“Küba ABD’ye teslim olmadı”

Kemal Okuyan

Komünist Parti Merkez Komite Üyesi Kemal Okuyan, JMKDD İzmir Şubesi’nce düzenlenen “Yeni Dönemde Küba” konulu söyleşide, Küba’da hiçbir reformun kapalı kapılar ardında bir oldubittiyle gerçekleşmediğini belirterek, “Küba ABD’ye teslim olmadı” dedi.

Komünist Parti Merkez Komite Üyesi Kemal Okuyan, geçen Ekim ayında gerçekleştirdiği Küba ziyaretinde edindiği gözlem ve izlenimleri, Jose Marti Küba Dostluk Derneği (JMKDD) İzmir Şubesi’nce düzenlenen bir söyleşide dinleyicilerle paylaştı.

soL’un haberine göre İzmir Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen söyleşide konuşan Kemal Okuyan, Küba’nın bugün siyasi reformları tartıştığını belirterek, “Küba’da sanayi yok, hizmet sektörüyle ayakta duran bir ülke. Son yıllarda Venezuela’nın desteği var. Ancak Küba ekonomisinin bu kırılganlıktan kurtulması lazım. Küba üzerindeki Amerikan ablukası önemli bir konu. Kübalılar buna ambargo denmesine sinirleniyorlar. ABD’nin Küba’ya uyguladığı şeyin adı ablukadır. Ambargodan daha ağırdır. ABD’yle diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması, ablukayı ortadan kaldırmadı. Küba’nın ABD’yle yaşadığı problemlerin hepsi masada duruyor. Kübalı yetkililer diyor ki: Dostlarımız bilsinler ki biz ABD’ye teslim olmadık ya da ABD aniden Küba’yı ihya etmeye başlamadı. Tüm sorunlar olduğu gibi devam ediyor” dedi.

Küba’nın her halükarda ablukayı delebildiğini ancak büyük bedeller ödemek zorunda kaldığını hatırlatan Okuyan, “Finansal trafik engellenmiş durumda. Dolayısıyla Küba bir takım aracılara komisyon ödemek zorunda. Küba şu anda maliyeti çok yüksek bir biçimde dış ticaret yürütüyor. Dünyada herhalde hiçbir ülkenin başına bu kadar ağır ve uzun süren bir abluka gelmemiştir” diye konuştu.

Tüm bu nedenlerden dolayı Küba ekonomisinde ciddi güçlükler yaşandığını vurgulayan Okuyan, şunları söyledi:

“Küba, Sovyetler Birliği dağıldığı andan itibaren çok büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Ruslar, Küba ile Sovyetler Birliği’nin yaptığı tüm anlaşmaları çiğnemeye başlamıştı ve neredeyse Küba ekonomisi durmuştu. Çok örgütlü bir toplum, çok akıllı bir liderliği olduğu için direndiler, 1990’lardaki o çok zor dönemi atlattılar. Başka hiçbir ülke o koşullardan sağ çıkamazdı. Aradan 25 yıl geçti. Sadece ‘biz onurluyuz, direniyoruz’ diyerek ayakta kalamazsınız. İhtiyaçları olan bir toplum var. Bu toplumun ihtiyaçları görmezden gelinemez. Bu nedenle Küba’da ekonominin masaya yatırılması kaçınılmazdı. Kimse bunu sorgulamıyor zaten. Küba’ya sorulan, ‘yaptıkları işlerin nereye gideceğine dair sağlıklı bir öngörüleri var mı?’ ve ‘ülkenin sosyalist karakterini koruyacaklar mı?’ sorularıdır. Bizi ilgilendiren sorular bunlardı. Biz de bu soruları yönelttik. Küba Komünist Partisi’nin Merkez Komitesi’nden bir dizi yetkikliyle görüştük. Son derece açıklar. Her soruya yanıt veriyorlar. Türkiye’de bizim sorduğumuz soruların çok daha sertini Kübalılar da yöneltiyorlar. Küba’da herkes yürürlükte olan reformları ve bunun olası sonuçlarını tartışıyor. Hiçbir şey kapalı kapılar ardında yapılmıyor.”

Reformların hız kazandığı 2013’te Raul Castro’nun ilginç bir konuşma yaptığına dikkat çeken Okuyan, “Raul o önemli konuşmasında ‘Beni bu göreve ülkeyi kapitalizme götürmek için değil, sosyalizmi savunmak ve güçlendirmek için getirdiler. Ben bu göreve ihanet etmeyeceğim’ dedi. Raul bir Garbaçov değil. Raul çok erken yaşlardan itibaren devrimci mücadelenin tüm zorluklarından geçmiş, çok zeki ve iyi bir örgütçü. Küba’da bazı önlemler alınıyor ama bir yandan da Küba Komünist Partisi, bu ekonomik reformlarla birlikte ortaya çıkacak toplumsal problemlerde nasıl tavır alması gerektiğine hazırlanıyor. Bu açıdan bakıldığında Küba’yı Sovyetler Birliği’ndeki gibi bir çözülüş bekliyor düşüncesi çok karamsar bir düşünce. Küba, Çin modelini uyguluyor diye bir şey de yok” dedi.

Küba’ya defalarca gittiğini, pek çok gözlemde bulunduğunu vurgulayan Okuyan, şöyle konuştu:

“Gördük ki, ‘Onurlu ama yoksul bir halk’ söylemiyle sosyalizm kuramazsınız. Küba devrimini yaşamamış birkaç kuşak, sosyalizmin sadece zorluklarını yaşadı. Zorluklar da az buz değildi. Küba toplumunun bu zorlukların bir bölümünden kurtulması mutlak olarak gerekiyor. Bu ekonomik reformlarla mı olacak? Bilemiyoruz. Ama başka alternatif var mı? Bazı başlıklarda yok. Ama unutmayalım ki Küba tahmin edilenin ötesinde direndi. Ve daha fazla ‘anti Amerikancılıkla’, ‘Küba devriminin kazanımlarıyla’, ‘sağlık ve eğitim sistemindeki başarılarla’ idare edemeyecek noktaya geldiler. Çünkü eğitimli bir nüfus, arayışı olan bir toplumdur. Bu toplumu burjuva ideolojisine teslim etmemenin yolu, soluk aldırmaktır. Küba devrimcileri bütün dönemeçlerden başarıyla çıktılar şimdiye kadar. Bunu ciddiye almak gerekir. Küba, kolay yargılanabilecek bir liderliğe sahip değil. Her türlü eleştiriyi yanıtlıyorlar, kendileri de tartışıyorlar.”

Küba’da bir oldubittinin gerçekleşmediğini ifade eden Okuyan, “Raul şu anda tamamen duruma hakim. Küba bundan sonra ABD tarafından öngörülen bir liderliğe izin vermeyecektir. Hiç kimse Fidel benzeri bir liderlik yapamaz bundan sonra ama daha kolektif bir yönetim tarzı gelecektir. Son beş yılda Raul Castro, Batı tarafından şişirilen tüm balonları patlattı. ‘Şu reformcudur’, ‘Geleceğin lideridir’ denilen herkes tasfiye edildi. Şu anda çok öngörülemeyen ama bir yandan da kendi içinde çok ciddi tartışan ve hazırlanan bir devlet ve parti yönetimi var” dedi.

Okuyan konuşmasında ekonomik reformların ne anlama geldiğine değinirken, bu reformların sosyalist kuruluş açısından yaratabileceği ciddi sıkıntılara da işaret etti. Bundan sonra Küba’da dişe diş bir siyasi ve ideolojik mücadelenin verileceğini vurgulayan Okuyan, Küba’nin eninde sonunda bu reformların bazı unsurlarıyla ilgili karar vermek zorunda kalacağını belirtti.

Exit mobile version