EkonomiManşet

Hem Fırtına ,Hem Liman – II

NationalTürk yorumcularımızdan Ekonomi ve Borsa uzmanı Ömer Demir ‘in, bu haftaki “ Hem Fırtına ,Hem Liman – II ” adlı makalesini sizlerle paylaşıyoruz.

1944 yılında Bretton Woods anlaşması ile altın standartına geçildiği dönem ,fiyatı 27 dolara sabitlenen altının ons fiyatı ,1971‘de ABD’nin bu anlaşmayı tek taraflı bozma kararı ile 40 dolara çıkmıştı. 1980 ‘e kadar ons fiyatı her yıl ortalama %10 artmış ve 100 dolara ulaşmıştı.1980 sonrası petrol krizi sebebiyle fiyatı 850 dolara tırmanan , yatışan kriz sonrası fiyatı sürekli düşerek 230 doları gören sarı madeni, 850 ons/dolar seviyelerinden alan yatırımcılar ,ellerindeki altını dolar bazında aynı fiyattan satabilmek için 27 yıl beklemek zorunda kalmışlardı.

Ekonomik durum gittikçe kötüleşiyor

ABD;Geçen haftaya damgasını vuran önemli gelişme ,Başkan Obama’nın uzun süreden beri beklenen konuşmasının satışbaşları oldu. Kasım 2012‘de yapılacak seçimler öncesi ,ABD ekonomisini düştüğü darboğazdan kurtararak hem muhalefete karşı averaj kazanmak, hemde 2. kez başkanlık koltuğuna oturmak isteyen Obama’dan gelen işsizliği düşürmek ,yeni istihdam olanakları sağlamak ve büyümeyi artırmak için 447 milyar dolarlık bir planı Kongre’ye sundu. ‘’Derhal hayata geçirin” çağrısı yapan Obama, bu plan ile ekonomisi durma noktasına gelen ABD ‘nin tekrar büyümede sıçrama yaşayanacağını iddia etti. Plan, temelde altyapı yatırımlarının arttılması için yerel makamlara 35 milyar dolar aktarılmasını , küçük işletmeler ve çalışanlara vergi indirimini buna bağlı işsizlik kaydı yaptıran bir Amerika’lıyı işen alan şirkete vergi indirimi içerirken,muhalefetteki Cumhuriyetçiler tarafından sürekli eleştirilen ve reddedilen zengin Amerikalıların daha fazla vergi alınması gibi radikal kararlar içeriyor. Obama’nın açıkladığı plan beklentileri karşılamamış olacak ki piyasa halen diken üstünde duruyor. Piyasaların gözü bu gelişmelerden sonra FED’in 20-21 Eylül’de yapacağı toplantıya kilitlendi.

AB;Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet’in Euro bölge ekonomisinde ‘aşağı yönlü risklerin’ arttığını belirten açıklaması ile PIIGS ülkelerinde ülkelerinde süregelen borç sorununun devam ediyor haberleri piyasalarca Avrupa borç krizinin derinleşmekte olduğu yönünde endişeler giderilememişken, Yunanistan’ın iflas riski bir kez daha fiyatlanmaya başlandı. Bu arada Avrupa Merkez Bankası, Yönetim Kurulu Üyesi Jürgen Stark’ın kişisel nedenlerle görevinden ayrılacağını açıklaması da borsalara satış getirken tüm bu gelişmeler CDS’lerin fiyatlarınında yeni zirveler yazdırmasına neden oluyor. Yunanistan’a ait 5 yıllık CDS’ler 3100 baz puanla rekor kırdı. Euro/Dolar paritesi 1.3650 ile 7 ayın en düşük seviyesinde. Avrupa’da ekonomik temelli sorun kendi sorunlarına çözüm üretemiyor oluşu ile kendi siyasi karar mekanizmasının olmayışından ibaret.
Kısaca ortada bir gerçek var;Hem ABD’de ,hemde Avrupa ekonomilerinde canlanma durdu ve yerini yavaşlamaya ve durgunluğa bıraktı. Piyasalar tüm senaryolara karşı pozisyon alıyor. Sadece resesyon ihtimalinin gündeme gelmesinden korkuluyor. Küresel krizde ikinci dip veya yeni bir kriz beklentisi de güçlendi. Resesyon aslında ülke ekonomilerinin tek korkulu yıkıcı rüyası ,onun dışında her koşulun panzehiri orta ve uzun vadede bulunabilir.

Altın bu gelişmelerin neresinde?

Tarih sadece tekerrürden ibaret ise yani 1980‘yılındaki petrol krizi ile başlayan süreç ile altın fiyatlarının o yıllarda yaptığı 8 katlık yükseliş ve ABD Çalışma Bakanlığı enflasyon hesaplamaları dikkate alındığında, yapılan analize göre altın fiyatının 2100-2200 dolar seviyesiyelerine çıkması beklenebilir.

Tabi altın fiyatlarının geleceği ile ilgili tahmin yürütürken sadece enflasyon oranları ile orantı kurmak mantıklı değil. 80‘li yıllarda yatırım enstrümantali sayısı ile şimdiki ortamda var olan yatırım enstrümantalleri sayısı kıyas bile edilemeyecek kadar farklı olduğu için yatırım talebi bir noktada durabilir. Altın fiyatları tarihinde ilk kez platin fiyatını geçti.Birkaç yıl öncesi platin altın fiyatının 2 katı işlem görüyordu. Merkez Bankaları taleplerinin durması ,AB ailesinin sevilmeyen çocuklarından krizdeki Portekiz’in rezervlerinin %80‘inin altından oluşuyor oluşu,bu pozisyonların kar ile kapanışı altın fiyat artışını frenleyecek bir süreci doğurur.

ABD açıklarını altın satarak kapatır mı?

Dünya Altın Konseyi (GFMS, World Gold Council) verilerine göre Dünya Merkez bankalarında 33000 ton altın var. En fazla altın rezervi bulunduran ülke, yine 11000 ton ile ABD. (IMF: 3000 ton +ABD;8000 ton).Dünya rezervinin neredeyse üçte birini dolaylı olarak elinde tutan ABD ‘nin yüksek emtia fiyatları bir bakıma işine geliyor ama reel ekonomiden çıkan para da moralini bozmuyor değil. Bakalım ABD’nin meşhur ‘’Plunge Protectıon Team’‘i bu kez altın için sahneye çıkacak ve yatırımları borsaya çekmeyi başaracakmı.

Türkiye’de Altın’a yatırımın geçmişi

Türkiye altın yatırım talebi bakımından 2011 ikinci çeyreğinde, küresel pazarda en çok büyüme oranı kaydeden ülkelerden biri oldu. Dünya Altın Konseyi verilerine göre Türkiye 13.6 ton’luk talep ile,geçen yılın aynı dönemine göre % 144 artış kaydetti. 2010 ikinci çeyreği ile karşılaştırıldığında altın talebinini rekor fiyatlara rağmen güçlü olduğu söylenilebilir. Birde fiziki talebe son yıllarda bankaların kağıt üzerinde altın hesapları açarak satış yaptıkları bu pozisyonlarında bahsi geçen rakamlarda var olmadığı gerçeğinide katarsak Türk halkının krizlerde değişmez yatırım aracının altın olduğu gerçeği ile karşılaşırız. Dünya Altın Konseyi raporunda Türk halkı için,altının geleneksel en popüler yatırım aracı olduğunu belirterek’’Yatırımcılar, yüksek altın fiyatları alışkın, aynı zamanda altını sermayeyi koruma niteliği oluşunun yatırımcıları altına yöneltiğini’’ belirtmişler. Meskük ve Ziynet altın dediğimiz altınları basan Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü verilerine göre de rekor altın fiyatları ,talebi önemli ölçüde azaltmamış.

Ömer DEMİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu