Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
Football TalksFutbolPodcast

Fulya Davası: Beşiktaş’ın Tarihi Hukuk Mücadelesi

NationalTurk'ün bu hafta ki analizi Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün geçmiş dönemlerine damga vuran ve Fulya Davası olarak bilinen hukuki süreci farklı perspektiflerle ele almaktadır.

NationalTurk yıllar süren Beşiktaş’ın tarihi hukuki mücadelesini sizler için analiz etti.

NationalTurk analizi çok sayıda belgelere, kulübün uğratıldığı büyük maddi zararların sorumluluğu konusunda Fikret Orman ve Yıldırım Demirören gibi isimlere yönelik sert eleştiriler detaylandırılmaktadır.

Ayrıca, davanın asıl takipçisi olan Hürser Tekinoktay’ın süreci nasıl başlattığı ve Yargıtay nezdinde kazanılan hukuk mücadelesinin aşamaları aktarılmaktadır. Metinler genel olarak Beşiktaş içerisindeki yönetimsel hesaplaşmaları, mali yolsuzluk iddialarını ve kulübün haklarını koruma çabalarını kapsamaktadır.

Beşiktaş’ın Tarihi Hukuk Mücadelesi esnasında dönemin başkanlarına ve Ahmet Nur Çebi ile eski yönetici Şafak Mahmutyazıcıoğlu arasındaki usulsüz fatura ve tahkim süreci iddiaları da ön plana çıkmaktadır.

Sonuç olarak, bu haberler camia içindeki şeffaflık ve ibra tartışmalarının derinliğini gözler önüne sermektedir.

Kamuoyunda “Fulya Davası” olarak bilinen süreç, Beşiktaş’ın efsanevi başkanı Süleyman Seba döneminde fikri temelleri atılan ve kulübün kurtuluş projesi olarak görülen “Fulya Süleyman Seba Projesi” etrafında gerçekleşen tarihi bir hukuk mücadelesidir.

Davanın Beşiktaş için önemi ve ortaya çıkardığı temel sonuçlar şu şekildedir:

Fulya Davası’nın Beşiktaş İçin Önemi

Finansal Bağımsızlık ve “Kurtuluş” Vizyonu: Süleyman Seba’nın en büyük ideallerinden biri olan bu proje, kulübe sağlanacak düzenli kira gelirleriyle Beşiktaş’ı sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın en güçlü finansal altyapısına sahip, dışa bağımlı olmayan bir kulüp haline getirmeyi hedefliyordu.

Bu nedenle konu, taraftarlar ve kongre üyeleri tarafından bir “Kurtuluş ve Namus Davası” olarak görülmüştür.

Hesap Sorulabilirlik Adına Bir “Milat”: Dava, dernek statüsündeki Türk futbol kulüplerinde yöneticilerin denetlenemeyişine karşı bir başkaldırı niteliği taşır. “Halkın takımının” kendi meselesine sahip çıktığı ve üyelerin eski yönetimlerden hesap sorabildiği bir milat olarak Türk spor tarihine geçmiştir.

Davanın Temel Sonuçları

Devasa Maddi Zarar ve Haksız Paylaşım Tescillendi:

Yıldırım Demirören döneminde müteahhit firma (Aşçıoğlu İnşaat) ile yapılan sözleşmeye göre inşaatın %67’si Beşiktaş’ın, %33’ü firmanın olacaktı. Ancak kulelerin kat sayısı 24’ten 36’ya çıkarılmasına ve değer artışı yaratılmasına rağmen, artan ranttan Beşiktaş’a pay verilmedi…

Aksine iskanı olmayan otopark gibi değersiz alanlar kulübe bırakıldı.

Bizzat yöneticilerin (dönemin 2. başkanı Ahmet Nur Çebi dahil) açıklamalarıyla bu adaletsiz paylaşım yüzünden Beşiktaş’ın yaklaşık 95-100 milyon dolar civarında zarara uğratıldığı ortaya çıktı.

2008 İbrasının İptali ve Kongrenin Yanıltıldığının İspatı:

Hürser Tekinoktay ve bazı kongre üyelerinin açtığı dava sonucunda mahkeme, Aralık 2015’te Yıldırım Demirören yönetimi ve denetim kurulunun 2008 mali genel kurulundaki ibra edilme kararını iptal etti.

Gerekçeli kararda, kulübün Vicente Del Bosque ve Matteo Ferrari’ye ödenen yüklü tazminatlar nedeniyle açıkça zarara uğratıldığı ve bu gizlenerek kongre üyelerinin (genel kurulun) iradesinin sakatlandığı, yanıltıldığı vurgulandı.

Yeni Yönetimlerin Şaşırtıcı İtirazları ve Tahkim Skandalı:

Mahkemenin kulüp derneğinin menfaatine (eski yönetimin ibrasının iptali yönünde) karar vermesine rağmen, ilginç bir şekilde sonraki Fikret Orman yönetimi bu kararı Yıldırım Demirören lehine temyize götürdü.

Ayrıca, bu süreçte (2014 yılında) kulüp avukatlarından dahi habersiz, şaibeli bir şekilde müteahhit firmanın (Aşçıoğlu) eski iş ortağı Nurol İnşaat ile direkt bağı olan üyelerden kurulan bir “Tahkim Kurulu” ile uzlaşma masası kurularak, Beşiktaş’ın zarara uğratıldığı sözleşmenin yasal zemine kılıflanmaya çalışıldığı ortaya çıktı.

Yargıtay’ın Son Noktayı Koyması:

Fikret Orman yönetiminin “karar düzeltme” ve Yıldırım Demirören’in 10 yıl sonra davaya “müdahil olma” talepleri Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından kesin olarak reddedildi.

Yargıtay, Yıldırım Demirören yönetiminin ibrasının iptaline yönelik kararı onadı.

Zararların Tazmini İçin Hukuki Zemin Oluştu: Yargıtay’ın onama kararı ile birlikte Fulya Davası kesin olarak Beşiktaş’ın lehine bitmiş oldu.

Bu sonuç, Beşiktaş kulübünün Yıldırım Demirören ve dönemin yöneticilerine karşı, kulübü uğrattıkları tüm zarar ve ziyanı (Fulya projesi, UEFA men cezası, Del Bosque, Ferrari tazminatları vb.) geri alabilmek için tespit ve zararı tazmin davaları (rücu davası) açmasının önünü hukuken tamamen açtı.

95 milyon dolarlık zararın tazmini için rücu davası açıldı mı?

Fulya Projesi’nde uğranılan 95-100 milyon dolarlık zararın tazmini için Beşiktaş yönetimleri tarafından eski yöneticilere veya müteahhit firmaya karşı açılmış bir rücu veya tespit davası bulunmamaktadır.

Mahkemenin Yıldırım Demirören yönetiminin ibrasını iptal etmesi ve Yargıtay’ın bu kararı onamasıyla birlikte kulübün zararlarını tazmin etmek için dava açma hakkı doğmuş olsa da, süreç yönetimlerin davayı açmaktan kaçınmasıyla ilerlemiştir.

Ahmet Nur Çebi’den şok açıklama” Fulya Davası’nın da ki tahkimin sorumlusu “Oğuz Çarmıklı ve Fikret Orman’dır”

Fikret Orman Dönemi:

Yıldırım Demirören dönemi sonrasında projeye dair 2008 yılında yapılan ek sözleşmede, “projenin iskanı alındığında tarafların birbirlerine karşı bölüşüm konusunda tespit talepli bir dava açacağı” maddesi yer almaktaydı.

Ancak Fikret Orman yönetimi bu tespit davasını açmamıştır. Aksine Orman yönetimi, genel kurul kararının iptaline (eski yönetimin ibra edilmemesine) ilişkin mahkeme kararını Demirören lehine temyize götürmüş
ve 2014 yılında genel kuruldan habersiz bir şekilde şaibeli bir “tahkim kurulu” (uzlaşma masası) kurarak meselenin üstünü kapatma yoluna gitmiştir.

Ahmet Nur Çebi Dönemi:

Fikret Orman’ın yönetiminde İkinci Başkan iken “Fulya’da 95 milyon dolar zararımız var” şeklinde açıklamalar yapan Ahmet Nur Çebi de, kendi başkanlığı döneminde zararın tazmini için dava açmamıştır.

Çebi’nin daha sonraları bu davaya yönelik olarak “Fulya’da zarar yoktur, bizim için Fulya konusu kapanmıştır” şeklinde beyanlarda bulunduğu ifade edilmektedir.

Kongre Üyelerinin Suç Duyurusu:

Davayı kazanan Beşiktaş kongre üyesi Hürser Tekinoktay, hem Fikret Orman hem de Ahmet Nur Çebi yönetimlerine defalarca ihtarname çekerek kulübün 100 milyon dolara varan zararının rücu edilmesi için dava açılmasını talep etmiştir.

Yönetimlerin dava açmak yerine 2014 yılındaki tahkim heyetiyle Beşiktaş’ın haklarını gizlice ortadan kaldırdığı gerekçesiyle, Tekinoktay’ın avukatı Aker Çıtak tarafından 2014 yılında görevde olan başkan ve yönetim kurulu üyeleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.

Sonuç olarak; Beşiktaş yönetimlerinin, uğranılan bu devasa zararın sorumlularından tahsil edilmesi için açması gereken resmi rücu davası hiçbir zaman açılmamıştır.

Yunanistan Golden

NationalTurk - Londra

NationalTurk Haber Merkezi, En Son Haberleri Gündemi, Spor Haberlerini, Ekonomi, Seyahat, Magazin, Politika ve Son Dakika Haberlerini en doğru ve objektif şekilde size ulaştırır.NationalTurk | Objektif | Bağımsız | Farklı

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu