GündemManşetOrtadoğuPolitikaSon DakikaTürkiye

Başbakan Erdoğan grup toplantısında konuştu

erdogan grup selamBaşbakan Erdoğan grup toplantısında konuştu… AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında önemli açıklamalar yaptı.

Erdoğan, daha Afganistan’dan şehitler gelmeden, olay aydınlanmadan, ayaküstü açıklamalar yaparak 12 şehit üzerinden rant devşirmeye çalışmanın, milli, manevi hiçbir değerle bağdaşmadığını belirterek, ”Bu, sorumsuz açıklamayı yapanları küçültmüş, onları bir kez daha fırsatçı konumuna düşürmüştür. Şehitlerimiz daha toprağa verilmeden, vatanlarına gelmeden kamuoyunu yanıltacak şekilde açıklamalar yapmak, mülevves bir siyaset anlayışının yansımasından başka bir şey değildir” dedi.

Şehit askerleri rahmet, hürmet ve minnetle yad ettiğini ifade eden Erdoğan, hayatını kaybeden askerlerin isimlerini tek tek sayarak, askerlere Allah’tan rahmet diledi. Erdoğan, ”Allah onlardan razı olsun, mekanları inşallah cennet olsun. Şehit askerlerimizin yakınlarına, silah arkadaşlarına, aziz milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Helikopterimizin düştüğü yerde hayatını kaybeden Afganlı kardeşlerimize de Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına, Afgan halkına başsağlığı mesajlarımı iletiyorum” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, dünkü kanunsuz gösterilerde, güvenlik güçlerine ateş açılması sonucu Yüksekova’da 3, Cizre’de 2 polisin yaralandığını anımsatarak, yaralı polislerden Ahmet Toprakloğu’nun şehit olduğunu söyledi. Erdoğan, Toprakoğlu’na Allah’tan rahmet, yaralı polislere de acil şifa diledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Efendim neden pazar günü talep edilen bu törenlere müsaade edilmedi, neden 3-4 gün, bir hafta izni verilmedi… Hatta hatta bunu kenar köşelerine kadar yansıtan beyefendilere de sesleniyorum; sizlerin alamadığı haberleri, niçin bizim alabildiğimizi veya alabileceğimizi düşünmüyorsunuz- Aldığımız bu haberler, bizi ister istemez daha temkinli hareket etmeye sevk etmektedir. Terörist başı, terörist liderlerinden biri, ‘kan gölüne çevireceğiz’ diye yaptığı açıklamayı duymuyor musunuz- Sizin kulağınız var sağır mısınız, gözünüz var görmüyor musunuz, pazar günü yapılanları görmediniz mi alınan bütün önlemelere rağmen- Huzurlu bir ülkeyi, huzursuz bir ülke haline çevirme gayreti içinde olanlarla beraber ne zamana kadar hareket edeceksiniz- Bizim bu tavırlarımızı, farklı bir yere çekme gayretinde olan beyefendiler tabii ki köşelerinizde rahatsınız. Çünkü, zaman oluyor size dağdan, adadan davet ediyor; ‘gelsin onlarla konuşalım’ diye. Bundan dolayı mı bu yazıları yazıyorsunuz- Münasebetleriniz gayet güzel maşallah. Kaynağınız burası demek ki. Kusura bakmasınlar bizler bir devlet, şu anda bu devleti yöneten Hükümet olarak, halkımızın huzuru, refahı için atılması gereken adım neyse bu adımları atmaya sonuna kadar devam edeceğiz. Bunlar şu veya bu şekilde, bir anlayışın değil, sadece milleti, ülkeyi yönetmenin bize yüklediği sorumluluğun gereğidir. Çünkü, böyle bir sorumluluğumuz var. Bir tarafta polisimiz, askerimiz şehit edilirken beyefendilerin hiç sesleri çıkmayacak ama bölücü terör örgütü veya onun uzantısında herhangi bir sıkıntı yaşandığında kıyameti koparacaklar, her tarafı ayağa kaldıracaklar. Kusura bakmasınlar, gereği neyse bu yapılmaktadır, bu yapılacaktır.”

-”Şehit ailelerinin metanetinden gurur duydum”-

Erdoğan, 16 Mart sabahı Afganistan’dan acı haberi alır almaz, Genelkurmay Başkanı’nı aradığını, olayla ilgili ayrıntıları öğrendiğini, Almanya’ya yapacağı günübirlik ziyareti iptal ettiğini anımsattı.
Şehit ailelerinin bulundukları acı tabloyu paylaşmak durumunda olduklarını dile getiren Erdoğan, aileleri tek tek arayarak, başsağlığı dilediğini anlattı. Erdoğan, şehit ailelerinin vakar, sabır, metanetinden çok büyük gurur duyduğunu kaydederek, ”Böyle aziz, böyle büyük bir milletin ferdi olmaktan çok büyük bahtiyarlık duyduğumu da ifade etmek isterim” dedi.

-”Şehitlerimizin bize mirasıdır”-

Erdoğan, Afganistan’daki acı olayın, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 97. yıldönümde, 18 Mart Şehitler Günü’nden hemen önce meydana gelmesinin manidar olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
”Afganistan’da şehit olan askerlerimizi, Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazan tüm şehitlerimizle birlikte toprağa değil, yüreğimize, gönlümüze defnettik. Çanakkale şehitlerimizi, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet, minnet, hürmetle yad ediyorum.

İlahi mesajda da çok net şekilde ifade edildiği gibi; şehitlerin ölüler olmadığını, onların dili olduğuna tüm kalbimizle inanıyoruz. Akif’in ifadesiyle sıksan şüheda fışkıracak bu topraklar, hiç kuşkusuz aziz şehitlerimizin yüzü suyu hürmetiyle, onların hatırasıyla huzur ve emniyet içindedir. Bu topraklar üzerindeki varlığımız, Allah’ın bize nimeti, ardından da aziz şehitlerimizin bize mirasıdır. Elbette şehitlerimizi ebediyen hatırlayacak, onlara minnet duygularımızı ifade edecek, onların mirasına da aynı şekilde sahip çıkacağız. Şehitlerimizden devraldığımız kutsal emaneti, gelecek nesillere inşallah çok daha güçlü, müreffeh, huzurlu şekilde devredeceğiz.”

-”Yüzlerini biraz olsun güldürmek için kapsamlı düzenlemeler”-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir milletin, şehitlerine sahip çıktığı, şehitlerini hürmetle yad ettiği, şehitlerinin mirasına sarıldığı oranda ayakta kaldığını, şehitleri kadar, şehitlerinin geride kalanlarına sahip çıktığı oranda büyüyüp, yüceldiğini söyledi. Erdoğan, sözlerini, ”Her karışı şehit kanıyla sulanmış, hemen her ailenin geçmişinde bir şehidin bulunduğu bur ülkede şehitlerin emanetine sahip çıkmak, milletçe hepimizin boynunun borcudur” diye sürdürdü.
Şehitlerin emanetlerine, yetimleri, eşleri, ailelerine, gazilere ilişkin çok önemli bir müjdeyi paylaşacağını ifade eden Erdoğan, şehit yakınlarının acılarını, yüreklerindeki sızıyı biraz olsun azaltmak, şehitlerden kendilerine kalan kutsal emanetin yüzünü biraz olsun güldürmek için kapsamlı bazı düzenlemeleri hayata geçireceklerini bildirdi.

-”Şehitlerimiz daha toprağa verilmeden…”-

Erdoğan, her ülkenin, her milletin son derece hassas olduğu değerleri bulunduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
”Şehitlerimiz, bizim milletçe üzerlerinde ittifak ettiğimiz, kendilerini her türlü münakaşanın, her türlü ideolojinin, her türlü rekabetin üzerinde gördüğümüz mukaddes değerlerimizdir. Şehitlerimiz, günlük çekişme, siyasi çıkarların, gündelik siyaset dilinin malzemesi olmayacak kadar aziz, mübarek, kutsaldır. Bu hissiyatımızı her fırsatta ifade ettik. Şehitlerimizin, şehit cenazelerinin siyasi malzeme yapılmaması, siyasi istismar aracı yapılmaması için herkesin sorumlu, sağduyulu, en önemlisi vicdanlı davranması gerektiğini defaatle ifade ettik. Hele hele başında Milliyetçi sıfatı bulunan partinin, hiç gizleme gereği duymadan şehitleri, şehit cenazelerini siyasi protesto gösterisine dönüştürmesini, milli, manevi değerlerimiz adına, şehitlerimizin aziz hatırası adına son derece çirkin, sorumsuz, edep ve adap dışı bir davranış olduğunu defalarca tekrar ettik. Afganistan’daki bu acı olayın ardından, bu siyasi istismar mekanizmasının tekrar çalıştırıldığını görüyoruz. Daha Afganistan’dan şehitlerimiz gelmeden, hadise aydınlanmadan, ayaküstü açıklamalar yaparak, 12 şehidimiz üzerinden rant devşirmeye çalışmak, milli, manevi hiçbir değerle bağdaşmadığı gibi bu sorumsuz açıklamayı yapanları küçültmüş, onları bir kez daha fırsatçı konumuna düşürmüştür. Şehitlerimiz daha toprağa verilmeden, vatanlarına gelmeden kamuoyunu yanıltacak şekilde açıklamalar yapmak, mülevves bir siyaset anlayışının yansımasından başka bir şey değildir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Kürt kökenli kardeşlerime seslenmek istiyorum; BDP sizin haklarınızı, hukukunuzu koruma rüşdüne erememiş bir partidir. Kendi rüşdünü yakalayamamış bir siyasi partinin benim Kürt kökenli kardeşlerimin hakkını, hukukun korumak gibi bir derdi olabilir mi- Böyle bir partinin Kürt meselesinin çözümünde, Kürt kökenli kardeşlerimizin sorunlarına çözüm üretmesi asla ve asla mümkün değildir” dedi.

Erdoğan, ”Ben sizlere gerçek Nevruz’u açıklıyorum. Çünkü bu Nevruz’da barış var, gerçek Nevruz’da silah yok, gerçek Nevruz’da çocukların eline molotofkokteylini, taşları vererek bu ülkenin polisine saldırtmak yok. Baharın müjdecisi olan Nevruz’un özelikle bugünlerde bir kez daha derin acılar yaşayan coğrafyamızda, yüreklerde, ruhlarda da bahara vesile olmasını niyaz ediyorum” dedi.

Terör örgütü ve onun uzantısı olan siyasi partinin, bu yıl da Nevruz’u içeriğinden, havasından, sevincinden, coşkusundan kopartmak için çirkin provokasyonlara başvurduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
”Bu oyunu bozacak tek siyasi parti, AK Parti’dir. Bunu böyle bilin. Pazar günü başlayan, Pazartesi, Salı devam eden olaylarda başta İstanbul olmak üzere bir çok şehirde esnafa, kamu binalarına, sivil ve kamu araçlarına ciddi zararlar verildi. Allah aşkına Nevruz böyle mi kutlanır, bahar öyle mi karşılanır- Ne günahı var o insanların- Oradaki esnafın ne günahı var- Halk otobüsü, belediye otobüsünün, onun içindeki vatandaşların ne günahı var- Bunlar halka hizmet vermiyor mu- Ne yapmak istiyorsunuz- Emniyet güçlerimizin sağduyulu, sabırlı tavırlarına rağmen gerek göstericiler, gerek Emniyet mensupları arasında yararlananlar oldu.

Bir kere şunu hatırlatmak istiyorum; Nevruz’u taşla, sopayla, molotofkokteyliyle, kırarak, dökerek kutlamak Nevruz’un manasına, ruhuna, özellikle de barış ve bahar anlamlarına tamamen aykırıdır. Bir bayram gününü tahrik ve istismar yoluyla matem gününe, kırıp dökme, vurup parçalama gününe çevirmek, bu yönde çaba harcamak büyük bir sorumsuzluktur.

BDP bir defa daha en iyi yaptığı şeyi yapmış; kitleleri galeyana getirerek, kitleleri tahrik ederek yönlendirerek adeta şehirlerimizi savaş alanlarına çevirmenin provasını yapmıştır. BDP bir kez daha Kandil’den aldığı talimatla 2012 Nevruzu’nu bir gövde gösterisine çevirmek istemiş, tabii bunda istediği başarıyı sağlayamamıştır. Terör örgütü bir kez daha en iyi bildiğini yapmış, Bahar Bayramı’nı zehirleyerek örgütsel amaçları için istismara kalkışmıştır. Terör örgütünün aylardır yaptığı çağrılar, Nevruz’u bir isyana, bir başkaldırıya, bir direnişe dönüştürmeye yöneliktir.

BDP de terör örgütünün bu kirli oyununa artık alet olmuş demeyeceğim, çünkü bir uzantı olarak o da görevini ifa ediyor, tahrik ve tertiplerinin parçası haline gelmiştir. Bu Nevruz’da da BDP; barıştan, huzurdan, kardeşlikten, dayanışmadan yana değil, çatışmadan, kandan, gözyaşından yana olduğunu açık ve net şekilde ortaya koymuştur. Biz BDP’nin de onu yönlendiren Kandil’in de kan akması, halk ile Emniyet güçlerinin karşı karşıya gelmesi için büyük gayret gösterdiğini çok iyi biliyoruz.”

-”Şu anda Cudi dağlarında çatışma var”-

Erdoğan, şu anda Cudi dağlarında çatışma olduğunu belirterek, ”Cudi dağlarında şu anda terör örgütü ile güvenlik güçlerimiz çatışıyor. Durmak yok, sonuna kadar bu devam edecek. Bunu böyle bilsinler. BDP maalesef rüşdünü ispat edemediğini, terör örgütünün vesayetinden kurtulamadığını bu Nevruz’da bir kez daha göstermiştir. Arkadaşlarımızda yaptıkları görüşmelerde zaten bunu söylüyorlar; ‘Ne yapalım bizim direnme gücümüz yok.’ Söylüyorlar. Ama bunu gelip Meclis’te tabii söyleyemiyorlar. Orada bakıyorsun orada bayağı Kandil türü taktik uygulamanın gayreti içine giriyorlar” diye konuştu.

Kürt meselesinin çözümünde inisiyatif almaktan kaçınan BDP’nin, bu Nevruz’da da çözümü değil, kanı, gözyaşını, çatışmayı tercih eden, sorunu derinleştirmeden medet uman bir tutum sergilediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ben buradan özellikle Kürt kökenli kardeşlerime seslenmek istiyorum, bu çatının altından seslenmek istiyorum; Kardeşlerim BDP kendi ayakları üzerinde duramayan, kendi politikasını üretemeyen bir partidir. BDP sizin haklarınızı, hukukunuzu koruma rüşdüne erememiş bir partidir. BDP şu anda kendi rüşdünü yakalayamamış bir partidir. Kendi rüşdünü yakalayamamış bir siyasi partinin benim Kürt kökenli kardeşlerimin hakkını, hukukun korumak gibi bir derdi olabilir mi- Terörün boyunduruğundan, vesayetinden kendisini kurtaramamış bir partidir. Halkın iradesiyle seçilen milletvekillerinin halktan değil, Kandil’den emir ve talimat alarak hareket ettikleri bir partidir. Böyle bir partinin Kürt meselesinin çözümünde, Kürt kökenli kardeşlerimizin sorunlarına çözüm üretmesi asla ve asla mümkün değildir.
Değerli kardeşlerim, meselenizin çözüm adresi AK Parti’dir, AK Parti iktidarıdır. Biz 75 milyon için varız. Biz 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları için varız. Benim Kürt kökenli kardeşim, BDP’nin gerçek yüzünü görmeli, gerçek niyetini anlamalı. BDP’nin kendisine ait bir iradesinin olmadığını artık fark etmelidir. Benim Kürt kökenli kardeşim, böyle bir Nevruz kutlamasını asla hak etmiyor. Doğu’da olsun, Batı’da olsun. Hiçbir şehirde, hiçbir esnaf kutlama altında camın, çerçevenin kırılmasını kabul etmiyor; bunu insani olarak da görmüyor. Nevruz’u kendi kirli ideolojileri için bir bahane, bir araç olarak görenleri, Kürt kökenli kardeşim iyi tanımalı ve bunlarla arasına artık herhalde mesafeyi koymalıdır.
Şunu da memnuniyetle ifade etmeliyim ki yapılan tüm tahriklere rağmen, Kürt kardeşlerim oyuna gelmemiştir. Aynı şekilde emniyet güçlerimiz bu tahrike prim vermemiş; sergilenmek istenen provokasyona geçit vermemiştir. Buradan, sabırlarından, sağduyularından, demokratik tavırlarından dolayı emniyet birimlerimizin tamamını özellikle kutluyor, hepsine teşekkür ediyorum. Tabii bu sabah şehit olan Ahmedimiz’e Allah’tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum, milletimizin başı sağ olsun.”

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Afganistan’da ne işimiz var-” şeklinde eleştiri getirenlere cevaben, ”Afganistan’da ne işimiz var diyenler, Somali’de, Bosna’da, Kosova’da, Lübnan’da Türk askerinin ne işi var diyenler; ufukları, hep söyledim ya Sivas’ın ötesine, ufukları İstanbul’un ötesine geçemeyenlerdir. Ufku olan, vizyonu olan, bu ülkenin tarihini az çok okumuş olan herkes bizim yurtdışındaki askeri varlığımızdan gurur duyar ve duymalıdır. Büyük iddialarınız olursa büyük ülke olursunuz. Küçük iddialarla büyük ülke olunmaz. Ama bunlar maalesef butik devlet olmaktan öte geçemiyorlar” dedi.

Türk askerinin Afganistan’daki varlığını sorgulayanları eleştiren Erdoğan, şöyle devam etti:
”Afganistan’da ne işimiz var diyenler, Somali’de, Bosna’da, Kosova’da, Lübnan’da Türk askerinin ne işi var diyenler, bunu sorgulayanlar; ufukları, hep söyledim ya Sivas’ın ötesine, ufukları İstanbul’un ötesine geçemeyenlerdir. Ufku olan, vizyonu olan, bu ülkenin tarihini az çok okumuş olan herkes bizim yurtdışındaki askeri varlığımızdan gurur duyar ve duymalıdır. Büyük iddialarınız olursa büyük ülke olursunuz. Küçük iddialarla büyük ülke olunmaz. Ama bunlar maalesef butik devlet olmaktan öte geçemiyorlar.

Bizim yurtdışındaki askeri varlığımız o ülke halklarının hilafına bir varlık değildir. Tam tersine Türk askeri Afganistan’da, Kosova’da, Bosna Hersek’te , Somali’de, Lübnan’da güvenin sembolüdür, kardeşliğin sembolüdür, barışın sembolüdür.
Mehmetçik görev yaptığı her ülkede o ülke halklarının topyekün ittifak ettiği, kucakladığı, evini açtığı, gönlünü açtığı bir askerdir. Bizim birliklerimiz görev yaptıkları yerde o ülkenin ve Türkiye’nin çıkarlarından başka hiçbir çıkarı gözetmez, gözetemez. Türk askerine, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine, Türkiye devletine ‘taşeronluk’ yakıştırması yapanlar bu milleti, bu ülkeyi de tanımayan zavallılardır.”

Afganistan’da 50 ülkenin askeri varlığının bulunduğunu dile getiren Erdoğan, ”Bakın Afganistan’da NATO içi ve NATO dışı 50 ülkenin 130 bin askeri bulunuyor. Yeni Zelanda’nın Afganistan’da askeri var, Kongo Krallığı’nın Afganistan’da askeri var. Kore’nin, İrlanda’nın, Gürcistan’ın, Azerbaycan’ın, Yunanistan’ın, İngiltere’nin, İspanya’nın, Fransa’nın; kısacası 50 ülkenin birlikleri var. Türkiye burada olmasın ne demek. Türkiye buradaki varlığını sorgulasın ne demek. Allah aşkına Afganistan’da, Bosna Hersek’te, Lübnan’da, Somali’de, Kosova’da, Bosna Hersek’te, barış için, güvenlik, istikrar ve huzur için Türk askeri görev yapmayacak da kim yapacak, soruyorum sizlere” şeklinde konuştu.
Muhalefet partilerinin tutumunu da eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:

”Ey Bahçeli, ey Kılıçdaroğlu, tenezzül edip Çanakkale şehitliğine giderseniz orada Kosovalı, orada Boşnak şehitlerin mezarlarını görürsünüz. Sarıkamış’a giderseniz; orada Lübnanlı, Suriyeli, Iraklı, Filistinli şehitlerin isimlerini görürsünüz. Hiç kimse Boşnaklara, Makedonlara Çanakkale’de ne işiniz var diye sormadı, bunu sorgulamadı. Bu ne gaflettir, bu ne cehalettir. Değerler silsilesi içerisinde nerede olmamız gerektiğini dahi bilemeyecek kadar bunlar maalesef bu işten uzaktır.

Onlar kardeşleri için buraya geldiler ve kardeşleriyle omuz omuza bu toprakları müdafaa ettiler ve şimdi birbirlerinin kucağında o şehitlikte yatıyorlar. Biz de gideceğiz. Nakdi yardımlarımızla dünyaya ulaşacağız, eğitim yardımlarımızla ulaşacağız. Dünyanın dörtbir yanına yayılmış ata yadigarı eserlere sahip çıkmak için de gideceğiz. İhracatı artırmak için, dış ticareti büyütmek için gideceğiz. Dostluk adına, kardeşlik adına, dayanışma adına ulaşabildiğimiz her yere ulaşacak, katkımızı vereceğiz.

Ufku dar, vizyonu dar, Sivas’la İstanbul’un arasına sıkışmış, Ankara’dan başını dışarıya uzatamayan siyasetçilere, siyasi partilere rağmen biz dünyayı kucaklamaya, adaletle devam edeceğiz.”

-”Kişi arkadaşının dinindendir”-

Yurtdışında görev yapan Türk askerini de selamlayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
”Buradan Afganistan’da, Bosna Hersek’te, Kosova’da, Lübnan’da, Somalida görev yapan mehmetçiğimizi bir kez daha selamlıyorum. Kudüs’te, Bahreyn’de, Libya’da, Irak’ta, Azerbaycan’da, değerli kardeşlerim Arnavutluk’ta, Ürdün’de, Nahçivan’da, Gürcistan’da, Amerika Birlişik Devleri’nde, ta Norveç’te, Almanya’da görev yapan askeri personelimizi buradan selamlıyorum. Onlara başarılar diliyorum. Allah yar ve yardımcıları olsun diyorum. Bu milleti şanla, şerefle temsil ettikleri, Türkiye Cumhuriyeti bayrağını göğüslerinde gururla taşıdıkları için her birine ülkem ve milletim adına buradan şükranlarımı sunuyorum.”

Ana muhalefet partisi CHP’nin Suriye konusundaki politikasına değinen Erdoğan, ”Tabii bu arada şu anda Anamuhalefet Partisi de Suriye ile ilgili bir toplantı yapıyor. Suriye’deki zulmü, Suriye’deki şu ana kadar on bine yaklaşan öldürülen kardeşimizi, öldüren rejimi savunmak üzere toplantı yapıyor. Çeşitli yerlerden sosyal demokratlarla birlikte bu mantıkla, bu anlayışla Suriye’ye çözüm vereceklermiş. Onun da değerlendirmesini önümüzdeki günlerde ayrıca yaparız. Kim nerede duruyor, bu çok önemli, kim kiminle beraber hareket ediyor- Kişi arkadaşının dinindendir, bunu unutmayın. Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu, bunu unutmayın ve bunların hepsini oturup değerlendireceğiz” diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, resmi eğitim kurumlarında okuyan okul öncesi ve ilköğretim 5. sınıfa kadar olan öğrencilere her gün süt dağıtımına başlanacağını bildirdi.

Çocukların yeterli beslenmelerinin gelecekleri açısından çok büyük önem arzettiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
”Yeterli beslenemeyen bir çocuk, fiziki gelişimini tamamlayamadığı gibi zihinsel gelişimini de sağlıklı şekilde sürdüremiyor. Anasınıfı ile 5. sınıf arasında eğitim gören çocuğumuz için yeterli beslenmelerine bir katkı olarak yeni bir uygulamayı hayata geçiriyoruz. Bunun sözünü daha önce de vermiştik ve pilot uygulamalarını geçekleştirmiştik.
Şimdi bu yıl başlamak üzere, resmi eğitim kurumlarında okuyan bu öğrencilerimize her gün süt dağıtımına başlıyoruz. Zengin fakir demeden, asla bir ayırım yapmadan ana sınıfı, 1, 2, 3, 4 ve 5. sınıf öğrencilerimize bugün itibariyle 7 milyon 63 bin 768 yavrumuza, haftada 5 gün, en az 200 mililitre uzun ömürlü kutu süt dağıtacağız.

Bu uygulamayla sağlıklı beslenmeye katkı sağlayacağımız gibi süt arzı fazlalığını da böylece değerlendirmiş olacağız. Üretimde istikrarı tesis etmiş olacağız. Bu büyük proje;, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve bunun yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından ortaklaşa yürütülecek. Sütün üretimi, dağıtımı, sevkıyatı, öğrenciye ulaşması için bakanlıklarımızın yanı sıra valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız ve milli eğitim müdürlerimiz de seferber olacaktır. Bu büyük projenin ilkokulda okuyan yavrularımıza, ailelerine hayırlı olmasını diliyorum.”

AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anamuhalefetin, ”4+4+4 teklifin komisyondaki görüşmelerinde bizi salona sokmadılar’ diyerek, dürüst davranmadığını ve doğru konuşmadığını belirterek, ”Sizler daha önce nasıl önceden o salona girdiyseniz, son pazar gününde de AK Parti Grubunda, komisyon üyesi olmayan arkadaşlarımız da daha farklı bir kalabalıkla salona girmişlerdir” dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifine değindi.
Teklif konusunda, ”Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” kabilinden, Anamuhalefet ve yanındaki bazı destek kıtalarının gayretli bir çalışmanın içinde olduklarını ifade eden Erdoğan, komisyonda yapılması gerekli olan bir çalışmayı KİT Komisyonu salonunda yapmak suretiyle iyi niyet gösterisi sergileyen komisyonun bu iyi niyetinin karşılığını göremediğini söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

”(Bizi salona sokmadılar) diyecek kadar, dürüst davranmayan, doğru konuşmayan bir anlayış var. Salona girdiklerinin tespitleri var. Son günde, sizler daha önce nasıl önceden o salona önceden girdiyseniz… Bunlar komisyon üyesi olmayan üyeler. Girme hakları vardır, girebilirler, doğrudur. Son pazar gününde de AK Parti Grubunda, komisyon üyesi olmayan arkadaşlarımız da daha farklı bir kalabalıkla salona girmişlerdir. Neden- Çünkü, ondan önceki gün yaptıkları bu, anladıkları dil o, öyleyse biz de önceden geliriz, salona otururuz.

Arkadaşlarımız geldi ama yaptıklarını gördünüz, bunların hepsi kayıtlarda mevcut. Partinin sorumlu bir insanı konumunda olanın, eline bir selobant tankını almak suretiyle, onu komisyon başkanına fırlatacak kadar, edepten, adaptan ve her şeyden uzak. Bu insan politika yapıyor. Bu nasıl bir edeptir, anlayıştır, bu nasıl milli iradeyi temsil adına orada bulunmaktır- Buna yönelik medya ne yaptı, ne yazdı, ne söyledi- Komisyon Başkanına sen kalkıp selobantın tankını atacak kadar ki 500 gramın üstünde… Bu, başkanımızın yüzüne gelebilirdi, Allah’tan sıyırdı geçti. Nerede hak, hukuk- Hani demokrasiyi savunanlar, demokrasi adına şu anda neredesiniz- Hepiniz masalarınızın altına girdiniz. Köşe yazılarınızı siz niçin, ne zaman, ne adına kullanıyorsunuz- Hepsi meydana çıktı. Ama biz gücümüzü milletten alıyoruz ve onun için diyoruz; anladıkları dil neyse o dille konuşacak ve bu yasayı da bu Meclisten çıkaracağız. 326 milletvekili verdi bu millet. ‘Benim hakkımı koruyacaksın, hukukumu arayacaksın’ diyor. CHP’ye ne vermiş, verdiği sayı ortadadır. Milletvekili sayısı ortada. MHP’nin de ortada BDP’nin ortada. Hepsini toplasan neredeyse bizim yarımız kadar. Hak, hukuksa bunu arayacağız. Bunu ortada bırakamayız. Bunun mücadelesi vereceğiz, vermeye mecburuz.”

-”Bakanlık dünyadaki gelişmeleri inceliyor”-

Başbakan Erdoğan, 4+4+4 uygulamasının, Cumhuriyet’in kuruluşu ile gelen bir uygulama olmadığını, 28 Şubat uygulaması olduğunu söyledi.

Şu anda yapılanın tekrar aslına rücu etmesi olduğunu belirten Erdoğan, ”Ama dünyadaki bütün gelişmeleri en güzel şekilde incelemek suretiyle ki şu anda Milli Eğitim Bakanlığımız onunla ilgili hazırlık yapıyor. Nerede, nasıl uygulamaya konuyor- En iyi uygulamayı ülkemizde de uygulayacağız. Fiziki şartlar noktasında hiç bir dönemde olmayanı, biz şu anda yapıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığına hiç bir dönemde ayrılmayan bütçeyi biz ayırıyoruz. Fiziki şartları en ideal noktaya biz getirdik, daha da iyi noktaya getireceğiz. Çağdaş eğitim teknoloji neyse onu getiriyoruz, çağdaş eğitim neyse onu biz yapıyoruz. Dünya ile bu noktada bütünleşme adına ne gerekiyorsa bunu yapıyoruz. İlimi nerede bulursak alırız” diye konuştu.

-”Genel Kurul’dan müjdeleri gönderirsiniz”-

Erdoğan, ”Umuyorum ki Genel Kurul çalışmalarında biz Kore’de iken, İran’da iken sizler Genel Kuruldan bize müjdeleri gönderirsiniz” dedi. Başbakan Erdoğan, Avrupa Futbol Federasyonları Birliğinin 36. Genel Kurulunun yarın İstanbul’da toplanacağını anımsattı. 2. Nükleer Güvenlik Zirvesine katılmak amacıyla 23 Mart Cuma günü Güney Kore’nin Başkenti Seul’e gideceğini, Seul dönüşünde de İran’ın Başkenti Tahran’a uğrayacağını belirten Erdoğan, başta bölgesel meseleler olmak üzere, gündemdeki konuları muhataplarıyla görüşeceğini bildirdi. Başbakan Erdoğan, konuşmasında, salonda bulunan Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası ile Avrupa Güreş Şampiyonası’nda ödül alan sporcular ile Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi’yi milletvekillerine ve izleyicilere takdim etti. Erdoğan, kürsüde, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile beraberindeki Terzi ve sporcularla hatıra fotoğrafı çektirdi. Kenya asıllı Türk sporcu, Başbakan Erdoğan’ın elini öpmeye çalıştı.

Erdoğan, 21 Mart Dünya Down Sendromlular Günü dolayısıyla Genel Kurul’a gelen sporcu down sendromlu çocukları kürsüye davet ederek, onlarla ilgilendi ve hatıra fotoğrafı çektirdi. Çocuklar Erdoğan’a çiçek ile 53 numaralı ”R. T. Erdoğan Başbakanımız” yazılı forma hediye etti. Başbakan Erdoğan, kendisine sarılan 2 çocuğa aynı şekilde sarılarak karşılık verdi.

Down sendromlu bir çocuğun kısa bir süre oynayarak şarkı söylemesi, Başbakan Erdoğan ve salonda bulunanlarca izlendi. Down sendromlu bir çocuk da Erdoğan’a siyah bir atkı hediye ederek, boynuna astı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu