GündemManşetPolitikaSon DakikaTürkiye

Erdoğan Kabataş iddiasını sürdürdü! “Tecavüze uğrayan kadın elinde kayıtla mı gelecek”

Bali

Başbakan Erdoğan

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada MOBESE görüntülerine göre olmadığı kanıtlanan Kabataş’taki saldırı olayıyla ilgili iddialarını sürdürdü.

AKP’nin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan Kabataş olayı hakkında şunları söyledi:

“Bundan sonra her tecavüze uğrayan kadın, bunları ikna etmek için görüntü kaydıyla mı dolaşacak, kocasından şiddet gören kadın iddiasını isbat etmek için elinde kayıtla mı gelecek, sokakta kurşunlanarak öldürülmüş kadın cesedinin yanına görüntü kaydı mı koyacak? Ortada ifade tutunağı, adli tıp raporu, linç edilmiş bir kadın, darp edilmiş bir bebek var, bunlar çıkmışlar olayın nasıl olmadığını ispat etmeye çalışıyorlar. Vicdan, vicdan, vicdan. Eğer o kadıncağız başörtülü olmasaydı, bu linç olur muydu? Dün başörtüsüne furuat diyenler, bugün başörtülü bir kadın üzerinden başörtüsü düşmanlığını sürdürüyorlar”

Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Y. Yılmaz Kabataş olayı hakkında şunları yazdı:

Yalanlar üzerinden siyaset yapmak
BU iddia gündeme geldiğinde, Kabataş’ta cinsel ve fiziksel saldırıya uğradığını söyleyen kadının bir halüsinasyon görmüş olabileceğini düşünmüştüm.
Bu köşede de bunu yazmıştım, dikkatli okuyucular hatırlayacaklardır. (20 Haziran 2013, Kabataş’a bir geçit.)
Edward Morgan Forster, “Hindistan’a bir geçit” romanında, farklı kültürlere ait insanları birbirinden ayıran kültürel önyargıları anlatır.
O romanda sıcağın, yol yorgunluğunun ve önyargılarının etkisiyle saldırıya uğradığına ilişkin halüsinasyon gören bir İngiliz kadın kahraman var.
Ama şimdi görüyorum ki bu bir halüsinasyon olmanın çok ötesinde bir durum!
Doğrudan doğruya, dini duygularını tahrik edip, halk arasında kin ve düşmanlık yaratmayı hedefleyen bir yalan ile karşı karşıyayız.
Ve bu yalanın en büyük yeniden üreticisi ise ne yazık ki ülkenin Başbakanlık koltuğunda oturuyor!
Başbakan gerçekten insani hassasiyetlere sahip birisi gibi davranabilseydi, Gezi protestoları sırasında öldürülen gencecik insanları da kendisine dert edinir, “4 tanesi, 5 tanesi polise saldırırken öldü” diye konuşmazdı.
Polis tekmeleriyle bebeğini düşüren genç kadının çektiği acıyı da paylaşırdı.
Hedef gözetilerek ateşlenen biber gazı fişeklerinin bitkisel hayata soktuğu küçücük çocukları, gözlerini kaybeden insanları yok saymazdı.
İnsani hassasiyetleri olan bir kişi, saldırıya uğrayan türbanlı mı, türbansız mı sorusuyla ilgilenmezdi.
Bunlar çıplak gerçekler olarak önümüzde dururken, “Türbanlı bacımıza saldırdılar, camide içki içtiler” yalanlarını tekrarlamazdı.
Peki Başbakan bu yalanlardan nasıl bir medet umuyor?
Üzerinde durmamız gereken bir konu bu.
Yandaşlarının yazdıklarına, söylediklerine bakarsanız kendisi sadece Türkiye’nin başbakanı değil, aynı zamanda bir dünya lideri de!
O kadar güçlü, o kadar güçlü ki, kimsenin aklına gelmeyecek çılgın projeler yapıyor, bunu kıskanan diğer ülkeler de o yüzden onu baltalamak istiyorlar. (Gerçi, o suçladığı ülkelerin liderlerinin karşısına çıktığında, bu konulara hiç giremiyor ama olsun.)
Böylesine güçlü bir liderin, iki tane yalana sarılıp kalmasını açıklayacak bir psikolojik kuram var mı, bilemiyorum.
Ama böyle bir siyasal tutum olduğunu gayet iyi biliyorum ki, bu da otokratik bir yönetim kurma hevesine zemin teşkil ediyor.
Dünyanın geçmiş diktatörleri, bu tür yalanlarla nasıl oynadılarsa, o da öyle oynuyor.
Kendi yönettiği bir ülkede, halk arasında, işin içine dini duyguları da sokarak düşmanlıklar yaratmaya çalışmasının, toplumu ikiye bölme isteğinin bir tek nedeni olabilir: Bu düşmanlıklardan kendi otoriter yönetim hevesine ulaşmasını sağlayacak çatışmalar çıkarabilme olasılığı!

NationalTurk World Son Dakika
Rüyalarınızın Adası Bali
Konserler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Maldivler Turu
Başa dön tuşu