NationalTurk

Futbol ve İntihar

Sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan bir sosyal bilim uzmanı olan Ersin Afacan ‘ın bu haftaki “ Futbol ve İntihar ” adlı makalesini sizlerle paylaşıyoruz.

İnsanlık tarihinin her döneminde görülen intihar olgusu, gün geçtikçe artmakta ve önemli bir toplumsal sorun haline gelmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada ortalama olarak her 3 saniyede 1 kişi intihar girişiminde bulunmakta ve her 40 saniyede 1 kişi intihar sonucu yaşamını yitirmektedir. Geleneksel olarak en yüksek oranlar hala yetişkin erkeklerde görülmekteyse de 15-34 yaş arası gençlerde artış gösteren intihar oranları dikkat çekici bir problem haline gelmiştir.

Geçtiğimiz kasım ayında Almanya’nın önde gelen hakemlerinden Babak Rafati’nin intihara teşebbüsünün ardından Belçika’da hakem Chris Schelstraete bileklerini kesti. Schelstraete’in intihar girişimi sırasında elinde eski kız arkadaşının bir fotoğrafının bulunduğu ve 16 sayfalık bir veda mektubu bıraktığı bildirildi. Hastanede yoğun bakıma alınan Schelstraete’in hayati tehlikeyi atlattığı kaydedildi. Son olarak da Galler futbolunun efsanesi G.Speed kendisini asarak yaşamına son verdi.

Daha önce de Hannover 96 Kulübü’nün ve Alman Milli Takımı’nın 32 yaşındaki kalecisi Robert Enke, bir trenin önüne kendini atarak intihar edip ölmüştü. Enke’nin vefatını değerlendiren 31 yaşındaki İtalyan kaleci Buffon, depresyonun oldukça güçlü bir hisse dönüşebileceğini ve insanların yardım aramaktan korkmaması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı : “Ben de çok kötü zamanlar geçirmiştim. Kontrolünüzü ve hislerinizi kaybediyorsunuz. Yardım istemekten korkmamalı ve sizi seven insanların arasında olmalısınız.” İnter’in eski forveti Adriano babasını kaybettikten sonra intihar etmeyi düşündüğünü söyledi. Sambacı, “Depresyon spor dünyasında olan bir şey ve bu problemi küçümsememeliyiz” diyerek uyarıda bulundu. “Bu tedavi edilmesi gereken bir sorun” diyen Adriano, “Bana da aynı şey olmuştu. Sürekli alkol almaya başladım. Çünkü içtiğim zamanlar, problemlerimi unutuyordum ve uykusuz kalıyordum. Sahip olduğum bütün sorumluluklarımı unutmuştum. Benim de sonum Enke’nin gibi olabilirdi” diyerek intihar etmeyi düşündüğünü itiraf etti.

Değerli okuyucularım, buradan çıkarmamız gereken genel sonuç şu olmalı; insanların günlük yaşamında meydana gelen ani ve şiddetli bir olay nedeniyle ortaya çıkan depresyon psikiyatri ile tedavi edilemez. Psikiyatri ile tedavi edilecek depresyon iki türlüdür:

1.Doğuştan veya sonradan beyinde oluşan bir bozukluk nedeniyle,

2.Halledilmemiş bir çocukluk travması ve geçmişteki bir sorun nedeniyle.

Dolayısıyla mesleki bir bunalım, boşanma, iflas, terk edilme, ölüm, etik veya ahlaki bir ikilem gibi hayatın içinde olan her türlü değişimler depresyona sebep olabilir. Fakat burada fiziksel veya psikolojik hiçbir şey yoktur. Suçlu olan beyin kimyası, madde kullanımı ve çocukluk travması değildir. Yani böyle durumlarda psikiyatri ve ilaçlar sadece semptomları kontrol altına alabilir. Fakat temelde yatan asıl sorunu iyileştirmez. Öyle olsaydı 6 yıldır tedavi gören Enke ölmezdi veya Ekim 2009’da Psikiyatrist E.K., intihar vakalarının çok yaşandığı Torbalı’da, hastalara çare olmak için açtığı muayenehanesinde, hayatına son vermek için hap içmezdi. Çünkü bu psikiyatrist de günlük yaşamın sıkıntılarından olan borçları yüzünden intihar etmişti.

Enke gibi insanlar için iyileşmeye giden en kesin yol “felsefe”dir. Yani kendimizi tanımak ve özümüzü keşfetmektir. Hastalık bedensel bir sorundur. Bu nedenle gerçekten beyninizden kaynaklanan bir sorununuz varsa veya olduğunu zannediyorsanız doktora gidin. Düşüncelerinizde ve inançlarınızda sorun varsa “felsefi danışman” ve spordaki karşılığı olan “zihinsel antrenör” size yardımcı olacaktır. Böyle kişileri bulamazsanız felsefe okumaya yönelin…

Ersin AFACAN

Bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Son Dakika Haberleri
Kapalı