Futbol

Müslüm Gülhan: İhale Sergen’e kalır

NationalTurk yorumcusu ve Birgün Gazetesi yazarı Müslüm Gülhan, son günlerde Sergen Yalçın'ın istifasıyla gündem olan Beşiktaş ile ilgili bir yazı kaleme aldı ve "ihale Sergen'e kalır dedi.

“1789 Fransız Devrimi’nin önemli simalarından biri olan Danton, devrimin ardından yaşadığı fikir ayrılıkları nedeniyle daha önce omuz omuza mücadele içinde yer aldığı arkadaşları tarafından yargılanır ve idam edilir. Danton’un hayatını konu edinen bir kitapta ona söyletilir şu sözler: “İhtilal Satürn gibidir, kendi evlatlarını yer.”

Beşiktaş için tarihsel gelişim içerisindeki kurumsal yapısının oturması tabii ki bir devrim ile gerçekleşmemiştir. Ama, bu süreç içerisindeki hikayeleri oluşturan insanların çabaları, arma ve forma renkleri üzerinden Süleyman Seba’ya kadar gelinen nokta ciddi bir kurumsal ve kültürel yapının oluşmasından dolayı gerçek bir kültürel değerdi.

Sergen Yalçın’ın bu değerin kulüpteki son temsilcisi olup, Süleyman Seba’ya kadar olan değerleri yok etmek üzere kurgulanan son 20 yıllık çözülmenin önündeki kültürel değerlerin son temsilcisi görünmesi, Danton’un bahsettiği gibi onun evlat olarak yenmesi anlamına gelmektedir. Gelelim ihale (!) meselesine…

Beşiktaş camiasının duayenlerinden Sayın Atıf Keçeci’nin yazısındaki saptama; Sergen Yalçın konusundaki benim kaygılarımı destekler nitelikte olduğu için buraya alıyorum.

“hesap ver Sergen “nidaları

“Futbolda son 25 yılın en kötü performansının yaşanmasının sebebi olarak şark kurnazlığı ile passolig hesaplarına paralar yatırılarak maça bedel ödemeden girmeleri sağlanan malum tribün müdavimlerinin Sergen Yalçın’a dönük “hesap ver Sergen “nidaları ile adres gösterilmeye çalışılması gözlerden kaçmamıştır.” Şimdi, Sergen Yalçın ile Başkan Ahmet Nur Çebi arasında yapılan görüşme ile ilgili verilen ya da verdirilen haberlere bakınca ortaya başka bir şey çıkıyor. Yani tüm sorumluluk Sergen Yalçın’a ait gibi ve yönetim işini yaptı hoca işini yapmadı ama, ona bir şans daha verip işleri düzeltmesini bekleyelim algısı yaratılarak yönetim bir şekilde kendini boşa çıkardı.

Şu görüşme için verilen haberlere bir bakınca kaygım daha da artıyor.

“Ofise gelen Sergen Yalçın Başkan Çebi’ye ilk olarak, “Başkanım ben devam etmek istiyorum. Takımı toparlayacağım. Bir şansa daha ihtiyacım var” dedi.

“Sergen Yalçın’ın ise “Başkanım ben de anlamıyorum iyice düşünüp karar veriyoruz. Çalışıyoruz ama sahaya yansımıyor. Düzeleceğiz ama bir itirafta bulunmak istiyorum. Bazı transferler hatalı olabilir. Yanlış yaptığımı kabul ediyorum. Çok istediğim oyuncular beklentimi boşa çıkardı” dediği öğrenildi.”

“Alınan bilgiye göre Sergen Yalçın, isim vermeden Mitchy Batshuayi ve Alex Teixeira’yı işaret etti. Ayrıca geçen sezonunun yıldızı Rachid Ghezzal’dan memnun olmadığını söyledi.” Şimdi şöyle bir konuyu sıralarsak birincisi; Sergen Yalçın direk konuya ‘Başkanım ben devam etmek istiyorum’ ile başlamış.

İkincisi; sanki tüm transferleri Sergen Yalçın istemiş ve yapmış gibi ‘Bazı transferler hatalı olabilir. Yanlış yaptığımı kabul ediyorum’ demiş. Üçüncüsü; Batshuayi, Alex ve Ghezzal isimleri özellikle belirtilerek, futbolcuları suçluyormuş gibi algı yaratılmak istenmekte.

Suçladığı iddia edilen ve maliyetleri çok yüksek olan bu oyunculardan Batshuayi geçen yıl 10 maç 900 dakika oynamış ve Alex hiç oynamamış olmasına rağmen, Batshuayi 3,1 milyon Euro karşılığı kiralandı. Alex ise 4 milyon Euro’ya transfer edildi. Burada yaratılmak istenen futbolcuları suçlayarak kendini kurtarmaya çalışıyor algısı ile tüm transferlerin sorumluluğunun kendisine ait olduğu algısı ile yönetimin eli rahatlatmaya çalışılmaktadır.

Mesut Urgancılar ve telefonu

Oysaki, Genel Sekreter Sayın Mesut Urgancılar telefonu eline alarak büyük bir zafer abisiyle Pjanic dahil, bu dört oyuncunun bonservis bedelleri sanki yeniymiş gibi 234 milyon Euro olarak açıklaması ve toplam 10 milyon Euro ödenen bu oyunculara 3 milyon 150 bin Euro ödenmiş gibi anlatması son derece komik olmaktadır. Şu an bu dört oyuncunun değeri 45,5 milyon Euro’dur ki Batshuayi ve Pjanic kiralıktır.

İşin daha önemli boyutu; bu sezonun şampiyon olunmasının güç olması nedeniyle, mesela Şenol Güneş getirilerek sezonun boşa geçmesi ile ortaya çıkacak olumsuzluklar hem yönetimi hem de Şenol Güneş’i etkileyeceğinden, bunun önüne geçmek için ve tüm sorumluluğu Sergen Yalçın’a bırakmak için devam kararı almak yönetim için zaruri bir durumdur. Aksi taktirde Sergen Yalçın’ın istifa etmesi ile tüm sorumluluk yönetime geçeceğinden bu devam etme kararını almak zorunda kaldılar.

Ama…

Burada ‘ama’ demek önemli, çünkü yönetim bu zorunluluk kararını nasıl sunması gerekir ki kendi lehlerine bir algı oluşsun.

İşte yukarıda belirtmeye çalıştığım toplantıda konuşulanalar üzerine bir düzenleme yapılması ve haber başlıkları ile içeriğinin dizayn edilmesi ile sunulması bu noktada çok önemli olmakta. Tek amaç algıyı Sergen Yalçın üzerine çevirerek, sorumluluğu ona yıkmak ve sezonu eğer bir başarısızlık ortaya çıkarsa Sergen Yalçın başarısızlığı olarak bitirerek, yönetimin gelecek sezon için kendi inisiyatifinde ve seyirci baskısından uzak istediğini yapabilmesini sağlamaktır. Başarıyı zaten yönetim nemalanarak sonuna kadar kullanmakta, burada bir sorun yok…

Haliyle başarısızlıktan sıyrılmayı dizayn etmek de öyle kolay değil… Bonservis hakları Beşiktaş’ta olup, geçen yıl oyun lideri olan Aboubakar ile gelecek için iyi bedelle satılabilecek Dorukhan ve Fatih neden gönderildiği tartışılmadan, Güven varken Bundesliga 2’den Kenan Karaman ve Rıdvan varken Lig 2’den Umut Meraş’ın neden alındığı tartışılmadan, Oğuzhan varken Salih’in neden alındığı tartışılmadan, tecrübeli bir stoper ile kalecinin neden alınmadığı tartışılmadan, Ghezzal ile Rosier’in kiralanırken satın alam opsiyonu neden konulmadığı ve sezon içinde transferleri neden bitirilmeyip sezon sonu şampiyonluk sonrasına bırakılarak neredeyse 2 kat fazlaya para neden ödendiği tartışılmadan, bir sene evinde oturan Alex’e geçen yıl şampiyonlukta ciddi katkısı olan Adem Ljajic kadrodayken neden 4 milyon Euro verildiği tartışılmadan gerçek anlamda sorunları çözmenin karşılığı olamaz.

Üstelik Bundesliga 2 ve Lig 2 ‘den alınan oyuncularla Bundesliga 1 ve Lig 1’deki takımlara karşı (Bayern, Dortmund, PSG) Şampiyonlar Liginde mücadele etmek de başka bir ironi. Hani sıfır puan üzerinden Sergen Yalçın’ı yıpratmanın da karşılığı yok.

Belki Yalçın’ın eleştirebilecek birçok noktası bulunabilinir ama, sebep-sonuç ilişkisi üzerinden süreci değerlendirmek bence Beşiktaş’ın şu anki durumu ve geleceği için oldukça önemli.

Beşiktaş’ta Aboubakar’ın yeri dolmadı

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: