FutbolManşetSpor

Milli Kriz! / Türkiye Estonya maçı…

NationalTurk yorumcusu ve sportif alanda zihinsel performans antrenörlüğü yapan bir sosyal bilim uzmanı olan Ersin Afacan’ın Türkiye Estonya maçının ardından kaleme aldığı ‘Milli Kriz’ başlıklı yazısı;

Dünya kupası elemelerine Hollanda ve Estonya maçları ile başlayan A Milli futbol takımımızda, teknik direktör Abdullah Avcı ile futbolcular Selçuk İnan ve Hamit Altıntop arasında yaşanan gerginlik gündeme damgasını vurdu. Kariyer bakımından pek çok kalecinin gerisinde olmasına rağmen son hazırlık maçında Trabzonsporlu Tolga ile Beşiktaşlı Cenk’in önüne geçirip sahaya sürdüğü Fenerbahçeli Mert Günok seçiminden dolayı Trabzonspor ve Beşiktaş camiasından büyük tepki alan Abdullah Avcı, şimdi de Selçuk ve Hamit ile ilgili seçimlerinden dolayı Galatasaray ve futbol camiasından tepkiler almaya başladı.

Estonya maçında Selçuk ve Hamit’in A.Avcı’ya karşı takındıkları tavırları sporda psiko-sosyal alanlar ve mental antrenman prensipleri açısından ele aldığımızda bu olayı “Engelleme (frustrasyon) reaksiyonları” adı altında incelemek mümkün. Bir hedefe giden yolda bir engel çıktığı ve gerginlik giderilmediği zaman frustrasyon yani engelleme halinden bahsediyoruz. Selçuk ve Hamit için engelleme nedir? İlk 11’de oynatılmamak ve yedek bekletilmek. Ayrıca Hollanda maçında Barcelona yetkilileri Selçuk’u seyretmeye gelecekti ve bunu bilen Selçuk için bu maç ayrı bir öneme sahipti. Dolayısıyla futbolda bazen teknik kadro, futbolcunun bu tür istek ve ihtiyaçlarını engellemektedir. Bu engellemelere karşı futbolcunun Selçuk ve Hamit örneklerinde olduğu gibi demokratik bir tavır sergilemelerini son derece normal buluyorum. Çünkü bu tavırlarda ve hatta maç sonu röportajlarda teknik direktöre karşı bir hakaret veya bir aşağılama söz konusu değil ki kimse, bir başkasının kararlarına saygı duymak zorunda değildir. Kararlara saygı duymayabiliriz ama karşımızdaki kişinin kimliğine ve kişiliğine saygı duymak zorundayız ki Selçuk ve Hamit bunu yapmıştır. Zaten “demokratik kültür oluşmazsa sistem işlemez” diye bir prensip var ve bu olay aslında bu prensibin yerleşmesi için bir fırsattır. Yoksa gurur meselesi yapılacak ve savunmaya geçilecek bir durum değildir. Çünkü bu futbolcular saldırma, gerileme, çekinme, kaçınma, bastırma ve aklileştirme gibi kötü uyuma götürücü ve demokratik olmayan ilkel tavır ve davranışlara girmedi.

Bütün bunlara rağmen eski ve faal bazı futbolcuların golden sonra Selçuk’un A.Avcı’ya gitmesi gerektiğini söyledikleri mesajları sosyal medyadan hayretle okudum. Aslında yukarıda yazdıklarımı dikkate alırsak ve ülkemizde sağlıklı bir spor kültürünün olmadığını hatırlarsak hayret edilecek bir durum yok. Belki de aslında hayret edilecek olan durum diğer gollerde öne doğru hamle yapıp sevinç hareketi gösteren A.Avcı’nın Selçuk’un golünden sonra alkış yapıp sırtını sahaya dönerek kulübeye yönelmesidir.

Halbuki antrenörlüğün temel prensiplerinden biri şudur: “Sporcuya her zaman ve her yerde huzur ve güven vermek”. Fakat Hollanda maçından itibaren sporcularına huzur ve güven vermesi gereken A.Avcı bu sınavı başarıyla geçememiş ve takımdaki otorite ve saygınlığını zedelemiştir. Çünkü yine temel bir prensip olan “Profesyonel kişi kriz çıkaran değil krizi yöneten kişidir” ifadesinden yola çıkarsak A.Avcı, Hollanda maçından sonra geçen 3 gün içinde Selçuk krizini çözememiş ve Selçuk’un aklını ve gönlünü ikna etmeyi becerememiştir ki belki de nasıl becereceğini bilememiştir. Ayrıca bu kısa süreçte Hamit gibi dünyanın tanıdığı bir futbolcuyu kulübede tırnaklarını yiyecek duruma sokmuştur.
Ayrıca A Milli takıma kadar yükselmiş bir teknik direktörün takım kaptanının himayesi altında olması da çok manidardır. Ciddi bir ülkede milli takım antrenörü, Emre’nin attığı golden sonra bütün futbolcuları A.Avcı’nın etrafında toplamaya çalışması gibi bir görüntüye ve maçtan sonra da takım kaptanının kendisi hakkında yorum yapmasına izin vermez. Liderlik özelliği gelişmiş bir teknik direktör Selçuk, Hamit ve Emre’nin tavır ve davranışlarını maç öncesinde tahmin eder ve buna göre önlemlerini alır ki bu hazırlık lider antrenörün ileri görüşlülüğüne çok iyi bir örnektir.

Aslında A.Avcı’nın Estonya maçı öncesi basın toplantısından da bahsetmek istiyordum ama yazıyı çok uzatmış olacağım için vazgeçtim. Bütün bu yazdıklarımdan sonra şunu rahatlıkla söylerim ki Türkiye’de en masum ve en az sorunlu grup futbolculardır. Futbolcuların mental antrenman yapmalarını her zaman ifade eden birisi olarak, yöneticilerin ve teknik direktör ile antrenörlerin de mental desteğe ihtiyaç duyduklarını bu son milli takım olaylarından sonra tekrar görmüş olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yani mental antrenman ve mental destek bir eksiklik değil gelişim ve modernleşme için bir gerekliliktir.

Ersin Afacan / NationalTurk

Bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Son Dakika Haberleri
Kapalı