VideoTürkiye

Migros krizi büyüyor

Migros depo işçilerinin eylemi 12'nci güne girdiği günlerde Çanakkale Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Migros depo işçilerinin direnişine destek vermek amacıyla eylem yaptı.

Migros krizinin 12’nci gününde Çanakkale’de eylem yapıldı

Eğitim-Sen Şube Başkanı İnal Akoğlu tarafından okunan açıklamada, işçilerin talepleri sıralanırken Çanakkale meydanında yurttaşlara “alışveriş yapmayın, uygulamayı silin” çağrısında bulunuldu.

Türkiye’de artan hayat pahalılığı ve ücretlerin alım gücündeki hızlı erime, 2026’nın başında çalışma yaşamında biriken sorunları daha görünür hale getirdi.

Bu yıl yüzde 27 artışla açlık sınırının altında bırakılan asgari ücretin fiilen “referans ücret” olması, birçok şirketin ücret politikalarını bu düşük düzeyi esas alarak belirlemesine yol açıyor.

Migros Krizi nasıl başladı

Bu çerçevede, Migros yönetiminin 2026 yılı için depo işçilerine sunduğu yüzde 28’lik zam teklifi, artan yaşam maliyetleri karşısında yetersiz olduğu gerekçesiyle işçilerin tepkisini çekti.

Bu tablo içinde Migros’un farklı illerdeki depolarında, alt işveren firmalar aracılığıyla çalışan depo işçileri 23 Ocak’ta iş bıraktı.

Başlangıçta sınırlı sayıda depoda başlayan eylemler kısa sürede yayıldı ve işçilerin mücadelesi bugün itibarıyla 12’nci gününe girdi.

Çanakkale Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri üyeleri tarafından bugün Çanakkale İşkur İl Müdürlüğü karşısındaki Migros şubesi önünde düzenlenen eylemde Eğitim-Sen Çanakkale Şubesi Başkanı İnal Akoğlu tarafından bir basın açıklaması okundu.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Hayatları, Çocukları, Gelecekleri ve Bizler İçin de Direnen Migros İşçilerinin Yanındayız!

23 Ocak Cuma günü İstanbul’da başlayan Migros depo işçilerinin direnişi, 12 ilde 20 depoya yayıldı. Migros depolarında çalışan 5 binin üzerinde işçi, DGD-SEN sendikası öncülüğünde Migros yönetiminin sunduğu %28’lik zam teklifine karşı, bu zam “sefalet zammıdır” diyerek iş bıraktı, depo işleyişini durdurdu, işleri yavaşlattı ve tedarik zincirini işlemez hale getirdi.

Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, yoksulluk ve açlık koşullarındaki milyonlarca yurttaş da, bu direnişle birlikte umutlandı, cesaretlendi, güçlendi.

Depo işçileri, işverenin zam teklifine karşı kendi taleplerini öne çıkardı:

%50 net zam, Vergi kesintilerini işçiler değil Migros ödesin, Promosyon ödemeleri eksiksiz verilsin, Taşeron şirket yerine Migros kadrosuna geçilsin!

Mücadele hızlı bir sonuç verdi, Migros yönetimi işçileri kendi bünyesine alacağını duyurdu. Ancak, diğer taleplere dair somut ve net bir öneri sunmadı. Migros bünyesine geçişle birlikte yapılan işkolu değişikliği, işçilerin istedikleri sendikada örgütlenme haklarını fiilen gasp etti.

Migros depo işçileri Migros patronu Tuncay Özilhan’ın evinin önünde eylemlerini sürdürüyorlar.

Migros yönetiminin bu girişimini kabul etmeyen işçiler, direnişe devam dedi. İşçilere depolarda baskı kuruldu, eylem yapanlar fişlendi, işten atılmayla tehdit edildi ve akabinde 300’e yakın işçi toplu şekilde işten çıkarıldı.

Ancak işçiler yılmadı, depo içlerinde ve önlerinde, Migros patronu Tuncay Özilhan’ın evinin önünde eylemlerini sürdürüyorlar.

Bu mücadeleyi sahiplenen binlerce kişi de “onurlu depo direnişini” büyük bir boykota çevirerek, Migros mağazalarına giriyor, yurttaşlara sesleniyor, boykota çağırıyor, uygulama siliyor.

Bugün benzer mağduriyetleri aynı migros krizindeki gibi BİM işçileri de yaşıyor. BİM’de çalışan emekçiler düşük ücretler, ağır çalışma koşulları, sendikasızlaştırma politikaları ve işten atma tehditleriyle karşı karşıyalar. Migros depo işçilerinin direnişi, BİM işçileri başta olmak üzere perakende sektöründeki tüm emekçilerin ortak mücadelesidir. Bu sömürü düzenine karşı dayanışmayı büyütmek hepimizin sorumluluğudur.

Bugün burada toplanan bizler, işçilerin sendikası olan DGD-SEN öncülüğünde başlayan ve sefalet ücretlerine karşı milyonlarca emekçiye umut olan bu direnişi sahipleniyoruz. İşçilerin tüm talepleri haklıdır, meşrudur ve hızla karşılanmalıdır.

Yaptıkları işin, ürettikleri değerin ve emeklerinin karşılığı, en az “insanca yaşamaya yetecek yoksulluk sınırı üzerinde bir ücret”tir. İşten atılan işçiler geri alınmalı, depolardaki baskı ve mobbing sona ermelidir. Mağduriyetleri bir an önce giderilmelidir. İşçilerin sendikası DGD-SEN meşru muhatap olarak kabul edilmelidir.

Bu direniş, kadrolu diğer işçilerin de yararınadır. Günü geldiğinde haklarının gasp edilmemesinin güvencesidir. Çalışanları kadrolu-taşeron diye bölen, “eşit işe eşit ücret” ödemeyen, herkesi açlık sınırında eşitlemek isteyen, çalışma barışını bozan, geleceğimizi çalan işveren kurnazlıklarına geçit vermeyelim. Bu direnişe omuz verelim, dayanışma içerisinde olalım, birlikte mücadele edelim!

Migros depo işçilerinin mücadelesi kazanana dek: Migrosa gitme! Alışveriş yapma! Uygulamayı sil! Boykot et! Sefalet zamlarına karşı direnen işçilerin yanında ol!”

Migros Krizinde eylemler hangi depolara yayıldı?

Migros krizinde iş bırakma eylemleri ilk olarak İstanbul Esenyurt, İzmir Torbalı ve Adana’daki depolarda başladı. Ardından Kocaeli, Bursa, Mersin, Diyarbakır, Erzurum ve Antalya’daki depolar da eylemlere katıldı.

DGD-SEN açıklamalarına göre iş bırakma ve yavaşlatma eylemleri 10 ilde en az 12 depoya yayılmış durumda. Bu süreçten 5 bini aşkın depo işçisi doğrudan etkileniyor. Eylemler yalnızca depo önleriyle sınırlı kalmadı; işçiler Migros mağazaları önünde ve bazı mağazaların içinde de eylemler yaptı. Bu eylemlerde yurttaşlara Migros’tan alışveriş yapmamaları yönünde çağrılar yapıldı.

Migros kendini nasıl savundu?
Migros yönetimi, kamuoyuna yaptığı açıklamada işten çıkarmaların sendikal faaliyetle değil, eylemler sırasında işyeri düzeninin bozulması ve operasyonel faaliyetlerin engellenmesiyle bağlantılı olduğunu savundu. Şirket, Kod 49 kapsamında yapılan fesihlerin iş güvenliği ve iş disiplinine aykırı davranışlar nedeniyle gerçekleştirildiğini ileri sürdü.

Migros krizinde taşeron firmalar aracılığıyla çalışan 7 bin 875 depo işçisinin kadroya alındığını duyurdu. Yönetim bu adımın çalışanların haklarını güvence altına almak ve operasyonel bütünlüğü sağlamak amacıyla atıldığını belirtirken, kadroya geçen işçilerin toplu iş sözleşmesi kapsamına alınacağını açıkladı. Şirket, toplu iş sözleşmesi sürecinin Tez-Koop-İş ile yürütüldüğünü vurguladı.

Sendika ve işçiler ise bu açıklamaya, migros krizinin çıkış noktası lan kadroya geçişin sendikal iradeyi devre dışı bırakacak biçimde gerçekleştirildiği ve temel taleplerin karşılanmadığı gerekçesiyle itiraz ediyor.

Migros Krizi sürüyor, Depo İşçileri İş Bırakma Eyleminde – Video

Satışları düşen Tuncay Özilhan, evde bira yapımını şikayet etti!

Yunanistan Golden
Başa dön tuşu