Futbol

Dünya Kupası’ndaki hikâyeler ve Arjantin-Yeşil Burun Adaları

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın "Dünya Kupası’ndaki hikâyeler ve Arjantin-Yeşil Burun Adaları" başlıklı yazısı;

Futbolu tamamen bir ürün haline getiren FIFA, oyuncuları insan formatından meta haline getirerek kâr odaklı bir organizma yaratma becerisine devam ederken, biz oyun ve hikâyelere bakalım.

Her ne olursa olsun, saha içindeki oyunun ana unsuru olan futbolcu, hakem ve antrenörlerin gayet insani tavırları ve duygularındaki yansımalar bir şekilde bizleri bu süreçteki hikâyelerin içine sokarak belirli anlamlar yakalamaya çalışmamızı sağlamaktadır. Bunun kıymetini bilmek gerek…

Oynanan oyunu kuran antrenörlerle, kurulan oyunun uygulayıcısı olan futbolcular ve bu uygulamanın kuralları neticesinde oynanmasını sağlayan hakemler, yaptıkları ve yapamadıkları nedeniyle yıllarca anılacak hamlenin öznesi konumuna geldiler, gelmeye devam edecekler.

Biraz gezinerek saha içindeki oyun üzerinden çıkabilecek hikâyelere bakalım.

Portekiz-Hırvatistan maçındaki Modriç, Ronaldo’nun var olma hikâyesi ile teknolojinin gayet insani formattaki maçın sonucuna nasıl etki ettiğinin hikâyesindeki çelişki maalesef duygusal kırılmanın nedeni oldu. Ama Portekiz’in hocası Martinez’in radikal bir karar ile Fernandes ve Vitinha’nın içinde olduğu 4 oyuncu ile Ramos-Ronaldo değişikliği önemli bir risk ve karar olmasına rağmen, maçı çevirme gayreti, Garcia’nın Belçika-Senegal maçında Doku dahil 4 oyuncuyu değiştirerek maçı çevirmesiyle aynı derecede önemli bir antrenörlük kararı olmakla birlikte, sonuca direkt iradelerini koymaları bakımından önemli bir ayrıntıydı.

Rangnick’in İspanya maçında Yamal için Laimer ile Sabitzer’i aynı kulvara önlü arkalı koyarak önlem almaya çalışması sonucunda, takımın iki önemli oyun liderini bir oyuncuya feda etmesi, adeta takımın içini boşaltması kararı, İspanya’nın güle oynaya maçı kazanmasına neden oldu; Yamal tutuldu belki ama maç kaybedildi. Yamal’ın hikâyeleri yeni başlıyor.

Fas’ın 2022 Kupası’ndaki oyun formatının dışına çıkıp her üç bölgede de oyun oynama bütünlüğü, onu daha kalıcı ve daha efektif olmaya zorlarken, oyun ve sonuç bunu doğrulamaktadır. Buradaki farklılık, 18 yaşındaki orta oyuncu Bouaddi ile Amrabat değişikliğindeki içerik anlamıdır. Bu anlam, oyunun bütünüyle oynamak ile savunmada tek hat oynama histerisi arasındaki farkı net olarak açıklamaktadır. Ve 26 kişilik kadronun 19 kişisinin Fransa, Belçika, Hollanda ve İspanya ile çifte vatandaş olup o ülkelerin akademilerinde yetişmesi başka bir hikâyenin menüsüdür.

Brezilya’nın Ancelotti tercihinin arkasındaki yetenekli oyuncu üreteme sorunu ile taktiksel bütünlük içinde her yönünü oynama arzusu, sonuca gidip hedefe ulaşma isteğindeki çok önemli bir strateji değişikliğinin olduğunu analiz etmek gerek. Artık Ronaldo, Ronaldinho ve Rivaldo’yu çıkarmak sanırım çok zor olacak. Ancelotti bir değişimin öncüsü olabilir mi?

Futbolu kurallı hale getirip 19. yy’da dünyaya hammadde tedarikine ulaşmada stratejik kültür emperyalisti ürünü olarak sunan İngiltere’nin oyunun sadece Kane’in oyununa indirgenecek hale gelmesi hem takım için hem de Tuchel için soru işaretleri içermesine rağmen, daha farklı çözüme yönelme olanaklarının kullanılması zorunlu görünmekte. Ne Grealish gibi yaratıcı oyuncunun ne de Palmer gibi sorun çözücü oyuncunun sahada olmaması, çok statik kurgunun inisiyatifine bağlı kalmanın zorunluluğuna neden oldu.

Aimé Étienne Jacquet, 1998 Fransa’ya ilk Dünya Kupası’nı kazandıran antrenör. Ayrıca Fransız futbolundaki devrimin öncüsü. Onun stratejik düşüncesi etrafında kurulan akademiler 1998’de ilk meyvesini verirken, 2018 dahil hâlâ devam etmektedir. Şimdiden bile 2030’un takımı hazır ki yine kupanın en kuvvetli adayı. Deschamps aynı zihniyetin içinde yetişmiş ve tavizsiz sistemin devamını sağlamasıyla, ciddi bir hedef takımı olmasının tesadüf olmadığı gibi, hikâyesinin içeriği de çok kıymetlidir. Hikâyenin sonundaki en büyük kahraman adayı Fransa’dır.

Hollanda ve Almanya’nın artık hedef takım olma inisiyatifini kaybetmiş olmaları süreç için kötü bir şık. Yıllarca çıkardıkları santrforlara rağmen dönüp dolaşıp bu mevkideki oyuncu sorunu üzerinden dışarıda kalmaları tartışılması gerekir. Mekanik oyun ile Almanların, total oyun ile Hollanda’nın oyun kurgusunun bütüncül olarak kutu içine gelmesi santrforu, yani bitirici vuruşu zorunlu kıldığının nedenidir. Bu bir soru değil, sistemin temel dayanağıdır. Van Basten, Bergkamp ile Müller ve Klose’ye ait hikâyeler yarım kaldı.

Ve Yeşil Burun ile Arjantin…

Ülkede 500 bin, dışarıda 1 milyon vatandaşın yaşadığı Yeşil Burun, davet ile oyuncuları bularak takım kurmasının duygusal tavrı, bu mücadelenin ve arzunun sanırım temel dayanağı. Hedef, var olmanın dayanılmaz duygusal yoğunluğu ile kimlik ifadesiydi. Kupaya ulaşmakla ilgili bir beklentiden ziyade, Portekiz sömürgeliğinden 1975 yılında kazanılan bağımsızlık neticesinde geçmişi bir şekilde bertaraf ederek yeniyi, güzeli yaşama arzusuydu.

Arjantin ise 1978’de faşist generallerin aldığı kupanın pisliğini 1986’da Maradona ile temizleyip olması gerekeni ortaya koyması, artık kupa için hedef ülke haline gelmesini sağladı. Bu artık bir misyondu. 2022 bu misyonun devamlılığını net ortaya koydu. 2026 aynı tutumu saha içinde, Scaloni tasarımı ve Messi etrafında, onu koruyarak ve oyun mesafesini kısarak gerektiği yerde topla buluşturarak hedefe oynamaktadır. Çünkü Messi sonuç oyuncusu. Takım bunun farkında ve bu kolay çözüm sürecini iyi işletmektedir. Bu kadar iyi mücadele ve disiplin hedefe yönelmenin başka bir itirafıdır. Yeşil Burun ile Arjantin arasındaki fark da hedef farklılığıdır.

Biz mi? Bırakın hikâyeleri, güzel olan her şeyi dipsiz kuyuya-hücreye atıp yok etmekle meşgulüz.

Müslüm Gülhan – NationalTurk

NationalTurk

NationalTurk gazetesi, yazarları ve yorumcuları en doğru ve tarafsız olarak gündeme dair en önemli haberleri size ulaştırır. NationalTurk | Objektif | Bağımsız | Farklı

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu