GündemPolitikaSiyasetSusurlukTürkiye

Meral Akşener ‘Altılı Masa’ öncesi Sedat Bucak ile buluştu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Susurluk kazasından tek kurtulan, Susurluk olayın tek şahidi Sedat Bucak'a vekillik teklif ettiği öne sürüldü.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’ 2 Eylül’de partisinin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki il ve ilçe başkanlarıyla Urfa’da bir araya geldi. Urfa basınına göre Meral Akşener, Sedat Bucak ‘vekillik’ talebini reddetmedi, rakip Şıhanlı aşiretinden Cevheri İYİ Parti’den istifa etti.

Resmi programında bu toplantı olan Meral Akşener, Susurluk kazasından sağ çıkan tek kişi olan ve daha sonra çete davasında yargılanan Bucak Aşireti lideri, eski DYP milletvekili Sedat Bucak ile görüşmüştü.

Urfa’nın yerel gazetelerine göre, görüşmede Akşener’in destek talebine Sedat Bucak ‘tüm Şanlıurfa örgütünü isterim’ yanıtını verdi. Bunun üzerine, 2023 genel seçimlerinde Şanlıurfa’da İYİ Parti listesinin ilk sırada Bucak aşireti lideri Sedat Edip Bucak’ın veya kardeşi Siverek Ziraat Odası Başkanı Ahmet Ersin Bucak’ın yer alması konuşuldu.

Meral Akşener’in Sedat Bucak Şıhanlı aşiretinin mensubu Mahmut Cevheri İYİ Partiden istifa etti

Meral Akşener’in Sedat Bucak ile yaptığı görüşmenin ardından, Bucakların en büyük rakiplerinden Şıhanlı aşiretinin mensubu Mahmut Cevheri, İYİ Parti Genel Merkezi’ndeki danışmanlık görevinden ve partiden ‘fikir ayrılığı’nı gerekçe göstererek istifa ettiğini Twitter hesabından duyurdu.

Kayyım atanmadan önce Siirt Belediyesi Eşbaşkanı olan Dara Turhan, Twitter hesabından Sedat Bucak’ın Akşener’e ‘Emrindeyiz’ dediğini iddia ettiği bir paylaşım yaptı: “M.Akşener’in Urfa ya gittiğinde Sedat Bucak’ı ziyaret etmesi Bucak’ın kendisine ‘Emrinizdeyiz’ demesi neden yeterince konuşulmadı. ‘HDP’ye Bakanlık’ liste başı oldu. 6 lı masanın seçmenleri için Bucak la buluşma sıradan bir konu olabilir ama Kürtlere ölümle buluşmayı hatırlatıyor.”

Görüşme ve iddialar hakkında iki taraf da açıklama yapmadı. Ancak İYİ Parti listesinden 1. sıra milletvekili adayı yapılacağı konuşulan Bucak aşireti isimlerinden Ahmet Ersin Bucak’ın, Twitter hesabında Meral Akşener ve İYİ Parti’nin paylaşımlarını beğenmesi de dikkat çekti.

SUSURLUK: SEDAT BUCAK – MEHMET AĞAR – DYP – MERAL AKŞENER

SUSURLUK: SEDAT BUCAK - MEHMET AĞAR - DYP - MERAL AKŞENER

03.11.1996 tarihinde, Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak’a ait 06 AC 600 plaka sayılı Mercedes marka otomobil, Hüseyin Kocadağ sevk ve idaresinde Kuşadası’ndan hareketle İstanbul iline seyir halinde iken Susurluk ilçesi Uçak Yolu mevkiinde, olay yerinin sol tarafındaki benzinlikten yola çıkan ve aynı istikamette seyir eden Hasan Gökçe sevk ve idaresindeki 20 RC 721 plaka sayılı kamyona, saat 19.15 sıralarında sağ arka yan tarafından çarpmıştır.

Dönemin DYP Urfa Milletvekili Sedat Bucak ise kazadan kurtulan tek kişiydi.
Mehmet Özbay kimliğini taşıyan kişinin birçok suçtan Interpol tarafından aranan Abdullah Çatlı olduğu anlaşılınca, olayı basit bir trafik kazası olmaktan çıkaran süreç başladı.

Otomobilin içindeki kişilerin kimliği, ‘mafya-siyaset-devlet’ üçgeninde, bir dizi karanlık ilişkinin su yüzüne çıkmasına yol açtı.

Sedat Bucak ile beraber hakkındaki Susurluk fezlekesi verilen Mehmet Ağar’dan görev teslimi

Susurluk kazası sonrası 8 Kasım 1996’da ‘Susurluk’ ilişkilerinin merkezinde yer alan ve İçişleri Bakanlığı’ndan istifa eden Mehmet Ağar’ın yerine bu görevi üstlenen Meral Akşener Türkiye tarihindeki ilk kadın İçişleri Bakanı oldu. Akşener, 28 Şubat süreciyle 54. Türkiye Hükûmeti’nin dağılmasına kadar İçişleri Bakanlığını sürdürdü.

İstanbul 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, eski milletvekili Sedat Edip Bucak hakkında ‘Susurluk Davası’ kapsamında verilen beraat kararının bozulmasının ardından yeniden başlanan yargılamayı 2006’da bitirdi. Mahkeme heyeti, Sedat Edip Bucak’ı, ‘suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüte yardım etmek’ suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Heyet, Bucak’ın bu cezasını erteleyerek, 2 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verdi.

Meral Akşener, devir teslim için makam odasına kendisinden 10 dakika sonra gelen Mehmet Ağar’a “Ne söyleyeceğiz” diye sordu. Mehmet Ağar’ın “Bir iki şey söylemek lazım” demesi üzerine Meral Akşener, elindeki daktilo edilmiş metni gözlerini ayırmadan satır satır okudu. Mehmet Ağar döneminde başlatılan çalışmaların tamamlanacağını belirten Akşener, şunları kaydetti:

“Bölücü ve yıkıcı terör, organize suçlarla mücadeleye devam edilecektir. Ağar’ın yükselttiği başarı çıtası aşağı inmeyecektir. Çalışmalarımızda rehberimiz Atatürk ilkeleri, insan hak ve hürriyetleri olacaktır. Devletimizin üniter yapısını her şart altında savunacağız ve bundan taviz vermemiz mümkün değildir.”

Sedat Bucak ve Mehmet Ağar hakkındaki Susurluk fezlekesinden

  • DAVACI: K.H.
  • SANIK: 1- SEDAT EDİP BUCAK, İsmail Hakkı oğlu, 1960 D.’lu. Siverek ilçesi nüfusuna kayıtlı. 20. dönem Şanlıurfa Milletvekili
  • SUÇLAR: Cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek. Gıyabi tutuklu sanığın gizlenmesine yardım. 6136 S.K. muhalefet.
  • KANUN MAD.: TCK’nin 313/2-3, 296 ve 6136 S.K. 13/2 Mad.
  • SANIK: 2- MEHMET KEMAL AĞAR, Zülfü oğlu, 1951 D.lu, Elazığ Merkez nüfusuna kayıtlı, 20. dönem Elazığ Milletvekili.
  • SUÇLAR: Cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek. Gıyabi tutuklu sanığın gizlenmesine yardım. Görevi suiistimal.
  • KANUN MAD.:TCK’nin 313/2-3, 296, 240 mad.

Mehmet Agar Susurluk catli

OLAYLAR VE İZAHLARDAN IV Numaralı bölüm;

IV- Kaza yapan araçta bulunan ve olay yerinde ölen Abdullah Çatlı’nın üzerinde bulunanlar:

a) Mehmet Özbay sahte ismine düzenlenmiş hüviyet.
b) Mehmet Özbay sahte ismi ile düzenlenmiş sürücü belgesi.
c) Mehmet Özbay sahte ismi ile düzenlenmiş ticaret odası üyelik kartı ve muhtelif banka kredi kartları.
d) Mehmet Özbay sahte ismi ile düzenlenmiş silah taşıma ruhsatı.
e) Sol tarafında Abdullah Çatlı’nın fotoğrafı yapışık ancak Mehmet Özbay’ın hüviyeti yazılı, sağ tarafında – yanda açık kimliği ve fotoğrafı bulunan Mehmet Özbay Emniyet Genel Müdürlüğü’nde uzman olarak çalışmakta olup, silah taşımasına izin verilmiştir. Yardımcı olunmasını rica ederim. Mehmet Ağar. Vali Emniyet Genel Müdürü – yazılı, mühürlü ve imzalı belge.
f) Beyaz kağıt içerisinde 0.33 gram ağırlığında toz madde, (Jn. Gen. K. Krim. D. Bşk.nın 11 Kasım 1996 tarih ve 1996/191766 sayılı ekspertiz raporunda, bu toz maddenin kokain olduğu tespit edilmiştir.

Bu belgeler ve eşyalar üzerinde yapılan araştırmalar ve hazırlık evrakı arasında bulunan müstenidat dosyaları ve ekspertiz raporlarında belirtildiği üzere, Mehmet Özbay adına düzenlenen belgelerde, bu belgeleri düzenleyen kurumlarca gerekli araştırma ve incelemelerin yapılmadan yüzeysel incelemelerle bu belgelerin kendisine verildiği saptanmıştır. Şöyle ki:

Bu belgeler ve eşyalar üzerinde yapılan araştırmalar ve hazırlık evrakı arasında bulunan müstenidat dosyaları ve ekspertiz raporlarında belirtildiği üzere, Mehmet Özbay adına düzenlenen belgelerde, bu belgeleri düzenleyen kurumlarca gerekli araştırma ve incelemelerin yapılmadan yüzeysel incelemelerle bu belgelerin kendisine verildiği saptanmıştır. Şöyle ki:

a) Silah ruhsat dosyasının incelenmesinde, ikametgahının adresi olaraktan, araştırma yapan Mecidiye Karak işinin ve silah ihtiyacının yeteri kadar araştırılmadığı ve hatta ikametgah adresi olaraktan araştırma yapan Mecidiye Karakol binasının adresinin, Mehmet Özbay’ın adresi olarak yazılıp, ikametgah ilmühaberi düzenlendiği ve yetersiz bilgi ve belgelerle düzenlenen dosyanın, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ referansı ile çabuklaştırılarak Ankara’ya Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderildiği anlaşılmıştır. (Bu evrakta ihmali olanlar hakkında ayrıca idari ve adli tahkikat yapılmıştır.)

b) Abdullah Çatlı’nın Mehmet Özbay sahte kimliği yazılarak düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı yazılan Mehmet Ağar imzalı silah taşıma izin belgesi, mahiyeti itibariyle silah taşıma ruhsatından farklı bir belgedir. Bu belge kişiye silah ruhsatı verilmesini sağlayacak müstenidat evraklardan değildir. Bu belge, onu taşıyan kişiye her yerde, istediği nitelikte ve miktarda silah taşımasına imkan veren ve herhangi bir şekilde yakalandığında, polis tarafından tutuklanmasını veya hakkında yasal işlem yapılmasını engelleyen özel bir izin belgesidir.

11Kasım1996: İçişleri Bakanlığı'na atanan Meral Akşener görevi Mehmet Ağar’dan devralırken: “Ağar'ın yükselttiği çıta aşağı düşürülmeyecektir”
İçişleri Bakanlığı’na atanan Meral Akşener görevi Mehmet Ağar’dan devralırken: “Ağar’ın yükselttiği çıta aşağı düşürülmeyecektir” 11Kasım1996

Bu belgenin, düzenlendiği tarihte Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar tarafından tanzim edildiği ve sahte kimlikli kişi Emniyet Genel Müdürlüğü’nde uzman gösterilerek onun yukarıda zikredilen imtiyazlarla donatıldığı hususunda deliller bulunduğu anlaşılmıştır. (Bu olayla ilgili olarak Ankara C. Başsavcılığı’nda ayrıca hazırlık tahkikatı yapılmaktadır.)

Bu silahlardan ve mermilerden bir bölümünün Özel Harekat ve Daire Başkanlığı kaynaklı oldukları ve 1993-1994 yılları itibariyle Emniyet Genel Müdürlüğü’nde kuvve kayıtlarında bulunmaları gerektiği tesbit edilmiştir. Buna rağmen bu silah ve mermilerin kaza yapan otomobil içerisinde ve orada bulunan kişiler elinde ne maksatla bulundukları ve onlara nasıl intikal ettirildikleri, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün cevabi yazılarında izah edilememiştir.

Silah taşımasına yardımcı olunması hususundaki özel belgeler ve diğer ilişkilerde nazara alındığında bu silah ve belgelerin, belirtilen tarihlerde Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar ve Özel Harekat Daire başkan vekili olan İbrahim Şahin’in talimatları ve bilgileri dahilinde adı geçen kişilere verildiği kanaati oluşmuştur.

– Abdullah Çatlı’nın üzerinde bulunan ve yukarıda ayrıntıları izah edilen sahte belgeler, Abdullah Çatlı (Mehmet Özbay sahte kimliği ile) ve Yaşar Öz adına düzenlenen silah taşıma izin belgeleri ve hususi yeşil pasaportlarında yine, Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemlerde ve onun bilgisi ve talimatı doğrultusunda düzenlenerek, bu belgelerle, devlet tarafından aranan ve birçok yasadışı eyleme katılmış oldukları saptanan kişilerin kolaylıkla silah taşımaları ve kolaylıkla yurtdışına çıkış ve dönüşleri sağlanarak çeşitli imtiyazlarla donatılmış oldukları anlaşılmıştır.

– Ömer Lütfi Topal isimli kişinin öldürülmesinde (olay yukarıda ayrıntılı olarak izah edilmiştir) kullanılan silahın şarjöründe Abdullah Çatlı’nın parmak izin bulunmuş ve Abdullah Çatlı’nın bu olaya iştirak olduğu bu somut delil ile tesbit edilmiştir. Öldürülen Ö.Lütfü Topal İstanbul’da ve türkiye’nin muhtelif yerlerinde faaliyet gösteren birçok kumarhanenin işletmecisidir.

Bu işletmelerden çok büyük miktarlarda paralar kazanılmaktadır. Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir isimli şahıslarda Ömer Lütfü Topal’ın İstanbul’daki bir kumarhanesinin ortaklarıdır. Bu kişiler bir ihbar üzerine üç polis memuru ile (A.Çarkın, E.Ersoy, O.Yorulmaz) birlikte Ö.L.Topal’ın cinayet zanlıları olarak gözaltına alınmışlardır.

İst. Emn. Md. Asayiş Şube Md.’de gözaltında bulundukları sırada daha ilk saatlerden itibaren Sedat Edip Bucak İstanbul İl Emniyet Müdürü’ne defalarca telefon açarak bu kişileri gözaltından kurtarmaya ve araştırmanın genişletilmesini engellemeye yönelik girişimlerde bulunmuştur, araştırmanın 1. günü henüz tamamlandığında ise Mehmet Ağar’ın talimatı İbrahim Şahin’in bizzat İstanbul’a gelmesi ile bu kişiler apar topar İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü’ne götürülmüş ve orada kısaca ifadeleri alınıp yüzeysel bir inceleme ile ve yasal olmayan bir uygulama ile serbest bırakılmışlardır.

Bu kişilerin acele olarak Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü’ne götürülmeleri, özel timler hakkında kamuoyunda olumsuz kanaat oluşmasını önlemek olarak izah edilmeye çalışılmıştır. Ancak, bu kişilerden ikisi sivil şahıstır, özel timlerle ilişkileri yoktur.

Diğer polis memurlarının ise önceki tarihlerde Özel Harekat Dairesi ile ilişkileri zaten kesilmiştir. Kaldı ki, bu tür uygulamanın mutad olmadığı bizzat İstanbul İl Emniyet Müdürü’nün ifadesinde belirtilmiştir.

Şöyle ki; emniyet amiri, başkomiser ve komiser rütbelerinde birçok emniyet mensubu muhtelif suçlardan muhtelif tarihlerde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınarak sorgulamaları yapıldığı halde (hatta bir bölümü orada suimuameleye maruz kaldıklarını iddia etmişlerdir.)

Emniyet Genel Müdürlüğü veya İçişleri Bakanlığı’nın bu kişiler hakkında yapılan işlemler ile herhangi bir şekilde ilgilenmedikleri ve ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü nezdinde de herhangi bir araştırmaya kalkışmadıkları, zaten bu olayda Emniyet Genel Müdürü’nün de devre dışı bırakıldığı ve kendisine herhangi bir bilgi verilmediği anlaşılmıştır.

Bunların dışında, Ö.Lütfü Topal’ın öldürülmesi olayı sebebiyle gözaltına alınan bu üç polis memuru (Mustafa Altınok, Enver Ulu ve Ömer Kaplan isimli polis memurları ile birlikte) Ö.L. Topal’ın öldürülmesine tekabül eden zaman diliminde, Sedat Edip Bucak’a koruma görevlisi olarak tayin edilerek orada toplanmaları sağlanmıştır (koruma tayininde aciliyet unsurunun bulunmadığı ve bir kısım işlemlerdeki usulsüzlükler başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda ve yukarıdaki ilgili bölümlerde izah edilmiştir.)

Ömer Lütfü Topal’ın öldürülmesine iştirak ettiği somut delillerle saptanan Abdullah Çatlı ile bu olayın zanlıları olarak gözaltına alınan ve aynı zamanda Ö. L. Topal’ın ortakları olan Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir ile Sedat Edip Bucak ve onun yukarıda isimleri yazılı korumaları, uzun süreden beri tanışmaktadırlar ve sık sık bir araya gelmektedirler.

Keza, bu kişilerin hepsi Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin ile de tanışmakta ve onlarla da ilişkili bulunmaktadırlar. Ö. L. Topal’ın öldürüldüğü günlere tekabül eden zaman diliminde ve ayrıca bu olaydan önceki ve sonraki günlerde, Abdullah Çatlı, Sedat Edip Bucak, Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir ve Sedat Bucak’ın korumaları arasında yoğun ve dikkat çekici şekilde telefon görüşmeleri yapıldığı tespit edilmiştir.

(Telefon görüşmelerinin detayları bir kısım sanıklar hakkında iddianame ile dava açılmak üzere tefrik edilen dosyada ayrıntılı olarak izah edilmiştir.) Yine, olayın vuku bulduğu tarihe yakın zamanlarda Abdullah Çatlı, Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir ve S. E. Bucak’ın korumaları, Siverek’te S. E Bucak’ın ikametgahında toplanmışlardır. (Fotoğrafla ilgili bölümde izah edilmiştir.)

Adı geçen bu kişilerin böyle bir olay etrafında yoğun görüşme, beraberlik ve dayanışma içerisinde bulunmaları, özel kasıtla hareket ettikleri kanaatini oluşturmaktadır.

– Tarık Ümit’in kaybolması olayı ile ilgili bölümde izah edildiği üzere; Tarık Ümit’in kaybolduğu gün, en son görüştüğü kişiler İbrahim Şahin’in uzun süredir yanında bulunan ve görev ilişkilerinin dışında daha ileri özel ilişkiler içerisinde oldukları anlaşılan polis memurları Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu’dur. Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu’nun Tarık Ümit’in kaybolması olayı ile ilgilerini tespit eden ve bu istikamette araştırma yapan Jn. Ast. Sb. Ahmet Altıntaş’a İbrahim Şahin yasal olmayan bir şekilde müdahale ederek araştırmanın sürdürülmesini önlemiştir.

Bu olayda yine Abdullah Çatlı, Sami Hoştan, Haluk Kırcı, İbrahim Şahin, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Çarkın’ın isimleri geçmektedir. Tarık Ümit’in kaybolması olayında bu kişilerle ilişkiyi tespit eden MİT Kontürterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Tarık Ümit’in Abdullah Çatlı ve adamları tarafından kaçırıldığını ve sorgulandığını ifade ederek durumu Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ve Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin’e intikal ettirmiştir.

Bu isimler ve bildirim karşısında Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’in davranışları bu olayda Abdullah Çatlı’nın varlığı ve adı geçen diğer kişilerle birlikte eylemlerini hususunda bilgi sahibi olduklarını göstermiştir.

Susurluk soruşturması dönemin “Malki cinayeti ile Çakıcı’nın karıştığı Türkbank ihalesini soruşturan ve İtalya’dan sonra Türkiye’nin umudu diye bahsedilen ‘‘temiz eller’’ savcıları diye bahsedilen DGM savcıları Aykut Cengiz Engin ile Engin Baltacı tarafından yürütülmüştü.

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu