{"id":91879,"date":"2011-12-19T09:45:16","date_gmt":"2011-12-19T07:45:16","guid":{"rendered":"http:\/\/www.nationalturk.com\/?p=91879"},"modified":"2019-03-28T10:41:49","modified_gmt":"2019-03-28T07:41:49","slug":"jean-baudrillarudrillard-filozofisi-569","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/jean-baudrillarudrillard-filozofisi-569\/","title":{"rendered":"Jean Baudrillard Filozofisi i\u00e7in bir giri\u015f"},"content":{"rendered":"<h2><a href=\"http:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa.jpg\"><img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"alignleft size-medium wp-image-83760\" title=\"\u00d6zkan Ero\u011flu\" src=\"http:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa-280x202.jpg\" alt=\"\" width=\"280\" height=\"202\" srcset=\"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa-280x202.jpg 280w, https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2011\/10\/ozkan-eroglu-altsayfa.jpg 300w\" sizes=\"auto, (max-width: 280px) 100vw, 280px\" \/><\/a>NationalTurk yorumcusu akademisyen Dr. \u00d6zkan Ero\u011flu \u2018nun bu haftaki \u201cJean Baudrillard Filozofisi i\u00e7in bir giri\u015f\u201d adl\u0131 makalesini sizlerle payla\u015f\u0131yoruz.<\/h2>\n<p>Ge\u00e7en y\u00fczy\u0131l\u0131n sonunda Friedrich Nietzsche (1844-1900); \u201cH\u00e2l\u00e2 filozof var m\u0131?\u201d diye sormu\u015ftu. Fakat varsa bile, \u201cfilozoflara inanmamam\u0131z gerekti\u011fini\u201d dile getiriyordu. 20. y\u00fczy\u0131lda da s\u00f6z konusu sorunu ayn\u0131 boyutta ortaya koyanlar olmu\u015ftur. Bu ba\u011flamda Baudrillard\u2019\u0131n ele ald\u0131\u011f\u0131 sorunlar \u00fczerinden onu irdeledi\u011fimizde, asl\u0131na bak\u0131l\u0131rsa 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n t\u00fcm filozofik yap\u0131s\u0131n\u0131 netle\u015ftirerek hareket etti\u011fini anl\u0131yoruz, yan\u0131 s\u0131ra \u00f6zellikle Alman filozofisinin Nietzsche\u2019den Husserl\u2019ye uzanan boyutlar\u0131yla da alttan altan yak\u0131n ili\u015fkiye ge\u00e7erek meseleye daha da ivme kazand\u0131rmak istencini onda g\u00f6r\u00fcyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6z konusu iki filozof aras\u0131ndaki s\u00fcre\u00e7te Alman filozofisi, ciddi \u015fekilde kendinden \u015f\u00fcpheye d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu \u015f\u00fcphenin bir zaman dilimini me\u015fgul etmi\u015f olmas\u0131, Baudrillard\u2019\u0131n yeg\u00e2ne sorunlar\u0131ndan biri olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Nietzsche, filozofinin sonsuz ger\u00e7ek pe\u015finden gitmesini bir budalal\u0131k olarak de\u011ferlendirir. Nietzsche\u2019ye g\u00f6re ne espri, ne ak\u0131l, ne d\u00fc\u015f\u00fcnce, ne bilin\u00e7, ne ruh, ne de ger\u00e7ek diye bir \u015fey yoktur. Bir sanall\u0131k alg\u0131s\u0131 \u00fczerinden reddedilen bu de\u011ferler, var olmalar\u0131 halinde de asla yararl\u0131 olmayan \u015feylerdir. Hatta Nietzsche, filozoflardaki tarih bilgisinin eksikli\u011fine de dikkat \u00e7ekmi\u015ftir. Ayr\u0131ca g\u00f6relilik duygusunun da eksik oldu\u011funa. Yanl\u0131\u015flar\u0131n, bu noktada ba\u015flad\u0131\u011f\u0131na inanm\u0131\u015ft\u0131r. Filozoflar\u0131n hepsinin \u201ckesin\u201di aramalar\u0131n\u0131 da ele\u015ftirir. \u0130nsan\u0131 sabitleme iste\u011fine tamamen b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f filozof, Nietzsche\u2019ye g\u00f6re, varl\u0131k\u2019\u0131n her zaman ona g\u00f6sterilen uzam\u0131 i\u00e7ine yerle\u015ftirir ve orada kalmas\u0131n\u0131 ister. Filozof kendi d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden ba\u015fka bir \u015fey veremez. En nihayetinde sonuca vard\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir d\u00fcnya da yoktur ortada. Olsa olsa varl\u0131klar\u0131n kendi ya\u015famlar\u0131na g\u00f6re, i\u00e7inde ya\u015famak ve rahat etmek i\u00e7in kendilerine ait in\u015fa ettirdikleri birbirinden farkl\u0131 d\u00fcnyalar vard\u0131r. Varl\u0131k ne olursa olsun kendine \u00f6zg\u00fc bir d\u00fcnya yaratmak pe\u015finden ko\u015fmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Nietzsche\u2019nin sorunsalla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 bir konu olan, eski filozoflar mant\u0131k, \u00e7\u00f6z\u00fcmleme ve diyalektik d\u00fc\u015f\u00fcnceye inan\u0131rd\u0131. Fakat mant\u0131k alan\u0131nda olan her \u015fey, daha derin ve temelli bir \u015feye, ayn\u0131 zamanda her d\u00fc\u015f\u00fcncenin de asl\u0131nda bulunan ya\u015famsal olana d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesi halinden de ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi. Bu vurgudan yola \u00e7\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda filozofi, ya\u015famsal bir fonksiyon haline geliyor. Bu noktada da, filozoflar ger\u00e7ek isteklerine y\u00f6nelmiyorlar \u00e7o\u011fun. Yapt\u0131klar\u0131, ya\u015fama kar\u015f\u0131 koyma e\u011filimi \u00fczerinden y\u00fcr\u00fcmek ve ya\u015fama kendi genel kurallar\u0131n\u0131 dayatmaktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Nietzsche\u2019ye g\u00f6re en trajik yanl\u0131\u015flar\u0131 da bu olmu\u015ftur. Nietzsche, bir sistemi kabul etmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc o derece kendi s\u0131n\u0131rlamak istemez. Hatta ayn\u0131 \u015feyi kendi sistemine kar\u015f\u0131 bile, ba\u015fka bir filozofun mutlaka uygulamas\u0131 gerekti\u011finin de alt\u0131n\u0131 \u00e7izer. Ona g\u00f6re, zaman\u0131n\u0131n ruhu ba\u011flam\u0131nda bir sistem olu\u015fturmak olsa olsa bir \u00e7ocukluktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Ve yeni filozofi kendini her t\u00fcrl\u00fc dogmatizmden korumal\u0131, g\u00f6r\u00fc\u015flerin de\u011fi\u015fikli\u011fini, perspektiflerin \u00e7oklu\u011funu, de\u011ferlerin kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmelidir. Filozof mutlak\u2019\u0131 aramayacak, art\u0131k yal\u0131nl\u0131\u011f\u0131 tercih edecek, her de\u011ferin ve her \u00f6l\u00e7\u00fcn\u00fcn bir ya\u015fam \u00fcr\u00fcn\u00fc oldu\u011funu ve ya\u015fam\u0131n bir tek ve belirli bir \u015fekli tan\u0131mayaca\u011f\u0131n\u0131n fark\u0131na varacakt\u0131r. Bu, \u015fu anlama gelmektedir: Yar\u0131n\u0131n filozofu d\u00fc\u015f\u00fcncelerini herkese onaylatmak d\u00fc\u015f\u00fcncesinden vazge\u00e7ecek, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n bu d\u00fc\u015f\u00fcncelere uymas\u0131 durumunu da zor kabul edecektir.<\/p>\n<p>D\u00fcn\u00fcn filozoflar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncelerini belirli bir \u015feye ba\u011fl\u0131yorlard\u0131. Her taraf\u0131n g\u00f6zleyebilece\u011fi garanti bir yer bulmak istiyorlard\u0131. Yar\u0131n\u0131n filozofu nereden geldi\u011fini ve nereye gitti\u011fini sormadan ya\u015famas\u0131n\u0131 bilecektir. \u015eunu unutmayacakt\u0131r ki, yeni de\u011ferler yaratarak her \u015feye bir anlam vermek ve d\u00fcnyay\u0131 yorumlama g\u00f6revi kendisine d\u00fc\u015fecektir. Nietzsche\u2019nin bak\u0131\u015f\u0131yla ya\u015fam, birbirini izleyen ku\u015faklar aras\u0131nda pe\u015fine d\u00fc\u015f\u00fclen, evren \u00f6l\u00e7e\u011finde bir deneyimdir ki, i\u00e7inden belirli ve kesin sonu\u00e7lar \u00e7\u0131karmak olanaks\u0131zd\u0131r. B\u00fct\u00fcn bir tarih, i\u00e7inde aral\u0131ks\u0131z ara\u015ft\u0131rmalar yap\u0131lan b\u00fcy\u00fck bir laboratuvard\u0131r. Filozof, ba\u015fkalar\u0131 taraf\u0131ndan yap\u0131lan bu deneyimleri elden, b\u00fct\u00fcn de\u011ferlerin dizgesini de g\u00f6zden ge\u00e7irecektir. \u00d6zellikle nesneler d\u00fcnyas\u0131n\u0131 \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc g\u00f6rebilmek ve kendi ya\u015fam\u0131ndan yola \u00e7\u0131karak, bir\u00e7ok ya\u015famlar\u0131 da deneyimlemek i\u00e7in b\u00fct\u00fcn duygular\u0131 ya\u015fayacakt\u0131r. Fakat kazan\u0131lm\u0131\u015f olan bu deneyimlere ula\u015farak, b\u00fct\u00fcn olanaklar\u0131n\u0131 test ettikten sonra g\u00f6revi, insana ili\u015fik deneyime yeniden ba\u015flamak ve yeni de\u011ferler yaratmak olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Nietzsche\u2019den sonra insan bilimlerine katk\u0131 veren Wilhelm Dillthey\u2019e (1883-1911) bak\u0131lacak olursa, ondaki filozofik \u015f\u00fcphe, do\u011frudan do\u011fruya filozofi tarihindeki olaylar ve sistemler aras\u0131ndaki uyumsuzluklar\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr. Dilthey\u2019e g\u00f6re, her zaman yeniden \u015f\u00fcphenin uyanmas\u0131na neden olan \u015feyler aras\u0131ndaki en kuvvetlilerden birisi, \u015f\u00fcphesiz filozofi sistemlerinin anar\u015fisidir. Bunun s\u0131n\u0131rs\u0131z \u00e7e\u015fitliliklerini bize g\u00f6steren tarihsel bilin\u00e7le, her filozofun herkes i\u00e7in inan\u0131l\u0131r bir ger\u00e7ek buldu\u011funu iddia etmesi aras\u0131nda \u00f6yle bir kar\u015f\u0131tl\u0131k vard\u0131r ki, bu mant\u0131kl\u0131 her hangi bir itirazdan ziyade, \u015f\u00fcphe edeni hakl\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131r hale getirir. Hi\u00e7 kimsenin s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 g\u00f6remiyece\u011fi, bir kaos olu\u015fturan bu sistemlerin s\u00fcrekli yeni \u015fekiller ba\u011flam\u0131nda alabildi\u011fine geni\u015flediklerini g\u00f6r\u00fcyoruz. Yery\u00fcz\u00fcnde filozoflar var oldu\u011fu g\u00fcnden beri, her d\u00f6nemde, bunlar\u0131n inan\u00e7lar\u0131 \u00e7arp\u0131\u015fm\u0131\u015f, filozoflar hep birbirlerinin kar\u015f\u0131t\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnceler ileri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bunu sonland\u0131racak bir durumu da hi\u00e7 kimse bize m\u00fcjdeleyemiyor. As\u0131l b\u00fcy\u00fck sorun da buradad\u0131r.<br \/>\nDilthey, \u00e7e\u015fitli filozofik sistemleri birbirleriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rarak, bu ya da \u015fu filozofun \u00f6zel g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc de\u011fil, bir\u00e7o\u011funda rastlan\u0131lan, fakat \u00f6tekilerinde g\u00f6r\u00fclmeyen baz\u0131 b\u00fcy\u00fck motifler elde etmenin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funa inan\u0131r. Ona g\u00f6re Alman filozofisinin belirginle\u015fmesini sa\u011flayan isimler Spinoza, Bruno, Herder, Goethe, Schelling, Hegel\u2019e bakacak olursak, bu isimler her ne kadar birbirlerinden ayr\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncelere sahip olsalar da, hepsinin ortak noktas\u0131 evren olgusuna kar\u015f\u0131 olan sempatileridir. Yan\u0131 s\u0131ra Kant, Fichte gibi isimleri irdeledi\u011fimizde ve birbirleriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131zda da temel ortak motifin ki\u015filik duygusu oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Birey etraf\u0131n\u0131 \u00e7eviren \u015feylerden a\u00e7\u0131k\u00e7a ayr\u0131l\u0131r, nesne kar\u015f\u0131s\u0131nda kendini bulur, m\u00fccadele halinde oldu\u011fu d\u00fcnya kar\u015f\u0131s\u0131nda kendisine \u00f6zg\u00fcrl\u00fck sa\u011flayacak y\u00fcce de\u011feri kendinde ve \u00f6zellikle de manevi ya\u015fam\u0131nda arar.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir filozofi manzaras\u0131 i\u00e7inde sistemler kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 m\u00fccadele ederlerken birbirlerini yok etmezler. Onlar daima beraber vard\u0131r ve var olacaklard\u0131r. Herhangi bir filozofun ger\u00e7e\u011fi buldu\u011funa de\u011fil, her birinin sistemi i\u00e7inde bize varl\u0131\u011f\u0131n bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc g\u00f6sterdi\u011fini, bireyle evren aras\u0131ndaki say\u0131s\u0131z ili\u015fki olanaklar\u0131ndan yaln\u0131z bir tanesini tan\u0131tm\u0131\u015f olabilece\u011fini kabul edebiliriz. Simmel\u2019e de\u011finmeden, bu noktada J. Carl Kaiserling (1869-1942) \u00fczerine bir \u015feyler s\u00f6ylemek de, san\u0131r\u0131m yerinde olacakt\u0131r. Onun \u201cYa\u015famak Sanat\u0131na Dair\u201d isimli kitab\u0131nda hem Nietzsche, hem de Dilthey\u2019e yak\u0131n durdu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u00d6zellikle \u015fu d\u00fc\u015f\u00fcnceleri ilgi \u00e7eker; Eski M\u0131s\u0131r filozofik yap\u0131s\u0131nda, son noktas\u0131na vard\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen b\u00fcy\u00fck sistemler zaman\u0131n\u0131n ge\u00e7ti\u011fine ve ki\u015fisel anlay\u0131\u015f\u0131n b\u00fcy\u00fck de\u011fer kazand\u0131\u011f\u0131na inan\u0131l\u0131r. Her rastlad\u0131\u011f\u0131m b\u00fcy\u00fck adamlara, d\u00fc\u015f\u00fcnceleri ne olursa olsun g\u00fc\u00e7l\u00fc bir istekle ilgi g\u00f6steren bu filozof, bu konuda elinden geleni yapm\u0131\u015f, hatta kendisine d\u00fc\u015fman bile olsa kar\u015f\u0131s\u0131ndaki b\u00fcy\u00fck adama sayg\u0131 duymaya devam etmi\u015ftir. Ayr\u0131ca zek\u00e2n\u0131n sadece ki\u015fisel karakterle de\u011fer buldu\u011funa inanm\u0131\u015ft\u0131r. Kimin kime kar\u015f\u0131 hakl\u0131 oldu\u011fu meselesi diye bir \u015feyin olmad\u0131\u011fna ve prensip olarak bunun da ortadan kald\u0131r\u0131l\u011f\u0131na inanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka Alman filozofu Georg Simmel (1858-1918), filozoflar\u0131n ortaya koyduklar\u0131n\u0131n ger\u00e7ek olup olmad\u0131\u011f\u0131 konusunun umurunda bile olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 dile getirmi\u015ftir. B\u00fct\u00fcn doktrinlerin genellikle etkili bir \u015fekilde geri \u00e7evrildi\u011fini veya \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ifade etmi\u015ftir. Bunun bir hata oldu\u011funu ve buna ra\u011fmen evrene izini b\u0131rakan insan\u0131n ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131 dile getirmi\u015ftir. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u00f6z konusu doktrinlerin \u00fcst\u00fcnde, \u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc sa\u011flayan bir anlam katman\u0131n oldu\u011funu ileri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bunun i\u00e7in d\u0131\u015f bir ger\u00e7eklikten de\u011fil, i\u00e7 ger\u00e7eklikten hareket etmenin gereklili\u011fine i\u015faret etmi\u015ftir. Peki bu g\u00f6r\u00fc\u015flerden sonra filozofinin gelece\u011fi ne olacakt\u0131r? Filozoflar ge\u00e7mi\u015fte oldu\u011fu gibi, d\u00fcnyay\u0131 \u00e7e\u015fitli g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fler etraf\u0131nda hayal edecekler midir gene. B\u00f6yle bir soruya, hepsinin kendine g\u00f6re bir d\u00fcnyas\u0131 olacakt\u0131r diye cevap verilebilir. Bazen \u00e7e\u015fitli d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015flerinin birbirlerine yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 fark edece\u011fiz ve o zaman da ortak g\u00f6r\u00fc\u015fler belirleyebilece\u011fiz. S\u00fcrekli eskilere kat\u0131lan yeni filozoflar \u00e7\u0131kacak, fakat bir g\u00f6r\u00fc\u015fe \u00f6tekinden fazla k\u0131ymet verdiren ve onu kesin olarak belirleyen bir karara varmak, asla m\u00fcmk\u00fcn olmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00fcnyay\u0131 bir birlik olarak tasarlamak, her filozofik tavr\u0131n amac\u0131d\u0131r. Filozof, s\u00f6z konusu birlik d\u00fc\u015f\u00fcncesinin ne oldu\u011funu bize anlatmak istiyor, bize d\u00fcnyay\u0131 anlatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor. Filozofun bu y\u00f6ndeki prensibini anlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsak; bunun i\u00e7in filozof, di\u011ferlerini yads\u0131yarak, her hangi bir birle\u015fim \u015feklini se\u00e7erek bir sistem in\u015fa ediyor; oysa filozofun yads\u0131d\u0131\u011f\u0131 sistemlerde bize- kendileri olmaks\u0131z\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn olmayan- bir evren birli\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesi a\u00e7\u0131klanmak isteniyor. B\u00f6ylece bizim i\u00e7in \u00f6nemli nokta \u201ckesin birlik\u201d, \u00f6nemli olsa bile kesin bir d\u00fcnya yerine, her biri belirli bir sentetik d\u00fc\u015f\u00fcnceye ba\u011fl\u0131 bir olma sunan bir\u00e7ok d\u00fcnya hayali kar\u015f\u0131s\u0131nda kald\u0131\u011f\u0131m\u0131z da bir ger\u00e7ek; \u00f6yle ki bu, tek olan d\u00fcnya, ortada mevcut sistemler ve bir\u00e7ok d\u00fcnyalara par\u00e7alanm\u0131\u015ft\u0131r \u00e7\u00fcnk\u00fc. Filozofi tek adam\u0131n ger\u00e7e\u011fi olarak kalamaz. B\u00f6yle bir \u015fekilde filozofik bir ger\u00e7ek bulunamaz.<\/p>\n<p>Buradan bir ba\u015fka Alman filozofu Edmund Husserl\u2019ye (1859-1938) ge\u00e7ti\u011fimizde, onun da ki\u015fisel ve insana d\u00f6n\u00fck bir boyutta \u0131srar etmesi, de\u011fer ne olursa olsun filozofinin temel hareket noktas\u0131 olan d\u00fc\u015f\u00fcnme boyutunu da fazlaca ihmal etmeye neden olmu\u015ftur. Filozoflara \u015f\u00f6yle s\u00f6ylenebilir diyerek \u015funlar\u0131 dile getirmi\u015ftir: D\u00fc\u015f\u00fcncelerinizdeki derin insan\u00ee amac\u0131 seziyoruz; orada g\u00f6r\u00fcnen yeni de\u011ferleri anl\u0131yoruz; bize nesnelerin yeni bir boyutunu a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kard\u0131n\u0131z ve size minnettar\u0131z; fakat kendinizin hakl\u0131 oldu\u011funuzu ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n haks\u0131z olduklar\u0131n\u0131 ispat etmek i\u00e7in ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz kan\u0131tlar bize \u00e7ok yarars\u0131z g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor ve bizi hi\u00e7 ilgilendirmiyor. Metafizik bir g\u00f6r\u00fc\u015fte, yani bir \u015fiir veya bir resim gibi ne kan\u0131t, ne de \u00e7\u00fcr\u00fctmede bulunulabilir; filozofinizde bulunan kan\u0131tlar ona hi\u00e7 bir \u015fey katm\u0131yor ve size esin veren ger\u00e7ek fakt\u00f6rler \u00fcst\u00fcnde bizi \u015fa\u015f\u0131rt\u0131yor. Husserl\u2019nin Fenomenolojik kuram\u0131 ger\u00e7e\u011fin d\u00fc\u015f\u00fcncesini aram\u0131yor, filozofa ger\u00e7e\u011fi bu \u015fekilde d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcren fakt\u00f6r\u00fc ar\u0131yor. Bu fakt\u00f6r ise d\u00fc\u015f\u00fcncenin ger\u00e7e\u011fini ar\u0131yor ve sadece bu d\u00fc\u015f\u00fcncenin asl\u0131ndaki verilere de\u011fer veriyor. Art\u0131k filozof falan \u015fey var, falan \u015fey yok demiyecektir; ne a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6yleyecek, ne de reddedecektir; \u015f\u00fcphe de etmeyecektir, kendi d\u00fc\u015f\u00fcncelerini, sadece kendi d\u00fc\u015f\u00fcncesi olarak saklayacak, bir d\u00fc\u015f\u00fcnce meselesi olarak, fakt\u00f6rleriyle beraber anlamaya \u00e7al\u0131\u015facakt\u0131r. \u201cBir \u015feyler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum\u201d diyecek, fakat \u201cbu bir \u015feyler vard\u0131r\u201d demeyecek. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz kendi i\u00e7 d\u00fcnyam\u0131za bak\u0131nca ne g\u00f6r\u00fcyoruz? Ba\u015f\u0131 sonu belli olmayan bir ruh olaylar\u0131 dizisini. Husserl, filozofik d\u00fc\u015f\u00fcnceyi adeta psikolojik meseleye indirgemi\u015ftir. Ger\u00e7ek sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feyler, hatta \u015fu ger\u00e7ek kavram\u0131 bile sadece bir olaydan ibaret kal\u0131yor.<\/p>\n<p>Sistemlerindeki anar\u015fi ile felsefenin bizzat filozoflara verdi\u011fi bu g\u00fcvensizlik, 20. y\u00fczy\u0131lda, pek \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fcnce insan\u0131na i\u015flemi\u015ftir. \u00c7a\u011fda\u015f filozofi d\u00fc\u015f\u00fcncesinin tarihi, adeta bu g\u00fcvensizli\u011fin tarihidir, yani \u201cger\u00e7ek\u201d krizinin tarihidir. Bu g\u00fcvensizlik d\u00fc\u015f\u00fcnce ile ger\u00e7ek aras\u0131nda, sadece d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00f6z\u00fcnden dolay\u0131 bir uzla\u015fma olana\u011f\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesine kadar gitmi\u015ftir.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn\u00fcyle bu genel g\u00f6r\u00fcng\u00fcn\u00fcn \u00fczerine temel hatlar\u0131yla filozofik boyutta Baudrillard ne yapmak istemi\u015ftir. Biraz da bunun \u00fczerinde durarak kitaba yaz\u0131lan bu yeni giri\u015fi daha da oylumlamak isterim. Sanata ve yaz\u0131n d\u00fcnyas\u0131na katk\u0131lar\u0131, kimi zaman anla\u015f\u0131lmazl\u0131kla da su\u00e7lansa, hatta baz\u0131 mihraklar taraf\u0131ndan reddedilse de, ilgili iki alanla ilgili \u00e7ok \u00f6zg\u00fcn say\u0131labilecek g\u00f6r\u00fc\u015flerin sahibi oldu\u011fu bug\u00fcn bir ger\u00e7ektir bence. Genel anlamda sosyoloji ve filozofi \u00fczerinden y\u00fcr\u00fcyerek, g\u00f6zlem ve deneyimlerini vurgular haline getiren Baudrillard, \u00f6zellikle ya\u015fam\u0131n\u0131n son zamanlar\u0131nda da foto\u011frafa yak\u0131n ilgi duymu\u015f, daha do\u011frusu fotografi alg\u0131s\u0131yla ba\u011f\u0131nt\u0131 kurmu\u015ftur. \u00c7ekti\u011fi foto\u011fraflar\u0131 yay\u0131nlatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 da biliyoruz. Sosyoloji ve filozofi \u00fczerinden y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc dile getirdi\u011fimiz Baudrillard, bir anlamda sanat sosyolojisi ve sanat felsefesine yak\u0131n bir\u00e7ok yakla\u015f\u0131m i\u00e7inde de olmu\u015ftur. Zaten bu elinizdeki kitab\u0131n da onun, \u00f6zellikle d\u00fc\u015f\u00fcnce ortak noktal\u0131, sanatla olan baz\u0131 ba\u011f\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 daha da a\u00e7\u0131l\u0131mlamak ve anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmak gibi bir amac\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da temelde 19. y\u00fczy\u0131ldan ba\u015flay\u0131p, 20. y\u00fczy\u0131la sarkan Alman filozofisi \u00fczerine olan temel ve \u00f6zg\u00fcn de\u011ferlendirmeleri verememin nedenine gelince, Baudrillard\u2019\u0131n Alman gelene\u011finden beslenmi\u015f ve dahas\u0131 Levebvre \u00fczerinden Marksizm\u2019i i\u00e7sell\u015fetirmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. O nedenle kitab\u0131m\u0131z\u0131n ikinci bask\u0131s\u0131nda Sinan Mansuro\u011flu\u2019nun yaz\u0131s\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne b\u00f6yle bir giri\u015f metni koyup s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fimiz konularla Baudrillard\u2019\u0131n ne gibi bir ili\u015fkisi olabilece\u011fi \u00fczerinden durmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yorum. Yan\u0131 s\u0131ra ilerleyen b\u00f6l\u00fcmlerde bir de Baudrillard \u00fczerinden Levebvre d\u00fc\u015f\u00fcnerek, \u00f6zellikle Marksizmle olan alt yap\u0131s\u0131n\u0131 bu yolla anlamaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc Marks ve Nietzsche\u2019den \u00e7ok etkilendi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Sanat\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda sosyoloji, g\u00f6stergebilim ve \u00f6zellikle modern t\u00fcketim, hatta bu ba\u011flamda kapitalizme dair \u00fcst\u00fc kapal\u0131 ve a\u00e7\u0131k ele\u015ftirileri de s\u0131k\u0131 bir \u015fekilde g\u00f6ze \u00e7arpm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00f6z\u00fcmlemelerini \u00f6zellikle bi\u00e7imci ve dolay\u0131s\u0131yla yap\u0131salc\u0131 bir \u00fcslupta de\u011ferlendirdi\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Onun sanat yaz\u0131lar\u0131n\u0131 alg\u0131lama boyutu \u201cg\u00f6sterge\u201d ve bu g\u00f6stergelerin bug\u00fcn ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131 oldu\u011fu kavramlardan biri olan \u201ct\u00fcketim\u201ddir. Bu yolla bir t\u00fcr k\u00fclt\u00fcrel olu\u015fumlar masaya yat\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r Baudrillard taraf\u0131ndan. Bunu tarihsellikle ba\u011f\u0131nt\u0131lar, her tarih d\u00f6neminin adeta bir zamandizin gibi akarak kar\u015f\u0131m\u0131za geldi\u011fini dile getirir. Asl\u0131nda Baudrillard\u2019\u0131n \u00f6nerdi\u011fi \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r: O, simge ve g\u00f6sterge ili\u015fkisinden hareket etmi\u015ftir a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde. Simgesel olan onun i\u00e7in \u201cger\u00e7ek\u201d oland\u0131r ve bu ger\u00e7ek modernite ile beraber devreye girmi\u015ftir ona g\u00f6re. \u0130\u015fte tam bu noktada sanat devreye s\u0131k\u0131 bir \u015fekilde girer ve adeta anlat\u0131ma arac\u0131 olan bir kataliz\u00f6r g\u00f6revi \u00fcstlenir.<\/p>\n<p>Sanat\u0131n ilk vurgular\u0131 olan ma\u011fara resim ve heykelleri veya eskita\u015f \u00e7a\u011f\u0131 bulgular\u0131, hatta her t\u00fcrl\u00fc ilkel sanat anlam\u0131nda Baudrillard salt bir indirgemecilikten yana durmaz, dahas\u0131 bundan ho\u015flanmaz gibidir. Ona g\u00f6re sanat sadece o d\u00f6nemlerde bir rit\u00fcelden ibaret olamaz. Bu noktada hen\u00fcz ad\u0131n\u0131 san\u0131n\u0131 duymad\u0131\u011f\u0131m\u0131z sanat\u00e7\u0131lar\u0131n, tanr\u0131ya ait d\u00fcnya \u00fczerinden bir t\u00fcr taklide y\u00f6neldi\u011fi \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r. Pe\u015finen bunu kabul eder ve bu noktada \u201cger\u00e7ek\u201dlik \u00fczerinden, ger\u00e7ek sanat olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re sahte sanat da olmaz yarg\u0131s\u0131na benzer a\u00e7\u0131klamalar\u0131n da sahibi olur. Bu s\u00f6ylemi sadece sanat\u00e7\u0131 imzas\u0131 \u00e7\u0131kana kadard\u0131r pek tabii ki. Fakat sonu\u00e7ta ne olursa olsun sanat bir benzetim yapmaktad\u0131r. Bu \u00f6nceleri do\u011fan\u0131n bir benzetimiyken, daha sonra ruhun benzetimine d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ruhlar\u0131n sat\u0131n al\u0131nmas\u0131yla beraber kapital d\u00fcnyada mesela, sanat\u0131n da yarat\u0131c\u0131 boyutu rafa kalkm\u0131\u015ft\u0131r gibi bir durum kendili\u011finden ortaya \u00e7\u0131kar. Tam bu noktada sanat\u0131n komplosu konusu devreye girer Baudrillard i\u00e7in.<\/p>\n<p>Tam bu noktada \u015fu yaz\u0131da tart\u0131\u015ft\u0131klar\u0131m akl\u0131ma geliyor:<br \/>\n\u201cBug\u00fcn sanat ortamlar\u0131na \u015f\u00f6yle bir bak\u0131n\u0131z, \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u0131n bir\u00e7ok d\u00fc\u015fman\u0131 vard\u0131r; sanat\u00e7\u0131lar, sanat t\u00fcccarlar\u0131, k\u00fcrat\u00f6rler, ele\u015ftirmenler, koleksiyon\u00f6rler, sponsorlar, spek\u00fclat\u00f6rler ve sanat\u0131n art\u0131klar\u0131yla beslenen ne kadar sosyetik, z\u00fcppe, bele\u015f\u00e7i, sahtek\u00e2r varsa hepsi, b\u00fct\u00fcn o asalak tak\u0131m\u0131, s\u0131rf sanat\u0131 a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k t\u00fcketimcilikten kurtarmak i\u00e7in kahraman kesilip, kendilerini feda etmiyorlar m\u0131?\u201d(1).<\/p>\n<p>1996 y\u0131l\u0131nda Baudrillard, \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u0131n varl\u0131k nedeni kalmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordu. Bunu neden s\u00f6ylemi\u015f olabilirdi. \u00c7a\u011fda\u015f sanat\u0131n i\u00e7inin bo\u015fald\u0131\u011f\u0131 y\u00f6n\u00fcnde baz\u0131 sezgileri vard\u0131 muhakkak. Hakl\u0131yd\u0131yd\u0131 da bu sezgilerinde. \u00c7a\u011fda\u015f sanat\u0131n, 1863\u2019de Manet\u2019nin iki resmine g\u00f6sterilen tepkiden itibaren, s\u00f6z konusu resimlerin ref\u00fcze edilenler salonunda sergilenmesiyle beraber ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylersek, verilen m\u00fccadelenin ve \u00f6zellikle \u00e7a\u011fda\u015f sanat\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 en temel noktalardan biri olan \u00fcslup \u00e7o\u011fullu\u011fu meselesinin \u00fczerinden bug\u00fcn gittik\u00e7e c\u0131v\u0131kla\u015ft\u0131\u011f\u0131 dile getirilebilir. Temelde naturalist devrimle birlikte sanat\u0131n bir i\u00e7sellik kazand\u0131\u011f\u0131 ve bunu d\u0131\u015favurumculukla birlikte kuvvetlendirip, sanat ve kar\u015f\u0131 sanat tezlerinin \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131na kadar i\u015flerin yolunda gittikten sonra, birdenbire savrulmaya ba\u015flayan sanat, di\u011fer taraftan i\u00e7i bo\u015falmaya ba\u015flayan ve belli olaylar\u0131n ve duygular\u0131n neden g\u00f6sterilerek sloganla\u015fma e\u011filimlerine b\u00fcr\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc ger\u00e7e\u011fiyle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kalm\u0131\u015ft\u0131r. Sanat, ger\u00e7ek i\u00e7sellikten slogala\u015fmaya do\u011fru gittik\u00e7e de zay\u0131flam\u0131\u015f, karakter yitimine u\u011fram\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Baudrillard\u2019\u0131n sanat\u0131n varl\u0131k nedenini yitirdi\u011fi y\u00f6n\u00fcndeki tezi, kendisine bir \u00e7ok m\u00fcrit toplam\u0131\u015f, sanki sanat ve kar\u015f\u0131 sanat m\u00fccadelesine benzer bir durumun ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 kabul edilir bir hale gelmi\u015ftir. Asl\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcn bu y\u00f6ndeki iddias\u0131, sanat ortam\u0131n\u0131 allak bullak da etmi\u015ftir. Bu karma\u015fa, sanat ortam\u0131n\u0131n kendisiyle bir y\u00fczle\u015fmesi olarak da de\u011ferlendirilebilir. Bu y\u00fczle\u015fmeden hakl\u0131 dersler \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015f m\u0131d\u0131r? sorusu da kendili\u011finden do\u011fmu\u015ftur. Sanat, her \u015feyi sanat yap\u0131yor iddias\u0131ndayd\u0131 Baudrillard. Hatta bunlar\u0131n bir \u2018hi\u00e7\u2019 olma noktas\u0131na gelip dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131, daha da ilerisinde, art\u0131k sanat\u0131n bir s\u0131f\u0131rla\u015fma noktas\u0131na gelip dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 da s\u00f6ylemekten \u00e7ekinmemi\u015fti. Bu durum, sanat ortam\u0131n\u0131 provake etmekle e\u015f anlam ta\u015f\u0131yabilir veya ta\u015f\u0131mayabilir. D\u00fcnyada \u00f6ylesine bir sanat d\u00fczeni var ki, d\u00fc\u015f\u00fcnceden gayri her \u015feyden besleniyordu. Dahas\u0131 bir y\u0131ld\u0131zla\u015fma kavram\u0131 yerle\u015fmi\u015fti sanata art\u0131k. Bu durum kar\u015f\u0131s\u0131nda sanat ele\u015ftirisi nas\u0131l bir hal alacakt\u0131; temel sorun da buradayd\u0131. Ele\u015ftiri, ele\u015ftiri olmaktan \u00e7\u0131kmakta, sadece sanat\u0131n t\u00fcketimci mekanizmas\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 olarak hareket etmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Ele\u015ftiri, sanat ortam\u0131n\u0131n bir sim\u00fclakr\u0131 durumuna ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Bu durum, bir t\u00fcr sanat ortam\u0131 ile ele\u015ftiri aras\u0131nda k\u00f6rlerle sa\u011f\u0131rlar birbirini a\u011f\u0131rlar mant\u0131\u011f\u0131n\u0131 sanat d\u00fcnyas\u0131na yerle\u015ftirdi.<\/p>\n<p>Sanata ilgisiz olan her \u015fey, hem de her an sanata d\u00f6n\u00fc\u015fmeye ba\u015flad\u0131ysa, i\u00e7 bo\u015falman\u0131n sinyalleri en g\u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fcnden \u00e7almaya ba\u015flam\u0131\u015f ve giderek artmaya da devem edecek demekti. Asl\u0131nda sanat tarihine dikkatle bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda ilk defa sanat, sahip oldu\u011fu farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 kaybediyordu. \u00d6zellikle yukar\u0131da ilk paragrafta dile getirilen, sanat ve kar\u015f\u0131 sanat \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n ard\u0131ndan do\u011fan sanat ak\u0131mlar\u0131ndan \u00f6zellikle ger\u00e7ek\u00fcst\u00fcc\u00fcl\u00fck tavr\u0131n\u0131n, sanatta \u00e7ok \u00f6zel bir imaj d\u00fcnyas\u0131 sa\u011flayan bilin\u00e7at\u0131n\u0131 ciddi bir \u015fekilde travmaya u\u011fratt\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenebilir. Baudrillard\u2019a g\u00f6re sanat girdi\u011fi her ortam\u0131 bozmakta, hem de farkl\u0131 yap\u0131lara ula\u015ft\u0131rarak bozmaktayd\u0131. Bu noktada sanat ve t\u00fcketim ili\u015fkisi y\u00f6n\u00fcnde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde, t\u00fcketim denen meselenin de sanat\u0131n i\u00e7ine ka\u00e7t\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve \u00e7\u0131kmaz bir \u015fekilde yerle\u015fti\u011fini g\u00f6rebiliyoruz. Bu durum a\u015f\u0131r\u0131 bir abart\u0131ya do\u011fru yol almakta, i\u00e7inden kurtulamaz bir hale do\u011fru sanat\u0131 g\u00f6t\u00fcrmektedir. Ortaya \u00e7\u0131kan bu bomba bir zaman sonra birilerinin elinde patlayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Sanata duyulabilecek son d\u00f6nemlerdeki en b\u00fcy\u00fck \u015f\u00fcphelerden biri, sanat\u0131n, \u00f6nce avargard\u0131 d\u0131\u015flamas\u0131, sonunu haz\u0131rlamas\u0131, daha sonra avangardl\u0131\u011f\u0131 tekrar i\u00e7ine almas\u0131d\u0131r. Bu, ger\u00e7ekten lekeli bir durumu beraberinde getirmi\u015ftir. Bu lekeli durum, avangard ve starla\u015fma d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin ili\u015fkili bir \u015fekilde geli\u015fmesi i\u00e7in \u00e7ok uygun bir ortam sa\u011flad\u0131. Bu noktada sanat\u0131n ele\u015ftirel d\u00fc\u015f\u00fcncesi de ister istemez travmatik bir hal ald\u0131. B\u00f6ylesine oynak ortamda ele\u015ftiri, neyi ele\u015ftirecekti. Ele\u015ftirinin b\u00f6ylesine bir karars\u0131zl\u0131\u011fa itilmesinin temel nedeni de at oynatacak bir alan bulmak i\u00e7indi. Ger\u00e7ekten de bug\u00fcn d\u00fcnyada sanat ad\u0131na at oynat\u0131lmaktad\u0131r. Bunun yans\u0131malar\u0131 T\u00fcrkiye\u2019de de ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f, neredeyse ele\u015ftiri yok denecek duruma gelmi\u015ftir. Bu ba\u011flamda \u015fi\u015fman ve \u015faraptan ve hicaptan yanaklar\u0131 k\u0131zarm\u0131\u015f kimselerdir ortamlarda at oynatanlar; bunlar renkli bir d\u00fcnyaya davetiye \u00e7\u0131karmaktad\u0131rlar sadece. D\u00fcnyada bug\u00fcn sanat ele\u015ftirmenlerinin s\u00f6yleyecek bir \u015feyleri olmad\u0131\u011f\u0131na da inanan bir sanat ortam\u0131 kendini iyice g\u00f6stermektedir. Bug\u00fcn sanat ortamlar\u0131nda ele\u015ftirinin had\u0131m edilmesinin hemen ard\u0131ndan d\u00fcr\u00fcstl\u00fck de ge\u00e7er ak\u00e7e olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Baudrillard sanattan ar\u0131nmay\u0131 \u00f6neriyordu. Bu \u00f6yle bir \u00f6neriydi ki, ilk\u00e7a\u011fdan beri sanatla ilgili bilinen bir durum acayip de\u011fi\u015fime u\u011frat\u0131l\u0131yordu. Sanat bir ar\u0131nma vesilesiyken, birden bire kirlenen su misali, sanattan kurtulman\u0131n yollar\u0131n\u0131n aranmas\u0131 ne garipti, \u00f6yle de\u011fil mi? Bu anlamda Baudrillard\u2019\u0131n sim\u00fclasyon kavram\u0131 tamamlanm\u0131\u015f bir kavram olmadan al\u0131n\u0131p kullan\u0131ld\u0131; baz\u0131 sanat \u00e7evreleri taraf\u0131ndan. Sim\u00fclasyon kendi i\u00e7inde bir hi\u00e7ti ve sadece tek bir \u015feyi izah ediyordu: Her \u015feyin, her \u015feyin kopyalar\u0131ndan ibaret oldu\u011fu anlam\u0131n\u0131&#8230; Sim\u00fclasyonun ortaya koydu\u011fu bu ger\u00e7ek, spek\u00fclatifle\u015fmenin sanata zarar verme a\u015famas\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131p, art\u0131k toplumlara zarar verme noktas\u0131na geldi\u011fine i\u015faret etmek, dahas\u0131 ciddi bir yalan\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na dikkat \u00e7ekmekti. K\u0131saca sanat, sanat d\u0131\u015f\u0131 ama\u00e7lara alet ediliyordu; i\u015fte tehlike buradayd\u0131. Baudrillard, bu y\u00f6ndeki a\u00e7\u0131klamalar\u0131yla ortada tam bir komplonun oldu\u011funa \u0131srarla dikkat \u00e7ekmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka y\u00f6nden Baudrillard\u2019a g\u00f6re kapitalizmin sanat yap\u0131tlar\u0131n\u0131n reprod\u00fcksiyon olanaklar\u0131n\u0131 m\u00fcthi\u015f derecede \u00e7o\u011falt\u0131m\u0131na dair Walter Benjamin\u2019e ba\u011flanabilecek bir durumu da s\u00f6z konusudur. Bu sanat\u0131 g\u00fcvence alt\u0131na alacakt\u0131r ona g\u00f6re. \u00c7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ek olana dil uzatmak konusu geri duracakt\u0131r b\u00f6ylelikle. Asl\u0131nda bence Marksizmi kapitalizmle yan yana getirerek, hatta ona benzeterek baz\u0131 a\u00e7\u0131klamalar\u0131n\u0131 yapan Baudrillard, bu yolla Marksist kuramlar\u0131n Bauhaus gibi i\u015fleve \u00f6nem veren sanat d\u00fcsturlar\u0131n\u0131n-meta tasarlaman\u0131n i\u00e7 i\u00e7e ge\u00e7erek hem sanat hem de Marksizm bundan zarar g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu noktada san\u0131r\u0131m, meta ile i\u015flevsel olan\u0131n ayr\u0131d\u0131na dair bir \u015feyleri dile getirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Ona g\u00f6re logo ve marka gibi \u015feylerin egemenli\u011fi tekelci kapitalizme iyi bir \u00f6rnektir ve estetik ile metan\u0131n birbirine kar\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Peki \u015fu soru sorulabilir tam bu anda estetik ile meta birbirine kar\u0131\u015f\u0131rsa ne olur? Aralar\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman garip bir ili\u015fki olmal\u0131d\u0131r diye d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131z anda, bu iki tan\u0131m\u0131n kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etti\u011finizi hat\u0131rlaman\u0131z bir anda d\u00fcnyan\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131za y\u0131k\u0131lmas\u0131 i\u00e7in yeterli bir neden oluverir. O zaman bu noktada \u00f6nce ar\u0131tma yapman\u0131z gerekecektir \u00f6yleyse. Bu ar\u0131tma s\u0131ras\u0131nda kay\u0131plar\u0131n\u0131z aras\u0131nda bir\u00e7ok de\u011ferli \u015fey de yitebilir. Yani k\u0131saca i\u015f \u00e7\u0131\u011fr\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r art\u0131k. Dizginlenemez bir hale gelen toplumlar vard\u0131r kar\u015f\u0131m\u0131zda ve tabii ki onlar\u0131n sanatlar\u0131. Hi\u00e7 bir \u015fey bundan sonra samimi olamayacak, daha do\u011frusu bir daha eskisi haline gelemeyecektir. Bunun i\u00e7in tek bir \u015fey vard\u0131r; o da tant\u0131n\u0131n ve dolay\u0131s\u0131yla do\u011fan\u0131n meseleyi ele ge\u00e7irip, buna bir \u00e7are \u00fcretmeye gayret etmesi.<\/p>\n<p>Metala\u015fma, bir ba\u015ftan \u00e7\u0131karmaya da neden olur Baudrillard\u2019ya g\u00f6re. Her \u015fey birer temsilden ibarettir art\u0131k. Kimlik \u00fcretime g\u00f6re de\u011fil t\u00fcketime g\u00f6re belirginlik kazan\u0131r. Bir ba\u015fka deyi\u015fle ger\u00e7ek kendi imgesini yok etmi\u015ftir. \u015eimdi tam bu noktada Baudrillard, d\u00fcnyan\u0131n \u00e7eli\u015fkili bir hale ula\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131, bu noktada ortaya \u00e7\u0131kan \u201cger\u00e7ek\u201dinse sanattaki hiperrealizmi an\u0131msatt\u0131\u011f\u0131 konusunda durarak, adeta bu tan\u0131m\u0131 sanattan meseleye dair olmak \u00fczere transfer eder. B\u00f6ylece sanatla felsefeyi bir kez daha yan yana getirerek, daha da do\u011fru bir s\u00f6yleyi\u015fle sanat felsefesinin de bundan sonraki alg\u0131s\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir. Bu noktadan itibaren sanat ele\u015ftiri yapamaz hale gelir; t\u0131pk\u0131 sanat ele\u015ftirisi ve kuram gibi. Toplumlarda art\u0131k beliren sorunlar da de\u011fi\u015fir Baudrillard\u2019a g\u00f6re; vir\u00fcs, canl\u0131lar\u0131 kopyalama meseleri t\u00fcm h\u0131z\u0131yla ele al\u0131n\u0131r, b\u00f6ylece ortaya bir d\u0131\u015flanma, doygunluk ve oburluk sorunlar\u0131 \u00e7\u0131kar ki, bug\u00fcn ger\u00e7ekten \u00e7evremizde bu dile getirilenleri neredeyse birebir g\u00f6rmekteyiz. Peki b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 ne k\u00f6r\u00fckler? Neler olacak; de\u011fi\u015fik mant\u0131k \u015fekilleri, \u00f6l\u00fcmc\u00fcl stratejiler, a\u015f\u0131r\u0131 olaylar ve bunlar\u0131n d\u00fc\u011f\u00fcme neden olan halleri vb. hepsi yeni de\u011ferler, fakat y\u0131pratan ve zarar veren de\u011ferler olarak dikkati \u00e7ekerler.<\/p>\n<p>Sanatta da benzeri geli\u015fmeler kaydedilir. Baudrillard bu geli\u015fmeleri iki \u015fekilde okumu\u015ftur: Biri, a\u015f\u0131r\u0131 nesnelere, ikincisi de bir \u015feyin benzerini \u00e7o\u011faltmaya dayanan hareketlerdir. Bu iki ele\u015ftirilecek arg\u00fcman klasik sanat\u0131 bitiren temel etkenlerdendir. Hep s\u00f6ylerim bu noktada sanat birincisi modayla birle\u015fmi\u015ftir, ikincisi sonsuz say\u0131da b\u00f6l\u00fcnmeye u\u011fram\u0131\u015f ve do\u011fal olarak \u00e7o\u011falm\u0131\u015ft\u0131r. Bu durum Susan Sontag \u00fczerinden bir yakla\u015f\u0131mla adeta bir metastaza benzetilebilir. B\u00f6ylece sanat\u0131n simgesel i\u015flevi sona ermi\u015ftir ve yan\u0131lsama olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 da ortadan kalkm\u0131\u015ft\u0131r. Baudrillard\u2019\u0131n \u00fcst\u00fcnde durdu\u011fu bir ba\u015fka \u00f6nemli konu ise, dikkat \u00e7ekmeye gayret etti\u011fi tuhafl\u0131\u011f\u0131n bulundu\u011fu k\u00f6kten bir belirsizlik ve karma\u015fad\u0131r. Bug\u00fcn kendi \u00fclkemiz ve d\u00fcnyaya hakim olan aynen b\u00f6yle bir durumdur. Egemen ideolojiler, bunu, b\u00f6yle istemektedir. Fakat belirsizl\u011fe ve karma\u015faya neden olanla, neden olunan durumu s\u00f6z konusu ise, buradan ortaya mutlak \u00e7\u0131kan olumsuzluklardan her iki nedensellik mihrak\u0131n\u0131n da \u00e7ok yaralanaca\u011f\u0131 neredeyse kesin gibidir. Kan\u0131mca unutulan da budur. Baudrillard\u2019\u0131n kuram\u0131ndaki \u00f6nemli bir de\u011fi\u015fime de dikkat \u00e7ekilmektedir bug\u00fcn s\u0131k\u00e7a: \u201cde\u011fi\u015fimin olanaks\u0131zl\u0131\u011f\u0131\u201d. Sanall\u0131k ge\u00e7erlik kazand\u0131k\u00e7a zaman ve mek\u00e2n tersine \u00e7evrilebilmelidir; varl\u0131k sabit k\u0131l\u0131narak. Hatta bu ba\u011flamda boya resminin, de\u011fi\u015fimin olanaks\u0131zl\u0131\u011f\u0131na iyi bir \u00f6rnek te\u015fkil etti\u011fini dile getirir. Bak\u0131n\u0131z bu akl\u0131ma benim de fark etti\u011fim ve \u201cA Noktas\u0131 Giotto, B Noktas\u0131 Duchamp, C Noktas\u0131:?\u201d ba\u015fl\u0131kl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcn(2) bir benzerini ortaya koyar. Ben, bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcmde \u00f6zellikle Duchamp sonras\u0131nda bir yerlerde yer alacak C noktas\u0131ndaki bir sanat anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n veya alg\u0131s\u0131n\u0131n mutlak surette Giotto\u2019nun ili\u015fti\u011fi tarza yak\u0131n duraca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordum. B\u00f6ylece bunun bir boya resim olaca\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcr\u00fcyordum. Burada Baudrillard\u2019la ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m \u00f6rt\u00fc\u015fme kan\u0131mca \u00f6nemli.<\/p>\n<p>Baudrillard\u2019\u0131n \u00f6zellikle 90\u2019l\u0131 y\u0131llarda benzetim ve taklit tan\u0131mlar\u0131n\u0131n yerine yan\u0131lsama ve ger\u00e7e\u011fi g\u00f6rme tan\u0131mlar\u0131n\u0131 koymas\u0131, dahas\u0131 b\u00f6yle bir d\u00f6n\u00fc\u015fe u\u011framas\u0131 hayli ilgin\u00e7tir. Benzetti\u011finin \u00fczerinden bir yan\u0131lsamaya, taklit edilen \u00fczerinden de bir ger\u00e7e\u011fi g\u00f6rmeye vard\u0131\u011f\u0131n\u0131 fark ediyoruz. Bu de\u011fi\u015fimler, bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr i\u00e7in k\u00f6ktenlik i\u00e7ermektedir. \u00d6zele\u015ftiri mekanizmas\u0131n\u0131n s\u0131k\u0131 bir \u015fekilde \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Salt insan, hele bir ele\u015ftirel ve sosyolog tabanl\u0131 bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr i\u00e7in \u00f6zele\u015ftiri ne b\u00fcy\u00fck bir erdemdir ve bu erdemi kullanmak da ne b\u00fcy\u00fck de\u011fer.<\/p>\n<p>Notlar<br \/>\n(1) Jean Baudrillard, Sanat\u0131n Komplosu, \u0130stanbul, \u0130leti\u015fim Yay\u0131nlar\u0131, 2010, s.16<br \/>\n(2) \u00d6zkan Ero\u011flu, A Noktas\u0131 Giotto, B Noktas\u0131 Duchamp, C Noktas\u0131:?, \u0130stanbul Nelli Sanat Evi Yay\u0131n\u0131, 2005.<\/p>\n<p><strong>Dr. \u00d6zkan ERO\u011eLU<\/strong><\/p>\n<!-- Error, Advert is not available at this time due to schedule\/geolocation restrictions! -->\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>NationalTurk yorumcusu akademisyen Dr. \u00d6zkan Ero\u011flu \u2018nun bu haftaki \u201cJean Baudrillard Filozofisi i\u00e7in bir giri\u015f\u201d adl\u0131 makalesini sizlerle payla\u015f\u0131yoruz.<\/p>\n","protected":false},"author":9192214,"featured_media":186227,"comment_status":"open","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_acf_changed":false,"footnotes":""},"categories":[6221,6670],"tags":[82909,66802,88072,88068,196075],"class_list":["post-91879","post","type-post","status-publish","format-standard","has-post-thumbnail","hentry","category-kultur","category-sanat","tag-friedrich-nietzsche","tag-jean-baudrillard","tag-marksizm","tag-nietzsche","tag-ozkan-eroglu"],"acf":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/91879","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/9192214"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=91879"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/91879\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media\/186227"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=91879"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=91879"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.nationalturk.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=91879"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}