Final takımı olabilmek zor iş
NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın "Final takımı olabilmek zor iş" başlıklı yazısı;

Dünya Kupası süreci ilginç gelişmelerle devam ederken, bazı noktaları atlamadan anlatmak gerekliliği sürekli hasıl olmakta.
Hitler 1.0 kılıklı Trump’ın çomak sokma histeri karşısında, İnfantino denen el çantasının ‘emir subayı’ endamında davranışları insanı çileden çıkartırken, alınan kararlara rağmen futbolun kendi adaleti sürece hâkim oldu.
Milyarlarca insanın Belçika’yı destekleme mecburiyeti artık bir onur mücadelesine dönüşürken, bundan sonraki performansları dikkatle takip edilerek, hani hiç olmayacak bir takımı elemesi karşısında sempati beslenen takıma karşı alacağı galibiyet kabul edileceği kesin olacaktır.
Pochettino denen soytarı bile, askıya alınan kırmızı kart sürecini makul görerek bundan yararlanmak istemesine rağmen, takımın reaksiyonu ve oyuncunun reaksiyonu başka bir dili ifade etti. Buralardan medet ummak acizliktir.
Sahadaki skor en azında futbolun kendi adaletini sağlamasıyla turnuvanın onurunu korudu
Gelelim Mısır-Arjantin maçına…
Maç biter bitmez Mısır’ın attığı golün hakem tarafından iptal edilmesi karşısında hemen tepkilerin ortaya saçılması bir haklılığı değil, aksine bir yetersizliğin dışa vurumundan başka bir şey değildi.
Bizim ülkemizde bu kadar insanın futbolu bilmesine (!) rağmen, bu kadar başarısız olmanın altında başka bir şey yattığı kesin! Dış güçler mesela…
Tabii ki en büyük etken küresel oyun olan futbolu 50-100 kelimeyle anlatmanın kıyafetsizliğidir.
Öncelikle Mısır’ın iptal edilen golünde ayağa basma olduğu için faul kararı doğruydu. Çünkü bu tip ayağa basmalara faul verilirken sarı kartla da cezalandırılıyor.
Bu konuyu ajite ederek, masumiyet ve inanç kurgusuyla birlikte, ırkçılığa kadar varan tepkilerin bu noktada karşılığı olmamakta.
Ha, Messi’ye ilk maçta neden kırmızı kart gösterilmediğinin tartışılması sonuna kadar doğruyken, bu konunun bu noktada tartışılması doğru değildir.
Aynı, bizim millî takımın eleştirilmesi gibi, olayın bütününü bir kenara bırakarak sürecin tüm olumsuzluklarının sonucunu tek bir kişinin suçuymuş gibi anlatılmaya çalışılmasıyla aynı bakış açısına sahiptir. Futbol toplamların sonucudur. Ama sonucu üreten tüm parametreler içinde hatalarına rağmen en masumu kurban etmek anlık sonuç alır, ama sorunu çözmez.
İşte Mısır maçında da maçı 2-0’a getiren bir takım, 79.dakikada hâlâ aynı skorla oynarken maçı kazanmaya ramak kalmışken, saha kenarındaki hocanın ve kulübenin tamamının sakin kalıp maça odaklanmak ve maçı kazanmak yerine, hakem ve kendi oyuncularını ajite edecek olaylarla ilgili tavır alması maçın kaybedilmesine neden oldu. Bu önemli noktayı tartışılmayarak, sadece faul üzerinden maçı değerlendirmek, olaya ne kadar sakat ve yanlış baktığımızın da ta kendisidir.
Maç 2-0 senin lehine. Sen eğer buradan çıkıp tarih yazacak bir misyon üstlenmek istiyorsan, kazandığın avantajı korumak ve maçı kazanmak zorundasın. Bunun dışında yapacağın tüm hamleler senin bu konudaki yetersizliğinin kanıtı olur ki oldu.
Tartışılması gereken konu budur…Sebep-sonuç ilişkisidir.
Buna karşılık, 2022 şampiyonu Arjantin’in maçta tartışılabilecek taktiksel diziliş ve kadro bütünlüğü olarak değerlendirmek lazımdı ki 4 merkez orta saha oyuncusu ile çıkmak ve sadece tek bek üzerinden – Tagliafico üzerinden hücum etmek gibi bir stratejiyle oynamanın sıkıntısına rağmen, sonradan yaptığı değişikliklerle maçı çevirmesini bildi.
İşte bu hamle, oyuna bir irade koymak, final takımı olma donanımının ve becerisinin sahaya yansımasıydı. Maalesef bu Mısır’da olmayan bir özellik. Özellikle hocasında olmayan bir özellik.
Arjantin’in bu beceriyi iki maç üst üste göstermesi önemliydi. Belki sonrasında elenebilir, ama bu irade önemli bir ayrıntıdır. Dünya Kupası nezdinde bu irade devamlı bir motivasyonu ve kazanma azmini sahaya yansıtmak açısından önemlidir.
Bunları tartışmak gerek…
Yoksa millî takım formasını giyinerek, yetersiz kelime hazinesiyle kendini görüntü üzerinden duygu sömürüsü yaparak haklı çıkarmaya çalışmak beyhude bir çaba olur. Futbol evrensel kurgu üzerinden oynanmaktadır. Bunun dışındaki tüm çabalar yöresel kalır. Bu noktaya da takılıp kalmak, sadece yöresel bir aparat olmaktan başka bir şey ifade etmez, kimsenin de umurunda değildir; böyle de bir gerçek var.
Müslüm Gülhan – NationalTurk






