FutbolGündemGünün OlayıHaftanın Yorumu

Mesut Özil’in hikayesi: Almanya’da “yabancı”, Türkiye’de “Almancı”

Bali

Beşiktaş Divan Kurulu üyesi ve futbol adamı Hürser Tekinoktay, futbol gündeminin tepesindeki yerini koruyan Mesut Özil tartışmalarıyla ilgili çarpıcı bir yazı kaleme alarak yıldız futbolunun hikayesini anlattı.

Tekinoktay’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım :

“Değerli Dostlarım,

Tüm Dünyada gündem olan Mesut Özil olayıyla ilgili özellikle sosyal medyada çok yakışıksız yorum ve değerlendirmeler okuyorum.

Özellikle bilgisi olması gereken sözde spor yazarları ve gazetecilerin bunlarda başı çekmesi ve halka manipülasyon yapması gerçekten vicdansızlık.

Bunları görmem benim adıma büyük bir hayal kırıklığı oldu.

Neden mi;
Yıllar önce Mesut’a üvey evlat muamelesi yapılırken
(11 Yıl önceleri)
Mesut ve diğer çocukların haklarını yaşadıkları sorunları her yerde dile getirmeye ben ve aynı görüşü paylaştığım bazı arkadaşlarımla birlikte;

Mesut’a ve Almanya’da yetişmiş tüm çocuklarımıza kucak açılmasını istedik.
Ancak çabalar boşunaydı.
Çünkü dönemin sözde imParatoru sonranın Tazminatörü sürekli karşımıza engel olarak çıkıyordu.

NationalTurk World Son Dakika

Şimdi ise o gün kendi sorunlarıyla orada bıraktığımız çocuklarımızı yine kendi sorunlarının içine terk ediyoruz.
Hem de gaddarca yorumlarla.

yunanistan golden visa yurt disi emlak 2024

Oysa;
Türkiye’de ve tüm dünyada yaşayanlar,
gerek Türk kökenli, gerek globalleşen dünyada medeni olmak isteyen her ülke vatandaşı olaya basit bir yerden bakmadan geniş bir perspektifle Mesut’lara destek olması gerekirken.

#MesutÖzil konusu kesinlikle basit bir konu değildir.

Konu sadece futbol da değildir.
Konu futboldan da çok öte bir konudur.

Çünkü artık yerküre eskimeye başlamış var olan tüm sorunlar global hale gelmiştir.
İnsanlığın geleceği için temel sorunların hep birlikte çözüme ulaştırılması gerekmektedir.

20 yıl öncesinden beri yıllarca Almanya’da turnuvalara gittik.
On binlerce gurbetçi ile karşılaştım.
Onlarla birlkte oturduk yemek yedik, içtik, dertleştik.
Yanımızdan ayrılmadılar.
Bizi bağırlarına bastılar.

Niye bize o ilgiyi gösteriyorlardı biliyor musunuz.

Hep dışlanmışlardı, ikinci sınıf insan muameleleri görmüşlerdi.

Oysa,
Onlar savaş ekonomisinden çıkan Almanya’da en ağır işlerde çalıştırılmış, en saygı gösterilmesi gereken yerde birde ırkçılık ile karşılaşmışlardı.

Geçtiğimiz hafta o dönemi kapsayan ( 20 yıl öncesi)
bir nazi grubunun 8 Türk’ün öldürülmesi ile ilgili
Irkçı terör örgütü NSU’nun yargılandığı bir duruşma vardı.
( Aynı zamanda Fatih Akın’ın ödüllü filmi Paramparça’nın da konusudur)

Burada da açıkça görüldüğü gibi ırkçılık genleri kabaran bazı kişiler orada milyonlarca Türk’e karşı saldırıp onların evlerini yakmaya ve bunla da yetinmeyip seri cinayetler bile işleyerek onları öldürmeyi kendilerinde hak görmüşler.

Peki, Türkler buna niye maruz kalmış?

Almanlar, savaş sonrası ekonomisini toparlamak için kurduğu sanayide iş gücü eksikliği yaşamışlardı.
Ve bunun için de Türkiye’den işçi istemişlerdi.
(ben yaşım gereği iyi hatırlıyorum)

Ama sonradan karşılarına çıkan ve kabul ettikleri entegrasyon sorununu aynı “Alman gibi bencil ” yakıştırmasına uygun olarak hiç düşünmemişlerdi !

Milyonlarca insanın iş için gidip yerleşeceği yerde kültürel ve toplumsal sorunları olacaktı.
Orada yaşarken çocukları olup onları yetiştireceklerdi.
Peki orada doğan çocuklar Alman vatandaşı sayılmayacaklar mıydı?
Tüm hukuk kurallarına göre sayılacaklardı,

Ama zaman geçtikçe sistem orada doğan çocukları 2. sınıf vatandaş yapmıştı.
Bu tamamen modern bir kölelik düzeniydi.

Bu çocuklar da dışlanmaya başladıkları bu yerde;
Kimi zaman kavga ederek, kimi zaman saçlarını uzatıp boyatarak.

Kimi zaman da ırklarının verdiği özellikle futbol oynayarak kendilerini ispat etmeye çalıştılar.

Adalet olması gereken yeşil sahada da önüne Müslümanlık, Türklük gibi engelleri çıkınca bir çoğu bizim ülkeye gelip futbol oynamak istediler.

Ama buraya geldiklerinde de gurbetçi diye,
Yine 2. Sınıf muamele gördüler.

Bunları özelikle antrenörlük yaptığım dönemde ülkemize gelen gençlerle bizzat birebir yaşadım.

Almanya’da da Türk yakıştırması ayrımcılık/ırkçılık yaşayan çocuklar Türkiye’de “Almancı” etiketi ile karşılaşıyordu.

Bizzat bana” Bizi kimse kabul etmiyor, biz Alman mıyız, Türk müyüz” diyen bir çok Almanya doğumlu çocuk gördüm.

Aynı olayı Halil Altıntop da bir TV programında ”Almancı” diye davranışlarla Türk milli takımda da ayrım yapıldığını söylemişti.

Burada da bu şekilde hayal kırıklığı yaşayıp ülkelerine dönen bu çocuklar içinde Mesut Özil de var.

Mesut Shalke ile Alman gençler şampiyonu olduğu sezon sonu babası, Mesut’u Türkiye’ye getirmiş hem GS, hem BJK Mesut’u denemiş ama beğenmemiş !
Hatta cılız bulanlar bile olmuş !

Baba, beğenilmeyen oğlu Mesut’u milyonlarca $ para verilerek alınan hocaların iki günde kovulduğu Türkiye’de takımların kötü yönetildiğini örnek göstererek onu teselli etmiş.
(Şimdi Mesut’a sahip çıkma açıklaması(!) yapan Yıldırım Demirören’in kovduğu Del Bosque olayı yeni olmuştu)

Öziller ülkelerine döndükten 2 ay sonra,
Mesut Shalke 04 A takım kadrosuna alınmış,
Hep savaşmış, hep susmuş, hep yere bakmış, hep yutkunmuş, içine atmış.
(Hala aynı duygularla yaşadığını yere bakıp içine atan ifadeli görüntülerle anlıyoruz)

Ardından Mesut A Milli takımı seçme yaş sınırına gelmiş.
(Bu kuralda tüm Almanya’nın Alman milli takım formasını giymesini istedikleri Nuri Şahin’in 2005 Yılında Türk Milli takımının seçmesi sonrası. Almanların biz yetiştiriyoruz. Türkler alıyor denmesinden sonra konulmuştur)

Babası Fatih Terim’i aramış “oğlumdan istifade etmeyi düşünüyorsanız TR Milli Takımını seçeceğiz” demiş.
(Hani yıldız Nuri’yi aldınız sonra çocuk çöp oldu gibi)

Fatih de babasına “ben pazarlık yapmam” demiş,

Oysa,
Babası ve tüm Türkler Bundesliga’da yılın futbolcusu seçilen Nuri Şahin’in milli takım tercihini Türkiye’den yana kullandıktan 2 ay sonra yerine onun mevkisinde oynayan Brezilyalı Marco’yu sünnet yaptırıp bir nüfus kağıdı çıkarttırıp Nuri Şahin’i A-2’ye göndermesinden ciddi bir tedirginlik yaşamışlardı.

Haklılardı da.
Mesut o zaman Nuri’nin yanında çırak sayılan bir çocuktu.
Nuri tüm Alman dergilerinde kapak olurken Mesut’u tanıyan bile yoktu.

Genç futbolcu, kendine güvenen ve kendisini isteyen hocayı ister.

Dolayısıyla futbolcu oynamak ister..
Oynayamayacağı ve değer görmediği bir yere gitmek istemez.
Doğrusu da budur .

Tüm bunlar olurken, Löw, Mustafa Özil’in evine kadar gidip,
Mesut’u oynatacağını ve onu yıllardır takip ettiğini milli takım alt gruplarında çalıştıklarını söyleyerek Alman A Milli Takımına davet etmiştir.
O zamana kadar da Mesut 27 kez Alman Genç milli olmuştur.

Bu durum üzerine Mesut da, babası da, iyi bir futbolcu ve Mesut’un idolü olan abisi de,
Löw’ün davetini kabul etmişlerdir.

Çünkü Nuri Şahin’in başına gelenler Serdar Taşçı, Malik Fathi de dahil olmak üzere hepsi için hayal kırıklığıdır.

Mesut’a ve temsil ettiği 2 ülkenin milli vatandaşı olup 2 ülkeye de yaranamayan 4 milyon insanın sesini duyurma şansı gelmiştir.

Ve Mesut inanılmaz şeyler yaparak sarışın Hansların içinde takımın yıldızı ve beyni olur.

Alman milli takımı Beckenbauer’den 20 yıl sonra Mesut Özil ile dünya şampiyonluğu yaşamıştır.

Merkel Almanya’nın 2014 yılında Dünya Şampiyon olduğu maçtan sonra soyunma odasına inerek bizim Mesut’u tebrik etmiştir.

Ve ederken de uyguladıkları entegrasyon politikasında başarılı olduklarını söyleyerek Alman devletine rol kapmaktan geri kalmamıştır.

Mesut Özil artık tüm Türklere ve çocuklara, genç futbolculara sınıf atlatmış ve onlara yaşamlarında büyük bir motivasyon kaynağı olmuştur.

Artık gurbetteki milyonlarca vatandaşımız yolda yürürken gururla başların dik tutacaklardır.

Ancak, Merkel ve Tayyip Erdoğan’ın arası biraz bozulunca işler değişmiştir.

Mesut daha öncede Tayyip Erdoğan ve Merkel ile resim çektirmiş olmasına karşı Mayıs 2018’de Londra’da gerçekleşen bir davette Türk Cumhurbaşkanı ile çektirdiği resim bahanesiyle bir anda son zamanlardaki yaşanan islamofobi kökenli trend olan ırkçılık yanlıları için iyi bir fırsat olmuş,
Başta biri eski Hristiyan Demokrat Partisi parlamenteri yeni DFB Başkanı olan Grindel, diğeri ırkçı Effenberg olan kişiler bu fırsatı iyi değerlendirmiştir.

Şimdi konu Mesutlara ve milyonlarca Türk’e, aynı babalarına yaptıkları gibi işine geldiğinde Alman işine geldiğinde,
Türk diyen bu Adolfvari durum karşısında;

Bizde,
Kupayı aldıklarında “Türk”,
Kaybettiklerinde “Alman”,
Diyerek bu çocukları ve ailelerini satacak mıyız?

Üzücü taraf budur.

Haa işin futbol kısmına gelince de,
Mesut Özil onlara ve tüm dünyaya daha çok şey gösterecektir.

Onu da Grindel ve yancılarıyla birlikte hep beraber izleyeceğiz .”

Rüyalarınızın Adası Bali
Konserler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Maldivler Turu
Başa dön tuşu