{"id":102449,"date":"2012-03-23T09:27:40","date_gmt":"2012-03-23T07:27:40","guid":{"rendered":"http:\/\/www.nationalturk.com\/?p=102449"},"modified":"2019-03-28T10:41:40","modified_gmt":"2019-03-28T07:41:40","slug":"sanat-ve-filozofi-2","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/sanat-ve-filozofi-2\/","title":{"rendered":"Sanat ve Filozofi 2"},"content":{"rendered":"<h3><a href=\"http:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa.jpg\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"alignleft size-medium wp-image-83760\" title=\"\u00d6zkan Ero\u011flu\" src=\"http:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa-280x202.jpg\" alt=\"\" width=\"280\" height=\"202\" srcset=\"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa-280x202.jpg 280w, https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa.jpg 300w\" sizes=\"auto, (max-width: 280px) 100vw, 280px\" \/><\/a>Sanat d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc Priv.-Doz. Dr. \u00d6zkan Ero\u011flu taraf\u0131ndan 2010\u2019da bir grup Y\u00fcksek Lisans \u00f6\u011frencisiyle ger\u00e7ekle\u015ftirilen ve bug\u00fcnlerde kitapla\u015ft\u0131r\u0131lmak \u00fczere \u00e7\u00f6z\u00fcmlenen ses kay\u0131tlar\u0131ndan olu\u015fan d\u00f6rt workshopun ikincisi olan \u201cEstetik \u00dczerine (8 Eyl\u00fcl 2010)\u201dnin metinlerini a\u015fa\u011f\u0131da sunuyoruz.<\/h3>\n<p><strong>\u00d6zkan Ero\u011flu:<\/strong> Ge\u00e7en haftaki workshopumuzda, sanat ve filozofinin, \u201ctarih\u201d kavram\u0131n\u0131n ne kadar bas\u0131nc\u0131 alt\u0131nda oldu\u011fundan bahsetmi\u015ftik. Tarih kavram\u0131n\u0131n, sanat ve filozofi kavramlar\u0131 \u00fczerinde gerek olumlu, gerekse olumsuz y\u00f6nde etkileri oldu\u011fu y\u00f6n\u00fcndeki \u015f\u00fcphelerimi payla\u015fm\u0131\u015ft\u0131m sizlerle.<\/p>\n<p>Kand\u0131r\u0131lan bir sanat tarihi olgusu \u00fczerine bir s\u00fcredir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Sanat tarihi, dolay\u0131s\u0131yla sanat ne kadar etkilerden uzakt\u0131r, ne kadar de\u011fildir? Yazm\u0131\u015f oldu\u011fum sanat tarihi (\u00d6zkan Ero\u011flu, Sanat\u0131n Tarihi, \u0130stanbul, Kolaj Kitapl\u0131\u011f\u0131 No. 1, 2007.) kitab\u0131n\u0131n sonu\u00e7 b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde de bu konuya de\u011finmi\u015ftim. Sanat etki alt\u0131ndaysa, bu \u00f6nermeden yola \u00e7\u0131karak, d\u00fcnyada filozofi de bir tak\u0131m z\u00fcmrelerin etkisi alt\u0131nda olabilir d\u00fc\u015f\u00fcncesi kendili\u011finden g\u00fcndeme gelmekte. Antik d\u00fcnyada ana g\u00f6vdedeki Stoac\u0131lara kar\u015f\u0131 Sofistlerin \u00e7\u0131km\u0131\u015f olmas\u0131, bunun bir g\u00f6stergesidir. Sofistlere kar\u015f\u0131, daha sistematik davranan Stoac\u0131lar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131; b\u00f6ylelikle daha konferans tarz\u0131 bir filozofiyle, \u00e7ok daha halka indirilen bir filozofinin antik d\u00fcnyada kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelmesi olay\u0131 bile, filozofiye bu y\u00f6nde bak\u0131\u015f\u0131n bir g\u00f6stergesi olarak dikkat \u00e7ekicidir.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin Platon\u2019u (Platon (M.\u00d6.427-M.\u00d6. 347) Antik Yunan filozof. Hocas\u0131 Sokrates (M.\u00d6.470-M.\u00d6.399) ve \u00f6\u011frencisi Aristoteles ile birlikte Bat\u0131 Filozofisi\u2019nin temellerini att\u0131\u011f\u0131 kabul edilir. Platon\u2019a g\u00f6re, bu d\u00fcnyadaki her\u015fey soyut alandaki idealar\u0131n bir yans\u0131mas\u0131d\u0131r. Mimesis olarak sanat, ancak \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc dereceden bir taklittir.), Aristoteles\u2019i (Platon (M.\u00d6.427-M.\u00d6. 347) Antik Yunan filozof. Hocas\u0131 Sokrates (M.\u00d6.470-M.\u00d6.399) ve \u00f6\u011frencisi Aristoteles ile birlikte Bat\u0131 Filozofisi\u2019nin temellerini att\u0131\u011f\u0131 kabul edilir. Platon\u2019a g\u00f6re, bu d\u00fcnyadaki her\u015fey soyut alandaki idealar\u0131n bir yans\u0131mas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Mimesis olarak sanat, ancak \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc dereceden bir taklittir.) de\u011ferlendirdi\u011finizde, bu klasik filozoflar\u0131n i\u00e7erisinde daha d\u00fczenli a\u00e7\u0131klamalar yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve tarihe daha \u00e7ok kald\u0131\u011f\u0131n\u0131, bir\u00e7ok dile \u00e7evrildi\u011fini g\u00f6r\u00fcrken, \u00e7o\u011fu Sofistin belgelerinin tarihe kald\u0131\u011f\u0131na tan\u0131k olunamamaktad\u0131r. Onlardan da kalan belgeler var ama, di\u011ferleri kadar sistemli de\u011fil. Sanatta ve tarihte, sistemli olan bir \u015fey ile sistemsiz olan bir \u015feyin durumlar\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak de\u011ferlendirilmelidir. Sanat ve filozofi, tarihsel olarak sistemli hale ne zaman gelmi\u015ftir? Bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda, filozofi Do\u011fu\u2019da ve Bat\u0131\u2019da \u0130lk \u00c7a\u011f\u2019dan itibaren sistemli hale gelmeye ba\u015flarken, sanat \u00f6zellikle 16. y\u00fczy\u0131l ba\u015flar\u0131nda bir sistem kazanmaya ba\u015flar. Aradaki bu tarihsel fark da bizi ilgilendirebilir. Sanat\u0131n zaman kar\u015f\u0131s\u0131nda zarar g\u00f6rmeye daha ge\u00e7 ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyebiliriz. Bu \u00f6nemli bir ayr\u0131m yaratabilir. Bu g\u00f6zle de bak\u0131labilir meseleye. Etki, belirli sistemleri yarat\u0131yor ama, o sistemler i\u00e7erisinde gerek sanatta, gerekse filozofide -sanat\u00e7\u0131 ya da filozof olarak tan\u0131mlanan- ki\u015fi, \u00f6z duyumunu ne kadar yans\u0131tabiliyor yap\u0131tlara? Yap\u0131tlar \u00fczerinden bu ara\u015ft\u0131r\u0131labilir. Sistem artt\u0131k\u00e7a, bu \u00f6z duyum azal\u0131yor, daha gizleniyor, daha derin g\u00f6zlemle ke\u015ffedilebilir bir hale geliyor. B\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde sisteme ya da sistemsizli\u011fe ba\u011fl\u0131 olarak filozofi ve sanatta nelerin yitirildi\u011fi ya da nelerin kazan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 y\u00f6n\u00fcnde baz\u0131 ara\u015ft\u0131rmalar yap\u0131labilir. Tarihte hangi alanda olursa olsun \u2018d\u0131\u015far\u0131da b\u0131rakma\u2019 diye bir mesele var. Buna yak\u0131n tarihimizden \u00f6rneklemeler de bulunmak olas\u0131d\u0131r. Yani belirli z\u00fcmreler taraf\u0131ndan \u2018d\u0131\u015far\u0131da b\u0131rakma\u2019 meselesi nedir? Sanat ve filozofi biraz daha isimlerini duyurduk\u00e7a, daha pop\u00fcler olmaya ba\u015flad\u0131k\u00e7a, sapla saman biraz daha birbirine kar\u0131\u015f\u0131yor.<\/p>\n<p>Burada, d\u0131\u015far\u0131daki insanlar\u0131n meseleye bakmakta daha zorland\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Bu da alt\u0131 \u00e7izilmesi gereken ilgin\u00e7 bir durumdur.<br \/>\nAsl\u0131nda pop\u00fclerle\u015fme dedi\u011fimiz zaman \u015funu s\u00f6yleyebiliriz; mesela filozofi, \u0130lk \u00c7a\u011f\u2019dan bu yana ciddi anlamda bir imzay\u0131 ortaya koymu\u015ftur ama, Giotto ile beraber sanat\u00e7\u0131 tam olarak ciddi imzay\u0131 yeni atmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. 14. y\u00fczy\u0131l ile ba\u015flayan bu d\u00f6nemde imza olgusu, bence d\u00f6nemin i\u00e7indeki pop\u00fclerle\u015fmenin de ciddi bir g\u00f6stergesidir. Burada yine imza ba\u011flam\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde de, ciddi anlamda bir kriz var ortada; sanat kavram\u0131 filozofi kar\u015f\u0131s\u0131nda yine daha \u015fansl\u0131 durmakta. \u00c7\u00fcnk\u00fc orta\u00e7a\u011f Gotik katedrallerini, Romenesk d\u00f6nem kilise binalar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczde, \u00f6zellikle mimari sanat\u0131 anlam\u0131nda muhte\u015fem katedral ve kiliselerin in\u015fa edildi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. Bu katedral ve kiliselerin i\u00e7inde yer alan her bir yap\u0131 biriminde imzas\u0131z ki\u015filerin yarat\u0131s\u0131 bulunur. Ad\u0131n\u0131, san\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrmeksizin, sadece katedralin s\u00fctunlar\u0131ndaki yiv say\u0131s\u0131 ile kendilerini belli eden, Gotik katedrallerde u\u00e7an payandalar\u0131yla kendini ortaya koyan, a\u00e7\u0131lan pencere say\u0131s\u0131yla belli bir matematik olu\u015fturan, g\u00fcl pencerelerdeki dilim say\u0131s\u0131n\u0131 kendine g\u00f6re ayarlayan ve bunlar gibi de\u011fi\u015fik \u015fifreler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, mimarlar\u0131n, ustalar\u0131n, zanaatkarlar\u0131n iz b\u0131rakmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131 ve bu kimselerin ayn\u0131 zamanda \u00e7o\u011fun d\u00f6nemin dinsel ki\u015filikleri de oldu\u011funu \u00f6\u011freniyoruz. Yani topyek\u00fcn bir e\u011fitim s\u00f6z konusu. Bu noktada, gerek sanatta, gerekse filozofide, e\u011fitim tarihi ile ili\u015fki nedir diye bir soru bile akla gelebilir. Ki\u015filerin, e\u011fitim tarihine b\u0131rakt\u0131klar\u0131 nelerdir? Do\u011fal olarak, yapan ki\u015fi -uygulay\u0131c\u0131- geri \u00e7ekildik\u00e7e, pop\u00fclerlik azalmakta, b\u00f6ylece izleyiciye \u00e7ok daha fazla \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesi gereken \u015fifreler kalmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Yapan ki\u015fi ne kadar ileriye \u00e7\u0131karsa, ne kadar ba\u011f\u0131r\u0131rsa, izleyen ki\u015fiye o kadar az \u015fey kal\u0131r. Mesela \u00e7a\u011fda\u015f sanatta Andy Warhol\u2019u d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn\u00fcz; \u00e7ok ileriye \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. \u0130leriye \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 oranda da sanat\u0131, yava\u015f yava\u015f kan kaybetmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc Warhol -kendine g\u00f6re- sanatta her t\u00fcrl\u00fc de\u015fifrasyonun yap\u0131labilece\u011fine inanarak hareket etmi\u015ftir. \u00c7a\u011fda\u015f filozof Baudrillard da, hemen t\u00fcm kitaplar\u0131nda, Warhol\u2019un a\u00e7m\u0131\u015f oldu\u011fu bu olumsuz yana dikkat \u00e7ekmi\u015ftir. Gerek t\u00fcketim toplumu mant\u0131\u011f\u0131 i\u00e7indeki kitaplar\u0131nda, gerekse sim\u00fclakrlarla ilgili kuram\u0131nda hep buna de\u011finir. \u0130\u015fte burada ele al\u0131nan mesele, asl\u0131nda pop\u00fclarizm ve kar\u015f\u0131-pop\u00fclarizm aras\u0131ndaki bir m\u00fccadeledir. Tarih de pop\u00fclarizm ve kar\u015f\u0131-pop\u00fclarizmin m\u00fccadelesidir. Tarihi yazan ki\u015finin; tarih\u00e7inin de kendi i\u00e7inde pop\u00fclarizme ve kar\u015f\u0131-pop\u00fclarizme bak\u0131\u015f\u0131, yazd\u0131\u011f\u0131 yay\u0131n\u0131 etkilemektedir do\u011fal olarak.<\/p>\n<p><strong>Ay\u015feg\u00fcl Utku G\u00fcnayd\u0131n:<\/strong> D\u00f6nemin ideolojisi de \u00e7ok etkiliyor. \u00d6rne\u011fin benim konum olan, edebiyat alan\u0131na ta\u015f\u0131rsak g\u00f6zlemlerimizi; ara\u015ft\u0131rmakta oldu\u011fum Cumhuriyet \u00f6ncesi, Tanzimat d\u00f6nemi kad\u0131n yazarlar\u0131n\u0131n, Cumhuriyet s\u00f6ylemiyle -yeni bir ulus in\u015fas\u0131yla- beraber, tarihsel bak\u0131\u015f i\u00e7inde d\u0131\u015fland\u0131klar\u0131n\u0131, isimlerinin bile unutuldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. Bu nedenle, dikkat \u00e7ekti\u011finiz, pop\u00fclarizm ve kar\u015f\u0131-pop\u00fclarizm meselesi bana da \u00f6nemli g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. D\u00f6nemin ideolojisi de tarihsel s\u00f6ylemi bir hayli etkiliyor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Tarih\u00e7inin kendi ideolojisi de \u00e7ok \u00f6nemli, asl\u0131nda her \u015feyde ideoloji \u00f6n planda. Bence ideoloji tan\u0131mlamas\u0131 i\u00e7inde, sadece siyaset ideolojisi de\u011fil; bir sanat tarihi ideolojisi, bir filozofi ideolojisi, bir sosyoloji ideolojisi de yer almal\u0131. Sadece siyaset ideolojisi diye bir \u015fey yok. Bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, Gombrich\u2019in, Panofsky\u2019nin ya da Warburg\u2019un (Aby Warburg: (1866-1929) Alman k\u00fclt\u00fcr kuramc\u0131s\u0131 ve sanat tarih\u00e7isi. G\u00fc\u00e7l\u00fc ve varl\u0131kl\u0131 Warburg ailesinin \u00fcyesi olman\u0131n sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 olanaklarla kurmu\u015f oldu\u011fu \u00f6zel k\u00fct\u00fcphane, daha sonra Londra \u00dcniversitesi\u2019ne ba\u011flanarak Warburg Enstit\u00fcs\u00fc ad\u0131n\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131r.) sanat tarihine bak\u0131\u015f ideolojileri farkl\u0131d\u0131r. Mesela Croce\u2019nin (Benedetto Croce: (1866-1952) Yirminci y\u00fczy\u0131l\u0131n ilk yar\u0131s\u0131nda \u0130talyan Filozofisi\u2019ne hakim olan \u0130dealizm\u2019in \u00f6nc\u00fcs\u00fc ve Estetik tarihinin en \u00f6nemli d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc.) estetik ideolojisi de farkl\u0131d\u0131r. Yani neticede, meseleye biraz da kendi d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015fleri do\u011frultusunda bakt\u0131klar\u0131n\u0131 ve bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131 ele ald\u0131klar\u0131 meseleye yedirdiklerini g\u00f6r\u00fcyoruz. Tabii ki ideoloji dedi\u011fimizde, insan\u0131n akl\u0131na -ister istemez- siyasetle ilgili bir alg\u0131 geliyor, ama neticede \u015fu unutulmamal\u0131d\u0131r ki, o politik ideolojiler mutlak surette bilim dallar\u0131n\u0131n kendi ideolojilerine de yans\u0131t\u0131labilir. Bu ideolojiler di\u011fer alanlara yans\u0131t\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, s\u00f6z konusu bilim dallar\u0131nda da, pop\u00fclarizm ya da kar\u015f\u0131- pop\u00fclarizm anlam\u0131nda, ciddi bir etki alan\u0131 yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kesindir. Bence bu da \u00f6nemli bir nokta. Buna g\u00fczel bir \u00f6rnek olarak \u00e7ok klasik anlamda bir sanat\u00e7\u0131yla, Warhol tarz\u0131ndaki bir pop sanat\u00e7\u0131y\u0131 yan yana getirebiliriz; getirdi\u011fimizde de ortaya \u00e7\u0131kan farkl\u0131l\u0131klar\u0131 kolayl\u0131kla alg\u0131layabiliriz. Veya sizlerle daha \u00f6nce bir \u00fcniversitede bir s\u0131nav sorusunda yan yana getirdi\u011fimiz; El Greco ile Bacon\u2019u ele al\u0131rsak; her iki sanat\u00e7\u0131n\u0131n da meselelerinde ciddi olduklar\u0131n\u0131, meseleyi suland\u0131rmad\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. 1960\u2019lardaki \u0130ngiliz sanat\u00e7\u0131 Bacon ile 16. y\u00fczy\u0131l\u0131n El Greco\u2019su aras\u0131nda en ufak bir ciddiyet fark\u0131 yok. Bu iki ismi yan yana getirme e\u011filimimiz bu a\u00e7\u0131dan do\u011fruydu. Tarihsel bak\u0131\u015f i\u00e7inde, ayr\u0131ks\u0131 g\u00f6r\u00fcnen ki\u015filer de, birbirlerine benzer g\u00f6r\u00fcnen -\u00f6rt\u00fc\u015fen- ki\u015filer ya da yap\u0131tlar da yan yana getirilerek, belirli analojilere tabi tutulabilir.<\/p>\n<p><strong>\u00d6zlem Kalkan Erenus:<\/strong> Greco ve Bacon \u00f6rneklerinde, bir \u2018suland\u0131rma\u2019 meselesi ile kar\u015f\u0131la\u015fmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftiniz. Bu noktada akl\u0131ma \u015f\u00f6yle bir soru geliyor: Pop\u00fclarizmin daha az g\u00fcndeme geldi\u011fi noktada, sanat\u00e7\u0131 gizleniyor ve sadece bir tak\u0131m izler b\u0131rak\u0131yor. Bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda i\u015fleyen s\u00fcre\u00e7te ise, pop\u00fclerle\u015fen sanat\u00e7\u0131, kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 sanat yap\u0131t\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcnde g\u00f6rmeye ba\u015fl\u0131yor. Yani, o noktada yar\u0131\u015fan sanat yap\u0131t\u0131 de\u011fil de, sanat\u00e7\u0131n\u0131n kendi kimli\u011fi olmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131nda, s\u00f6z etti\u011finiz \u2018i\u015fi suland\u0131rma\u2019 durumuyla m\u0131 kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kal\u0131yoruz?<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Bu \u2018suland\u0131rma\u2019 meselesi \u015fununla ilgili; \u00e7ok ciddi boyutta sanat\u00e7\u0131n\u0131n kendi b\u00fcnyesel fakt\u00f6rlerini yava\u015f yava\u015f devreye soktu\u011fu d\u00f6nemlerde, bu sadece \u00e7a\u011fda\u015f k\u00fclt\u00fcrde, \u00e7a\u011fda\u015f olu\u015fumlarda de\u011fil, klasik olu\u015fumlarda da, kendi bireysel durumunu alenen ya\u015fad\u0131\u011f\u0131, ortaya sermeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemlerde de sergileniyor bence. Yani bu \u2018suland\u0131ma\u2019 diye bahsetti\u011fimiz \u015fey bu \u015fekilde g\u00fcndeme geliyor. Bunu \u015f\u00f6yle a\u00e7abiliriz: Bir anlamda ahlaka bak\u0131\u015f, sanat\u00e7\u0131n\u0131n ahlaki olana bak\u0131\u015f\u0131 ile ilgili. \u00c7a\u011fda\u015f d\u00fcnya dedi\u011fimiz 20. y\u00fczy\u0131l, bu t\u00fcr \u015feyleri daha serbest b\u0131rak\u0131yor. Art\u0131k g\u00fcn\u00fcm\u00fczde kimse cinsel kimli\u011fini gizlememeye ba\u015flad\u0131 \u00f6rne\u011fin. Asl\u0131nda T\u00fcrkiye\u2019de bug\u00fcn ger\u00e7ekle\u015fmeye ba\u015flayan bu olgu, Bat\u0131\u2019da 1900\u2019lerden beri kendini kabul ettirmi\u015fti zaten. Hatta 19. y\u00fczy\u0131l i\u00e7inde de bu vard\u0131r. Kimse cinsel tercihini a\u00e7\u0131klamaktan \u00e7ekinmedi. Ama bunu ahlak boyutunda yarg\u0131lay\u0131p yarg\u0131lamamak durumu ise ki\u015finin yine kendi yap\u0131s\u0131 ile alakal\u0131 bir \u015fey. Biyolojik yap\u0131s\u0131yla, ruhsal yap\u0131s\u0131 ile ilgili bir \u015fey. Bunu belli eden, ama i\u00e7inde ya\u015fayan, \u00e7ok az de\u015fifre eden ve \u00e7ok a\u00e7\u0131klayanlar \u00e7\u0131kt\u0131 ortaya 20. y\u00fczy\u0131lda.<\/p>\n<p>Yine ahlaki a\u00e7\u0131dan bakarsak; \u00f6rne\u011fin 17. y\u00fczy\u0131l\u0131n \u00f6nemli, belki de tek \u2018dev sanat\u00e7\u0131s\u0131\u2019 olan Caravaggio, bir katildi. Katil olu\u015fu, onun Caravaggio olmas\u0131n\u0131 sa\u011flamad\u0131, ama g\u00f6n\u00fcm\u00fczde katil ya da homoseks\u00fcel olan bir sanat\u00e7\u0131n\u0131n, katil ya da homseks\u00fcel olu\u015fu onun sanat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 da etkiliyor. Bu \u00e7ok enteresan bir durum ve ayr\u0131lma .<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Farkl\u0131 bir kontenjan\u0131 kullan\u0131yorlar bu durumda.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Y\u00fczy\u0131l\u0131n bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 de\u011fi\u015fiminin bir g\u00f6stergesidir bu. Ahlaka, insan b\u00fcnyesine bak\u0131\u015f\u0131 de\u011fi\u015fti. \u0130zleyici olarak bizlerin, d\u0131\u015far\u0131dan olaylara bak\u0131\u015f\u0131 da daha enteresanla\u015ft\u0131. Biz belki Caravaggio\u2019nun sadece yap\u0131tlar\u0131yla ilgilenip, yap\u0131tlar\u0131ndan yola \u00e7\u0131karak bir\u00e7ok \u015feyi halledebilirken, \u015fimdi art\u0131k sanat\u00e7\u0131lar\u0131n \u00f6z ya\u015fam \u00f6yk\u00fclerini en kapsaml\u0131 \u015fekilde okumadan i\u015fi halledemez hale geldik. Yani bir yerde sanat\u0131n yarg\u0131s\u0131na, sanat\u00e7\u0131n\u0131n ya\u015fam \u00f6yk\u00fcs\u00fc de dahil edilmeye ba\u015flad\u0131. Ama bu do\u011fru mu? Bu noktadan, bug\u00fcnk\u00fc esas konumuz olan, sanat ve filozofinin estetikle olan ili\u015fkisine bir ge\u00e7i\u015f yap\u0131labilir.<\/p>\n<p>Sanat\u00e7\u0131n\u0131n b\u00fcnyesel fakt\u00f6rleri, yap\u0131t\u0131nda bir simge olarak yer alabiliyorsa ve yap\u0131t\u0131n i\u00e7eri\u011fine d\u00f6n\u00fck a\u00e7\u0131klamalarda da bu simgeler b\u00fcy\u00fck rol oynuyorsa, do\u011fal olarak burada esteti\u011fin de etkilendi\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Estetik, workshopta tart\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z konular i\u00e7inde, sadece bi\u00e7imlerle, bi\u00e7im d\u00fcnyas\u0131yla, do\u011frudan ilgili olan aland\u0131r. Bu \u00f6nemlidir. Estetik denildi\u011finde, ele al\u0131nan bir sanat eseri ise, do\u011fal olarak o sanat eserinin bi\u00e7im mefhumu muhatapt\u0131r meseleye.<\/p>\n<p>Konuya buradan girildi\u011finde esteti\u011fin bir al\u0131mlama meselesi oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Ge\u00e7en toplant\u0131da s\u00f6z etti\u011fimiz, \u2018bilin\u00e7li\u2019 bireyin olu\u015ftu\u011funu varsayan bir konu bu. Bilin\u00e7li birey, bilin\u00e7li izleyici, bilin\u00e7li okurun sanat ve filozofi ili\u015fkisiyle birlikte olu\u015ftu\u011funu ve art\u0131k esteti\u011fi alg\u0131layabilir d\u00fczeye geldi\u011fini, bir al\u0131mlama g\u00fcc\u00fcn\u00fcn oldu\u011funu kabul ediyoruz bu noktada. Birinci hafta konu\u015ftu\u011fumuz konularla ilgili ba\u011flant\u0131lar a\u00e7\u0131s\u0131ndan bakarsak; al\u0131mlama g\u00fcc\u00fc herkeste ayn\u0131 olmayaca\u011f\u0131na g\u00f6re, \u2018bilin\u00e7li\u2019 bireyle do\u011frudan ilgili, her bireyin al\u0131mlama d\u00fczeyiyle de yak\u0131ndan ilgili. \u0130kinci bir ba\u011flant\u0131 ise gene tarih ve tarihsellik olgusu. Estetik de meseleye tarihsel boyutta bak\u0131yor. Bir yandan estetlerin, olu\u015fturduklar\u0131 estetik bilimini tarihle\u015ftirdiklerini de g\u00f6r\u00fcyoruz, di\u011fer yandan da biz, sanat tarihine, filozofi tarihine bakarak, esteti\u011fin ne oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yoruz. Sanat tarihine bakarak, esteti\u011fi anlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken, meselenin g\u00f6rsel oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. Filozofi tarihinden bakarken ise t\u00f6zsel oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. Sanat ve filozofi ba\u011flam\u0131nda, her ikisinde de asl\u0131nda s\u00f6z sanat\u0131 ve g\u00f6rsel sanat kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelmektedir.<\/p>\n<p>Burada ben \u00f6ncelikle, esteti\u011fin genel evriminin nas\u0131l oldu\u011fundan s\u00f6z a\u00e7mak isterim. Estetik nas\u0131l geli\u015fti? Ya da estetik, herkesin tarif etti\u011fi gibi, \u2018g\u00fczellik bilimi\u2019 ad\u0131yla bilinen bir \u015fey midir? G\u00fczelli\u011fi mi tarif eder? E\u011fer \u00f6yleyse, her y\u00fczy\u0131l\u0131n g\u00fczelini mi bulmak zorundad\u0131r? Yoksa estetik sanat filozofisinin bir kolu olarak; daha olgun, daha farkl\u0131 bir \u015fekilde, daha \u00f6znel bir boyutta de\u011ferlendirilmesi gereken bir alan m\u0131d\u0131r?<\/p>\n<p>Almanya\u2019daki \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131m s\u0131ras\u0131nda edindi\u011fim, fakat burada pek kabul g\u00f6rmeyen bir d\u00fc\u015f\u00fcncemi payla\u015fmak istiyorum bu noktada. \u2018Sanat Filozofisi\u2019 tek ba\u015f\u0131na de\u011fil. Sanat Filozofisi \u00fc\u00e7 ayaktan olu\u015fuyor; \u2018Estetik\u2019, \u2018Sanat Sosyolojisi\u2019 ve \u2018Sanat Psikolojisi\u2019. Bunlar\u0131n \u00fc\u00e7\u00fc bir araya geldi\u011fi zaman \u2018Sanat Filozofisi\u2019 denen g\u00f6vde olu\u015fuyor. Bizde ve sanat filozofisi alan\u0131nda geri kalm\u0131\u015f \u00fclkelerde, \u2018Sanat Filozofisi\u2019 denildi\u011finde, filozoflar\u0131n sanat hakk\u0131nda s\u00f6yledikleri anlat\u0131l\u0131yor. Ama sanat filozofisi bu de\u011fil. Bu anlay\u0131\u015f sanat filozofisinin tarihi de olamaz. E\u011fer \u00f6yle olsayd\u0131, Aristo\u2019nun a\u011fz\u0131ndan Decartes\u2019\u0131n ya da Leibniz\u2019in a\u011fz\u0131ndan estetik anlamda sanat\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeye kalkard\u0131k ki, bu \u00e7ok tehlikeli bir \u015fey olurdu. Filozofun \u2018sanat filozofik\u2019 oldu\u011fu iddia edilen s\u00f6zleriyle, ilgili oldu\u011fu y\u00fczy\u0131l\u0131n sanat\u0131n\u0131 bile a\u00e7\u0131klamaya kalkmak tehlikeli bana g\u00f6re. Bu noktada, bir \u00f6nceki toplant\u0131m\u0131zda s\u00f6z etti\u011fim bilin\u00e7li izleyiciye, bilin\u00e7li okura, bilin\u00e7li insana b\u00fcy\u00fck bir rol d\u00fc\u015fmekte.<\/p>\n<p>Hatta b\u00fcy\u00fck bir y\u00fck binmekte. Bu y\u00fck \u00fc\u00e7 a\u015famal\u0131 olarak kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7\u0131kacak:<br \/>\n1. Estetik a\u00e7\u0131dan saptayacak.<br \/>\n2. Sanat sosyolojik olarak saptayacak.<br \/>\n3. Sanat psikolojik olarak saptayacak.<\/p>\n<p>Bu saptamalar\u0131 yaparken nelere dikkat etmeli? Psikoloji alan\u0131ndaki ki\u015filerin s\u00f6yledikleri okunmal\u0131. Sosyoloji alan\u0131nda s\u00f6ylenenler okunmal\u0131. Bunlar i\u00e7in de \u00e7ok gerilere inmemek laz\u0131m, bu s\u00f6ylemlerin sistemle\u015fmesi genelde 18 ve 19. y\u00fczy\u0131llarda \u00e7\u0131k\u0131\u015f bulur. Estetikle ilgili olarak ise ilk insandan g\u00fcn\u00fcm\u00fcze olan bilimsel kitaplar\u0131, yay\u0131nlar\u0131 takip edip okumal\u0131d\u0131r. Ama en son kertede kendi \u00f6znel yarg\u0131lar\u0131 bunlar\u0131n \u00fczerine in\u015fa etmesi gerekir.<\/p>\n<p>Sanat filozofisinde okumak yetmez, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp hermeneutik yapmak gerekir. Okumak i\u015fin y\u00fczde yirmi ya da otuzudur belki, geri kalan\u0131 tamamen bireyin -bilin\u00e7li, \u00fcst birey olarak- kedi \u00f6znel yarg\u0131lar\u0131n\u0131 oturtabilmesidir. \u0130\u015f bu noktada \u00e7ok \u00e7etrefil bir hal al\u0131r. Bu bireyler nas\u0131l olu\u015facak? Olu\u015ftu\u011funu varsayal\u0131m; bu bireylerin \u00f6znel boyutlar\u0131 hepsinde e\u015fit bir d\u00fczleme gelebilecek mi? Belirli bir ortalama sa\u011flanabilecek mi? Ortak bakabilmek m\u00fcmk\u00fcn olacak m\u0131? Do\u011fru tektir. Ancak bir taraftan da \u201csanatta tek do\u011fru olmaz, sanat matematik mi?\u201d denir. Ama sanatta do\u011fru vard\u0131r. Sanatta do\u011frunun olabilmesi i\u00e7in bakan ki\u015filerin \u2018\u00fcst birey\u2019 olmas\u0131 gerekir. \u2018\u00dcst birey\u2019 bakm\u0131yorsa, tabii ki sanat do\u011fru olmaz, matematik gibi alg\u0131lanamaz. Peki o zaman C\u00e9zanne neden \u201csanat geometridir\u201d dedi? Bir sanat\u00e7\u0131 geometriyle neden bu kadar u\u011fra\u015ft\u0131? Neden C\u00e9zanne yeni sanat d\u00fcnyas\u0131n\u0131 geometriyle kurmak istedi? Ya da k\u00fcbikler neden ortaya \u00e7\u0131kt\u0131? \u0130\u015fte o zaman burada baz\u0131 \u015f\u00fcpheler do\u011far. Bu da bir s\u0131k\u0131nt\u0131 var anlam\u0131na gelir. Analitik ve sentetik bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131 sanatta neden \u00e7\u0131kt\u0131 o zaman? Bu \u015f\u00fcpheleri b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bertaraf etmek i\u00e7in, \u00fcst insan\u0131n do\u011fmas\u0131, yerle\u015fmesi, ortalama bir oranda d\u00fcnyay\u0131 i\u015fgal etmesi ve buna ba\u011fl\u0131 olarak da bu \u00fcst insan\u0131n kendi \u00f6znel yarg\u0131lar\u0131ndan m\u00fcthi\u015f keyif al\u0131p, cesaretli a\u00e7\u0131klamalar yapmas\u0131 gerekir. Birilerinin de \u00e7\u0131k\u0131p bunlar\u0131 ay\u0131klamas\u0131 gerekir. Bu seleksiyonu yapacak olan da sanat ele\u015ftirisidir. Sanat ele\u015ftirisinin de bunlara ba\u011fda\u015f\u0131k, homojen bir yap\u0131s\u0131 vard\u0131r o halde. Demek ki sanat filozofisini (yani estetik, sanat psikolojisi ve sanat sosyolojisini) b\u00fcnyesinde ta\u015f\u0131yan \u00fcst insan modeli ile sanat ele\u015ftirmeni modeli aras\u0131nda m\u00fcthi\u015f bir \u00f6zde\u015flik vard\u0131r. Yani bir sanat filozofu onun dilinden, bir sanat ele\u015ftirmeni de filozofun dilinden o zaman anlar. Ele\u015ftiri kavram\u0131 b\u00fcnyesinde \u00f6z olarak sanat filozofisini bar\u0131nd\u0131r\u0131r. Bu durumda, esteti\u011fi \u00f6znel bir s\u00fczge\u00e7ten ge\u00e7irmek gerekir. Nas\u0131l yapaca\u011f\u0131z bunu?<\/p>\n<p>\u0130lk olarak \u015funu ortaya koymak gerekir; estetikte bir ger\u00e7ek, bir de ideal olan vard\u0131r. Acaba ger\u00e7ek olan, \u0130lk \u00c7a\u011f filozoflar\u0131n\u0131n s\u00f6yledi\u011fi gibi, bir taklitten mi ibarettir? Bunu tart\u0131\u015faca\u011f\u0131z. Yani burada bir \u2018sanat filozofisinin tarih\u00e7isi\u2019 olsayd\u0131, bu konuyu nas\u0131l s\u00f6ylemle\u015ftirirdi? \u201cSanat bir mimesistir\u201d diyecekti. \u015e\u00fcphe ile bakmayacakt\u0131. Ve bak\u0131lmad\u0131 da zaten. Hakikaten sanat bir mimesis midir, bir taklit midir acaba? En ger\u00e7ek\u00e7i sanat eserlerinde bile, arand\u0131\u011f\u0131nda bir \u00f6znel yan bulunamaz m\u0131? Ya da insanl\u0131k bunu ne kadar aramak istedi? Bu \u00e7ok \u00f6nemli bir konu. Bir kere o \u00fcst insan modelinin bunu \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesi gerekir.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, esteti\u011fin ne \u015fekilde de\u011fi\u015fti\u011finin saptanmas\u0131 gerekir. Estetik hakikaten ilk insan\u0131n \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131ndan g\u00fcn\u00fcm\u00fcze nas\u0131l de\u011fi\u015fmi\u015ftir? Bu noktada, nesnelli\u011fe ba\u011fl\u0131, \u00f6znel tespitleri \u00e7ok sa\u011flam yapmak gereklidir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc, tespit edilen de\u011fi\u015fim ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmlerin hangileri birbiriyle \u00f6rt\u00fc\u015f\u00fcr ya da \u00f6rt\u00fc\u015fmez? Ve daha sonra, bu \u00f6rt\u00fc\u015fmelere ve \u00f6rt\u00fc\u015fmemelere ba\u011fl\u0131 olarak, sonu\u00e7 k\u0131sm\u0131nda, kritik etmeye ve ayr\u0131\u015ft\u0131rmaya s\u0131ra gelir. Estetik olgusuna bak\u0131\u015f bu a\u015famalardan ge\u00e7iyor. E\u011fer estetik -herkesin dedi\u011fi gibi- g\u00fczelin bilimiyse, bir alt ba\u015fl\u0131k olarak, \u015fu konu da yarg\u0131lanabilir: Her d\u00f6nemde, her zaman dilimi i\u00e7inde, ne ne kadar g\u00fczel ya da ne kadar \u00e7irkindir?<\/p>\n<p><strong>Ekber S\u00fcrsal:<\/strong> Ama, kime g\u00f6re \u00e7irkin veya kime g\u00f6re g\u00fczel?<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> \u00dcst insana g\u00f6re de\u011ferlendirmek gerekir.<\/p>\n<p><strong>E.S.:<\/strong> Ama herkesin estetik anlay\u0131\u015f\u0131 her zaman birbirini tutmayabilir.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E:<\/strong> Sanat ve filozofi ili\u015fkisinde, alt yap\u0131y\u0131 olu\u015ftururken, \u201c\u00fcst izleyici\u201d ya da \u201c\u00fcst okur\u201d olarak adland\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z insan\u0131, belirli disiplinlerden ve belirli tart\u0131\u015fmalardan ge\u00e7erek sonra bu d\u00fczeye ta\u015f\u0131rs\u0131n\u0131z. Workshopun bundan sonraki a\u015famalar\u0131nda ele alaca\u011f\u0131m\u0131z konularda, biz zaten, s\u00f6z konusu d\u00fczeye ula\u015fm\u0131\u015f bir \u201cyarat\u0131k\u201d ve onun sanata ve filozofiye nas\u0131l bakmas\u0131 gerekti\u011fini tart\u0131\u015faca\u011f\u0131z. Bu tart\u0131\u015fmalarla ki\u015fi, sanata ve filozofiye bak\u0131\u015fta, asl\u0131nda matematikte oldu\u011fu gibi, tek bir do\u011fru oldu\u011funu g\u00f6recek hale gelir. Bu, dayatma ya da zorlamay\u0131 de\u011fil, tam bir bilimsel sistemi \u00f6ng\u00f6r\u00fcr. Belli bir g\u00f6rg\u00fc kalitesine ula\u015f\u0131rsan\u0131z, bu kaliteden hareketle baz\u0131 konular \u00fczerine daha derin tart\u0131\u015fmalara girme olana\u011f\u0131n\u0131z do\u011far. Aksi taktirde, tart\u0131\u015fma konular\u0131 s\u0131\u011f kal\u0131r.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Bu sa\u011flanamad\u0131\u011f\u0131 zaman, kriter yaratmak m\u00fcmk\u00fcn olmayacakt\u0131r. \u00d6l\u00e7\u00fct\u00fcn\u00fcz olmadan, neyin \u00fczerine kuracaks\u0131n\u0131z tart\u0131\u015fmay\u0131?<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Daha \u00f6nceki tart\u0131\u015fmam\u0131zda Hitler\u2019in yaratmak istedi\u011fi modelden s\u00f6z etmi\u015ftik. \u2018\u00dcst insan\u2019 modelini -ke\u015fke- bu meselelerde aram\u0131\u015f olsalard\u0131, Hitler\u2019in bak\u0131\u015f\u0131 \u00e7ok daha farkl\u0131 sonu\u00e7lara gidebilirdi. Oysa \u00f6yle olmad\u0131. Onlar farkl\u0131 de\u011ferlendirdiler \u2018\u00fcst insan\u2019 olgusunu. Sanat ve filozofide de geri olan\u0131 tercih ettiler. \u0130lerici olanlar\u0131 alg\u0131layamad\u0131klar\u0131 i\u00e7in de, yakt\u0131lar, y\u0131kt\u0131lar, par\u00e7alad\u0131rlar, yok ettiler. O d\u00f6nemde \u00e7ok de\u011ferli insan, olgu ve eser yok edildi.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Bunlar daha \u00e7ok, siyasi bir tehdit olu\u015fturabileceklerinden dolay\u0131 yok edildiler.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> \u2018\u00dcst insan\u2019 modeli yarat\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131ld\u0131, ama ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131kla sonu\u00e7land\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc filozofi ve sanata dayand\u0131r\u0131lmadan yarat\u0131lan \u00fcst insan modeli tutmaz.<\/p>\n<p>Estetik konusunda ben \u015f\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum; sanat\u0131n hangi alan\u0131 olursa olsun, estetikte belirli kategoriler olu\u015fturuluyor. A\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131 her y\u00fczy\u0131l\u0131n kendine g\u00f6re belirli kategorileri var. Meseleye bu kategorilerin d\u0131\u015f\u0131ndan bak\u0131l\u0131rsa, \u00e7ok ilgin\u00e7 bir ortak nokta tespit edilir ve bu ortak noktan\u0131n, C\u00e9zanne\u2019\u0131n g\u00fcndeme getirdi\u011fi \u2018geometri\u2019 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u0130lkel insandan g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar \u00fcretilen sanat eserleri i\u00e7inde \u2018geometri\u2019 kavram\u0131n\u0131n estetikte \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir yer te\u015fkil etti\u011fi dikkati \u00e7ekiyor. En bariz \u015fekliyle, R\u00f6nesans d\u00f6neminin yuvarlak kemerleri ya da Gotik katedrallerin sivri kemerleri, ayn\u0131 \u015fekilde Yunan vazolar\u0131nda uygulananlar, yine Yunan tap\u0131nak mimarisinde ya da heykel sanat\u0131nda uygulananlar\u0131n temelinde geometri vard\u0131r. Bu geometri olgusu, R\u00f6nesans\u2019ta da devam eder, Barok\u2019ta da devam eder, sonraki sanatlarda da devam eder. O zaman, geometrinin oldu\u011fu bir yerde; estetik anlamda ne ayr\u0131ks\u0131l\u0131k, ne de \u00f6rt\u00fc\u015fme kavramlar\u0131, belki de kendi i\u00e7inde bir \u2018sonsuzluk\u2019 fikrinin sorguland\u0131\u011f\u0131n\u0131 bile s\u00f6yleyebiliriz. Esteti\u011fin sonsuzluk kavram\u0131yla nas\u0131l bir ili\u015fkisi olabilir?<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, \u0130lk \u00c7a\u011f tap\u0131naklar\u0131na bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda; k\u0131sa kenarda yer alan s\u00fctunlarla uzun kenar s\u00fctunlar\u0131 aras\u0131nda \u00e7ok dikkati \u00e7eken matematik bir ili\u015fki vard\u0131r. Yani k\u0131sa kenarda alt\u0131 s\u00fctun varsa, uzun kenarda (iki \u00e7arp\u0131 alt\u0131) on iki art\u0131 bir ya da eksi bir s\u00fctun adedi gibi, matematiksel bir yap\u0131 vard\u0131r. Oradaki \u2018art\u0131 bir\u2019 ya da \u2018eksi bir\u2019 vurgular\u0131n\u0131n tek bir g\u00f6sterge te\u015fkil etti\u011fini s\u00f6yleyebiliriz; o da meselenin sonsuzlu\u011fa ili\u015fen yan\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin, Leonardo da Vinci\u2019nin Kayal\u0131klar Bakiresi tablosunda, piramidal bir kompozisyon vard\u0131r. Bu piramidal kompozisyonun i\u00e7inde de yine farkl\u0131 piramidal olu\u015fumlar\u0131n ve bunlar\u0131n i\u00e7inde konumlanan \u00e7e\u015fitli \u00fc\u00e7gen kurgular\u0131n ve g\u00f6rsel i\u015faretlerin i\u00e7 i\u00e7e yer ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. \u201cNe neyin i\u00e7inde ya da ne neyin d\u0131\u015f\u0131nda\u201d dedi\u011finiz noktada, yine \u2018art\u0131 bir\u2019 veya \u2018eksi bir\u2019 olgular\u0131 devreye girer ve kapal\u0131 bir kompozisyon \u015femas\u0131na ra\u011fmen, yap\u0131t\u0131n \u2018sonsuzluk\u2019 fikriyle ili\u015fkilendirilmek istendi\u011fini anlars\u0131n\u0131z.<br \/>\nBir de Son Ak\u015fam Yeme\u011fi yap\u0131t\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn; her \u015fey masada, kapal\u0131 bir mek\u00e2n i\u00e7erisinde ger\u00e7ekle\u015fir gibi dursa da, ressam\u0131n arka taraftaki iki pencere ile bir aray\u0131\u015fa gitmesi, sonsuzlukla kurmak istedi\u011fi ili\u015fkinin ta kendisidir. Ya da R\u00f6nesans\u2019ta kurgulanan \u00e7izgi ya da renk perspektifi dedi\u011fimiz meselenin olmas\u0131 bile, \u00e7izgilerin ya da renklerin a\u00e7\u0131kla\u015f\u0131p koyula\u015fma meselesinin, d\u0131\u015far\u0131da herhangi bir noktada kesi\u015febilece\u011fini varsaymakt\u0131r. \u2018Varsaymak\u2019 demek, zaten tamamen \u2018sonsuzluk\u2019 fikriyle ili\u015fkilenmeyi sa\u011flamaktad\u0131r.<br \/>\nBunlar estetik oyunlar, estetik planlar, estetik deyi\u015fler; her sanat\u00e7\u0131dan \u00e7e\u015fitli \u015fekilde \u00f6rnek verilebilir. Caravaggio\u2019nun Medusa Ba\u015f\u0131\u2019nda sa\u00e7lar\u0131 temsil eden karma\u015f\u0131k y\u0131lanlarda, hangi y\u0131lan\u0131n nereden \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 y\u00f6n\u00fcndeki belirsizlik, bir Barok belirsizliktir ve belirsizli\u011fin sonsuzlukla ili\u015fkisini kurmaya yarar. K\u0131sacas\u0131 bir tanesinde karanl\u0131k hakimdir, di\u011ferinde \u00e7izgisellik hakimdir. Ama sonu\u00e7ta biz, yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z a\u00e7\u0131klamalar paralelinde, sonsuzlukla ili\u015fkili oldu\u011fumuzu anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z andan itibaren esteti\u011fin, farkl\u0131 doktrinlerden \u00e7\u0131k\u0131p, ayn\u0131 noktada bulu\u015fan bir mesele haline getirilmek istendi\u011fini anlar\u0131z.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Burada sonsuzluk, bir ideal olarak ortaya konmak isteniyor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Sanat ve filozofide biz, d\u00fcz \u00e7izginin (ilerleme anlam\u0131nda) daha yararl\u0131 olabilece\u011fine inan\u0131rken, ortak noktada en sonunda bulu\u015fmalar\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc, estetikte dairesel bir \u00e7izginin daha yararl\u0131 olabilece\u011fine i\u015faret edebiliriz. Ama bu dairesel hareket de, yine belirsiz bir harekettir. Nerede ba\u015flay\u0131p nerede bitti\u011fi belli de\u011fildir\u2026<\/p>\n<p>\u015eimdi akl\u0131ma \u015f\u00f6yle bir soru geliyor: \u00c7a\u011fda\u015f sanat, \u00f6zellikle 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n\u0131n sanat\u0131, estetik tan\u0131m\u0131n\u0131 neden \u00e7ok yarg\u0131lam\u0131\u015ft\u0131r? \u00c7a\u011fda\u015f sanatta estetik meselesi nerede durur? \u00c7a\u011fda\u015f sanat ya da g\u00fcn\u00fcm\u00fcz sanat\u0131 ger\u00e7ekten bu s\u00f6yledi\u011fimiz estetik tan\u0131m\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak bu de\u011feri yitirdi de mi, farkl\u0131 bir dile kavu\u015ftu ya da hatta \u201c\u00f6lme\u201d noktas\u0131na geldi? Ya da asl\u0131nda yitirmedi de, acaba a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131lar m\u0131 i\u015flerine geldi\u011fi gibi yorumluyor meseleyi? \u00c7o\u011fu zaman \u015f\u00f6yle bir yarg\u0131 ile kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz: \u201cKlasik s\u00f6ylemleri hi\u00e7e say, \u00e7a\u011fda\u015f sanata \u00f6yle bak!\u201d Ben bu yarg\u0131sal \u00f6\u011fretinin her zaman kar\u015f\u0131s\u0131nda oldum. Klasik \u00f6\u011fretiye hakim olmadan, \u00e7a\u011fda\u015f ya da modern \u00f6\u011fretilere hakim olunmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Belirli bir dereceye kadar hakim olunabilir. Belirli bir dereceye kadar bir Picasso resmine ya da bir Kooning resmine bak\u0131labilir. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz araba tasar\u0131m\u0131na ancak belirli bir boyutta bak\u0131labilir. Ama klasik \u00f6\u011fretiyi iyi \u00e7\u00f6z\u00fcmleyen zihin ki, \u2018\u00fcst insan\u2019 modeli orada \u00e7\u0131kmal\u0131 ortaya, konu\u015fmaya ba\u015flar zaten. Her ne kadar baz\u0131 b\u00fcy\u00fck sanat\u00e7\u0131lar, \u201cklasik \u00f6\u011fretiden besleniyoruz\u201d deseler de, genel olarak klasi\u011fi reddetme tutumlar\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc, \u00e7a\u011fda\u015f sanat da \u00e7o\u011fu zaman bir hezeyana d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyor. Bunu kabul etmek laz\u0131m.<\/p>\n<p>Neticede, \u201conlar o zamand\u0131, onlar o zaman ele al\u0131nd\u0131\u201d gibi basit yarg\u0131lardan hareketle, klasik d\u00fcrt\u00fcler, klasik \u00f6\u011fretiler ellerinin tersi ile \u00e7evriliyor insanlar taraf\u0131ndan. Asl\u0131nda mesele \u00e7ok net: Az \u00f6nce s\u00f6z etti\u011fimiz, geometri fikrini C\u00e9zanne\u2019da g\u00f6rd\u00fcysek, k\u00fcbiklerde g\u00f6rd\u00fcysek, yeni geometricilerde ya da tasar\u0131mla u\u011fra\u015fan insanlarda da g\u00f6r\u00fcyoruz. O zaman \u015fu noktan\u0131n alt\u0131n\u0131 \u00e7izmek laz\u0131m: Klasikten beslenerek gelen bir \u00e7a\u011fda\u015f sanat, \u2018iki kere iki d\u00f6rt eder\u2019 h\u00fckm\u00fcne d\u00f6nd\u00fcr\u00fclebilir. Oradan hareketle yap\u0131labilir. Klasik d\u00fcrt\u00fclere iyi hakim olan \u2018\u00fcst insan\u2019 modeli, \u00e7a\u011fda\u015f sanata, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fcn ya\u015fayan sanat\u00e7\u0131s\u0131n\u0131n \u00fcrettiklerine de o denli olgun bir \u015fekilde bakabilecektir. Bu noktada \u2018ele\u015ftiri\u2019 de\u011fer kazan\u0131r. Burada as\u0131l sanat ele\u015ftirisi alaca\u011f\u0131n\u0131 al\u0131r. Sanat ele\u015ftirisine en \u00e7ok muhta\u00e7 olan, \u00e7a\u011fda\u015f sanatt\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ok karma\u015f\u0131kt\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ok insan t\u00fcremi\u015ftir. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde az insan \u00f6lmekte (Afrika\u2019da k\u0131tl\u0131k ya\u015fayan co\u011frafyalar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda), insanlar daha uzun ya\u015famaktad\u0131r. Sava\u015flar ve salg\u0131n hastal\u0131klar azalm\u0131\u015ft\u0131r, vs. \u0130nsan n\u00fcfusunun \u00e7o\u011falmas\u0131n\u0131 artt\u0131r\u0131c\u0131 pek \u00e7ok fakt\u00f6r var. (Ero\u011flu burada, artan n\u00fcfusun sanatla u\u011fra\u015fanlar\u0131n say\u0131s\u0131ndaki art\u0131\u015fa etkisini kastediyor. E.N) Bu olgular \u00e7er\u00e7evesinde ele\u015ftiriye, dolay\u0131s\u0131yla sanat filozofisine ve sanat filozofisinin bir kolu olan estetik konusuna \u00e7ok daha fazla ihtiya\u00e7 duyulmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Estetik deneysel midir? Bir laboratuvar d\u00fczene\u011fi ile ili\u015fkisi var m\u0131d\u0131r? Matematik bir laboratuvar i\u015fi midir? Evet, asl\u0131nda matematik bir laboratuvar meselesidir. Dolay\u0131s\u0131yla da estetik i\u00e7in de bir laboratuvar meselesidir yarg\u0131s\u0131na ula\u015fmak ve esteti\u011fin de deneysel bir yan\u0131n\u0131n oldu\u011funu s\u00f6ylemek, \u00e7ok da yad\u0131rganacak bir \u015fey olmaz. Peki, estetik nas\u0131l denenebilir, nas\u0131l alg\u0131lanabilir? Esteti\u011fin kendi i\u00e7indeki s\u00fcre\u00e7lerine, sanat-tarihsel a\u00e7\u0131dan, yinelenen, tekrar edilen veya tekrar edilmeyen taraflar\u0131na bak\u0131lmaktad\u0131r. \u00d6rne\u011fin, Da Vinci\u2019yi Da Vinci yapan, piramidal kompozisyon, \u00fc\u00e7gen mod\u00fclasyon vb.\u2026 Bu y\u00f6ntem Da Vinci\u2019nin ka\u00e7 eserinde uyguland\u0131? Da Vinci\u2019den \u00f6nce, onu etkileyenler neler? Da Vinci\u2019den sonra, onun etkiledikleri neler? Bu \u00fc\u00e7 soruyu bir araya getirdi\u011finiz zaman, meseleyi tamamen bir deneyselli\u011fe ta\u015f\u0131yorsunuz demektir. Ve bu, Da Vinci\u2019nin Da Vinci oldu\u011fu noktalar ve olmad\u0131\u011f\u0131 noktalar\u0131 tespite kalk\u0131\u015fmak anlam\u0131na gelir. Sanat bilimi i\u015fte bu noktada devreye girebilir.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015feyi filozofide de yapmak olas\u0131d\u0131r: Aristo\u2019dan \u00f6nce, Aristo nelerden etkilendi? Aristo\u2019dan sonra, Aristo neleri, nas\u0131l etkiledi? Arada \u00f6rt\u00fc\u015fen\/\u00f6rt\u00fc\u015fmeyen \u015feklinde bir tak\u0131m ayr\u0131\u015ft\u0131rmalara giderek, ger\u00e7ek Aristo esteti\u011fini (Aristo\u2019nun estetikle ilgili fikirlerini de\u011fil, Aristo\u2019nun estetik nitelikte s\u00f6zlerini, dokunakl\u0131 vurgular\u0131n\u0131) ayr\u0131\u015ft\u0131rabilirsiniz.<\/p>\n<p>D\u00fcnyada bu t\u00fcr analizler \u00e7ok az yap\u0131l\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu t\u00fcr analizler \u00f6\u011fretilemez, bir \u00f6\u011fretici taraf\u0131ndan anlat\u0131lamaz; bunlar\u0131 haz\u0131rlayan \u015feyler anlat\u0131l\u0131r, daha sonra bireyler (\u00fcst birey) bunlar\u0131 kendileri yapabilir ancak. Kendilerine g\u00f6re belirli sistemler yaratarak, kendi notlar\u0131n\u0131 olu\u015fturabilir, kendi \u00e7\u0131karsamalar\u0131nda bulunabilir ve \u00e7e\u015fitli tart\u0131\u015fmalarda payla\u015fabilir. Bu t\u00fcr analizlerin bir kitaba ve belgeye d\u00f6nmemesinin esas nedeni de budur. Demek ki esteti\u011fin, bireyde ger\u00e7ekle\u015fen ve bireyin d\u0131\u015f\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fen yanlar\u0131 bulunmaktad\u0131r. Buraya kadar ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z konular, genelde bireyin d\u0131\u015f\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fen ve bir anlat\u0131c\u0131, bir konu\u015fma y\u00f6nlendiricisi taraf\u0131ndan payla\u015f\u0131lan meseleler. Sonraki a\u015famada ise, bireyin kendi i\u00e7inde halledece\u011fi meselelere s\u0131ra geliyor. Birey i\u00e7i ve birey d\u0131\u015f\u0131\u2026<\/p>\n<p>Asl\u0131nda, \u2018d\u0131\u015far\u0131da\u2019 ve \u2018i\u00e7eride\u2019 kavramlar\u0131 \u00e7ok \u00f6nemli. Estetikte de bu kavramlar kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131k\u0131yor. Muhtemeldir ki sanat\u0131n psikolojisi ve sosyolojisi \u00fczerine konu\u015faca\u011f\u0131m\u0131z toplant\u0131larda da bunlar\u0131 g\u00fcndeme getirece\u011fiz s\u0131kl\u0131kla. \u0130\u00e7erdeki ile d\u0131\u015fardakinin etkile\u015fimi.<\/p>\n<p>Klasik sanatla \u00e7a\u011fda\u015f sanat aras\u0131ndaki en b\u00fcy\u00fck ayr\u0131m zamansal olarak i\u00e7inde ya da d\u0131\u015f\u0131nda olmak fakt\u00f6rleriyle ilgili. Sanat psikolojik ve sanat sosyolojik yarg\u0131lar b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde ya\u015fan\u0131lan d\u00f6nemle ilgilidir. Bu fakt\u00f6rler do\u011fal olarak esteti\u011fi de belirliyor. Bizler i\u00e7in, \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u0131n esteti\u011fini al\u0131mlamak, onu soludu\u011fumuz i\u00e7in daha kolay. Klasik d\u00fcrt\u00fcler ise, i\u00e7inde bulundu\u011fumuz zaman a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, bizler i\u00e7in daha gizemli duruyor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> O halde klasik d\u00f6nemlerle ilgili olarak t\u00fcmel bir al\u0131mlama, bizler i\u00e7in daha kolay g\u00f6r\u00fcn\u00fcrken; \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u00e7\u0131lar\u0131n i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00f6nemle ili\u015fkilerini daha detayl\u0131 bir bi\u00e7imde kurabildi\u011fimiz i\u00e7in, \u00e7a\u011fda\u015f sanata bakarken sanat\u00e7\u0131 baz\u0131nda derinle\u015fmemiz ve tikel yarg\u0131lara ula\u015fmam\u0131z m\u00fcmk\u00fcn oluyor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Bu noktada \u201cderin hislenme\u201d (\u00d6zkan Ero\u011flu, Derin Hislenme Kavram\u0131na Giri\u015f, \u0130stanbul, Nelli Sanatevi Yay\u0131n\u0131, 2006.) olarak adland\u0131rd\u0131\u011f\u0131m olgunun devreye girmesini \u00f6neriyorum. Hislerinizi kullanarak, ya\u015famad\u0131\u011f\u0131n\u0131z bir d\u00f6nemde olanlar\u0131, orada bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131z halde, adeta kendiniz g\u00f6rm\u00fc\u015f gibi al\u0131mlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorsunuz. \u00c7a\u011fda\u015f sanata bakarken de\u011filse de, bu ba\u011flamda klasik d\u00f6nemlere bakarken, simgeler yoluyla, sanat\u00e7\u0131n\u0131n gerek psikolojik altyap\u0131s\u0131n\u0131, gerekse esteti\u011fini alg\u0131lamak y\u00f6n\u00fcnde, \u201cderin hislenme\u201d olgusu b\u00fcy\u00fck \u00f6nem kazan\u0131yor. Sadece Vasari\u2019nin (Giorgio Vasari: (1511-1574) \u0130talyan sanat\u00e7\u0131lar\u0131n biyografilerini yazarak \u00fcnlenen ve sanat tarihi yazarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n kurucusu kabul edilen, \u0130talyan ressam, mimar, yazar, tarih\u00e7i.) notlar\u0131ndan R\u00f6nesans\u2019\u0131 alg\u0131layamazs\u0131n\u0131z, Karel Van Mander\u2019in (Karel Van Mander: (1548-1606) Hollandal\u0131 ressam ve \u015fair. \u201cSchilder-boeck\u201d Ressamlar Kitab\u0131) adl\u0131 kitab\u0131nda Flaman sanat\u00e7\u0131lar\u0131n ya\u015fam \u00f6yk\u00fclerini aktarar\u0131r.) notlar\u0131ndan Flaman R\u00f6nesans\u0131\u2019n\u0131 anlayamazs\u0131n\u0131z. Bunlar yetersiz kal\u0131r. Burada \u015f\u00f6yle bir durum do\u011fuyor: Simgeler \u00fczerinden baz\u0131 ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klamalarla, bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda, \u2018\u00fcst birey\u2019 olarak, o simgelere yakla\u015f\u0131m\u0131n\u0131z\u0131 da ortaya sermeniz gerekiyor.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, Flaman ressam Bosch\u2019un farkl\u0131 yarat\u0131klar\u0131na h\u00e2l\u00e2 tam sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir kavram s\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fc yarat\u0131lamam\u0131\u015ft\u0131r. O zaman, estetik anlamda \u015fu \u00f6nerilmektedir: Sanat\u00e7\u0131 ile ilgili az say\u0131da ve yetersiz olan bilgileri okuyup, kendi derin hislerini kullan, ard\u0131ndan baz\u0131 analojiler yaparak, bunu sen de alg\u0131lamaya \u00e7al\u0131\u015f. Bu, \u00f6znelli\u011fin, estetikte doruk noktada kabul g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn en \u00f6nemli g\u00f6stergesidir. Hatta \u201cestetik e\u015fittir \u00f6znellik\u201d diyebilecek kadar ileriye g\u00f6t\u00fcrebiliriz bu form\u00fcl\u00fc. Bireyin kendi duygulan\u0131m\u0131, kendi hissiyat\u0131, kendi bilgi donan\u0131m\u0131yla meseleye bakabilmesi \u00e7ok \u00f6nemli bu noktada.<\/p>\n<p>Bu anlamda, m\u00fcze gezmek \u00e7ok faydal\u0131. Bir Louvre\u2019u gezmek mesela. Baz\u0131lar\u0131, T\u00fcrkiye\u2019deki m\u00fczelerin estetik anlamda yetersizli\u011fini g\u00f6rmezden gelip, Louvre\u2019a \u2018mezarl\u0131k\u2019 diyor. Louvre\u2019da asl\u0131nda bir labirent esteti\u011fi vard\u0131r. \u00c7ok de\u011fi\u015fik, \u00e7ok farkl\u0131 bir sergi bi\u00e7imiyle, adeta bir depo gibidir Louvre\u2019un i\u00e7i. O labirentin i\u00e7inden estetik anlamda bir \u015feyler \u00e7ekip \u00e7\u0131karabilmesi, ki\u015finin \u2018\u00fcst birey\u2019 olmas\u0131yla ilgili bir durumdur.<\/p>\n<p>Frans\u0131zlar Paris\u2019te Louvre\u2019dan ba\u015flat\u0131yor i\u015fi, d\u2019Orsay M\u00fczesi ve Pompidou ile beraber \u00fc\u00e7 m\u00fczede; klasi\u011fiyle, \u00e7a\u011fda\u015f\u0131yla sanat tarihini birka\u00e7 g\u00fcn i\u00e7inde okuyabilece\u011finiz bir \u015fekle sokuyor. Bu, Bat\u0131\u2019n\u0131n en \u00f6nemli sanat tarihsel estetik tasar\u0131mlar\u0131ndan biridir asl\u0131nda. Ayn\u0131 \u015fekilde Giotto\u2019nun resimlerini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn; Padua\u2019da, Assisi\u2019de, bir ikonografik sistem i\u00e7indedir. Daha 14. y\u00fczy\u0131lda bunlar, ayn\u0131 Louvre\u2019daki estetik anlay\u0131\u015f ile yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Kutsal kitab\u0131 okumadan bu resimlere bakarak okumu\u015f olursunuz. Aziz Francesco\u2019nun, Meryem\u2019in, \u0130sa\u2019n\u0131n ba\u015f\u0131ndan ge\u00e7enlerin resimlendi\u011fini g\u00f6renler, kutsal kitaba vak\u0131f olabilirler. \u00dcstelik sanat\u00e7\u0131, artistik yorumlarda da bulunabilir bunun \u00fczerine. Bundan daha iyi \u00f6\u011freticilik olabilir mi?<\/p>\n<p>Kariye M\u00fczesi\u2019nde de son Bizans k\u00fclt\u00fcr\u00fc g\u00f6r\u00fclebilir; \u0130talo-Bizanten esteti\u011fin ne oldu\u011fu al\u0131mlan\u0131r. Bizans\u2019ta bu d\u00f6nemde sanatta bir uyan\u0131\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr; Ortodoks olmalar\u0131na ra\u011fmen, Katolik uyan\u0131\u015fa ayak uydurabilmi\u015flerdir. Bak\u0131n\u0131z \u00f6rne\u011fin Protestanl\u0131\u011f\u0131n hakim oldu\u011fu yerlerde, Reform hareketiyle birlikte kilise resmi azal\u0131yor, buna kar\u015f\u0131n tuval resmi art\u0131yor. Sonu\u00e7ta da \u2018ta\u015f\u0131nabilir resim\u2019 mant\u0131\u011f\u0131 \u00e7o\u011fal\u0131yor. B\u00f6yle olunca, resmin ta\u015f\u0131nabilir olmas\u0131ndan dolay\u0131 tuval resminin esteti\u011fi yay\u0131labiliyor. Esteti\u011fin, yap\u0131t\u0131n ta\u015f\u0131nabilir ya da ta\u015f\u0131namaz olmas\u0131 ile de yak\u0131n bir ili\u015fkisi oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Bug\u00fcn izledi\u011fimiz, burjuvay\u0131 g\u00f6steren Amerikan filmlerinde duvarlarda \u00fcnl\u00fc ressamlar\u0131n resimleri as\u0131l\u0131d\u0131r mesela. E\u011fer ta\u015f\u0131nabilir resimle ilgili o y\u0131rt\u0131lma, o par\u00e7alanma olmam\u0131\u015f olsayd\u0131, bug\u00fcn o resimleri filmlerin i\u00e7inde \u00f6ylesine \u00e7ok\u00e7a g\u00f6remeyecektik ve resmin sinema esteti\u011fine olan etkisinin de fark\u0131na varamayacakt\u0131k.<\/p>\n<p>\u00c7o\u011fumuzun bir Hollywood filmi olmas\u0131yla belki de g\u00f6zden ka\u00e7an veya unutulan \u201cMeet Joe Black\u201d (Meet Joe Black: 1998 yap\u0131m\u0131, Martin Brest filmi.) filmi, bunun i\u00e7in g\u00fczel bir \u00f6rnektir bence. Ba\u015frollerini Brad Pitt ve Anthony Hopkins\u2019in payla\u015ft\u0131\u011f\u0131 bu filmde \u00e7a\u011fda\u015f tanr\u0131sall\u0131k, \u00e7a\u011fda\u015f sanatsall\u0131k, sanat tarih\u00e7ilik nas\u0131ld\u0131r, anl\u0131yorsunuz. \u00d6yle bir ev g\u00f6r\u00fcr\u00fcz ki m\u00fcze gibi. Hopkins\u2019in i\u015fyeri, \u00f6yle bir yerdir ki m\u00fcze gibi\u2026 Ama \u00f6yle bir konu ki \u00e7ok eski! \u00d6te d\u00fcnyadan gelen bir varl\u0131k olan melekle, bir insan aras\u0131nda ge\u00e7er film. Ama platoya bak\u0131yorsunuz, sahnelere giren bir s\u00fcr\u00fc \u00e7a\u011fda\u015f sanat yap\u0131t\u0131 var. En \u00e7ok g\u00f6ze \u00e7arpan i\u015fler de Rothko\u2019nun. Neden? \u00c7\u00fcnk\u00fc en mistik sanat\u00e7\u0131lardan biri o. Rothko, intihar etmekle belki de \u201csonsuzlu\u011fu yakalamak\u201d istemi\u015ftir. Onun i\u00e7in di\u011fer Amerikan Soyut D\u0131\u015favurumculardan farkl\u0131d\u0131r. Rothko, esteti\u011fi tinsellikle birle\u015ftirir. Sanat psikolojik ve sanat sosyolojik al\u0131mlamadan beslenen bir tinsellikle, zaten kendi b\u00fcnyesinde var olan esteti\u011fi bir araya getirince, bir anlamda Rothko\u2019nun sanat filozofisi tan\u0131m\u0131 da ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Yine Amerikal\u0131 sanat\u00e7\u0131 Jackson Pollock, arabas\u0131n\u0131n gaz\u0131na sonuna kadar basar ve yan\u0131ndakilerle beraber d\u00fcz duvara toslayarak ya\u015fama veda eder. \u00d6nceki bir zaman\u0131nda da \u201cbenim sanata bak\u0131\u015f\u0131m travmatiktir\u201d demi\u015ftir. Travman\u0131n da en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc kazad\u0131r. \u00c7a\u011fda\u015f sanatta kaza konusu bu nedenle \u00e7ok i\u015flenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Dolay\u0131s\u0131yla, b\u00fct\u00fcn bu paralellikler yan yana geldi\u011fi zaman, t\u0131pk\u0131 sanat ve filozofi ili\u015fkisinde bahsetti\u011fimiz gibi, esteti\u011fin de biricik bir mesele oldu\u011funu ortaya koyar. Sanat psikolojisi biricik olacak, Sanat sosyolojisi biricik olacak, estetik biricik olacak; \u00fc\u00e7 tane biricik nokta yan yana gelerek sanat filozofisini biricikle\u015ftirecek. Dolay\u0131s\u0131yla da biricik insan\u0131 olu\u015fturacak. Bizim i\u00e7in, varaca\u011f\u0131m\u0131z en \u00f6nemli sonu\u00e7lardan biri bu. Ayr\u0131\u015ft\u0131rma da, esteti\u011fin en \u00f6nemli konular\u0131ndan biri olarak kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kacak.<\/p>\n<p>Esteti\u011fin salt g\u00fczellik ya da \u00e7irkinlik olgusu olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n alg\u0131lanmas\u0131 gerekir. Estetik, sanat yap\u0131t\u0131yla bire bir kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kal\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda al\u0131mlanan enerjinin kendisidir. \u0130\u015fte bu noktada, o al\u0131mlanan\u0131n ne oldu\u011fu \u00e7ok \u00f6nemli. Ne al\u0131mlan\u0131yor? Bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131z zaman kimi yerde sava\u015f\u0131 al\u0131mlars\u0131n\u0131z, kimi yerde dengesizli\u011fi al\u0131mlars\u0131n\u0131z. Kimi yerde alkolizmi, uyu\u015fturucuyu ya da kimi yerde pornografiyi, kimi yerde erotizmi al\u0131mlars\u0131n\u0131z. Al\u0131mlanacak \u015feyler \u00e7ok de\u011fi\u015fkendir. Bu al\u0131mlama i\u00e7g\u00fcd\u00fcleri, konu itibar\u0131yla radikal olandan en a\u00e7\u0131k olana, \u00e7a\u011fda\u015fa do\u011fru gelir. \u00c7a\u011fda\u015f sanatta en a\u00e7\u0131k olan, klasik sanatta en gizemli durand\u0131r. Esteti\u011fi belirleyen, b\u00f6yle bir tak\u0131m derecelenmeler de var.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, Bacon\u2019\u0131n resimlerinde hangi fakt\u00f6rler var, bir bakal\u0131m: Bir, din fakt\u00f6r\u00fc var. \u0130ki, insan var, \u00f6zellikle de insan y\u00fcz\u00fc var. \u00dc\u00e7, insan bedeni \u00fczerinden, giriftlik tart\u0131\u015fmas\u0131 var. Sonu\u00e7 olarak \u00fc\u00e7 tane fakt\u00f6rel ayr\u0131m var Bacon resminde. Dini resimlerinde ele\u015ftirel bir esteti\u011fin oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. Y\u00fczlere bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda ifade esteti\u011finin de\u011ferlendirildi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. \u0130nsan bedeniyle yarat\u0131lm\u0131\u015f o giriftli\u011fe bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda da insan\u0131n hal d\u00fczenekleri esteti\u011finin g\u00fcndeme getirildi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. \u0130nsana dair her hal d\u00fczene\u011fi g\u00fcndeme getiriliyor bu noktada; i\u00e7ki ve uyu\u015fturucuyu fazla kullan\u0131p kusan insan\u0131, cinsel ili\u015fki an\u0131ndaki t\u00fcm gariplikleri, kana bulanm\u0131\u015f cinsellikleri g\u00f6r\u00fcyoruz. Asl\u0131nda Bacon\u2019da giriftlik tan\u0131mlamas\u0131yla birlikte \u2018i\u011fren\u00e7\u2019lik olgusu da g\u00fcndeme gelir. Burada \u2018girift\u2019 tan\u0131mlamas\u0131 insan\u0131 rahats\u0131z etmez, ama \u2018i\u011fren\u00e7\u2019 s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc rahats\u0131z edici olabilir. Dolay\u0131s\u0131yla Bacon\u2019da estetik konumland\u0131rman\u0131n, ayn\u0131 olay i\u00e7inde, an ve an yer de\u011fi\u015ftirdi\u011fine tan\u0131k oluyoruz. Bu da \u00e7a\u011fda\u015f bir \u00f6rnek olarak Bacon\u2019da \u00e7ok ilgin\u00e7 bir nokta olarak belirir.<br \/>\nKlasik bir \u00f6rnek olarak da, Michalengelo\u2019nun Davud heykeline bakabiliriz. Kollar\u0131, bacaklar\u0131 son derece uzun, garip, boynu uzun bir fig\u00fcr. D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz zaman, bug\u00fcnk\u00fc gay fizyonomisine \u00e7ok uygun bir Davud. Analoji yaparak, estetik bir kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmaya gitti\u011finizde, \u00f6yle bir Davud demek olas\u0131. O g\u00fcn\u00fcn Davud\u2019u olarak yorumlad\u0131\u011f\u0131n\u0131zda da, yine ayn\u0131 \u015fekilde reaksiyonel bir esteti\u011fe sahiptir. Bedendeki uzamalar hi\u00e7 de R\u00f6nesans\u2019a uygun de\u011fildir. R\u00f6nesans bu t\u00fcr deformasyonlar\u0131 benimsemezken, orada Michalengelo Davud\u2019daki uzamalar\u0131, o garip anatomik yap\u0131lanmay\u0131 tercih edebilmi\u015ftir. \u015eimdi oradaki o z\u0131tl\u0131kla, bize gay fizyonomisini an\u0131msatan Davud\u2019un, \u00e7a\u011fda\u015f sanatla olan \u00f6rt\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc asl\u0131nda enerji olarak ayn\u0131d\u0131r. Farkl\u0131 dinamiklerden hareket etmekle birlikte, \u00e7a\u011f\u0131ndan ve \u00e7a\u011f\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, ayn\u0131 enerjiyi yaymakta olduklar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Estetik, an ve an kimlik ya da strateji de\u011fi\u015ftirebilir, kendini d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrebilir.<\/p>\n<p><strong>\u00c7imen S\u00f6kmens\u00fcer Bayburtlu:<\/strong> Asl\u0131nda de\u011fi\u015fen kendisi de\u011fil de, yorumlan\u0131\u015f\u0131 de\u011fi\u015fmiyor mu ?<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Kendisi de de\u011fi\u015fiyor. Formun kar\u015f\u0131s\u0131na deform ge\u00e7iyorsa; formdan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, deforme bir esteti\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015f diyoruz. De\u011fi\u015fiyor. Tabii yorum da buna ba\u011fl\u0131 olarak de\u011fi\u015fir ama, \u00f6nce bi\u00e7im dili de\u011fi\u015fiyor. \u00d6zellikle plastik sanatlarsa bizim ilgi alan\u0131m\u0131z, daha \u00f6nce de belirtti\u011fimiz gibi, estetik bi\u00e7ime vuran bir \u015feyin i\u00e7eri\u011fe \u00e7ok fazla vurmayabilece\u011fidir.<\/p>\n<p>Sinemada da durum b\u00f6yle asl\u0131nda. Tarkovski\u2019nin filmlerinde kullan\u0131lan o d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmler falan, estetik anlamda hep ayn\u0131 \u015feyler. Bacon\u2019\u0131n da \u00e7ok etkilendi\u011fi Eisenstein\u2019in me\u015fhur filmi \u201cPotemkin Z\u0131rhl\u0131s\u0131\u201dndan bir \u00f6rnek verelim. G\u00f6zl\u00fckl\u00fc bir kad\u0131n merdivenlerden inerken ate\u015f edilir, g\u00f6z\u00fcne saplanan kur\u015funla kad\u0131n\u0131n y\u00fcz\u00fc bir anda adeta Bacon resimlerinde oldu\u011fu gibi bir deformasyona u\u011frar. Kan ve kur\u015funun getirdi\u011fi bir deformasyonla, bir darbeyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kal\u0131r\u0131z. \u00d6nceki kare ile sonraki kare aras\u0131nda ciddi bir estetik fark vard\u0131r. Kad\u0131n\u0131n y\u00fcz\u00fcne, vurulma an\u0131ndan \u00f6nce ve sonra bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131zda \u00e7ok ciddi bir al\u0131mlama fark\u0131 g\u00f6zlenir. S\u00f6z konusu olan bir film oldu\u011fu i\u00e7in, arka arkaya gelen kareler, olumludan olumsuza giden bir beden dilini s\u00f6ylemle\u015ftirir. Siz bunu birer kare olarak ele al\u0131rsan\u0131z, ortak konular\u0131 ayn\u0131 kad\u0131n olan iki kareden birinde g\u00f6zl\u00fckl\u00fc bir kad\u0131n, di\u011ferinde g\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fc k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f, y\u00fcz\u00fc kanamakta olan bir kad\u0131n g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Deh\u015fetle, deh\u015fet olmayan an aras\u0131ndaki fark\u0131 izleriz b\u00f6ylece. Sinemada da bu uygulan\u0131yor, ayn\u0131 \u015fekilde Bacon resimlerinde de bu uygulan\u0131yor. Deformasyon \u015fiddeti yo\u011fun olan y\u00fczlerle, deformasyon \u015fiddeti yo\u011fun olmayan y\u00fczler, estetik a\u00e7\u0131dan m\u00fcthi\u015f farkl\u0131l\u0131klar yarat\u0131yor. Ama bence esteti\u011fin dayand\u0131\u011f\u0131 iki konu var; \u2018form\u2019 ve \u2018deform\u2019. Gerek \u00e7izgi formu ve deformu, gerekse boya formu ve deformu.<\/p>\n<p>Bir resmi, resim yapan iki temel de\u011ferden biri \u00e7izgi, di\u011feri boyad\u0131r. Ya da k\u0131saca malzeme diyelim. Malzeme ya forme ya da deforme edilir. \u0130kisinde de bir d\u00f6n\u00fc\u015fme, ikisinde de farkl\u0131 bir a\u00e7\u0131l\u0131m sa\u011flanm\u0131\u015f olur. Uzama yaparsa farkl\u0131, k\u0131salma yaparsa farkl\u0131 bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcme neden olunur.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin Balthus\u2019un resimlerinde, fig\u00fcrlerde k\u0131salma vard\u0131r. Deformasyon uzamaya do\u011fru de\u011fil, k\u0131salmaya y\u00f6nelik kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. K\u0131salma burada k\u0131zlar\u0131n ya\u015f\u0131na bir g\u00f6nderme. Adam\u0131n k\u0131salmas\u0131 ise, erkekli\u011finin simgele\u015fmesi anlam\u0131na gelir. Gen\u00e7 k\u0131za kar\u015f\u0131 bir yetersizlik imlenir. Bu \u015fekilde yap\u0131tlar \u00fczerinden bir\u00e7ok d\u0131\u015favurum, bir\u00e7ok a\u00e7\u0131l\u0131m \u00e7\u0131kart\u0131labilir.<\/p>\n<p>Bu noktada de\u011finilmesi gereken bir konu da, sanat\u00e7\u0131lar\u0131n esteti\u011fe ne kadar inand\u0131klar\u0131 ya da inanmad\u0131klar\u0131 konusu. Genelde sanat\u00e7\u0131lar -\u00fcreten kesim- estetik kavram\u0131na \u00e7ok fazla inanmaz. Baz\u0131 r\u00f6portajlara dayanarak, \u00f6zellikle \u00e7a\u011fda\u015f sanat i\u00e7in bunu s\u00f6yleyebilirim. Ama ben yine de bunu s\u00f6yleyen sanat\u00e7\u0131lar\u0131n, estetik bilimini toplumlarda yayan adamlar\u0131n g\u00f6revlerini gerekti\u011fi gibi yerine getiremedi\u011finden \u00f6t\u00fcr\u00fc, b\u00f6yle bir yakla\u015f\u0131m i\u00e7inde olduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. E\u011fer estetikle ilgili ger\u00e7ek anlam tam olarak masaya yat\u0131r\u0131lsayd\u0131, o sanat\u00e7\u0131lar bunu s\u00f6ylemezdi. \u00c7o\u011fu estetin, esteti\u011fi bir g\u00fczellik bilimi, g\u00fczelli\u011fin filozofisi olarak sunmak, toplumlarda bu \u015fekilde yerle\u015ftirmek istemesinden dolay\u0131, sanat\u00e7\u0131lar da b\u00f6yle yanl\u0131\u015f bir fikre kap\u0131l\u0131yorlar. \u00d6zellikle Bat\u0131\u2019da ciddi sanat\u00e7\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011fu reaksiyon koymay\u0131 seviyor. Bizde de b\u00f6yle reaksiyonlar var. Her sanat\u00e7\u0131, her yarat\u0131c\u0131 reaksiyon\u00f6rd\u00fcr. Bu ba\u011flamda, sanat\u00e7\u0131lar\u0131n esteti\u011fe y\u00f6nelik b\u00f6yle bir yad\u0131rgama i\u00e7inde bulunmalar\u0131n\u0131 da makul kar\u015f\u0131l\u0131yor, dahas\u0131 anl\u0131yorum. \u00c7\u00fcnk\u00fc burada hatan\u0131n estetik alan\u0131yla u\u011fra\u015fanlarda oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Hatay\u0131, esteti\u011fin \u00f6znel de\u011fil, nesnel oldu\u011fu konusundaki \u0131srarlar\u0131nda buluyorum. Burada bug\u00fcn savunmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m o \u00f6znellik \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131, 18. y\u00fczy\u0131ldan bu yana sa\u011flam bir \u015fekilde savunsalard\u0131 yarat\u0131c\u0131 kesimin, sanat\u00e7\u0131lar\u0131n da olaya b\u00f6yle bakmayacaklar\u0131na inan\u0131yorum. Bu sanat\u00e7\u0131lar i\u00e7in esteti\u011fin herhangi bir s\u0131radanl\u0131k, herhangi bir kabal\u0131k, herhangi bir an meselesi ya da herhangi bir d\u0131\u015favurum olarak yorumlanmas\u0131n\u0131, hatta esteti\u011fin hi\u00e7 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, i\u015fin estetik olmama noktas\u0131na vard\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunmalar\u0131n\u0131 normal buluyorum.<\/p>\n<p>Bu noktada \u00e7ok net bir \u00f6rnek olarak Duchamp\u2019\u0131n pisuvar\u0131 gelebilir akla. Ne kadar estetik oldu\u011fu tart\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, tart\u0131\u015f\u0131labilir. Bir pisuvar sergilendi\u011fi zaman, bir yap\u0131t haline ge\u00e7tikten sonra ne kadar estetik olabilir? Bunu tart\u0131\u015fmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131z andan itibaren, estetik kavram\u0131n\u0131n tan\u0131m\u0131 da de\u011fi\u015fiyor kendili\u011finden. Otomatik olarak \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u0131n esteti\u011fe bak\u0131\u015f\u0131 de\u011fi\u015fiyor. Az \u00f6nce bahsetti\u011fimiz gibi, Balthus\u2019da gen\u00e7 k\u0131zlara duyulan ilginin sanat\u00e7\u0131 taraf\u0131ndan resme d\u00f6k\u00fclmesi ne kadar estetik olabilir? Bu, tart\u0131\u015f\u0131labilir. Orada estetik etikle yer de\u011fi\u015ftirirken, di\u011fer tarafta (Duchamp\u2019da) da estetik madde ile yer de\u011fi\u015ftiriyor. Yani madde d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc, estetik d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcme neden oluyor Duchamp\u2019\u0131n pisuvar\u0131nda. Dolay\u0131s\u0131yla bu d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm kar\u015f\u0131-tez haline gelerek, \u2018kar\u015f\u0131-sanat\u2019 ad\u0131n\u0131 al\u0131yor. Bu da farkl\u0131 bir nokta.<\/p>\n<p>O zaman \u2018sanat\u0131n esteti\u011fi nedir; kar\u015f\u0131-sanat\u0131n esteti\u011fi nedir?\u2019 gibi bir soru da akla gelebilir. 1910\u2019lu y\u0131llardan itibaren ba\u015flayan \u2018kar\u015f\u0131-sanat\u2019 tavr\u0131n\u0131n esteti\u011fi nedir, onun kar\u015f\u0131s\u0131ndaki sanat\u0131n esteti\u011fi nedir? Sanat\u0131n esteti\u011fi \u00e7ok uzun, ince bir yol, buna kar\u015f\u0131n kar\u015f\u0131 sanat\u0131n esteti\u011fi ise daha k\u0131sa bir yol olarak a\u00e7\u0131klanabilir. En az\u0131ndan zaman a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu s\u00f6ylenebilir. Kar\u015f\u0131 sanat\u0131n esteti\u011fi de tamamen sanat\u0131n estetik \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131na kar\u015f\u0131 olmakla do\u011fdu\u011fundan, onun kar\u015f\u0131t\u0131 olan maddelerden olu\u015fmas\u0131 kadar do\u011fal bir \u015fey olamaz. Bu daha \u00f6nce de olmad\u0131 m\u0131? Sanat ve kar\u015f\u0131 sanat anlay\u0131\u015f\u0131 olmad\u0131 m\u0131? R\u00f6nesans ile Maniyerizm aras\u0131nda zaten olmu\u015ftu b\u00f6yle bir \u015fey. R\u00f6nesans\u2019\u0131n \u2018evet\u2019 dedi\u011fine, Maniyerizm \u2018hay\u0131r\u2019 diyordu 16. y\u00fczy\u0131lda. Yani Duchamp ve arkada\u015flar\u0131n\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 \u2018kar\u015f\u0131-sanat\u2019 tan\u0131mlamas\u0131 yeniydi belki, ama kar\u015f\u0131-sanat kavram\u0131 ilk defa g\u00fcndeme gelmiyordu. \u00d6rne\u011fin Bizans\u2019ta ikonoklastlar\u0131n, b\u00fct\u00fcn resimleri y\u0131k\u0131p, yerine sadece ha\u00e7 resmine izin vermeleri de b\u00f6yle bir \u015feydir. Bunlar toplumlarda hi\u00e7bir zaman eksik olmad\u0131, her zaman vard\u0131. Ama sanat\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na, kar\u015f\u0131-sanat diye bir tan\u0131m koymak yenidir. Hi\u00e7bir zaman Maniyerizm\u2019e kar\u015f\u0131-sanat, R\u00f6nesans\u2019a sanat demediler. Hatta Maniyerizm\u2019i sanat\u0131 estetik anlamda laubalile\u015ftirdi\u011fi s\u00f6ylemiyle k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6rd\u00fcler. Sanat\u0131 \u2018maniyere\u2019 etti\u011fini dile getirdiler. Hatta bug\u00fcn akademik insanlar\u0131n \u201cresmi \u00e7ok maniyere etmi\u015fsin\u201d dedi\u011finde, resmi k\u00fc\u00e7\u00fcmsedi\u011fini anlars\u0131n\u0131z. Oysa orada bile \u2018maniyere etme\u2019 tan\u0131mlamas\u0131 yanl\u0131\u015f kullan\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Fark\u0131ndal\u0131k kavram\u0131 \u00e7ok \u00f6nemli. Fark edebilmek yetene\u011fini kazanmak \u00f6nemli. Onun i\u00e7in tan\u0131mlar\u0131, kavramlar\u0131 koyarken, yani kendinize \u00f6znel bir sanat s\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fc olu\u015ftururken bu bir zorunluluktur. Kendinselli\u011finizin ve fark\u0131ndal\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131n ne olmas\u0131 gerekti\u011fini do\u011fru tespit etmeniz gerekir. B\u00f6ylelikle herkes kendisi i\u00e7in sistematik bir estetik dizayn olu\u015fturabilir. Y\u00fczy\u0131llar boyu esteti\u011fin nas\u0131l \u015fekil de\u011fi\u015ftirdi\u011fi y\u00f6n\u00fcnde, kitaplar\u0131n yazageldi\u011fi gibi de\u011fil de, kendi kendinize ke\u015ffederek notlar\u0131n\u0131 ald\u0131\u011f\u0131n\u0131z, e\u011frisiyle do\u011frusuyla kendinize \u00f6zg\u00fc bir sistematik estetik morfolojisi olu\u015fturunuz. Kendiniz i\u00e7in olu\u015fturaca\u011f\u0131n\u0131z bir sistematik sanat tarihi gibi, b\u00f6yle bir sistematik estetik dizayn olu\u015fturup, bunlar\u0131n \u00fczerinden ilerleyebilirsiniz.<\/p>\n<p>(*) Ge\u00e7en haftaki ve yukar\u0131daki metni edit\u00f6r s\u00fcre\u00e7ten ge\u00e7iren \u00d6zlem Kalkan Erenus\u2019a te\u015fekk\u00fcrlerimizle\u2026<\/p>\n<!-- Error, Advert is not available at this time due to schedule\/geolocation restrictions! -->\n<p>&nbsp;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Sanat d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc Priv.-Doz. Dr. \u00d6zkan Ero\u011flu taraf\u0131ndan olu\u015fan d\u00f6rt workshopun ikincisi olan \u201cEstetik \u00dczerine (8 Eyl\u00fcl 2010)\u201dnin metinlerini a\u015fa\u011f\u0131da sunuyoruz.<\/p>\n","protected":false},"author":9192214,"featured_media":184794,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"footnotes":""},"categories":[6221,6670],"tags":[96303,96307,61662,77117,196075,87393],"class_list":["post-102449","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-kultur","category-sanat","tag-aristoteles","tag-bacon","tag-leonardo-da-vinci","tag-leonardo-da-vinci-son-aksam-yemegi","tag-ozkan-eroglu","tag-sokrates"],"acf":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/102449","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/9192214"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=102449"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/102449\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media\/184794"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=102449"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=102449"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=102449"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}