GündemManşetPolitikaTürkiye

Kemal Kılıçdaroğlu CHP grup toplantısında konuştu

Bali

kemalkilicdaroglu gruptop

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada AKP iktidarı hakkındaki sert eleştirilerini sürdürdü.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında yaptığı konuşmadan satır başları şöyle;

“Başbakan Burdur’da esmiş gürlemiş. anlamak mümkün değil. Esip gürlese bir şey olsa ama ne yaprak kımıldıyor ne bir damla yağmur var. Ne bağırıyorsun, bağırıp çağırmaktan ne elde ediyorsun. Siyasetçinin görevi söylediklerine itibar edilmesini sağlamaktır.”

“Güya ben vatandaşın 1 trilyon sorusuna cevap vermemişim. İnsaf insaf. Hani varya meşhur bir laf var; Atma Recep din kardeşiyiz.. Kalkıp namaz kılıyorsun, camide miting yapıyorsun kalkıp bir de yalan söylüyorsun. AKP’nin hesapları da Anayasa Mahkemesi’nce incelemeler yapıldı. Anayasa Mahkemesi bazı giderleri kabul etmiyor. AKP’nin de var bu giderleri.. bizde hiç bir zaman partililerin parfümleri, kişisel bakım ürünleri parti parasıyla alınmaz. Senin kişisel bakım ürünlerini niye partine ödetiyorsunuz? Senin yüzünü göstereceğim, maskeni indireceğim. Bunun sözünü veriyorum. Şimdi bunlar diğer yıllar incelenirse başımıza neler gelir diye korkmaya başladılar.”

“Yolsuzluk konusuna gelince avucunu yalarsın sayın Başbakan. Benim SSK Genel Müdürlüğü dönemime de değinmiş. Bilmesini isterim her partiye mensup bakanla çalıştım. Refah, DYP, SHP, DSP, ANAP’lı bakanlarla çalıştım. Bir iki bakan hariç hepsiyle kavga ettim çünkü ben yasaları uygulamak zorundayım. Beni sayın Başbakan eleştirecekse doğru yerden eleştirmesi lazım. Benim SSK Genel Müdürlüğü’mü eleştirecekse önce sosyal güvenlik ne demek onu bilmek zorunda. Bunlar bir ticari kuruluş değil, bunlarda zarar olmaz finans açığı olur. Dengeler nasıl sağlanır bunları bilmek zorunda. Bilmediğine ben kanaat getirdim. Bilmek zorunda değil, onu da saygıyla karşılarım ama Başbakan konuşurken danışmanları var, doğru bilgiyi vermek zorundalar. SSK hep kar ediyordu da genel müdürlüğüm zamanında mı zarar etmeye başladı? Doğrusunu söyleyeyim… SSK’nın ilk finans açığı 1970 yılında çıkmıştı. 2 milyar 794 bin 736 lira 1 kuruş, raporda böyle yazıyor. 1970 yılında Kılıçdaroğlu nerede? Üniversitede öğrenci. Sen başbakansın, resmi raporları dahi görmüyorsan ben Sana ne söyleyeceğim? Sen bu ülkeyi nasıl yönettiğinin farkında mısın? Bilgisizlikle bir adam nereye kadar gidebilir?”

“1999 yılında emekli oldum, 2000 yılında 2 milyar 411 milyon 206 bin lira. 2009 yılında ne olmuş? 28 milyar 706 milyon liraya çıkmış finans açığı. Beni eleştiren Başbakan’a soruyorum… Ben genel müdürdüm beni eleştiriyorsunuz. Şimdi soruyorum ben mi daha başarılıyım sen mi daha başarılısın? 2 milyar mı 28 milyar mı finans açığı daha büyük? Hadi çık cevap ver. Üstelik ben bu rakamları devletin resmi raporlarından alıyorum.”

“Bir başka nokta… Daha önce, benim yolsuzluk dosyalarını ortaya çıkarmamdan sonra Kılıçdaroğlu’nun açığını bulabilir miyiz diye bir çalışma başladı AKP’de. Benim 7 değil 77 sülalemi araştırmazsanız namertsiniz demiştim o zaman. 2008 yılında bir onay alıyorlar 1991 yılından bugüne kadar bütün ihaleler incelensin diye. Olabilir, hiçbir korkumuz yok. Benim ihale dağıttığımı söylüyor. Devlet, müfettişler senin emrinde. Onların yaptığı incelemelerde hiçbir şey bulunmadı. Çünkü benim dönemimde cumhuriyet tarihinde hiçbir bürokrata uygulanmayan süre içinde hesaplarım incelendi. Başbakanlık Teftiş Kurulu, Yüksek Denetleme Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurumu seferber oldular bir şey bulabilr miyiz diye. Bunlar da 2 yıl uğraştılar bir şey bulamadılar. Sen hangi ahlakla benim ihale dağıttığımı söylüyorsun? Benim adım Recep Tayyip Erdoğan mı?”

“İsterse bakanların tamamıyla birlikte sizin istediğiniz televizyon kanalında, sizin istediğiniz gazetecilerle oturup tartışalım, kim doğru kim yanlış. Ama gelemezler, ben de biliyorum yürekleri yok. Yüreği olan adam gelir. Bunlarda ne yürek var ne haklılık var.”

NationalTurk World Son Dakika

“Ben ona başka bir şey sordum iki kez: Sen onarılan bir camide namaz kıldın. Çıktın avlusunda da miting yaptın. O caminin onarımında yolsuzluk yapıldı. Bir ses çıktı mı Sayın Başbakan’dan? Çıkmadı, çıkmaz. 20′ye yakın cami ve türbede onarım yapıldı ve çok ciddi yolsuzluklar yapıldı. Bunların inançlara da saygısı yok. Bunların müslümanlığı kendilerine ait. Yolsuzluk yapacaksın milletin ibadet ettiği yerde, yolsuzların sırtını sıvazlayacaksın, sonra gelip bana laf uzatacaksın. Biz kazandığımız her kuruşu alın terimizle kazandık. Boğazımızdan aşağı haram lokma inmedi. Bunu önce başbakan bilsin.”

yunanistan golden visa yurt disi emlak 2024

“Mardin’e giderken ’78 tesis açıyor Başbakan’ deyince ben meraklandım. Mardin’de işsizlik kalmaz o zaman. Arkadaşlara dedim ki kaç kişi çalışıyor, ne zaman temelleri atıldı? Çoğu ilkokul, ortaokul, lise, okulun boyası badanası yapılmış, çatısı aktarılmış, özel idareden park devlete teslim edilmiş, ‘tesisi açıyorum’ diyor. Recep Tayyip Erdoğan milleti kandırıyor! Çık bu 78 tesisi açıkla bakalım. Ardahan’da 27 tesis. Bir baktık istinat duvarı yapmışlar, onu açıyor Başbakan. Bunun adı da tesis oluyor. Hadi kuldan utanmıyorsun da Allah’tan kork! Üstelik bunu yaparken devletin uçağını, otobüsünü kullanıyorsun, bütün kamu görevlilerini topluyorsun, neymiş tesis açıyormuş beyefendi… Başka işin gücün yok mu senin Başbakan? Ne demiştik aldatanlar ve kandıranlar partisi. Tam tipik!”

“Bugün gazetelerde 24 baronun ilanı var. Yargıyla ilgili kayglarını dile getiriyorlar. Biz de bu kaygılarımızı dile getirdik. Niye 24 baro? Diğerleri nerede? Korkuya teslim mi oldular? Korkuya teslim olmayan baro ya evet ya hayır der. Niye ses çıkarmıyorlar? Adalet mekanizması içinde çok önemli bir işlevi olan baroların korkuya teslim olmasını beklemek, demokrasinin gereği midir? Ya ‘destekliyoruz’, ya ‘karşıyız, bu yanlıştır’ deyin. Millete anlatın yanlış olduğunu, sizin göreviniz değil mi?”

“Bu tasarı AKP mutfağında hazırlanıyor, kamuoyunda tartışılması istenmiyor. Yargı gibi önemli bir konuda tasarı getirecekseniz bırakın tartışılsın. ‘Hayır, biran önce geçirilmesi lazım.’ Neden, korkunuz ne?”

“Bir başka soru, tasarı hazırlayabilirsin elbette. Ama ilgili kurumlara sorarsınız. Hukuk fakültelerine sorarsınız. Yazılı mı aldınız, sözlü mü anlattılar bunları? O zaman demokrasilerde bunun yeri yoktur, ancak baskıcı rejimlerde olur. ‘Ben söylerim olur, kimse itiraz edemez, kimse görüş bildiremez.’ Amaçları bu.”

“AKP parlamentodaki sayısal gücünü kullanarak muhalefeti susturmaya çalışıyor. Muhalefet de gidiyor konuşmaya, ‘uzun sürdü bugün bitirmek zorundayız’ diyorlar. Neden, mesainiz mi bitecek? Parlamentoda mesai olmaz. Halk için çalışanlar için zaman kavramı olmaz. ‘Komisyonda bizim çoğunluğumuz var, muhalefetten milletvekili 5 dakikadan fazla konuşmasın. Önerge birden fazla olmasın’ diyor. Ne olacak, CHP vekilleri AKP’nin figüranı mı olacak? Bunu reddediyoruz. Senin figüranların, emir kulların var zaten orada. Arkadaşlarımız toplu olarak komisyondan istifa ettiler, çalışılmaz bu komisyonda diye. ‘Efendim niye istifa ediyorsunuz’, sen önce kendine sor, niye beş dakikayla sınırlıyorsun? Gel genel kurulda 5 dakika konuş, bakalım içine sindiriyor musun? 1 saatten fazla konuşmana izin verilmeyince efelik yaparken bırakın muhalefet de konuşsun. O ‘ben ne diyorsam onu yapacak.’ 5 dakikada bu kadar önemli konuyu dünyanın hangi parlamentosu konuşmuş? Meşru zeminlerde tartışmanın önüne geçmeye çalışıyorlar. Elbette ki direneceğiz, halka anlatacağız. Başbakanın anlamadığı bir şey var. CHP’liler de biat kültürünün sonucu olarak parlamentoya geldiler sanıyor. Biz öyle değiliz, düşüncelerimizi özgürce söyleriz. Demokrasinin güçlenmesi için biz her türlü mücadeleyi yapacağız.”

“Bunların medyaları, güvenlik güçleri var. Kim olursa olsun! Haklı bildiğimiz yoldan ayrılmayacağız. Güçlüye değil haklıya yönümüzü döndüreceğiz. Biz haklıdan yanayız. Öyle bir noktaya geldik ki; beyefendi Denizli’de miting yapacak, yolda belli kişileri topluyorlar, ‘siz protesto edeceksiniz’ diye içeri atıyorlar. Konuşma bitince serbest bırakıyorlar. AKP demokrasisi bu, hangi çağda yaşıyoruz? Böyle demokrasi olmaz. O vatandaşlar haklarını arasınlar, her türlü hukuk desteğini CHP olarak vereceğiz. Hizbullah’la kanka olursun, vekillerin itiraf ederler, sonra çıkıp ‘demokratik dernekler’ dersin. Ama karar var, yasadışı diye o kurumlar kapanmış. Ve o karardan sonra senin vekillerin gitmiş oraya. Demokrasi tren gibidir, durağa gelince ineriz. Demokrasi araçtır, onlar için amaç değil.”

“Daha düne kadar ne diyorlardı? Yargıtay’da 250 kişi çok fazla, 150′ye inmesi lazım. Sonra ne oldu? Dönem değişti, ’250 az 387′ye çıkması lazım’ dediler. Bunu yapan kim, başbakan, altında imzası var. Kim neyi yapmak istiyor, kim çark ediyor, kim kıvırıyor, çıksın anlatsın. Bize soruyorsun, biz de söylüyoruz. Şimdi biz söylüyoruz, çık millete hesabını ver.”

“Bağırma çağırmayla bu işler olmuyor. Biliyorsunuz boş varilin sesi yüksek çıkar, niçin? Boş olduğu için. Bizim yapacağımız bir şey var; halkı aydınlatmak AKP’nin ikiyüzlülüğünü alatmak ve halktan oy istemek. Amacımız bu. Gerekirse bütün örgütlerimiz sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle, semt semt örgütlenecekler. Tek başına iktidar için biz mücadelemizi vereceğiz. Baskı kuruyorlar, şiddet uyguluyorlar, baskıya ve şiddete göğüs gereceğiz. Yurttaş çekinebilir, onun sesini biz temsil edeceğiz. İşadamları, esnaf, sanatkar, çiftçi konuşamıyor, medya yazamıyor, baskı var. Tüm bu baskılara direnmek her CHP’linin, her vatanseverin, her özgürlüğü isteyenin temel görevi olmak zorundadır. Baskıcı rejimlerin nereye geldiğini gördük, yoksulluğun, işsizliğin, açlığın ülkeleri nereye getirdiğini gördük.”

“Tunus’taki, Mısır’daki olaylara bakın. Bir üniversite mezunu işportacının kendisini yakmasıyla başladı Tunus’ta. Mısır’da %50 nüfus 2 doların altında gelir elde ediyor. İşsizlik kol geziyor, yolsuzluklar almış başını gidiyor, yagrı bağımsız değil. Üst düzey yargıçları devlet başkanları atıyor. Yolsuzluk dosyaları da çıkmıyor o yüzden ortaya. Sosyal medyanın bir işlevini gördük. Binlerce genç haberleşti ve eylemlerini sürdürüyorlar. Biz o ülkelerde de özgürlük istiyoruz. Kendisini temsil edecek milletvekillerini o ülkelerde de halk seçsin, üniversitler özerk olsun, baskı rejimleri son bulsun diyoruz. Geldiğimiz yerde -iletişim çağı diyoruz- bilgiyi gizleyemezsiniz. En küçük yere bile dünyanın her köşesindeki bilgiyi ulaştırmak mümkün. Baskı kuramazsınız, baskıcı rejim olamazsınız. Demokrasiyi güçlendirin, Türkiye Cumhuriyeti de size her türlü desteği versin. Türkiye Cumhuriyeti modeli, Mustafa Kemal’in modelidir. Özgürlükçü modeldir. İnsan haklarına saygılı modeldir, kadın erkek eşitliğine inanan, sosyal devletin güçlenmesini sğalayan modeldir, örgütlü toplum olmaktan yanadır. Yurttaşın sesinin özgürce çıktığı modeldir. Toplu sözleşmenin, grevin hak olduğu modeldir. Bu modeli biz Ortadoğu’da da isteriz. Türkiye’nin öncülüğünde demokrasi bütün Ortadoğu’ya çiçekler gibi gitsin. Biz bunu isteriz.”

Konserler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Maldivler Turu
Başa dön tuşu