iddiası da vardı Adnan Oktar’ın…

Adnan Oktar’ın birçok iddiası var. Sonuç itibariyle Mehdilik iddiası bambaşka bir şey. Bu mesele ne hikmetse, FETÖ meselesinde de karşımıza çıkan temel öğelerden bir tanesi ve aynı zamanda Irak ve Pakistan’daki bu tür yapılarda ortaya çıkan mekanizmanın bir versiyonu. Meseleye, “Bir şeye tabi olduğunuzda sadece inançsal anlamda mı tabi oluyorsunuz, yoksa her şeyiyle kabul ediyor musunu?” sorusu üzerinden bakmak gerekiyor. FETÖ inancında da Nuhilik’te de iradenin bir lidere teslim edilmesi durumu var.

Adnan Oktar’ın bir milli güvenlik tehdidi haline gelmesine neden olan şey neydi?

Birincisi, Adnan Oktar, kendi televizyonunda 33. derece Masonluğu törenle aldı. İkincisi, Yahudi din adamlarıyla içli dışlı ilişkileri oldu ve burada çeşitli kongreler düzenlendi. Üçüncüsü, para trafiği meselesine hep kuşkulu bir şekilde bakıldı. Dördüncüsü, İslam’ı yorumlayış biçimi tamamıyla bu toprakların İslam anlayış biçimine çok aykırıydı. Beşincisi de bu tür yapılar, aynı zamanda farklı yapıların entegre olabileceği yapılardır.

Adnan Oktar grubunu suç örgütü haline getiren nedir?

Adnan Oktar’ın grubunu suç örgütü haline getiren şeyin kararını tabii ki mahkemeler verecek. Ama görünürde ne olduğunun cevabını, “Adnan Oktar grubunun savunduğu nedir?” sorusuyla vermek lazım. Adnan Oktar’ın savunduğu şeye bakarsak, Fethullah Gülen’in savunduğu ‘dinler arası diyalog’un farklı bir versiyonu olduğunu görüyoruz. Burada da Nuhilik akımı karşımıza çıkıyor. Yani bir taraftan diğer dinlerle birlikte bir entegrasyon süreci, dinler arası diyalogla birlikte içi boşaltılmış bir İslam var.

Röportajın tamamı için tıklayın

Bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Son Dakika Haberleri
Kapalı