FutbolManşetMedyaSpor

Uğur Meleke’den Spor Bakanı’na: Yaş kotasına takılan futbolculara da bak

suat kilic kursuuGuus Hiddink’le hüsran yaşayan milli takımın başına apar topar Abdullah Avcı’nın getirilmesinde Spor Bakanı Suat Kılıç’ın ‘yerli antrenör istiyorum’ demecinin önemli rol oynadığı iddia edildi.

Milliyet gazetesi yazarı Uğur Meleke de bu duruma tepki gösterdi;

Ben de yabancı bakan istiyorum!

Önümüzde resmi maçsız 10 ay var ama milli takım hocasını 10 saatte belirledik! Oysa son 10 yılda 1 turnuva görebilmiş bir ülkenin önündeki 3 seneyi planlaması, 3 günde bitirilecek bir iş değildi sanki… Bakanın “Yerli antrenör istiyorum” demeci süreci hızlandırdı belli ki… Oysa ben aynı bakanın üçüncü ligin “yerli” oyuncuları 25’inde yaş kotasına takıldığı için futbolu bırakmaya zorlanıp işsiz kalırken bu hızda reaksiyon gösterdiğini hatırlamıyorum. Ya da yeni yasayla “yerli” futbolculara/antrenörlere kulüplerinden paralarını alamadıklarında dertlerini yerel mahkemelere taşımaları söylendiğinde ortalıkta maalesef ne “yerli” başkan, ne de “yerli” bakan vardı! Sanırım bu tarz (binlerce sporcuyu ve antrenörü, binlerce emekçi aileyi ilgilendiren) kitlesel problemler, bir ülkenin gençlik ve spor bakanını milli takım hocasının pasaportundan daha fazla alakadar ediyordur!

Abdullah Avcı milli takım için harikulade bir isim… Becerikli, akıllı, karakterli… Ama Avcı gibi tertemiz/pasparlak bir markayı yıpratmadan göreve hazırlamak için pekâlâ onu ilk 2 yılda Hiddink’le ya da Lucescu’yla beraber çalışmaya, sonra “Piontek-Terim” örneğinde olduğu gibi işi daha güçlü devralmaya ikna edebilirdik. Madem Hiddink’e 3 milyon euroyu her halükarda veriyoruz, Hollandalı’dan en azından 8 ay daha danışman olarak faydalanmak söz konusu olamaz mıydı?
Bir de bu çağda insanları hâlâ yetenekli/tecrübeli/başarılı gibi sıfatlarla değil de, yerli/yabancı ırkçılığıyla sınıflandırmayı içime sindiremiyorum. Milli takımı çalıştıracak hocanın pasaportuna değil, bize gençleri, Anadolulu oyuncuları, Avrupalı gurbetçileri kazandıracak planı kurup kuramayacağına; nesil değişiminin üstesinden gelip gelemeyeceğine bakmalıydık. Tanjeviç’in başarısının nedeni Türk pasaportu muydu, oyuncularla aynı dili konuşması mıydı Allah aşkına! Alex’in Fenerbahçe’ye katkısının milliyeti mi var? Türk futbolunun evriminde (ve Terim, Denizli markalarının oluşumunda) Derwall’le Piontek imzalarını yadsımak mümkün mü? Avcı’nın tekâmülünde de bu metot benimsenemez miydi?

Eğer bu kadar girift meseleler 12 saatte sadece “yerli antrenör” kıstası konularak çözülebiliyorsa, kusura bakmayın ben de “yabancı bakan” veya “yabancı federasyon başkanı” istiyorum artık…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu