
İsrail ile Lübnan arasında ilan edilen 10 günlük geçici ateşkes, bölgede tansiyonu düşürecek bir adım olarak görülürken, Tel Aviv’den gelen açıklamalar bu sürecin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ateşkesi kabul ettiklerini açıklasa da İsrail ordusunun Lübnan topraklarından çekilmeyeceğini duyurdu. Netanyahu’nun hem güvenlik tamponu vurgusu yapması hem de Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını barış görüşmelerinin temel şartı olarak öne çıkarması, önümüzdeki sürecin sert pazarlıklara sahne olacağını gösterdi.
Netanyahu ateşkesi kabul ettiğini açıkladı
Lübnan ile varılan 10 günlük geçici ateşkesin ardından konuşan Netanyahu, bunun daha geniş kapsamlı bir sürecin kapısını aralayabileceğini savundu. İsrail Başbakanı, ABD Başkanı Donald Trump’ın hem kendisini hem de Lübnan Cumhurbaşkanı’nı olası bir anlaşmayı ilerletmek amacıyla davet etmeyi planladığını söyledi.
Netanyahu, “Lübnan ile tarihi bir barış anlaşması için önümüzde bir fırsat var. Başkan Trump, bu anlaşmayı ilerletmek amacıyla beni ve Lübnan Cumhurbaşkanı’nı davet etme niyetinde” dedi.
Barış ihtimalini İsrail’in sahadaki üstünlüğüne bağladı
Netanyahu, bu sürecin ortaya çıkmasını İsrail’in Lübnan’daki askeri dengeleri değiştirmesine bağladı. Son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından Lübnan’dan doğrudan barış görüşmeleri yönünde çağrılar geldiğini savunan Netanyahu, bunun onlarca yıl sonra yaşanan sıra dışı bir tablo olduğunu dile getirdi.
Netanyahu, “Bu denge o kadar değişti ki, geçtiğimiz ay boyunca Lübnan’dan doğrudan barış görüşmeleri yapılması yönünde çağrılar almaya başladık. Bu, 40 yılı aşkın süredir yaşanmamış bir gelişmedir. Bu çağrıya yanıt verdim ve Washington’daki büyükelçiler toplantısında görüşmeye başladığımız anlaşmayı ilerletmek adına bir duraklamayı, daha doğru bir ifadeyle 10 günlük geçici bir ateşkesi kabul ettim” ifadelerini kullandı.
İki temel şart açıkladı
İsrail Başbakanı, barış görüşmeleri için iki ana taleplerinin bulunduğunu söyledi. Netanyahu’ya göre bunların ilki Hizbullah’ın silahsızlandırılması, ikincisi ise “güç yoluyla barış” ilkesine dayalı sürdürülebilir bir anlaşma yapılması.
Netanyahu, Hizbullah’ın ateşkes karşılığında iki şart ileri sürdüğünü de belirterek, “Birincisi, İsrail’in tüm Lübnan topraklarından uluslararası sınıra kadar geri çekilmesi. İkincisi, karşılıklı eylemsizlik modeline dayalı bir ateşkes. Ben bunların hiçbirini kabul etmedim ve nitekim bu iki şart da karşılanmıyor” dedi.
“Oradayız ve hiçbir yere gitmiyoruz”
Netanyahu’nun açıklamalarındaki en sert bölüm, İsrail askerlerinin Lübnan’dan çekilmeyeceğine ilişkin sözleri oldu. İsrail’in yalnızca mevcut noktaları korumayacağını, daha geniş bir güvenlik hattını elinde tutacağını anlatan Netanyahu, bunun doğrudan güvenlik gerekçesiyle sürdürüleceğini savundu.
Netanyahu, “Bu, denizden başlayıp Dov Dağı’na, oradan Hermon Dağı eteklerine ve Suriye sınırına kadar uzanan bir güvenlik tamponudur. 10 kilometre derinliğindeki bu güvenlik şeridi; eskisinden çok daha güçlü, daha yoğun, daha kesintisiz ve daha sağlamdır. Oradayız ve hiçbir yere gitmiyoruz. Bu durum her şeyden önce yerleşim yerlerimize yönelik bir saldırı tehlikesini engellememizi, ikinci olarak da bu bölgelere doğrudan tanksavar ateşi açılmasını önlememizi sağlıyor. Vatandaşlarımız artık bu iki tehlikeden korunmaktadır. Elbette sorunlar devam ediyor; hala ellerinde roketler var. Güvenlik anlaşması ve kalıcı barış anlaşması yolunda ilerlerken bunlarla da ilgilenmemiz gerekecek” diye konuştu.
Trump’la temaslara dikkat çekti
Netanyahu, son iki günde ABD Başkanı Donald Trump ile temas halinde olduğunu da açıkladı. Görüşmelerde yalnızca Lübnan başlığının değil, İran dosyasının da ele alındığını söyleyen Netanyahu, Washington yönetiminin özellikle İran’ın nükleer kapasitesine karşı sert çizgisini koruduğunu öne sürdü.
Netanyahu, “Kendisi bana deniz ablukasını sürdürme ve İran’ın nükleer kapasitesinden geriye ne kaldıysa tasfiye edilmesi konusunda son derece kararlı olduğunu söyledi. Bundan vazgeçmiyor. Birlikte başardığımız büyük işleri sürdürerek bu tehdidi tamamen ortadan kaldırabileceğinden emin. Elbette füze tehdidini ve zenginleştirme kapasitesini de ele alacağız; bu konuda ayrıntıya girmeyeceğim. Bunlar, güvenlik ve diplomatik durumumuzu gelecek yıllar için kökten değiştirebilecek iki çok önemli hamledir” dedi.
Ateşkes var ama belirsizlik sürüyor
Netanyahu’nun açıklamaları, 10 günlük geçici ateşkesin sahada tam anlamıyla bir yumuşama anlamına gelmediğini ortaya koydu. İsrail’in geri çekilmeyi reddetmesi, güvenlik tamponunu kalıcı bir hatta dönüştürme mesajı vermesi ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını ön şart haline getirmesi, Lübnan hattındaki sürecin kolay ilerlemeyeceğini gösterdi.
Geçici ateşkes ilan edilmiş olsa da hem sahadaki askeri varlık hem de siyasi şartlar, bölgedeki gerilimin henüz sona ermediğine işaret ediyor.






