FIFA’nın güven krizinde iki dosya: Balogun kararı ve Arjantin-Mısır maçı
2026 Dünya Kupası’nda FIFA, iki kritik tartışmanın merkezinde kaldı. Balogun’un kırmızı kart cezasının kaldırılması siyasi müdahale iddialarını gündeme taşırken, Arjantin–Mısır maçındaki VAR kararları “sportif adalet” tartışmalarını büyüttü.

Balogun kararı ve Arjantin–Mısır maçı eleştirilerin odağına FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu koydu
2026 Dünya Kupası saha içindeki heyecanıyla değil, FIFA’nın karar mekanizmalarına yönelik büyüyen güvensizlikle de anılmaya başladı. Önce ABD’li Folarin Balogun’un kırmızı kart cezasının, Başkan Donald Trump’ın FIFA Başkanı Gianni Infantino’yu aradığını açıklamasının ardından askıya alınması; ardından Arjantin–Mısır maçında yaşanan VAR ve hakem tartışmaları, turnuvanın sportif adalet duygusunu gölgeleyen iki ayrı kriz başlığına dönüştü.
Balogun dosyası, klasik bir disiplin tartışmasının çok ötesine geçti. ABD’li oyuncunun kırmızı kart sonrası otomatik cezalı olması beklenirken Belçika maçında oynayabilmesinin yolu açıldı. Reuters, kararın ardından UEFA, Belçika Futbol Federasyonu ve birçok futbol figüründen gelen tepkileri derledi; eleştirilerin merkezinde FIFA’nın standart disiplin prosedürlerini siyasetin gölgesinde esnettiği iddiası vardı. UEFA’nın bu kararı “tehlikeli emsal” olarak gördüğü, futbolun bağımsız ve kurala dayalı yönetilmesi gerektiğini vurguladığı aktarıldı.
Daha da önemlisi, bu karar Trump–Infantino ilişkisinin turnuva üzerindeki etkisi tartışmasını büyüttü. Sky Sports, Trump’ın Balogun’un cezasının gözden geçirilmesi için Infantino’yu aradığını söylediğini; Infantino’nun ise karar sürecinin bağımsız olduğunu savunduğunu yazdı. Ancak tam da bu noktada mesele saha dışına taştı: Bir devlet başkanının doğrudan FIFA başkanıyla temas kurması ve ardından kararın değişmesi, “FIFA gerçekten tarafsız mı?” sorusunu kaçınılmaz hale getirdi.
The Guardian’ın yorumu bu noktada daha sertti. Gazete, UEFA’nın FIFA ile “savaş pozisyonuna” geçtiğini yazarken, Balogun kararının yalnızca bir oyuncunun oynayıp oynamaması meselesi olmadığını; Avrupa futbol yönetimi ile FIFA arasındaki güç mücadelesini de görünür kıldığını belirtti. Bu çerçevede karar, Dünya Kupası’nın geleceği açısından FIFA’nın merkezî otoritesine ve Infantino yönetiminin meşruiyetine yönelen ciddi bir meydan okuma olarak değerlendirildi.
Balogun’un Belçika karşısında sahada etkisiz kalması ve ABD’nin 4-1 elenmesi, krizin sportif sonucunu değiştirmedi. Ama tartışmanın ağırlığını azaltmadı. Reuters, Balogun’un sahada sessiz kaldığını fakat kararın turnuvada uluslararası bir fırtına kopardığını yazdı. Yani mesele artık Balogun’un performansı değil; FIFA’nın kuralları kimin için, ne zaman ve hangi baskı altında uyguladığı meselesiydi.
Tam bu tartışmalar yatışmadan Arjantin–Mısır maçı yeni bir güven krizini tetikledi. Mısır, 2-0 öne geçtiği maçta Arjantin’e 3-2 kaybederken, özellikle iptal edilen gol ve VAR kararları üzerinden FIFA’ya sert tepki gösterdi. Al Jazeera, Mısır Teknik Direktörü Hossam Hassan’ın takımının “aldatıldığını” söylediğini ve Arjantin’in geç geri dönüşünün ardından Dünya Kupası çeyrek finalinden haksız biçimde uzaklaştırıldıklarını savunduğunu aktardı
Sky Sports’un haberine göre Hassan, hakemi “adil olmamakla” suçladı ve Dünya Kupası’nın “Arjantin’e doğru yönlendirildiği” iddiasında bulundu. Bu sözler, futbolun en hassas alanına temas ediyor: Büyük yıldızların, büyük pazarların ve büyük hikâyelerin turnuvada kalması için hakem kararlarının bilinçli veya bilinçsiz biçimde etkilenip etkilenmediği tartışması.
Al Jazeera’nın daha geniş analizinde ise konu yalnızca bir gol iptali olarak değil, turnuvanın meşruiyetini sorgulatan bir VAR kararı olarak ele alındı. Haberde uzmanların, Arjantin’in galibiyeti sonrası siyasi etki ve Lionel Messi’nin turnuvada kalmasının ticari değeri üzerinden sorular sorduğu belirtildi. Bu, kanıtlanmış bir manipülasyon anlamına gelmiyor;
Fakat FIFA açısından daha büyük sorun zaten bu: Kararların doğru olup olmadığından bağımsız olarak, kamuoyunda adil olmadığına dair güçlü bir algı oluşması.
Yahoo Sports ise daha dengeli bir çizgide, Mısır’ın tepkilerini aktarırken takımın kendi çöküşünü de göz ardı etmemek gerektiğini yazdı. Haberde Hassan’ın “rigged” tonundaki tepkileri ve Mostafa Ziko’nun iptal edilen gol sonrası yaşadığı öfke aktarılırken, Mısır’ın 2-0 üstünlüğü koruyamamasının da maçın hikâyesinde belirleyici olduğu vurgulandı. Bu yorum, tartışmanın iki yüzünü gösteriyor: Mısır’ın şikâyetleri ciddiye alınmalı; ancak futbolun kendi içindeki kırılma anları da yok sayılmamalı.
Bu iki dosyanın ortak noktası, FIFA’nın artık sadece hakem hatalarıyla değil, niyet okumasıyla da yargılanmasıdır. Balogun kararında “Trump aradı, Infantino dinledi mi?” sorusu; Arjantin–Mısır maçında ise “Messi ve Arjantin turnuvada kalsın diye kararlar mı böyle şekillendi?” kuşkusu ortaya çıktı. Her iki olayda da kesinleşmiş bir şike ya da manipülasyon kararı yok. Fakat modern futbolda kurumların meşruiyeti sadece mahkeme kararıyla değil, kamuoyu nezdindeki güvenle de ölçülür.
Infantino yönetimindeki FIFA’nın önündeki asıl kriz de burada yatıyor. Dünya Kupası büyüdükçe para, siyaset, medya ve yıldız ekonomisi daha görünür hale geliyor. Ancak bu büyüme, kuralların herkese eşit uygulandığına dair inançla desteklenmezse, turnuva sportif bir şölen olmaktan çıkar; güç sahiplerinin sahne aldığı dev bir gösteriye dönüşür.
Bugün FIFA’nın ihtiyacı olan şey daha fazla pazarlama değil, daha fazla şeffaflık. Balogun dosyasında karar gerekçeleri tüm ayrıntılarıyla açıklanmalı; Arjantin–Mısır maçındaki kritik VAR kayıtları ve hakem değerlendirmeleri kamuoyuna net biçimde sunulmalı. Çünkü Dünya Kupası’nın itibarı yalnızca kupayı kaldıran takımın kalitesiyle değil, kaybeden takımın da adil biçimde kaybettiğine inanmasıyla korunur.
Futbolun büyüklüğü tam da buradadır: Herkesin kazanabileceğine inandığı bir oyun olması. Eğer bu inanç zedelenirse, gemi hâlâ ihtişamlı görünebilir; ama su almaya başlamış demektir.
NationalTurk Spor






