GündemFutbolHaftanın YorumuManşet

Futbol taraftarı sezona nasıl girecek?

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Futbol taraftarı sezona nasıl girecek?" başlıklı yazısı;

Her akşam televizyon karşısına geçip virüs ile ilgili olanı biteni seyretmek ve oradan kendimize göre bilgiler edinmek artık rutin bir davranış oldu.

Ki herkes de haklı, nasıl olmasın? Yaşanılan süreci kabullenmek ve bunun üzerinden yeniden bir yaşam kurmak geçici de olsa gerçekten çok zor.

Her kesin vereceği tepki aynı olamaz ve olmuyor da… çünkü işin hem sosyal hem ekonomik hem de psikolojik boyutu var. Hepimiz bunlar ile başa çıkmak için planlar yapıp gelecek kaygısını gidermek için çabalıyoruz.

Tabii ki bu sorunlarla her kesin tek başına başa çıkması mümkün değil. Sosyal bir anlayış çerçevesinde devlet kurumlarının çaba sarf ederek bu krizi halkın lehine iyi yönetmesi ve halkın en az zarar ile süreçten çıkmasının sağlanması gerek. Fakat, bu anlamda süreç çok kötü yönetilmekte. Özellikle sokağa çıkma yasağının kısa süreli olması ve çalışma yaşamının devamındaki sağlık şartlarının kötülüğü iyi bir kriz yönetimi değil.

Virüs günlerinde, gelecek için ağırlıklı olarak sağlık ve ekonomi ile ilgili yapılan yorumlarda ve yazılan yazılarda bir belirsizliğin olduğunu çok net ortaya koyulmaktadır. Bu sadece bizim için değil, tüm dünya için kaygı nedeni.

Kapitalist sistemin ezdiği İnsanların, psikolojik olarak rahatlamasını sağlayacak ve toplum içindeki duygusal değerlerin karşılık bulacağı sosyal alanların yaratılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Futbol taraftarlığı da bu ülkenin insanlarına ait bir duygu bağı olması nedeniyle, haliyle onlarda kapitalizmin esareti altında sıkışmış durumdalar. Çünkü, artı olarak onların duyguları da sömürülmektedir.

Sosyal açıdan ciddi bir alana sahip olan taraftar, futbolun en güçlüğü dinamiğidir. Futbolda onların varlığının azalması futbolun eksik kalması anlamına gelir.

Taraftarlık bir meslek değil, aksine gönül bağının en yüksek seviyede olduğu ve sadakatin, bağlılığın etkisini kırabilecek hiçbir gücün olamadığı bir duygusal yoğunluktan söz ediyorum

Evliklerini, işlerini, yaşamlarını bile bu duygusal bağ üzerinden şekillendiren insanların, bu büyük sevgisini ifade etmesinden mahrum kalmasının şokunu anlatmaya kelimeler yetmez.

Bu başka bir şey!

Her maça bir düğüne gider edasıyla hazırlanmaları, ya da deplasmana giderken bir şölene katkı yapacak grup halinde gitmelerinin karşılığının olduğunu sanmıyorum.

Boşuna demiyorlar damarımı kesseniz şu şu renk akar diye…

Harçlıklarından birikim yapan öğrenciler, bilet parası için daha fazla mesai yapan çalışanlar ve takımın her ürününü almak için çabalayan insanlar bunların duygusal karşılığı sadece ve sadece takım sevgisinden başka bir şey değil.

Şayet maçlar seyircisiz oynanacaksa, kulüplerin taraftarından mahrum kalmasının kaybı sadece mali kayıp ile sınırlamak doğru değil, bunun motivasyonun ve coşkunun sahada ritim bulması ile ilgili en büyük destekten mahrum kalınması maçları yoz hale getirir. Kayıplar çok fazla…

Borç batağında olan kulüpler için artık bu süreç içinde küçülmek ve buna uygun kurumsal yapıya geçmek kaçınılmaz görünüyor. Bu ayrı konu ki haftaya bu konu ile yazı yazacağım.

Ama, ekonomik olumsuzluklardaki zararların topluma yansıması büyük olması neticesinde, taraftarlara yeni öneriler sunmak kaçınılmaz görünmekte.

Bilim insanlarının 2021 Mart ve Nisan olarak ortaya koydukları aşı süreci içinde maçların seyircisiz oynaması ile taraftarın elinin kolunun bağlı olması beklenemez. Çözüm içinde virüsün etkisini kıracak ve halk sağlığı çerçevesinde sorunu çözecek öneriler sunmak gerek. Yaşam devam etmeli!

Bunu en iyi karşılayacak çözüm, şifresiz maç yayınlarını bu süre zarfında açık kanal olarak yayınlamasıdır. Herkesin evinde seyretme avantajı virüse karşı alınabilecek en iyi önlemdir. Şifreli dekoder bağımlığına mahkûm kalmak, bu ekonomik şartlar içinde zor bir durum olmakla beraber, bir de toplu maç seyredilen alanlarda insanları toplamanın vereceği zararı, sağlık açısından düşünmek dahil insanı tedirgin ediyor.

Bu kadar sıkışmışlık için de insanlara kendini rahat hissedecek ortam yaratmanın maliyetini düşünmek doğru değildir. Madem özel koşullar içindeyiz, o zaman bu koşullarda devlet her konuda halk yararına düzenlemeler yapmak ile mükelleftir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu