Futbol

Değişim tamam da nasıl?

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Değişim tamam da nasıl?" başlıklı yazısı;

Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor üzerinden giderek, özellikle başkanlar ve seçilen teknik direktörlerle beraber, talep edilen değişimin veya değişikliklerin nasıl olması gerektiği üzerine birtakım parametreleri değerlendirmek sanırım zorunluluk haline geldi.

Kulüp başkanlarını Ali Koç, Dursun Özbek, Ahmet Ağaoğlu ve Ahmet Nur Çebi’nin yönetim anlayışlarını aşağıda anlatmaya çalıştığım değişim zorunluluğunun ne anlama gelmesiyle ilgili sürece göre değerlendirmek çok doğru olacak.

Çünkü, transfer dönemi de başlarken ve alınan sonuçlar da ortadayken yapılacak hamleleri iyi analiz edilmesi gerekecek.

Başlayalım o zaman…

Futbolda değişim kavramı, içerisinde birtakım riskleri ve tehlikeleri barındıran kavramdır. Çünkü, yanlış yönetilmesi kulüpler için telafi edilemez sonuçlar doğurabilir ki Beşiktaş bunun en iyi örneğidir.

Futbol, bir iş alanı ve endüstriyel bir kurgu olarak görünse de iç işleyişi ve iktisadi kurgusu ciddi farklılıklar içerir.

Değişim ile bu değişim içindeki planlama ve stratejiler zamanlama olarak futbol için çok önemlidir. Sürdürülebilir başarı ve istikrar için zamanlama ile doğru tercihlerin kurgulanması hayati önem taşır.

Değişim yönetilmesi gereken bir olgudur. Süreç, kendi koşullarını kendi belirlemesi gibi beklentinin oluşması mümkün değildir. Futbolda değişim planlaması, kısa vadeden uzun vadeye kadar olan getirisi birbirine senkronize olmak zorundadır. Saha içindeki oyuncu ve teknik direktör süreci ile saha dışındaki yönetim süreci farklılıkları, her oluşumun kendi diyalektiği içindeki kurguya maruz kalacak şekilde yönetilmesi gerekilir.

Değişim planlaması içinde birtakım disiplinleri de barındırır. Öncelikli hedef, kulübün tarihsel sürecine ve vizyonuna uygun hareket etmektir. Sonrası, belirlenen hedeflere uygun gelecek şekilde değişim unsurları belirlenmelidir. Futboldaki süreç hem kısa hem uzun parametreler içerdiğinden, her iki unsurunda birbirini tamamlayacak stratejiler içinde barındırmalıdır. Ali Koç’un çıkmazları buralarda başlamakta.

Ortaya çıkan sonuçlar çerçevesinde, uygulama sürecinin etkisiyle düşünce de başlayan değişim isteğinin önüne birtakım engellerin çıkması, rahatsız edici kaygıların uygulanma talebi bir gelişim amacını tasvir eder. Fakat, bir kaygı olarak algılanan değişimin önüne koyulan koşulları koruma ısrarı bir muhafazakâr tepkidir. Trabzonspor ile Abdullah Avcı ilişkisinin geldiği nokta hemen hemen böyle bir tepkinin sonucudur.

Gelişim bir değişim talebidir…

Ve sürecin tamamlayıcı etkisi ile oluşan bir taleptir.

Risk almak başarısızlığı beraberinde getirecek unsur değildir. Aksine, değişimin doğru yönde ilerlemesi için bir hamledir. Önemli olan, profesyonel anlamda bilgi odaklı bir bakış açısının kurumsal olarak süreci doğru yönetme donanımına sahip olmasıdır. Galatasaray’ın yaptığı transferlerin başlangıç riskinin geldiği bugünkü nokta bir gelişmeyi ortaya koymaktadır.

Bu etkiler, içsel ve dışsal faktörlerin yeni ihtiyaçları netleştirmesi ile ortaya çıkan yeni hedef keşifleri olarak belirtiler gösterir. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor bu noktada adeta sınava tabiler.

Bunların tamamı zorunluluktur…

Futbolda gelişim sadece yeteneklerini kullanmak anlamı içermez. Gelişim, kolektif bir oyun olan futbolun, tüm çevresel faktörlerin farkına vararak hedeflerini belirlemek ve bu hedefleri sağlayacak yeteneklerin yanında kurumsal birikimlere de sahip olmaktır.

Futboldaki en önemli gelişim, bir bütün olarak oynanan oyunun değişkenlikleri için sürecin doğru yorumu yapabilecek ve anlık hamleleri karşılayacak ve değişken takım stratejilerdeki koşulların farkına vararak, bu eksikliklerin giderilmesi yanında bu sürece müdahale edebilecek yeni hedefleri belirleyebilmektir.

Gelişim zihinsel, ruhsal ve fiziksel bir bütünlük içerir.

Dışsal faktörlerin etkisi, takımın başarı odaklı beklentiler içinde kabul görülmesi yanında, ‘küresel’ oyun olan futbolun olması gereken koşulları sağlanmasındaki donanımların kabul görülmesini de sağlar. Eğer sağlanabilinirse…

Futboldaki beklentileri karşılamak ve hedef değişkenlikleri yaratmak, yani risk almak, aynı zamanda bir takımın ve futbolcuların kalitesini yükseltmenin yanında, bir kulübü, bir seyirci topluluğunu ve bir şehri değiştirmek anlamını içinde saklar.

‘Küresel’ oyun olan futbolun rekabet koşullarındaki sertliği ve ‘küresel’ rekabet unsurlarının kuvvetlenmesi, farklı kültürlerin rekabetini de beraberinde getirir. Bu kadar farklılığın içerisindeki çelişkilerin değişimi tetikleme gücü tabiiyetiyle çok hızlı ve çok yüksek olur. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın geldiği nokta buna örnek olabilir.

Bunların hepsi gelişimi ve değişimi kaçınılmaz kılmaktadır.

Kulüplerin bu sürece ayak uydurması hem finansal anlamada hem de oyun kalitesi anlamında aynı şiddette olmak zorundadır. Aksi takdirde kulüp kendi varlığını kaybetme tehlikesi ile baş başa kalır. Son 20 yılık Beşiktaş serüveni bunun tam karşılığına gelmektedir.

Kulüp yönetiminin bu gerçek karşısında, gelişime ayak uyduran veya değişimi kendisi sağlayan profesyonel yönetici ve lider teknik direktörle çalışmak zorundadır.

Kulübün finansal yapısının önemiyle birlikte, takım yapılanması konusundaki sorumluluğu profesyonel teknik insanlara verildiğinde, teknik insanların liderlik vasıfları ve prensipleri sürecin doğru yönlendirilmesi bakımından önem arz eder.

Teknik direktörün donanımları seçilme nedeni olur. Nüfus kağıdındaki doğum yeri değil!

Aynı şekilde, futbolcu kalitesi ve hedefleri kulüp kolektif kültürü ile ortak hareket etmenin yanında, ‘küresel’ anlamdaki farklılıkların farkında olarak kendi gelişim sürecinin de yönetmesi gerekmektedir

Bu süreçlerin içerisindeki tüm iç ve dış dinamikler gelişimi kaçınılmaz kılmaktadır.

Değişim kendi koşullarını belirler.

Değişim kendi koşullarını, kendi sürecinde, uygun zaman koşullarını yaratarak toplumda zorlama etkisini gösterir. Bu “zamanın ruhu” pazarlamasının yanında, somut gerekçelerin zorunluluğudur.

Bu zorunluluk içerisinde, değiştirme gücüne sahip olamayan başkan, yöneticiler ve teknik direktörler ‘küresel’ rekabet koşularını reddederek, ‘yöresel’ rekabeti ön plana çıkartıp, her şeyi Süper Lig şampiyonluğuna indirmektedirler.

Zaman dilimlerinin içindeki koşulların zorlamalarına karşılık bulmak temel hedef olarak alınmalıdır. Çünkü birbirine muhtaç olan ve birbirini tamamlayan zaman içindeki değişimlere cevap vermemek, mevcut yapının dışına çıkarak ‘kaos’ ortamının varlığını kabul etmek anlamına gelir.

Her ‘kaos’ kendi insan profilini ortay koyarak kullanır. Buradaki talep donanım değildir. Talep, kaosu yönetecek ve bundan nemalanacak boş profildir.

Zamanın zorlama dürtüsünün tetikçisi bilgidir. Bilgiyi reddetmek, cehalet ile kaosun karşılıklı oynaması anlamına gelir…

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: