SporFutbol

Medya, iletişim, Serdar Saatçi ve yetenek yönetimi

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Medya, iletişim, Serdar ve yetenek yönetimi" başlıklı yazısı;

Bu kadar yanlışın yarattığı sonuçta haliyle medyaya fırsat verir. Bu da sorunu çözmek yerine, şimdi olduğu gibi sorunu tetikleyerek büyütüp çözümsüzlüğe neden olur.

Sevgili Bülent Yüksel ile Gol Radyo’da spor gazeteciliği üzerine tam konuşmuşken, arkasından Serdar Saatçı’nin davranışı ortaya çıktı. Bu davranışın üzerinden suni tartışmalar hale yaşanmasına rağmen, aslında perde arkasındaki etkilerini gözden kaçırıyoruz. Aslında etik ve bilimsel analiz bize başka şeyler anlatıyor: Spor gazeteciliğin tutumu, iletişim sorunları ve yetenek yönetiminin anlamından oluşan üç önemli ana başlık ortaya çıkıyor.

Kendi kontrol mekanizmasını henüz oluşturmamasına rağmen, alt yapıda yıllarca emek verilerek yetiştirilmiş Serdar’ın ortaya çıkardığı krizi yönetemeyen teknik heyetin, kulübün ve basının nedenlerini iyi analiz etmekte yarar var.

1980 darbesi ile beraber geçilen neo-liberal politikaların başında medyanın tekelleşmesi gelmekteydi. Sermayenin bir silah olarak kullanmasına izin verilen medya, artık tüm özerk kurgusunu ve toplumsal muhalefet kimliği ile toplum yararına bir kontrol mekanizma oluşturma özelliğini kaybetti. Haliyle, her yazar ana-akım medya içinde patronunun politikalarını koruyan ve kollayan bir düstur ile ıslah edilerek yeni tip bir gazeteci kimliği ile yenilendi. Şimdi bu durum daha da katmerleşerek devam ediyor.

Medyadaki ilişkiler çıkarlar üzerine ve kazan-kazan politikası üzerine olunca, algı manipülasyonu yapılarak doğru olmayan haberler ile beslenilen medya, artık bilgiyi kaynak olarak kullanmaktan çıkardı.

Tüm bu değerlendirmeler doğrultusunda spor medyası da tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hala spor olaylarını kitlelere aktararak önemli bir işlev yerine getirmektedir. Spor medyasının popüler kültürünün bir ürünü olarak eğitim düzeyi düşük kesimlere hitap eden bir yapıda olması tesadüf olmamakla birlikte, sistemin bekası açısından kaçınılmaz olmuştur.

Spor medyasının medyatik futbol söyleminin momentumunun temelini milliyetçilik söylemleri oluşturur. Erkek egemenliğini ve cinsiyet ayrımcılığını kullanan futbol medyası taraflı yayıncılık, gerçeklik zaafı, şiddet kışkırtıcılığı ve nitelik düşüklüğü üzerine kurgulanır. Özellikle futbol medyasının gerçek dışı ve kulüp bazında haber ve yorumlar yapma, adil davranmama, yetersiz, taraflı ve sansasyonel yayıncılık yapmaları ile şiddet kışkırtıcılığı üzerinden gerçeklere göre değil olması gereken üzerine yayın politikalarını belirlerler.

Haliyle, medya ile ahbap-çavuş ilişkisi kurmayan kulüp başkanı (eğer varsa), teknik heyet ve futbolcuların kendi içlerindeki ve dışarıya yönelik tüm iletişim becerilerinde kurumsal bir tutumun olması kaçınılmazdır. Bu kurumsallık ne başkanın ne de teknik direktörün etkisiyle olmaz, bu kurumsallığın tarihsel bir süreci ve kültürel derinliği olmak zorundadır.

***

Futboldaki mesleki unsurların içeriği ortak hedefe yönelik olduğundan, iletişim şekli daha mekanik bir yapı içerir. İletişim mekanizmasının ortasında “hedef” vardır ve bu ortak amaçtır. Bu amaç, özde herkesin çıkarına hitap ettiği için belirlenmiş bir görev dağılımı gerektirir. Çok daha disiplinli bir tarz içerir. Ama, bu disiplin içeriği normatif değildir. Kural hatırlatmaları davranış yaptırımları üzerinden değil zihinsel bir süreç içerir

Kulüp içindeki yapı profesyonel hiyerarşik organizasyon üzerine kurgulanır.

İletişimdeki dayanağın sonuç odaklı beklentiler üzerine kaygı taşımasından dolayı, ikna edici ve motive edici bir yapı içermesi gerekir. Söylemlerin sonuç üzerindeki etkileri belirleyici faktördür. Güven duygusu burada kendini belli eder ki bunların hepsi ikna üzerine odaklanır. Teknik direktör ve futbolcuların yaşamış oldukları mesleki performans, yaşamındaki değişkenlikler ve farklılıklar her zaman kıyaslayıcı bir unsur olmaktadır. Bu kıyaslamanın temelindeki mesleki donanımların ve kültürel yapının derecesi her teknik direktörde ve futbolcuda farklı olduğundan, her yeni oluşumdaki tepkiler farklılıklara sahip olur.

NationalTurk 7 yıl önce yazmıştı! Jorge Mendes ve Ahmet Bulut’un Beşiktaş belgeleri Football Leaks’te yayınlandı

***

Kıyaslamadaki ikna edici güç ise, iletişimin ikna gücünü sağlayan yeni oluşumun ortaya koyacağı performanstır. Bunun başarıya etkisi, istikrar ile ortaya çıkacak sürdürebilir başarıdır. Yönetimin, teknik direktör ve futbolcularla olan iletişimi; yönetim ve başkanın icranın tepe noktalarını tuttuklarından dolayı, buradaki iletişim şekli daha bürokratik bir hal alır. Bir takım hukuk kurallarının geçerli olduğu bu ortam, karşılıklı beklentiler üzerinden hareket noktası bulur. Yönetimin, dış ortam ile bağlantıları ve sorumlulukları olan ana merci olması, buradaki ortama daha dik, koruyucu ve bağlayıcı olma zorunluluğunu getirmektedir.

Mesleki unsurların geçerli olduğu iletişim ağı içerisinde, iki önemli faktör kendini çok fazla ön plana çıkarmaktadır. İlki, iletişimdeki motivasyondur; ortak amaca ulaşmak için belirlenmiş olan hedeflere aşama aşama varmak için yönetim, teknik heyet ve futbolcuların birbirlerini motive edici tepkileri kullanmak zorundadır. Bu ayrıca başarının kalıcı olmasını sağlayan unsurdur.

Diğeri ise, ikna etme kabiliyetidir. ‘Amaç’ için, ‘hedef’ için belirlenecek kurallar konusunda kurulacak iletişimin birbirlerini ikna etmesi gerekir. Gerçekçi hedefler ile bunu sağlayacak stratejilerin içerikleri kişileri ikna etmesi gerekir. Yönetimin ve teknik heyetin bu iletişim içeriğini kurumsal olarak sağlaması başlangıç olarak çıkış noktası olmalıdır.

Futbol kulüplerinin sosyal bir birliktelik içermesi aynı zamanda insani ilişkilerin tatmin edilmesi anlamına da gelmektedir. Her ne kadar çıkar ilişkileri üzerinden bir kimlik yüklenmeye çalışılsa da insani dürtüler bu beklentileri arka plana itme ihtiyacı hisseder. Burada, ortaya çıkacak sorun veya zayıf nokta (Serdar’da olduğu gibi); farklı kişilik ve kültüre sahip insanların kendine yakın olan ile kurduğu diyaloglardır. En önemli belirleyici nokta; farklılıkların yönetilmesi gerektiğini bilen lider birinin bu süreci doğru yönetmesidir.

Beşiktaş’a bir şok da Alanyaspor’dan

Futbol kulüpleri her zaman beklentilerine cevap vermek üzerine bir kaygı taşırlar. Bunun yanında, yıldız futbolcular da aynı şekilde kamuya karşı sorumlu olduklarından, her hareketi bilerek davranmak zorundadırlar. Bunların hepsi takım üzerinde bir baskı oluşturur. Özellikle başarı beklentisi ve zaman zaman yaşanan kriz anlarındaki verilecek tepkiler sadece kamuya karşı cevap niteliğini taşımaz, kendi aralarında da bu krizi yönetecek bir iletişim dili bulmak zorundadırlar. Bu dil, hem sorunları çözücü bir içsel yapı içermekle beraber hem de dışarının güvenini kazanacak dışsal bir yapı içermelidir. Her anlamda kullanılması gereken dil birleştirici olmalıdır. Yani kurumsal bir dil olmalıdır. Bireysel çıkışların arkasındaki iletişim dili bu bütünleyişin işleyişine zarar vermeyecek yapıda olmalıdır.

Serdar Saatçı üzerinden konuyu bu perspektifte değerlendirmekte yarar var. Aksi durumda, son derece arabesk ve hiçbir yapıcı unsur içermeyen, sert-katı-feodal ebeveyn saplantısı içinde popülist tavırlarla karşılaşılır. Bu kadar yanlışın yarattığı sonuçta haliyle medyaya fırsat verir ve medya tarafından manipülasyona açık bir süreç kurgusu sorunu çözmek yerine, şimdi olduğu gibi sorunu tetikleyerek-büyütüp çözümsüzlüğe neden olur.

Alt yapıdan yetişen Serdar Saatçı bir yetenek olarak takım içinde bir değere sahipse, ona karşı sosyal ve sportif tüm eğitimleri vermek kulübün görevidir. Bu aynı zamanda kulübün sorumluluğudur. Yetenek yönetimi Beşiktaş dahil tüm kulüplerin adapte olması gereken stratejilerden bir tanesidir. Sahip olduğu yetenekli futbolcuların yeteneklerinin farkına varabilen, onlardan kulüplerin ‘kurumsal’ kültürleri hedefleri doğrultusunda etkin bir şekilde yararlanabilen ve yeteneklerini geliştirme ve yeni fırsatlar sunarak kendisine adapte edebilen kulüpler, daha hızlı, daha kaliteli oyun ile başarılı sonuçları elde edebilmektedirler.

Yetenek yönetimi kulüp tarafından yürütülen sistematik kurgu içinde, kulübe ait prensipleri taşıyan uygulamadır. Üst seviyedeki yönetim mekanizmalarında futbol direktörü, teknik direktör, performans analizcileri ve psikologlar tarafından belirlenen bir programda bilimsel uygulamalar dikkate alınarak hareket edilir.

Futbolun küresel bir oyun olmasından dolayı, rekabet ortamındaki hızlı ve sert mücadele kulüpleri yeni stratejiler üretmeye ve sürecin içinde kalmaya zorlamaktadır. Yetenek keşfi ve bu yeteneği geliştirme stratejisi aynı zamanda finansal açıdan getirisi yüksek olan bir disiplindir.

Finansal olarak yetenek keşfi ve bu yeteneğin doğru yönetilmesi ile kulübe katkısı ve gene bu katkının aynı süreç için kullanılması, ‘küresel’ anlamda önemli bir güç olarak farklı bir kimlik kazanılması sağlanmış olunur. Benfica, Viilareal, Porto, Sevilla ve Ajax gibi takımların kazançları ortadadır.

Başını Beşiktaş’ın çektiği borç batağındaki Süper Lig kulüplerinin bu stratejiler üzerine hareket ederek, katma değer yaratacak profesyonel bir anlayışı ile yönetilmek zorundadır. İletişim becerileri ve yetenek yönetimi metot olarak kullanılması gereken önemli argümanlardır. Aksi taktir de alan medyanın inisiyatifine kalır.

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: