Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
En Son Haberler

İtalya neden sadece Dünya Kupası’nı değil, kendi futbol aklını da kaybetti?

Kuzey Amerika'da düzenlenecek Dünya Kupası'na katılma hakkını belirleyecek play-off maçında dört kez dünya şampiyonu olan İtalya'nın Bosna-Hersek'e penaltılarla elenerek üst üste üçüncü Dünya Kupası'nı kaçırmasının yankıları sürüyor.

Futbol dünyası İtalyan Futbolunda neler oluyor diye konuşurken, Eurosport Italia editörü ünlü gazeteci Stefano Dolci “İtalya sadece Dünya Kupası’nı değil, kendi futbol aklını da kaybetti.” dedi.

Stefano Dolci görüşlerini NationalTurk okurları için paylaştı:

İtalya’nın yaşadığı şey artık tek bir mağlubiyetin travması değil. Bu, uzun süredir ötelenen bir çöküşün yeniden görünür hale gelmesi. İsveç, Kuzey Makedonya ve şimdi Bosna…

Berlin’de kupayı havaya kaldıran Dünya Şampiyonu olan İtalya Milli Takımı’nın, üst üste üçüncü kez Dünya Kupası’nın dışında kalması artık “talihsizlik” diye açıklanamaz. Bu, yapısal bir iflas tablosudur.

İtalya’da herkes reform istiyor, ama kimse reformun gerçek bedelini ödemek istemiyor.

Mesele yalnızca kötü bir teknik adam, formsuz bir jenerasyon ya da birkaç başarısız maç değil. Sorun daha derinde. Genç milli takımlarda zaman zaman umut veren çocuklar yetişiyor, ama A Milli Takım seviyesine gelindiğinde ya yurt dışına göçmek zorunda kalıyorlar ya da Serie A kulübelerinin gölgesinde kayboluyorlar. Futbol ülkesi olduğunu düşünen bir memleket için en ağır cümle belki de budur.

İtalya oyuncu üretmekte değil, oyuncuyu büyütmekte başarısız oluyor.

Şimdi öne sürülen reformlardan ilki, Serie A’nın 16 takıma düşürülmesi. Daha az maç, daha çok nefes, milli takım için daha fazla hazırlık alanı diye ileri sürülüyor.

Ancak futbol artık sadece saha içi değil; yayın gelirleri, kulüp dengeleri ve alt liglerin kırılgan ekonomisiyle dev bir çıkar mekanizması.

Takım sayısını azaltmak, yalnızca Serie A’yı değil, Serie B’den amatör düzene kadar bütün yapıyı yeniden kurmak olur.

Kısacası İtalya’nın önündeki en büyük engel fikirsizlik değil; çıkarların birbirine kilitlenmiş olması.

İkinci büyük tartışma, yabancı oyuncu sınırı. Her başarısızlıktan sonra aynı ses yükseliyor: “Yeter artık, İtalyanlar oynasın.” Oysa mesele bu kadar basit değil.

Çünkü bugünün Serie A’sında bazı takımlar neredeyse tamamen yabancı ağırlıklı kadrolarla oynuyor; ama öte yandan İtalya’nın en önemli oyuncularından bazıları zaten ülke dışında gelişiyor. Demek ki problem sadece yabancı sayısı değil.

Problem, yerli oyuncuya gerçekten güvenen bir sistemin kurulamaması. Yasaklardan önce teşvikler, slogandan önce plan, öfkeden önce akıl gerekir.

Altyapılarda yabancı tesciline yasak önerisi de benzer bir refleksin ürünü. Toplum, yenilginin ardından suçlu arıyor; en kolay hedef de “dışarıdan gelenler.” Oysa genç futbolun krizi pasaportla açıklanamaz.

Asıl mesele, çocukların daha küçük yaşta sonuç baskısına boğulması, yaratıcılıklarının törpülenmesi, oyunun neşesinin ellerinden alınması. Bir ülke çocuklarını özgür bırakmıyorsa, sonra neden sahada cesur oyuncu çıkmıyor diye yakınamaz.

Federasyonun başına bir “sembol isim” getirme arzusu da duygusal olarak anlaşılır. Baggio, Maldini, Del Piero… Bu isimler İtalya’nın futbol hafızasında temiz ve güçlü bir yere sahip.

Ama iyi bir efsane olmak, kötü bir sistemi otomatik olarak düzeltmez. Nitekim Roberto Baggio’nun daha önce federasyonda üstlendiği teknik rolün, yenilikçi fikirlerine rağmen yeterince desteklenmeden sönümlenmiş olması da bunu gösteriyor. İtalya’nın sorunu kahraman eksikliği değil; kahramanları bile çalıştırmayacak kadar dirençli bir düzeninin olması.

Ve belki de en acı nokta şu: kulüpler, milli takımı ortak bir değer olarak görmek yerine çoğu zaman bir yük gibi görüyor.

Conte döneminde istenen özel çalışma modeli destek bulmamıştı; şimdi benzer bir talebin Gattuso için de kulüpler ve Serie A tarafından reddedildiği anlatılıyor.

Hatta Türkiye’de kulüplerin Vincenzo Montella’ya hazırlık zamanı açmak için lig takviminde esneklik göstermesi örnek verilerek, İtalya’daki dağınıklık daha da çarpıcı hale getiriliyor. Ortak hedef duygusu olmayan bir futbol ülkesinde, reformlar da çoğu zaman manşette kalır.

Sonuçta İtalya’nın asıl meselesi yetenek kıtlığı değil. Asıl mesele, o yeteneği koruyacak, büyütecek ve doğru zamanda sahaya sürecek bir futbol aklının dağılmış olması.

Futbol sadece tesis, bütçe ve taktik işi değildir; aynı zamanda cesaret, sabır ve ortak akıl işidir. İtalya bugün tam da bunu kaybetmiş görünüyor.

Dünya Kupası’na gidememek bir sonuçtur. Asıl felaket, bu sonucun nedenlerini herkesin görüp yine de aynı düzende ısrar etmesidir.

Stefano Dolci / Italia

İtalya Milli Takımı sıfırdan başlıyor

Yunanistan Golden

NationalTurk - Londra

NationalTurk Haber Merkezi, En Son Haberleri Gündemi, Spor Haberlerini, Ekonomi, Seyahat, Magazin, Politika ve Son Dakika Haberlerini en doğru ve objektif şekilde size ulaştırır.NationalTurk | Objektif | Bağımsız | Farklı

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu