{"id":103079,"date":"2012-03-29T14:03:44","date_gmt":"2012-03-29T11:03:44","guid":{"rendered":"http:\/\/www.nationalturk.com\/?p=103079"},"modified":"2019-03-28T10:41:40","modified_gmt":"2019-03-28T07:41:40","slug":"sanat-ve-filozofi-3","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/sanat-ve-filozofi-3\/","title":{"rendered":"Sanat ve Filozofi 3"},"content":{"rendered":"<h3><a href=\"http:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa.jpg\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"alignleft size-medium wp-image-83760\" title=\"\u00d6zkan Ero\u011flu\" src=\"http:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa-280x202.jpg\" alt=\"\" width=\"280\" height=\"202\" srcset=\"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa-280x202.jpg 280w, https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa.jpg 300w\" sizes=\"auto, (max-width: 280px) 100vw, 280px\" \/><\/a>Sanat d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc Priv.-Doz. Dr. \u00d6zkan Ero\u011flu taraf\u0131ndan 2010\u2019da bir grup Y\u00fcksek Lisans \u00f6\u011frencisiyle ger\u00e7ekle\u015ftirilen ve bug\u00fcnlerde kitapla\u015ft\u0131r\u0131lmak \u00fczere \u00e7\u00f6z\u00fcmlenen ses kay\u0131tlar\u0131ndan olu\u015fan d\u00f6rt workshopun \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc olan \u201cSanat\u0131n Sosyolojisi (15 Eyl\u00fcl 2010)\u201dnin metinlerini a\u015fa\u011f\u0131da sunuyoruz.<\/h3>\n<p><strong>\u00d6zkan Ero\u011flu:<\/strong> Genel anlamda sanat ve filozofi ili\u015fkisi \u00fczerine ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fimiz bu workshopun ilk aya\u011f\u0131nda, sanat ve filozofinin benzer ve farkl\u0131 yanlar\u0131n\u0131 g\u00fcndeme getirdi\u011fimiz sohbetler yapt\u0131k. \u0130kinci ayakta, sanatta esteti\u011fin de\u011feri \u00fczerine konu\u015ftuk. Sanat psikolojisi ve sanat sosyolojisi ile birlikte, esteti\u011fin de sanat filozofisini olu\u015fturdu\u011funu dile getirdik. Bug\u00fcn ise sanat\u0131n sosyolojisi \u00fczerine, genel anlamda sohbet edece\u011fiz. D\u00fcnyada sanat sosyolojisine nas\u0131l bak\u0131l\u0131yor? \u00d6nce bundan biraz bahsedelim. Bizim i\u00e7in burada sanat sosyolojisine yakla\u015f\u0131m y\u00f6ntemi \u00f6nemli. Bunun fark\u0131nda olmam\u0131z gerekiyor. Bundan \u00f6nceki iki toplant\u0131m\u0131zda da \u2018fark\u0131ndal\u0131k\u2019 kavram\u0131 \u00fczerinde durmu\u015ftuk.<\/p>\n<p>Burada belirtmek gerekir ki, sanat sosyolojisine iki y\u00f6ntemle yakla\u015fmak olas\u0131. Y\u00f6ntemlerden birinde yap\u0131tlar \u00fczerinden yoruma gidilirken, di\u011fer y\u00f6ntemde de toplumsal olaylar \u00fczerinden yoruma gitmek m\u00fcmk\u00fcn. Ben bu konu\u015fmalarda g\u00f6rsel anlam\u0131 biraz geriye \u00e7ekmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131m ki konu\u015fmaya bol zaman kals\u0131n. Ama tabii ki yap\u0131t \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeleri \u00fczerinden sanat sosyolojisinin tart\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da bir ger\u00e7ek. Bunun i\u00e7in her anlamda, olaylarla sanat aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi \u00e7ok iyi tespit etmek gerekiyor. Sanat sosyolojisinde toplum ba\u011flam\u0131 g\u00fcndemde. Son ayakta tart\u0131\u015faca\u011f\u0131m\u0131z sanat psikolojisinde de, mesele birey ba\u011flam\u0131nda ele al\u0131nacak. Bug\u00fcn sosyolojik de\u011ferleri tart\u0131\u015f\u0131rken muhatap alaca\u011f\u0131m\u0131z \u015f\u00fcphesiz \u2018toplum\u2019 olgusu.<\/p>\n<p><strong>\u00d6zlem Kalkan Erenus:<\/strong> Ge\u00e7ti\u011fimiz toplant\u0131larda tarihselli\u011fin bask\u0131s\u0131ndan s\u00f6z etmi\u015ftik. Toplum ve olaylar\u0131 ele alaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsek, tarihselli\u011fin bask\u0131s\u0131n\u0131 en \u00e7ok sanat sosyolojisi \u00fczerinde hissedece\u011fimiz s\u00f6ylenebilir mi?<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E:<\/strong> Tarihsellik asl\u0131nda hepsini \u00e7ok yak\u0131ndan ilgilendiriyor. Ama dedi\u011finiz do\u011fru; sosyolojik de\u011ferler g\u00fcndeme geldi\u011fi zaman, o de\u011ferleri belirleyen toplumsal olaylar ve olgular da g\u00fcndeme geliyor. Bunlar \u00fczerinden d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00fcretti\u011fimiz zaman, toplum tarihi devreye giriyor ister istemez. Bu ba\u011flamda ben y\u00fczy\u0131llar\u0131n toplumsal ger\u00e7eklerini de zaman zaman tart\u0131\u015fmaya dahil etmek istiyorum, ama burada temel ama\u00e7, sanat sosyolojik a\u00e7\u0131dan d\u00f6n\u00fcm noktalar\u0131n\u0131 iyi tespit edebilmek. Sanat sosyolojisini tart\u0131\u015f\u0131rken de, daha \u00f6nce bahsetti\u011fimiz \u201cbilin\u00e7li birey yaratmak, \u00f6nce onu olu\u015fturup sonra meselelerin \u00fczerine gitmek\u201d yakla\u015f\u0131m\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrece\u011fiz. Bilin\u00e7li bireyler olarak, burada sistematik sanat tarihinin de devrede oldu\u011funu belirtmemiz gerekiyor. Ama her\u015feyden \u00f6nce fark\u0131ndal\u0131k ile sanat sosyolojisi aras\u0131ndaki ili\u015fki a\u00e7\u0131s\u0131ndan tarih i\u00e7inde sanat\u0131 ciddi anlamda etkileyen toplumsal manevralar\u0131 iyi g\u00f6rmek ve tespit etmek gerekiyor. Bu \u00f6nem noktalar\u0131 birikti\u011fi zaman, sanat sosyolojisinin yap\u0131t d\u0131\u015f\u0131ndaki boyutu olu\u015fuyor. Bizim asl\u0131nda bug\u00fcn masaya yat\u0131raca\u011f\u0131m\u0131z olay, \u00f6zetle bu.<\/p>\n<p>Sanat psikolojisi, 19. y\u00fczy\u0131lda doktrinle\u015ferek, daha sa\u011flam temellere oturan psikolojik tespitlere kadar ge\u00e7en d\u00f6nemde, \u00e7ok gizli, \u00e7ok i\u00e7te, bireyin i\u00e7inde sakl\u0131 olarak y\u00fcr\u00fcmekteydi. Bu ba\u011flamda, sanat psikolojisinin bu gizlilik tavr\u0131 i\u00e7erisinde sanat sosyolojisini alg\u0131lamak da do\u011fal olarak biraz zorla\u015fmaktayd\u0131. 19. y\u00fczy\u0131ldan sonraki sanat sosyolojisi ile 19. y\u00fczy\u0131ldan \u00f6nceki sanat sosyolojisi aras\u0131nda ciddi bir fark oldu\u011funu vurgulamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorum burada. Bu fark\u0131 tan\u0131mlarken kestirmek, tahmin etmek, bir tak\u0131m antropolojik ve arkeolojik de\u011ferlerden yola \u00e7\u0131karak \u00f6ng\u00f6r\u00fcde bulunmak gibi, k\u00fclt\u00fcr\u00fcn katman filozofileriyle ilgili yanlar\u0131n\u0131 da iyi alg\u0131lamak gerekiyor.<\/p>\n<p>Antropoloji ve arkeoloji bu katman mant\u0131\u011f\u0131 anlam\u0131nda \u00e7ok \u00f6nemli. Schliemann\u2019lar (Heinrich Schliemann: (1822-1890) Alman t\u00fcccar ve amat\u00f6r arkeolog. Troya kaz\u0131lar\u0131 1870\u2019li y\u0131llarda Schliemann\u2019\u0131n ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda ve kendi finansman\u0131yla ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir.) ve Troya kaz\u0131lar\u0131yla beraber, sanatta m\u00fcthi\u015f bir de\u011fi\u015fim ve d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm ba\u015fl\u0131yor; bu da 19. y\u00fczy\u0131la denk geliyor. Bunun \u00f6ncesinde demek ki daha bilinmez, gizli, ula\u015f\u0131lamayan bir \u00e7ok malzeme s\u00f6z konusu. \u0130nsanla beraber olu\u015fan toplumsall\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fck tespitlerimizin \u00e7ok b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi var bu noktada. \u00d6rne\u011fin paleolitik d\u00f6nemde, ma\u011fara insanlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde, akla \u015f\u00f6yle bir soru geliyor; siz baz\u0131 psikolojik \u00f6ng\u00f6r\u00fclerde bulunarak, baz\u0131 sosyolojik olaylara ula\u015fabilirsiniz, baz\u0131 \u015feyleri olmu\u015f varsayabilirsiniz. Arkeolojik baz\u0131 buluntulardan yola \u00e7\u0131karak bunun tespitini de yapabilirsiniz. Do\u011furganl\u0131k kavram\u0131yla, \u00fcremek ve insan\u0131n \u00e7o\u011falmas\u0131na dayal\u0131 bir k\u00fclt\u00fcr\u00fcn paleolitik d\u00f6nemde varolmas\u0131, b\u00f6ylece o d\u00f6nemin sosyolojik bir ger\u00e7e\u011finin g\u00fcndeme gelmesi. O g\u00fcn\u00fcn o sosyolojik ger\u00e7e\u011fi, d\u00f6nemin heykelciklerinde do\u011furganl\u0131\u011f\u0131 temsil eden, iri g\u00f6\u011f\u00fcsler, \u015fi\u015f kal\u00e7alar ile g\u00f6rselle\u015fiyor. Burada asl\u0131nda bir varsay\u0131mda bulunuyoruz. \u015eunu da biliyoruz ki o d\u00f6nemin insan\u0131, ma\u011faralara yapt\u0131\u011f\u0131 o resimlerde ya da heykellerde ba\u015fka neyi g\u00fcdebilirdi ki? Hakikaten \u00e7o\u011falmak, ilk insan\u0131n en \u00f6nemli ereklerinden biri olsa gerek. Kendine yanda\u015f bir kitle, toplumsall\u0131k olgusunun ba\u015f\u0131 olan bir kitle yaratma iste\u011fidir bu. Asl\u0131nda bu istek, \u2018kunstwollen\u2019 (Kunstwollen (Sanat istenci): Viyana Okulu sanat tarih\u00e7ilerinden Alois Riegl\u2019in (1858-1905) literat\u00fcre kazand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 bir terim olarak, asl\u0131nda her insanda bulundu\u011fu varsay\u0131lan, bireyin tarihsel ba\u011flam\u0131ndan hareketle kendini ifade etme y\u00f6n\u00fcnde duydu\u011fu do\u011fal ihtiyac\u0131 tan\u0131mlar.) yani \u2018sanat istenci\u2019 kavram\u0131yla ister istemez e\u015fit bir hale gelir. \u00d6rne\u011fin paleolitik d\u00f6nemde, sanat sosyolojisi e\u015fittir sanat yarat\u0131s\u0131 ya da sanat demek, \u00e7ok da mant\u0131ks\u0131z gelmiyor bana. Antropologlar\u0131n yakla\u015f\u0131m\u0131na dayanarak, hayvansal ya\u011f ve kanlar\u0131n b\u00fcy\u00fcsel ama\u00e7larla kullan\u0131lmas\u0131n\u0131n temeli paleolitik d\u00f6neme dayan\u0131yor diyebiliriz. Tuhaf da gelse, \u00e7ok da tuhaf gelmiyor bize, \u00e7\u00fcnk\u00fc tarihte de bug\u00fcn b\u00fct\u00fcn pirimitif halklar\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 bir \u015feydir kan olgusu. \u00c7a\u011fda\u015f sanatta Hermann Nitsch vd. kadar gelen ve bir\u00e7ok sanat\u00e7\u0131n\u0131n boyaya kar\u0131\u015ft\u0131rarak kulland\u0131\u011f\u0131 kan olgusu&#8230; Ya da Piero Manzoni&#8217;nin insan d\u0131\u015fk\u0131s\u0131n\u0131 preslemesi, konservelemesi\u2026 B\u00fct\u00fcn bunlar asl\u0131nda paleolitik d\u00f6nemin i\u00e7sel ve fizyolojik de\u011ferlerinden temelleniyor; oradaki sanat sosyolojisinin ve sanat\u0131n belirledi\u011fi kaba sabal\u0131ktan, ilkellikten besleniyor. Bunu unutmamak laz\u0131m. O zaman burada \u00e7ok net bir \u015fey s\u00f6yleyebilirim: Sanat sosyolojisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan, zaman\u0131m\u0131za en yak\u0131n olan sanatla, en uzak olan paleolitik d\u00f6nem sanat\u0131 aras\u0131nda m\u00fcthi\u015f bir \u00f6rt\u00fc\u015fme var. Sanat sosyolojik a\u00e7\u0131dan bu \u00e7ok \u00f6nemli bir nokta.<\/p>\n<p>Bug\u00fcnk\u00fc sanatta i\u011fretilik, s\u0131radanl\u0131k, i\u00e7ten gelirli\u011fin en maksimum noktada kullan\u0131lmas\u0131, -pervas\u0131zca davranmak gibi,- bize \u00e7o\u011fu zaman \u00e7a\u011fda\u015f sanatta \u201claubali\u201d gibi g\u00f6r\u00fcnen t\u00fcm tav\u0131rlar\u0131n k\u00f6k\u00fcnde, \u00f6z\u00fcnde paleolitik d\u00f6nem yat\u0131yor. Bunu tespit etti\u011finiz zaman, i\u015fin ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131n\u0131n tarihin geli\u015fimi ile ne kadar ili\u015fkili olabilece\u011fi sav\u0131 da kuvvet kazanm\u0131\u015f oluyor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Yine d\u00f6ng\u00fcsellik devreye giriyor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> En az\u0131ndan meselenin ba\u015f\u0131 ve sonu belli oluyor. \u0130kisinin aras\u0131nda kalan b\u00f6l\u00fcm\u00fc kurcalamaksa bizim elimizde. Ona nereden girerseniz girin; \u0130nka\u2019dan, Aztek\u2019ten, M\u0131s\u0131r\u2019dan, R\u00f6nesans\u2019tan, art\u0131k fark etmez.<\/p>\n<p><strong>Melis Co\u015fkun:<\/strong> Peki daha \u00f6nce konu\u015ftu\u011fumuz, dairesel \u00e7izgi d\u00f6ng\u00fcs\u00fcn\u00fc hat\u0131rlarsak, sanatta d\u00fcz \u00e7izgi ilerlemesi mi, yoksa dairesel \u00e7izgi ilerlemesi mi daha do\u011frudur meselesi tekrar g\u00fcndeme gelmiyor mu?<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E:<\/strong> Hat\u0131rlarsan\u0131z, biz bunu sanat ve filozofi ili\u015fkisinde dile getirmi\u015ftik. Sanat sosyolojisi ba\u011flam\u0131nda tespitimizi bir kez daha yapal\u0131m, isterseniz. Sanat ve filozofi, \u00e7ok statik ve m\u00fcthi\u015f olgun kavramlar. Bunlar\u0131n i\u00e7inde eriyen estetik, sanat sosyolojisi, sanat psikolojisi gibi kavramlar ise daha dinamik kavramlar. Tarihten, filozofiden besleniyorlar, ama kendilerine \u00f6zg\u00fc bir d\u0131\u015favurumlar\u0131 var. Filozofinin yan\u0131na sanat s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc koyup, sanat filozofisinden bahsederken, a\u00e7\u0131l\u0131m\u0131n\u0131 da bu nedenle bu \u00fc\u00e7 olguya indirgiyoruz. B\u00f6ylelikle, bu dinamik \u00fc\u00e7 alandan yararlanan, dinamik bir kavram elde ediyoruz. Do\u011fal olarak sanat filozofisi de dinamikle\u015fiyor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E:<\/strong> Bahsetti\u011finiz statiklik bu \u015fekilde k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oluyor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E:<\/strong> Kesinlikle. Filozofinin ve sanat\u0131n statikli\u011fini k\u0131rarak, bu kavramlar\u0131 bir kimyasal oyun gibi, ilgi alan\u0131m\u0131z olan sanat filozofisine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz anda, sanat psikolojisi, sosyolojisi ve estetikle muhatap oldu\u011fumuz d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm, bir \u00f6rt\u00fc\u015fme sa\u011fl\u0131yor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Bir anlamda simya yap\u0131yoruz denebilir. O halde bu alan\u0131 yarat\u0131c\u0131 sanat filozofisi olarak da tan\u0131mlamak m\u00fcmk\u00fcn bence.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E:<\/strong> Sanat filozofisi ba\u015fl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda, Aristo\u2019nun, Ockham\u2019l\u0131 William\u2019\u0131n ya da herhangi bir filozofun estetikle ya da sanat filozofisiyle ilgili s\u00f6zlerini yazmak, az \u00f6nce s\u00f6z etti\u011fimiz statik boyutu olu\u015fturuyor. Kitaplarda bunlarla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz genelde. Ama sizin \u2018yarat\u0131c\u0131\u2019 olarak tan\u0131mlad\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015fey, bizim burada form\u00fcle etti\u011fimiz y\u00f6ntemle olu\u015fuyor. Neden Aristo\u2019nun sadece Poetika\u2019s\u0131ndaki al\u0131nt\u0131larla yola \u00e7\u0131k\u0131yorsun? K\u00fclliyat\u0131n\u0131 oku o zaman. Sanat filozofisi ile ilgili g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc, istedi\u011fi c\u00fcmleleri al\u0131yor, al\u0131nt\u0131larla bir kitap yaz\u0131yor bug\u00fcn\u00fcn sanat filozoflar\u0131. Oysa, Aristo bir b\u00fct\u00fcn olarak var, Descartes, Leibniz bir b\u00fct\u00fcn olarak var. Onlar b\u00fct\u00fcn olarak bir de\u011fer. Onlar\u0131 fragmanla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131zda bir \u015fey anla\u015f\u0131lmaz. Genel sanat filozofisi kitaplar\u0131 bu nedenle anla\u015f\u0131lmazd\u0131r. \u00d6n\u00fcn\u00fc ve arkas\u0131n\u0131 bilmedi\u011finizde, okudu\u011funuz fragmanlar anla\u015f\u0131lmaz olur. B\u00f6yle bir sorun var. Sanat filozofisine el atmak bu nedenle zordur. \u00d6zet kitaplarla bir yere varamazs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Filozofide de b\u00f6yle, sanat tarihinde de b\u00f6yle. Fragmanlarla bir yere gelinmiyor. T\u00fcm\u00fcne iyi bakmal\u0131s\u0131n\u0131z; do\u011frular\u0131yla, e\u011frileriyle.<\/p>\n<p>Kald\u0131\u011f\u0131m\u0131z noktaya d\u00f6nersem, sanat filozofisinin de sanat sosyolojisi ve sanat psikolojisi gibi dinamikle\u015fti\u011finden bahsediyorduk. Sanat sosyolojisinin iki y\u00f6nl\u00fc oldu\u011funu s\u00f6yledik. Bizi yap\u0131t \u00fczerinden olan de\u011fil, daha \u00e7ok olaylar, olgular \u00fczerinden olan ilgilendiriyor, dedik. Ben bu olgular\u0131 travmalar olarak tan\u0131ml\u0131yorum asl\u0131nda. Bu travma ve kazalar birer ger\u00e7ekli\u011fe d\u00f6ner. \u00c7a\u011fda\u015f sanat\u00e7\u0131lar \u00f6rne\u011fin \u201ckaza\u201d (crash) ismini yap\u0131tlar\u0131nda \u00e7ok kullan\u0131rlar. Bunun bilin\u00e7alt\u0131nda ne anlama geldi\u011fini inceledi\u011finizde, ilk insan\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131n ya da ilk resimlerin asl\u0131nda birer kaza oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Yani ma\u011fara duvarlar\u0131ndaki o resimler -bana g\u00f6re- bir travmad\u0131r, ama bir ger\u00e7ekliktir ayn\u0131 zamanda.<\/p>\n<p>Ac\u0131lar\u0131n\u0131 anlatmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 da hissedebiliyorsunuz o insanlar\u0131n. Kimi zaman \u00e7ok ger\u00e7ek\u00e7i, \u00e7izgisel, kimi zaman g\u00f6lgeci davran\u0131yor, silik b\u0131rak\u0131yor\u2026 \u00c7izgi ve g\u00f6lgeyi kullanma \u015fekliyle ruh halini anlayabiliyorsunuz. Bak\u0131n bir anda estetik girdi devreye, plastik de\u011ferler devreye girmeye ba\u015flad\u0131. \u00d6rne\u011fin Bacon&#8217;daki deformasyonu sanat ele\u015ftirmenleri uzun s\u00fcre sorgulad\u0131lar. O deformasyonda bir travma oldu\u011funu fark ettiler. Bu travman\u0131n bir i\u00e7sellik ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bu ba\u011flamda Bacon&#8217;\u0131n enteresan bir ilki ortaya koydu\u011funa inan\u00e7 g\u00f6sterdikleri zaman, Bacon&#8217;\u0131 g\u00f6klere \u00e7\u0131kard\u0131lar. Bunu g\u00f6remedikleri resimlerini a\u015fa\u011f\u0131lad\u0131lar. \u00d6zellikle Bacon&#8217;\u0131n portre dizilerini a\u015fa\u011f\u0131lad\u0131lar, \u00e7\u00fcnk\u00fc di\u011fer resimlerine oranla \u00e7o\u011fu g\u00fc\u00e7s\u00fcz resimlerdi onlar; s\u00f6z edilen travmatikli\u011fi iyi yans\u0131tam\u0131yor veya hi\u00e7 yans\u0131tam\u0131yorlard\u0131. Daha dekoratif, yap\u0131lmas\u0131 i\u00e7in yap\u0131lan resimler. En az\u0131ndan yararland\u0131\u011f\u0131 bir model giriyor devreye ve i\u00e7sellik kayboluyor. Orada ilkellik, sanat\u00e7\u0131n\u0131n vah\u015fi yap\u0131s\u0131, adi, ucuz halleri \u00f6rt bas ediliyor. Bacon gibi travmatik sanat\u00e7\u0131lar, sanat psikolojisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok kapan\u0131kt\u0131rlar i\u00e7lerine. Sanat sosyolojisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan, topluma kar\u015f\u0131 da kolay a\u00e7\u0131lmazlar. Onun i\u00e7in dikkat ediniz, Bacon\u2019\u0131n, David Sylvester&#8217;la yapt\u0131\u011f\u0131 konu\u015fmalar\u0131 \u00e7ok de\u011fer kazand\u0131 son zamanlarda; t\u00fcm dillere \u00e7evriliyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc o r\u00f6portajlarda en rahat hissetti\u011fi insanlardan biri olan Sylvester\u2019a i\u00e7ini d\u00f6k\u00fcyor. Bacon travmatik bir adam. Paleolitik d\u00f6nem insan\u0131n\u0131n da ba\u015fka olaylar nedeniyle \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturamad\u0131\u011f\u0131 travmalar\u0131 var. \u00c7a\u011fda\u015f sanat\u00e7\u0131 ile paleolitik d\u00f6nem insan\u0131n\u0131 bu \u015fekilde yan yana getirmek i\u00e7in anlat\u0131yorum bu \u00f6rne\u011fi.<\/p>\n<p>\u015e\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum: \u00c7a\u011fda\u015fl\u0131k meselesi modernlik kavram\u0131 ile \u00f6rt\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcl\u00fcyor, e\u015f anlaml\u0131 gibi g\u00f6steriliyor zaman zaman. Belki sosyoloji ve toplumsall\u0131k i\u00e7erisinde \u015fu y\u00f6nden e\u015f anlaml\u0131 gibi alg\u0131l\u0131yoruz bu kavramlar\u0131; ilerici tav\u0131r hangi y\u00fczy\u0131lda olursa olsun de\u011fi\u015fmiyor. Aralar\u0131nda neredeyse 300-400 y\u0131l fark olmas\u0131na ra\u011fmen, Greco ile Bacon&#8217;\u0131 yan yana koyabiliyorsunuz \u00f6rne\u011fin.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> \u00c7a\u011fda\u015f olmamalar\u0131na ra\u011fmen, modernlik anlam\u0131nda birle\u015fiyorlar.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Evet, yan yana koyabiliyorsunuz ve sanki Greco bu y\u00fczy\u0131lda, Bacon\u2019da o y\u00fczy\u0131lda ya\u015f\u0131yormu\u015f gibi bir durum do\u011fuyor ve zannediyorum tarih-dizin a\u00e7\u0131s\u0131ndan zamansal bir empati g\u00fcndeme geliyor. Tabii bunu biz yirminci y\u00fczy\u0131lda yapabildik ancak. Her ikisi de hayatta de\u011filler sonu\u00e7 olarak, yine zamanla ilgili bir durum bu. Bacon\u2019un \u00f6l\u00fcm tarihi bize \u00e7ok yak\u0131n bir tarih olmas\u0131na ra\u011fmen, d\u00fcn bile \u00f6lm\u00fc\u015f olsa, sanat tarihsel a\u00e7\u0131dan biz b\u00f6yle bir yarg\u0131da bulunabiliyoruz.<\/p>\n<p>Bir \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u00e7\u0131n\u0131n sosyal ortam\u0131yla, bir ilkel insan\u0131n, bir M\u0131s\u0131r ya da Mezopotamya sanat\u00e7\u0131s\u0131n\u0131n sosyal ortam\u0131 aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck farklar var, bunu kabul ediyoruz. Fakat \u015funu s\u00f6ylememiz laz\u0131m; bunlar belli \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00f6rt\u00fc\u015f\u00fcyorlar ama \u00f6rt\u00fc\u015fmedikleri noktalar da var. Hangi noktalarda \u00f6rt\u00fc\u015fm\u00fcyorlar? Y\u00f6netim bi\u00e7imleri farkl\u0131, ba\u015flar\u0131ndaki sanat koruyucusu, hami anlay\u0131\u015f\u0131 farkl\u0131&#8230; D\u00fc\u015f\u00fcnebiliyor musunuz, bir \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u00e7\u0131ya bir s\u00fcpermarket sahibi sponsor olabiliyor mesela. Ama bir M\u0131s\u0131rl\u0131 sanat\u00e7\u0131, en ba\u015fta yaz\u0131c\u0131lar destek verirse, Firavun&#8217;un da deste\u011fini alarak ancak rahata erebiliyor. Burada hem bir direktlik ve hem de bir dolayl\u0131l\u0131k s\u00f6z konusu. Bir tak\u0131m politikalar\u0131 sanat\u00e7\u0131ya emdirmek g\u00fcndeme geliyor. Sanat sosyolojisini \u00e7ok yak\u0131ndan ilgilendiren bir durum \u00e7\u0131k\u0131yor ortaya; politikalar\u0131n, siyasetlerin de indirgenebilmesi, ar\u0131kla\u015fabilmesi. Politik ili\u015fkilerin de t\u00fcmden tekile d\u00f6n\u00fc\u015febildi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. Buradan hareketle \u015funu s\u00f6yleyebilirim: Sanat sosyolojisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan, de\u011fi\u015fik d\u00f6nemlere, de\u011fi\u015fik manevralar\u0131n, de\u011fi\u015fik sanat sosyolojik olgular\u0131n olu\u015ftu\u011fu d\u00f6nemlere bakarken, y\u00fczy\u0131l\u0131m\u0131zdan geriye do\u011fru gitmek sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir y\u00f6ntem olabilir. E\u011fer ben bir sanat sosyolojisi kitab\u0131 yazsayd\u0131m, y\u00fczy\u0131l\u0131mdan ba\u015flar, geriye do\u011fru gider, paleolitik d\u00f6nem ile bitirirdim. \u00c7\u00fcnk\u00fc sosyolojik manifestolara imza atm\u0131\u015f bir\u00e7ok isim var, bunlar\u0131n ne kadar\u0131n\u0131 okuyup okumayaca\u011f\u0131n\u0131z ayr\u0131 bir durum. Ama sonu\u00e7 olarak, sosyolojik de\u011ferlerin 19. y\u00fczy\u0131lda metotla\u015fmaya ba\u015flayarak, toplumda oturdu\u011funu -asl\u0131nda bu R\u00f6nesans\u2019tan itibaren ba\u015fl\u0131yor ama 19. y\u00fczy\u0131lda sistematikle\u015fti\u011fini- kabul ediyorsak, bizim g\u00fcn\u00fcm\u00fczden ba\u015flamam\u0131zda yarar var.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131 yan\u0131m\u0131za almak ad\u0131na de\u011fil, kendimizi daha \u00f6zg\u00fcr hissedebilmek, sanat sosyolojik anlamda daha \u00e7ok \u00f6zele\u015ftiri yapabilmek i\u00e7in. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu konuda s\u00f6z s\u00f6yleyenlerin s\u00f6z\u00fc oldu\u011funu g\u00f6rmek g\u00fczel. Bir konuda tek kalmak var, bir de \u00e7o\u011ful olmak var. Ben \u00f6nce \u00e7o\u011ful olmay\u0131; polemikleri, diyaloglar\u0131, tart\u0131\u015fmalar\u0131 tercih ederim. Yani bir enerjinin oldu\u011fu ortamdan ba\u015flamay\u0131 tercih ederim. \u00c7\u00fcnk\u00fc paleolitik d\u00f6nemle, M\u0131s\u0131r d\u00f6nemiyle bir diyalo\u011fa giremem bu ba\u011flamda. O d\u00f6nemdeki kay\u0131tlar bu d\u00f6nemdeki kadar kolay ele ge\u00e7iyor de\u011fil. Sanatta stil pluralizmi (\u00fcslup \u00e7o\u011fullu\u011fu) olarak \u00f6nemsedi\u011fimiz mesele, sanat psikolojisi ve sosyolojisi i\u00e7in de ge\u00e7erli bir \u015fey. Orada da \u00fcslup sorunu ve bu \u00fcslup sorununa ba\u011fl\u0131 tart\u0131\u015fma olgusu g\u00fcndemde. Tart\u0131\u015fma asl\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir zenginlik&#8230; \u00c7a\u011fda\u015f d\u00fcnya tart\u0131\u015fma kavram\u0131ndan gere\u011fi gibi yararlanam\u0131yor. Burada bir problem var. Sanatta da bu b\u00f6yle&#8230; \u0130nsanlar tart\u0131\u015fmaktan \u00f6zellikle bizim gibi hen\u00fcz geli\u015fmekte olan toplumlarda kavga etmeyi anlay\u0131p, ka\u00e7\u0131n\u0131yorlar. \u00d6nceki toplant\u0131m\u0131zda, estetik ba\u011flam\u0131nda, sanat ve filozofi sanat ele\u015ftirisini haz\u0131rl\u0131yor demi\u015ftim. Dikkat ederseniz, sanat sosyolojisinin de bu y\u00f6n\u00fcyle sanat ele\u015ftirisine bir malzeme olarak, kendini var etti\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. Ayn\u0131 \u015fekilde sanat psikolojisi de kendini var edecek.<\/p>\n<p>1789 Frans\u0131z \u0130htilali -her ne kadar m\u00fclkiyet kavram\u0131ndan dolay\u0131 mide buland\u0131rmaya devam etse de- bu ihtilal ve Rus \u0130htilali\u2019nin sanatta \u00e7ok \u00f6nemli sosyolojik etkiler yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 da g\u00f6r\u00fcyoruz. \u00d6rne\u011fin ihtilal sonras\u0131nda, Rusya&#8217;dan Almanya&#8217;ya g\u00f6\u00e7 eden sanat\u00e7\u0131lar, Almanya\u2019da Bauhaus&#8217;un temelini olu\u015fturan \u00f6nemli fakt\u00f6rlerden biri. Bunlar Almanya\u2019ya gelmese ne olurdu, diye d\u00fc\u015f\u00fcnelim. O d\u00f6nemde Alman ekspresyonizmi var. Almanya\u2019daki sanat sosyolojik ortam\u0131 olu\u015fturan \u00f6nemli kitlelerden biri de, o Ruslard\u0131r. Pek \u00e7ok isim var ama, tabii ki en b\u00fcy\u00fcklerinden olanlar, Kandinsky&#8217;dir, Malevich&#8217;tir. Bunlar Almanya\u2019ya gitmi\u015ftir, Fransa\u2019da ya\u015fam\u0131\u015ft\u0131r ve oralarda m\u00fcthi\u015f etkiler yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Yap\u0131 kuram\u0131n\u0131 getirip, duygu kuram\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na dikmi\u015flerdir o d\u00f6nemde. Onlar mant\u0131\u011f\u0131 \u00f6nerirken, di\u011fer kulvar da duyguyla beslenir: Savruk f\u0131r\u00e7a vuru\u015flar\u0131, i\u00e7ten geldi\u011fi gibi kullan\u0131lan, t\u00fcpten \u00e7\u0131kan boyalar, \u00e7e\u015fitli malzemelerin de\u011ferlendirilmesi, akl\u0131n\u0131za gelebilecek denemelerin her t\u00fcr\u00fcn\u00fc kullananlar, 1905-1925 aras\u0131ndaki Alman D\u0131\u015favurumcular\u0131 olmu\u015ftur. O d\u00f6nemdeki sosyal durum \u00e7ok \u00f6nemli. Almanya\u2019da duygusal Almanlar var bu d\u00f6nemde. D\u0131\u015favurumcular\u0131n s\u00f6nmesine alt\u0131-yedi sene kala, 1919&#8217;da Bauhaus ciddiyeti devreye giriyor ve Almanya\u2019da mant\u0131k geliyor g\u00fcndeme ve tabii i\u015flevsellik. Bu \u00f6nemli, \u00e7\u00fcnk\u00fc yap\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi Almanya&#8217;da ba\u015fkald\u0131r\u0131 filozofisini harekete ge\u00e7irmeye ba\u015fl\u0131yor. Diyor ki; bu i\u015f sadece duyguyla gitmez. Ormanlara kapanmak, g\u00f6l kenarlar\u0131nda sanat yapmak, sava\u015f sonras\u0131 y\u0131k\u0131k fabrikalarda sergiler a\u00e7mak \u00f6nemli, ama bunlarla bir yere kadar gidebilirsiniz. Bunu bir metodize etmek, bir manifestoya d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmek laz\u0131m. Bu bilinci uyand\u0131ran Rus Devrimi\u2019dir i\u015fte. Suya at\u0131lan bir ta\u015f gibi, Rusya\u2019dan yay\u0131lan dalgalar\u0131n Almanya&#8217;ya vuran halidir bu. 20. y\u00fczy\u0131lda sanat sosyolojik a\u00e7\u0131dan bu \u00f6nemli bir konudur. Birinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 bir travma olarak \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir etki yaratm\u0131\u015ft\u0131r tabii, herkes bundan bahseder. Kirchner&#8217;in resminde mesela, sava\u015f\u0131n t\u00fcm ac\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Kolu kesik askeri de g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz, \u201cAsker Banyosu\u201dnda birbirini beceren, ters ili\u015fkiye girmi\u015f askerleri de g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Kafay\u0131 yediklerinin delilidir bunlar. Alman gen\u00e7li\u011fi zaten sava\u015f\u0131 istememi\u015f, reddetmi\u015ftir ve yetkin kuvvetlerin buna ra\u011fmen \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 sava\u015ftan Almanya da yenilgiyle ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. O d\u00f6nemde d\u0131\u015favurumcu sanat\u0131 yaratan Alman gen\u00e7li\u011finin s\u00f6yledikleri do\u011fru \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. 1960 d\u00f6nemi gen\u00e7li\u011finin &#8220;sava\u015fmayal\u0131m sevi\u015felim&#8221; s\u00f6ylemini, asl\u0131nda ilk defa Birinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 \u00f6ncesinde Alman gen\u00e7li\u011fi g\u00fcndeme getirmi\u015ftir. Ormanlarda anadan do\u011fma dola\u015fm\u0131\u015flar, istedikleri gibi ili\u015fkiye girmi\u015fler, diledikleri maddeleri kullanm\u0131\u015flar, s\u0131n\u0131rs\u0131z beraber olmu\u015flard\u0131r. 1960\u2019larda Joan Baez\u2019in m\u00fczi\u011fini, me\u015fin ceketi biz \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn ba\u015flang\u0131c\u0131 zannederken, asl\u0131nda sanat sosyolojik a\u00e7\u0131dan \u00f6zg\u00fcrl\u00fck o tarihte, hem de y\u0131k\u0131k Almanya\u2019da patlam\u0131\u015ft\u0131r. O Almanya\u2019da Bertolt Brecht&#8217;ler do\u011fmu\u015f, o Almanya&#8217;da bir s\u00fcr\u00fc yay\u0131n yay\u0131mlanm\u0131\u015f, o Almanya\u2019da bir\u00e7ok filozof do\u011fmu\u015ftur o s\u0131rada. Bu d\u00f6nemi anlamak i\u00e7in, ilgili serinin iyi dil \u00e7evirisine sahip Ekspresyonizm Ansiklopedisi\u2019ni (Lionel Richard, Ekspresyonizm Sanat Ansiklopedisi, \u00c7ev. Beral Madra, Sinem G\u00fcrsoy, \u0130lhan Usmanba\u015f, \u0130stanbul, Remzi Kitabevi, 1999.) \u00f6neririm.<\/p>\n<p>Bak\u0131n, yirminci y\u00fczy\u0131l\u0131n daha ilk 20 y\u0131l\u0131 i\u00e7in bir giri\u015f konu\u015fmas\u0131 yapmak bile ne kadar zaman\u0131m\u0131z\u0131 ald\u0131. Alman D\u0131\u015favurumculu\u011fu sanat sosyolojisi i\u00e7inde tek ba\u015f\u0131na ele al\u0131nacak, \u00e7ok \u00f6nemli bir konu asl\u0131nda. Sanat sosyolojisi ve sanat psikolojisi \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n bir zorlu\u011fu da burada; sanat tarihinde uygulanan kataloglamac\u0131 yakla\u015f\u0131mla bir yerden girip bir yerden \u00e7\u0131kmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil. Mutlaka \u00e7al\u0131\u015fma konusunu indirgeyip, \u00f6zel bir hale getirmek gerekiyor. Diyeceksiniz ki, ben \u015fu yirmi y\u0131l\u0131n sanat sosyolojisini ele alaca\u011f\u0131m. Orada y\u00f6ntemi verdikten sonra, ilgilenenler di\u011fer d\u00f6nemlere de benzer y\u00f6netmesellik i\u00e7inde bakabilecektir. Bir yeri yapars\u0131n\u0131z, ba\u015ftan sona yapamazs\u0131n\u0131z. Sanat sosyolojisinde de, psikolojisinde de durum b\u00f6yledir. Bu ikisi estetikten ve sanat tarihinden ayr\u0131l\u0131yor bu noktada, \u00e7\u00fcnk\u00fc daha \u00f6zel bir bak\u0131\u015f istiyor.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin biraz \u00f6nce Bacon\u2019dan s\u00f6z etmi\u015ftik. Bacon&#8217;\u0131 besleyen en \u00f6nemli adamlardan biri Greco&#8217;dur demi\u015ftik. Greco, Alman D\u0131\u015favurumcular\u0131n\u0131 da etkilemi\u015ftir. Alman D\u0131\u015favurumcular\u0131 Greco&#8217;dan etkilendiyse, daha sonra ya\u015fayan biri olarak Bacon da Greco&#8217;dan etkilendiyse, do\u011fal olarak Bacon ile Alman D\u0131\u015favurumcular\u0131 aras\u0131nda bir ortakl\u0131k var demektir. Yani \u015funu s\u00f6ylemek istiyorum; asl\u0131nda sanat sosyolojisinin sanat i\u00e7inde ilgilendi\u011fi alan, otomatikman biraz d\u0131\u015favurumcu alan. Sanat\u0131n travma ile dolu olan d\u00f6nemleri. Bak\u0131n buradan i\u015fin metodolojisine giriyoruz. O zaman, birinci tespit do\u011fru. Paleolitik d\u00f6nem, travma. Yunan, Roma k\u00fclt\u00fcr\u00fc i\u00e7indeki Helenistik tav\u0131r, bir travma. Her ne kadar g\u00f6rkemli da olsa, B\u00fcy\u00fck \u0130skender\u2019in hareketi kimi yerde ne\u015fe, kimi yerde h\u00fcz\u00fcn; travma. Daha sonra Bizans\u2019ta, ikonoklast hareket ciddi anlamda bir travma. B\u00fct\u00fcn resimler yasak, sadece ha\u00e7 motifi serbest. Arkas\u0131ndan Maniyerizm, R\u00f6nesans ile Barok aras\u0131nda ya\u015fanan bu olu\u015fum, bir travma. Caravaggio ile di\u011fer Barok sanat\u00e7\u0131lar aras\u0131nda olu\u015fan ayk\u0131r\u0131 ger\u00e7eklikler bir travma. Romantikler ile yeni klasikler aras\u0131ndaki m\u00fccadele, yine bir travma. Bak\u0131n, sayd\u0131\u011f\u0131m bu be\u015f-alt\u0131 ayakla, geliyoruz Alman D\u0131\u015favurumculu\u011fu\u2019na. Bu bir metod; her biri bir cilt olsa, bu travmalar \u00fczerinden tutarl\u0131 bir sanat sosyolojisi yazabilmek olas\u0131.<\/p>\n<p>Sosyolojinin sanat \u00fczerindeki etkileri ya da yerine g\u00f6re, sanat\u0131n sosyoloji \u00fczerindeki etkileri bizi ilgilendiriyor. Sonu\u00e7ta, belirleyici olan sosyolojidir. \u0130\u00e7inde insan var, i\u00e7inde sava\u015f var, kan var, bar\u0131\u015f var. Bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn; Floransal\u0131lar ile Sienal\u0131lar aras\u0131ndaki San Romano Sava\u015f\u0131 (1432), m\u00fcthi\u015f bu kentsoylu \u00e7eki\u015fmesi, Uccello&#8217;nun elinde \u00fc\u00e7 yap\u0131ta d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcyor. Medici&#8217;lerin \u00e7ocuk odalar\u0131nda kullan\u0131lan bu resimlerin, bug\u00fcn biri Londra National Gallery\u2019de, biri Floransa Uffizi\u2019de, biri de Louvre\u2019da bulunuyor. Travmadan beslenme \u015fekline bak\u0131n\u0131z. Uccello\u2019nun kaynaklar\u0131na, Vasari&#8217;nin notlar\u0131na bakarsan\u0131z, sanat\u00e7\u0131n\u0131n meseleye ironi ile yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Floransa ve Siena aras\u0131ndaki bu sava\u015f\u0131n ne kadar sa\u00e7ma oldu\u011funu, ne kadar yersiz ac\u0131 \u00e7ekildi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnen Uccello, ironik bir bi\u00e7imde ele al\u0131yor sava\u015f\u0131, k\u0131r\u0131k m\u0131zraklarla, \u00e7ocuk oyuncaklar\u0131na benzer askerler yap\u0131yor ele ald\u0131\u011f\u0131 kompozisyonlar\u0131nda.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;de halen plastik sanatlar tarihi \u00fczerinden ciddi bir sanat sosyolojisi ve sanat psikolojisi yaz\u0131lamad\u0131. Bunu da yapmak laz\u0131m.<\/p>\n<p>Mesela \u201cD\u0131\u015favurumcu Manifestonun \u0130lkeleri\u201d (\u00d6zkan Ero\u011flu, Sanat Birikimi, \u0130stanbul, Galeri Artist Yay\u0131nlar\u0131, 2009, s. 387-389.) ba\u015fl\u0131kl\u0131 bir \u00e7eviri metnim vard\u0131r. \u0130nsan en son kertede intihar edebilir, insan ba\u015fkald\u0131rmal\u0131d\u0131r gibi, manifesto c\u00fcmlelere ili\u015firsiniz bu metinde. Bu c\u00fcmleler, Alman D\u0131\u015favurumcular\u0131\u2019n\u0131n 1905-25 aras\u0131nda i\u00e7inde bulunduklar\u0131 durumu ve duygular\u0131n\u0131 ifade eder. Onlar\u0131n asl\u0131nda toplum falan d\u00fc\u015f\u00fcnecek halleri yoktur bu esnada, meseleyi bireye ve psikolojiye indirgemi\u015f durumdad\u0131rlar. Biz oradan toplumsall\u0131k anlam\u0131nda bir \u015feyler \u00fcretip, \u00e7\u0131kartmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yoruz sonu\u00e7ta.<\/p>\n<p>Asl\u0131nda \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u0131n da sonsuzluk kavram\u0131yla \u00e7ok ili\u015fkisi oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Bence \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u00e7\u0131n\u0131n \u00fczerinde \u00e7ok kafa yordu\u011fu bir kavramd\u0131r sonsuzluk. \u0130ntihar eden sanat\u00e7\u0131lar\u0131n da bu bilmecenin i\u00e7inden \u00e7\u0131kamad\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 intihar etti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Kendi yaratt\u0131\u011f\u0131 kaosun, insan\u0131n kendisini \u00f6l\u00fcme g\u00f6t\u00fcrmesi. Yaratt\u0131\u011f\u0131 kaosun i\u00e7inden \u00e7\u0131kam\u0131yor ve bu \u00e7\u0131kmaz intiharla neticeleniyor. Bu durum d\u0131\u015favurumcularda \u00e7ok kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir \u015fey. Olay\u0131n bireyselli\u011fine dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in bunu s\u00f6yl\u00fcyorum. Meseleyi sosyolojik olarak de\u011ferlendiriyoruz belki, i\u00e7inde bulunduklar\u0131 d\u00f6nemle bir ilintileri var ama, as\u0131l konuyu d\u00f6nemden etkilenerek bireye indirgemek, birey psikolojisi ile ele almak da tutarl\u0131 bir y\u00f6ntem.<\/p>\n<p>20. y\u00fczy\u0131lda \u00fcsluptaki o \u00e7o\u011fulla\u015fma, \u00e7e\u015fitlilik, bolluk, bereket; \u00f6yle bir bereket ki sanatta, belki bu y\u00fczy\u0131l\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki t\u00fcm y\u00fczy\u0131llardaki bereketin toplam\u0131na e\u015fit say\u0131labilir. 20. y\u00fczy\u0131l i\u00e7inde iki d\u00fcnya sava\u015f\u0131 ya\u015fan\u0131yor, insanlar \u00f6l\u00fcyor, yok oluyor, \u00f6z\u00fcrl\u00fc kalanlar, sakatlananlar, sava\u015fta gazi olan bir s\u00fcr\u00fc Alman d\u0131\u015favurumcusu var. Akl\u0131n\u0131 yitiren bir Kirchner ger\u00e7e\u011fi var kar\u015f\u0131m\u0131zda, bir Otto Dix ger\u00e7e\u011fi var ama, 20. y\u00fczy\u0131lda as\u0131l travma bence bu iki sava\u015f de\u011fil. Daha par\u00e7a par\u00e7a, daha ufak travmalar da \u00e7ok \u00f6nemli. K\u00fc\u00e7\u00fck, kimsenin bilemedi\u011fi, kestiremedi\u011fi k\u00fc\u00e7\u00fck travmalar\u0131n sanat \u00fczerinde \u00e7ok daha etkili oldu\u011funu s\u00f6yleyebilirim yirminci y\u00fczy\u0131l a\u00e7\u0131s\u0131ndan. Bunun d\u0131\u015f\u0131ndaki y\u00fczy\u0131llarda daha g\u00f6z \u00f6n\u00fcndeki olaylardan etkilenilirken, 20. y\u00fczy\u0131lda bir yandan g\u00f6z \u00f6n\u00fcndeki olaylardan etkilenildi\u011fi gibi, asl\u0131nda daha \u00e7ok da kimsenin pek bilmedi\u011fi, geri planda kalan, hatta insanlar\u0131n sonradan \u00f6\u011frendi\u011fi olaylardan etkilenenlerin say\u0131s\u0131 had safhada. Burada ben \u015funu s\u00f6ylemek istiyorum: 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n sanat sosyolojisi ve 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n sanat psikolojisi birlikte hareket eder, ama di\u011fer y\u00fczy\u0131llardaki sanat sosyolojisi ve sanat psikolojisinin pek birlikte hareket etti\u011fi s\u00f6ylenemez.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Yirminci y\u00fczy\u0131l\u0131n psikolojisine daha yak\u0131n oldu\u011fumuz ve bu y\u00fczy\u0131l\u0131n sosyolojik olaylar\u0131n\u0131 da daha yak\u0131ndan izleyebildi\u011fimiz i\u00e7in, b\u00f6yle bir fark oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir belki.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Tabii, g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fcn \u00f6n\u00fcnde daha \u00e7ok belgeler oldu\u011fundan belki. Ancak yine de bu belgeleri de\u011ferlendirebilecek mental de laz\u0131m. Yani malzeme, mentali de getiriyor yirminci y\u00fczy\u0131lda. Daha uyanm\u0131\u015f insan tipi&#8230; Rus Devrimi ile birlikte toplumsal anlamda bir uyanma, bir bilin\u00e7lenme var ve insanlar daha metodize oluyor ama, burada benim s\u00f6ylemeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m, meselenin farkl\u0131 bir boyutu.<\/p>\n<p>Mesela Brad Pitt&#8217;in oynad\u0131\u011f\u0131 \u201cSoysuzlar \u00c7etesi\u201d (Inglourious Basterds: 2009 yap\u0131m\u0131, Quentin Tarantino filmi.) isimli film, Hitler kar\u015f\u0131t\u0131 bir \u00e7eteyi anlat\u0131yordu. Onu izlemenizi tavsiye ederim, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ok farkl\u0131 bir y\u00f6nden, hani gerilla tipi diyece\u011fimiz, bir grup insan\u0131n Hitler\u2019e kar\u015f\u0131 verdi\u011fi m\u00fccadeleyi orada g\u00f6r\u00fcyorsunuz. O m\u00fccadeleden bir \u015fey elde ediliyor mu, edilmiyor mu; onu filmi izledikten sonra yarg\u0131lars\u0131n\u0131z. Ama bir \u015feye burada i\u015faret etmek istiyorum ben bu yolla; bilmedi\u011finiz bir y\u00f6n\u00fcyle de bakabilirsiniz sosyolojik olaylara, belki bu bir tanesi i\u015fte\u2026 Oradan \u00f6rne\u011fin v\u00fccudunu diken, kesen Orlan&#8217;a ge\u00e7elim. B\u00fct\u00fcn deh\u015fetiyle izledi\u011fimiz, body art\u2019\u0131n (beden sanat\u0131) bir y\u00f6n\u00fc bu; adeta v\u00fccudunu modifiye eder gibi, yeniden yap\u0131la\u015ft\u0131racak derecede, sanat ad\u0131na v\u00fccuduna m\u00fcdahale etmek\u2026 Filmde de Hitler yanl\u0131s\u0131 olanlar\u0131n kafalar\u0131na b\u00fcy\u00fck b\u0131\u00e7aklarla ha\u00e7 kaz\u0131y\u0131p yolluyorlar. Bu \u00e7ok \u00f6nemli bir g\u00f6sterge, bana Orlan&#8217;\u0131 hat\u0131rlatt\u0131 filmde. Mesela Kosta Rika\u2019l\u0131 bir sanat\u00e7\u0131n\u0131n a\u00e7l\u0131\u011fa terk etti\u011fi k\u00f6pek \u00f6ld\u00fc sonunda. Sanat\u00e7\u0131 da bunu videoya \u00e7ekip yay\u0131nlad\u0131. Vah\u015fet de\u011fil mi? Filmde de adam Hitler askerinin kafas\u0131na vuruyor beyzbol sopas\u0131yla. Asl\u0131nda \u00e7a\u011fda\u015f sanat i\u00e7in yap\u0131lanlarla \u00e7ok ilintili g\u00f6r\u00fcyorum ben bu vurgular\u0131. Bunlar k\u00fc\u00e7\u00fck travmalar ama, ayn\u0131 y\u00fczy\u0131l i\u00e7inde bunlar\u0131 alg\u0131layan, ay\u0131rt eden sanat\u00e7\u0131 ile ay\u0131rt etmeyen sanat\u00e7\u0131 aras\u0131nda da \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir fark oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Sanat\u0131n i\u00e7inde ger\u00e7ekten de, aleni bir bi\u00e7imde vah\u015fet olgusu kullan\u0131l\u0131yor. Sanat sosyolojisinin b\u00f6yle bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorum.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin Bizans&#8217;taki ikonoklast d\u00f6nem geliyor gene akl\u0131ma. \u0130mparatorlar\u0131n hayat\u0131ndan sahneleri, ortodoksluk kitab\u0131ndan dinsel sahneleri -ayn\u0131 Giotto\u2019nun yapt\u0131\u011f\u0131 gibi- H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 didaktize etmek a\u00e7\u0131s\u0131ndan ele almak, bunlar\u0131 mozaik ve fresk olarak kiliselere uygulamak g\u00fcndemdeyken, bir an geliyor, sadece ha\u00e7 motifine izin veriliyor. Resim reddediliyor. Bu kesintiye kim izin verebilir? T\u0131pk\u0131 onalt\u0131nc\u0131 y\u00fczy\u0131lda Katoliklikle Prostestanl\u0131k aras\u0131nda ya\u015fanan toplumsal d\u00f6n\u00fc\u015fmeye benzer bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm. Bak\u0131n\u0131z bu \u00e7ok enteresan bir toplumsal ya\u015fant\u0131n\u0131n da g\u00f6stergesi asl\u0131nda.<\/p>\n<p>Orada bir anlamda, imparatorluk resimlerinin yok say\u0131l\u0131p da ha\u00e7a izin verilmesi, dini sembolize eden mant\u0131\u011f\u0131n g\u00fcndeme getirilmesinin tek bir nedeni olabilir; tanr\u0131y\u0131 temsil eden imparator kavram\u0131na kar\u015f\u0131 bir isyan var. Ortodokslukta b\u00f6yle bir mant\u0131k var; imparator tanr\u0131y\u0131 temsil eder, tanr\u0131n\u0131n o\u011flu. Siz bunun resmini kapat\u0131r da sadece dinsel sembol\u00fc koyarsan\u0131z kilisenin apsisine \u2013ki buna en g\u00fczel \u00f6rnek Aya \u0130rini- demek ki otoriteye, y\u00f6netime kar\u015f\u0131 bir \u015fey yapmak istiyorsunuz demektir. Bu b\u00fcy\u00fck bir d\u00f6n\u00fc\u015fme, siyasi bir d\u00f6n\u00fc\u015fme. Demek ki bug\u00fcne kadar dilimize gelmi\u015f olan \u201cBizans Oyunlar\u0131\u201d deyimi, asl\u0131nda ger\u00e7e\u011fi yans\u0131t\u0131yor. Yani o oyunlardan ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131ramayan toplum kar\u015f\u0131s\u0131nda, demek ki din buna yumru\u011funu vuruyor. Bu b\u00fcy\u00fck bir de\u011fi\u015fim. Luther\u2019in Katolikler\u2019e kar\u015f\u0131 hareketiyle bunun aras\u0131nda nas\u0131l bir fark olabilir? Luther dine dinle kar\u015f\u0131l\u0131k vererek bir aray\u0131\u015fa girmi\u015fti. Ama unutmayal\u0131m ki, insanlar\u0131n baz\u0131 toplumsal de\u011ferlerini Protestanl\u0131k kavram\u0131 alt\u0131nda da korumaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Luther\u2019in b\u00f6yle bir \u00f6zelli\u011fi vard\u0131. \u0130nsani de\u011ferleri de orada g\u00fcndeme getirdi. \u00d6zellikle din konusunda \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnme\u2026 \u00d6b\u00fcr tarafta ise olay daha farkl\u0131. Din ile y\u00f6netici z\u00fcmre aras\u0131nda bir problem var. Burada \u015fekil de\u011fi\u015fiyor. Sanata yans\u0131ma bi\u00e7iminde b\u00fcy\u00fck bir de\u011fi\u015fim, bir hi\u00e7le\u015ftirme, yok sayma var. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ki Bizans en olumlu mozaik resimlerini, \u00fcretici erke d\u00f6n\u00fck yap\u0131tlar\u0131n\u0131, be\u015f ve alt\u0131nc\u0131 y\u00fczy\u0131llarda verir. Ravenna\u2019daki San Vitale Kilisesi\u2019nde, bir tarafta koca bir panoda J\u00fcstinyen ve maiyetindekiler, kar\u015f\u0131 taraf\u0131nda da koskoca bir mozaik panoda kar\u0131s\u0131 Teodora ve maiyetindekiler resmedilmi\u015ftir. Hem de bir stat\u00fcsellik tasviri i\u00e7inde. \u0130mparator, en b\u00fcy\u00fck din adamlar\u0131, askerler ve hizmetk\u00e2rlar diye, soldan sa\u011fa do\u011fru stat\u00fcsel anlam boyutlu resim genle\u015fir. Sonra bu tip fig\u00fcratif Bizans resimlerinin \u00fcst\u00fcn\u00fc \u00f6rt\u00fcyorsunuz ve sadece ha\u00e7 resmetmeye izin veriyorsunuz&#8230;<\/p>\n<p>Bu ciddi bir sanat sosyolojik de\u011fi\u015fimdir. Biz siyaset tarih\u00e7isi de\u011filiz, meseleye sanat a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131yoruz, bunu unutmayal\u0131m. G\u00f6stergelerden hareket ederek, bir tak\u0131m bilgi donan\u0131mlar\u0131m\u0131z\u0131 bu g\u00f6stergeler \u00fczerinden kullanabiliriz. Sanat sosyolojisinde ve sanat psikolojisinde b\u00f6yle bir y\u00f6ntem izlememiz gerekiyor. Ama estetikte bilinen doktrinler var. Estetik, bilinen form\u00fclleri \u00fczerinden yorumlanabilir. Kullanaca\u011f\u0131m\u0131z y\u00f6ntemdeki bu farkl\u0131l\u0131k \u00f6nemli.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin Maniyerizm\u2019e gelindi\u011finde, sosyolojik olaylar\u0131n gene Greco taraf\u0131ndan \u00e7ok\u00e7a kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Greco dev bir isim, onun resminde sosyolojik olgular\u0131 otomatikman g\u00f6r\u00fcyoruz. Bu bile ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na yeterli oluyor, t\u0131pk\u0131 Barok\u2019ta Caravaggio\u2019nun incelenmesinin yeterli oldu\u011fu gibi. Onun d\u0131\u015f\u0131nda, ne Pontormo, ne Parmigianino\u2019ya, ne Benvenuto Cellini\u2019ye veya herhangi bir mimara bakmaya hi\u00e7 gerek yok. Greco \u00e7ok yetkin bir \u015fekilde meseleyi ortaya koyuyor. Y\u00fczy\u0131llar\u0131 biraz da bu tip ba\u015f adamlara indirgeyerek, \u00fcst\u00fcn yap\u0131tlar silsilesine indirgeyerek incelemek i\u015finizi kolayla\u015ft\u0131rabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7o\u011fulluk i\u00e7inde kaybolma tehlikemiz var. Tarih kocaman bir kuyu, onun i\u00e7inde kaybolmayal\u0131m. Bu y\u00fczden sistematik sanat tarihinin gereklili\u011fini s\u0131kl\u0131kla dile getiriyorum.<\/p>\n<p>Bu noktada m\u00fcthi\u015f bir d\u00f6n\u00fc\u015fmeden bahsedebiliriz, belki esteti\u011fin diliyle bir d\u00f6n\u00fc\u015fme diyebiliriz buna. \u00d6rne\u011fin bir Gotik katedral de sosyolojik de\u011fer ta\u015f\u0131yor. Beni en \u00e7ok vuran yan\u0131 o \u00e7ok sivrilip g\u00f6\u011fe yakla\u015fan kuleleri. M\u00fcthi\u015f etkileyici, g\u00f6sterge anlam\u0131nda da mistifikasyonun tavan yapt\u0131\u011f\u0131na iyi bir i\u015faret. Dinsel yo\u011funlu\u011fun en \u00fcst d\u00fczeyde etkilerini izledi\u011fimiz Orta \u00c7a\u011f kanatlar\u0131ndan biri bu&#8230; Katedrallerin kulelerinden ba\u015fka, daha bir\u00e7ok g\u00f6sterge var, tabii. Mesela \u201cGotik Mimarl\u0131k ve Skolastik Filozofi\u201d (Erwin Panofsky, Gotik Mimarl\u0131k ve Skolastik Filozofi, \u00c7ev. Engin Aky\u00fcrek, \u0130stanbul, Kabalc\u0131 Yay\u0131nevi, 1995.) isimli kitapta, bilimsel anlamda pek \u00e7ok g\u00f6stergeden bahsedildi\u011fini g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz. Ben \u015funu s\u00f6yl\u00fcyorum; Greco\u2019nun o uzay\u0131p g\u00f6\u011fe yakla\u015fan, kafas\u0131 neredeyse bulutlara de\u011fecek gibi g\u00f6r\u00fcnen fig\u00fcrleri ile Gotik kulelerin bir fark\u0131 yok. Bunu s\u00f6ylerken de, sosyolojik anlamda bir ba\u011flant\u0131 kuruyorum; Gotik g\u00f6\u011fe ittiyse, sonras\u0131ndaki R\u00f6nesans yere \u00e7ekti. R\u00f6nesans\u2019\u0131n i\u00e7inde bir ba\u015fka R\u00f6nesans olarak do\u011fan Maniyerizm de, yine g\u00f6\u011fe itiyor. Buradaki diyalektik mant\u0131\u011fa \u00e7ok dikkat edelim. Simgelerin, yani g\u00f6stergelerin \u00e7ok \u00f6tesinde bir mesele bu. Bunu yapan bir sanat\u00e7\u0131, siyaset\u00e7i ya da i\u015f adam\u0131 de\u011fil. Gotik katedralleri yapan mimarlar, din adamlar\u0131d\u0131r demi\u015ftik ama, Gotik\u2019in i\u00e7inde bulundu\u011fu Orta \u00c7a\u011f\u2019\u0131n ne kadar ayd\u0131nl\u0131k bir \u00e7a\u011f oldu\u011funu anl\u0131yoruz. O d\u00f6neme ili\u015fkin olarak bize \u00f6\u011fretilen \u201ckaranl\u0131k\u201d tan\u0131mlamas\u0131n\u0131n ne kadar ger\u00e7e\u011fi yans\u0131tmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Estetik a\u00e7\u0131dan b\u00fcy\u00fck bir cesaretle oraya yerle\u015ftirilen kuleler, asl\u0131nda din i\u00e7inde bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn g\u00f6stergesi. Mesela K\u00f6ln Katedrali\u2019ndeki dev kuleler&#8230; Bunun yaratma cesareti a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 olmas\u0131 laz\u0131m. Greco\u2019yu anlay\u0131nca, bunu da anl\u0131yorsunuz. Greco hakikaten o mistik yap\u0131y\u0131, dinselli\u011fe alet ederek de\u011fil, insan\u0131n -h\u00fcmanizman\u0131n b\u00fcy\u00fck temsilcisi olan R\u00f6nesans\u2019taki insan\u0131n- yeri geldi\u011finde dinin de temsilcisi olabilece\u011fini, insan\u0131n dini de temsil edebilece\u011fini g\u00f6stergeler. T\u0131pk\u0131 Gotik\u2019te oldu\u011fu gibi\u2026<\/p>\n<p>\u015eimdi bir de Romantik d\u00f6neme gidelim ve bir \u00f6rnek de buradan verelim. G\u00e9ricault\u2019nun \u201cMedusa\u2019n\u0131n Sal\u0131\u201d resmine bakal\u0131m. \u0130nsanlar salda \u00f6l\u00fcm kal\u0131m m\u00fccadelesi veriyor, kimileri de \u00f6lm\u00fc\u015f. Orada nas\u0131l bir \u015fey var ve onun kar\u015f\u0131s\u0131ndaki olu\u015fumda ne var? Yeni Klasik\u2019te hamasilik yani tarihsellik var sosyolojik anlamda. David ya da Ingres tarihi yans\u0131t\u0131yor. Ingres T\u00fcrk Hamam\u0131\u2019nda tarihselli\u011fi ve oryantalizmi ortaya koyuyor, cariyeleri resmediyor, do\u011fudan etkileniyor. David, Napolyon\u2019u resmediyor, mesela onu ta\u00e7 giyerken g\u00f6steren yap\u0131t\u0131 tarihsellik anlam\u0131nda epeyce dikkat \u00e7ekicidir.<\/p>\n<p>Di\u011fer tarafta G\u00e9ricault ne yap\u0131yor? Birdenbire -aynen R\u00f6nesans ve Maniyerizm aras\u0131ndaki d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm gibi- insan\u0131n \u00e7aresizli\u011fini ele al\u0131yor. Bu \u00e7ok \u00f6nemli. \u00c7\u00fcnk\u00fc sanatta Romantizm denilen kavram, insan\u0131n do\u011fa kar\u015f\u0131s\u0131ndaki \u00e7aresizli\u011finden yola \u00e7\u0131k\u0131yor. Mezarl\u0131klar\u0131 yapan Caspar David Friedrich \u00e7aresizli\u011fi buradan anlat\u0131r, bir ba\u015fkas\u0131 \u00e7ok a\u00e7\u0131k, f\u0131rt\u0131nal\u0131 bir denizde \u00e7aresizli\u011fi g\u00f6r\u00fcr (William Turner). Romantik Turner, kendini gemi dire\u011fine ba\u011flayarak f\u0131rt\u0131nal\u0131 bir havada denize a\u00e7\u0131larak kozmosu deneyimler mesela. Benzer \u015feyi Yves Klein da yapar. Tuvali araban\u0131n \u00fcst\u00fcne ba\u011flay\u0131p bilmem ka\u00e7 kilometre h\u0131zla gider, sonra at\u00f6lyesine d\u00f6n\u00fcnce tuvalde olu\u015fan de\u011fi\u015fimleri inceler. Turner ile Klein aras\u0131nda ne fark var \u015fimdi? Biri daha deneysel bir y\u00fczy\u0131l\u0131n sanat\u00e7\u0131s\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in kendini gemi dire\u011fine ba\u011fl\u0131yor, di\u011feri ise bu deneysellikleri daha da a\u015fan bir y\u00fczy\u0131l\u0131n sanat\u00e7\u0131s\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in tuvali arabaya ba\u011fl\u0131yor ve madde-fizik ili\u015fkisini sorguluyor.<\/p>\n<p>\u015eimdi d\u00f6n\u00fcyorum psikolojiye: Psikolojik anlamda bakarsak Klein\u2019a, ilkel insan\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 yap\u0131yor bir anlamda. \u00c7\u0131\u011fl\u0131k at\u0131p hayvan s\u00fcr\u00fcs\u00fcn\u00fc \u00fcrk\u00fcterek, bir yardan a\u015fa\u011f\u0131ya, u\u00e7uruma sevk edip, hayvanlar\u0131n \u00f6lmelerini sa\u011flayarak, sonras\u0131nda o hayvanlar\u0131n kan\u0131ndan, etinden, y\u00fcn\u00fcnden faydalanan ilkel insana benziyor. Deniyor yani. Ayn\u0131 deneme. Arada hi\u00e7 fark yok, \u00e7ok enteresan.<\/p>\n<p>Duchamp\u2019\u0131n kendini satranca adamas\u0131 nas\u0131l bir psikolojik durumdur? Ne t\u00fcr bir sosyoloji bu psikolojiyi beslemi\u015ftir? Ya da kendini judoya adayan Yves Klein \u00e7\u0131k\u0131yor kar\u015f\u0131m\u0131za yine. Demek ki, bu adamlar ba\u015fka bir \u015feyi et\u00fct etmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorlar: Farkl\u0131 olan\u0131 bulabilir miyim d\u00fc\u015f\u00fcncesi. Aray\u0131\u015f i\u00e7indeler. G\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki T\u00fcrkiye sanat\u0131nda da eksik olan bu\u2026 Zaten at\u0131 alan \u00dcsk\u00fcdar\u2019\u0131 ge\u00e7ti, benzeri \u015feyleri art\u0131k yapsan da bir marifet de\u011fil. Ama T\u00fcrkiye\u2019de sanat\u0131n ilerlemesinin \u00f6n\u00fcndeki en b\u00fcy\u00fck engel, deneysel olmaktan korkmak; korku. Oysa bu korku paleolitik d\u00f6nemde halledilmi\u015fti. \u00c7ok ac\u0131. Jean Dubuffet \u201cben yaban\u0131llara inan\u0131r\u0131m\u201d diyor ya i\u015fte. Ben ilkellere, o ilk d\u00fcrt\u00fclere inan\u0131r\u0131m demek istiyor. Ham sanat yapan adam bunu s\u00f6yl\u00fcyor. Bu s\u00f6z\u00fcn de alt\u0131nda \u00e7ok de\u011ferli psikolojik \u00e7\u0131kar\u0131mlar var. Dubuffet d\u00f6rt kez sanat\u0131 b\u0131rak\u0131yor, be\u015fincide tekrar ba\u015fl\u0131yor sanata. Burada bir sorumluluk almak ya da almamak meselesi var. Ben nerede duruyorum ya da nerede durmuyorum?<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Sanat yapt\u0131\u011f\u0131 zaman da bir s\u00f6ylemi var. Ayn\u0131 \u015fekilde, sanat yapmamay\u0131 tercih etmesi de bir s\u00f6ylem ta\u015f\u0131yor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Aynen \u00f6yle. Dada\u2019ya geliyorsunuz, o da sanat sosyolojisi ve psikolojisi a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir travmaya i\u015faret ediyor. Orada isyanlar ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc; art\u0131k sanat kavram\u0131ndan usanm\u0131\u015f insanlar.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Sanat kurumla\u015fm\u0131\u015f da, o y\u00fczden\u2026<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Dada\u2019da olay tamamen onun \u00fczerine kurulu. \u201cSanat\u0131n i\u00e7ine ederim\u201d diyorlar. Toplumsal de\u011ferlerin \u00fczerinden y\u00fcr\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc zaman; \u00f6rne\u011fin \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131\u2019n\u0131n \u00f6ncesi, \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 ve sava\u015f\u0131n sonras\u0131 gibi, \u00fc\u00e7 ayr\u0131 a\u00e7\u0131dan da sanat sosyolojisi incelenebilir. \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 \u00f6ncesinde Paris\u2019teki toplumsal geli\u015fmeler \u00fczerinden mesele irdelenebilir. Sava\u015f s\u0131ras\u0131nda da\u011f\u0131lan, bunalan ve merkez olmaktan \u00e7\u0131kan Paris\u2019in durumu de\u011ferlendirelebilir. Sava\u015f sonras\u0131nda da yeni merkez olarak New York incelenebilir. Sanat, merkez olarak neden New York\u2019a ta\u015f\u0131nd\u0131? Amerikan borsas\u0131ndaki b\u00fcy\u00fck \u00e7\u00f6k\u00fc\u015fe ra\u011fmen, sanat\u0131n merkezi Avrupa\u2019dan Amerika\u2019ya nas\u0131l ta\u015f\u0131nd\u0131?<\/p>\n<p><strong>\u00d6.K.E.:<\/strong> Tabii burada \u00f6zellikle Bauhaus\u2019\u00e7ular\u0131n Amerika\u2019ya gidi\u015fi de \u00f6nem ta\u015f\u0131yor.<\/p>\n<p><strong>\u00d6.E.:<\/strong> Tabii, bunlar \u00e7ok \u00f6nemli. Sanat ne kadar kand\u0131r\u0131ld\u0131, CIA\u2019nin sanata etkileri neydi? Sanat sosyolojik de\u011ferler \u00fczerinde ne kadar etkileri oldu? Hep bunlar \u0130kinci D\u00fcnya Sava\u015f\u0131 sonras\u0131ndaki k\u0131rk, elli y\u0131l i\u00e7inde ge\u00e7en ve sanat sosyolojik a\u00e7\u0131dan \u00fczerinde durulabilecek konular. \u201cNew York Modern Sanat D\u00fc\u015f\u00fcncesini Nas\u0131l \u00c7ald\u0131\u201d (Serge Guilbaut, New York Modern Sanat D\u00fc\u015f\u00fcncesini Nas\u0131l \u00c7ald\u0131, \u00c7ev. Elif G\u00f6kteke, Sel Yay\u0131nc\u0131l\u0131k, 2009.) isimli kitap, son k\u0131rk-elli sene i\u00e7in sosyolojik saptamalar yapmak a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nem ta\u015f\u0131yor mesela.<\/p>\n<p>Tabii sanat sosyolo\u011fu olmak ba\u015fka bir uzmanl\u0131k alan\u0131. Bizim gibi merakl\u0131 insanlar ise \u00f6\u011frenmeye, okumaya ve payla\u015fmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor. T\u00fcrkiye\u2019de \u00f6zel alanlara b\u00f6yle yeti\u015fmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yoruz. Oysa Avrupa\u2019da ya da Amerika\u2019da bu i\u015f b\u00f6yle de\u011fil. Orada i\u015fin uzman\u0131 olmak i\u00e7in, ilgili b\u00f6l\u00fcmde Sanat sosyolojisi, Sanat psikolojisi okunuyor. Bizde bu dersleri verebilecek adam gibi adam bulmak bile \u00e7ok zor.<\/p>\n<p>(*) Bu konu\u015fmalar\u0131 b\u00fcy\u00fck bir titizlikle de\u015fifre ve edit\u00f6rize eden \u00d6zlem Kalkan Erenus\u2019a te\u015fekk\u00fcrler\u2026<\/p>\n<!-- Error, Advert is not available at this time due to schedule\/geolocation restrictions! -->\n<!-- Error, Advert is not available at this time due to schedule\/geolocation restrictions! -->\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Sanat d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc Priv.-Doz. Dr. \u00d6zkan Ero\u011flu taraf\u0131ndan 2010\u2019da bir grup Y\u00fcksek Lisans \u00f6\u011frencisiyle ger\u00e7ekle\u015ftirilen \u201cSanat\u0131n Sosyolojisi\u201dnin metinlerini a\u015fa\u011f\u0131da sunuyoruz.<\/p>\n","protected":false},"author":9192214,"featured_media":184686,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"footnotes":""},"categories":[6221,6670],"tags":[82293,8037,96760,196075,96757,95694],"class_list":["post-103079","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-kultur","category-sanat","tag-filozofi","tag-kosta-rika","tag-maniyerizm","tag-ozkan-eroglu","tag-sanat-sosyolojisi","tag-sanat-ve-filozofi"],"acf":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/103079","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/9192214"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=103079"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/103079\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media\/184686"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=103079"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=103079"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=103079"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}