
Levent Gültekin CHP’li Bülent Kuşoğlu’nu ve onun ortaya attığı iddiaları ciddi bir şekilde eleştirdi.
Gültekin Bülent Kuşoğlu’nun açıklamalarından yola çıkarak mevcut başkanlık sisteminin Erdoğan sonrası için yarattığı belirsizlikleri ve muhalefetin bu süreçteki konumunu sorguladığı programda, iktidarın yeni anayasa ve otoriter bir rejim inşası için toplumun güvenlik kaygılarını istismar ettiği ve devletin bekası kılıfıyla demokratik iradeyi zayıflattığı savundu.
Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz, artan yoksulluk ve hukuksuzluk ortamında gerçek bir devlet aklının önceliğinin şeffaflık ve liyakat olması gerektiğini vurgulayan Gültekin, ayrıca CHP içerisindeki liderlik tartışmalarına ve Ekrem İmamoğlu’nun siyasi geleceğine değinerek, muhalefetin sadece öfke üzerinden değil, somut bir felsefeyle hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Gültekin mevcut siyasi hamlelerin toplumsal refahı artırmaktan ziyade, belirli bir iktidar yapısını kalıcı hale getirme çabası olduğuna dikkat çeken Levent Gültekin’in konuşmasında temel olarak son dönemde siyasette sıkça gündeme getirilen “Devlet Aklı” kavramını eleştirel bir yaklaşımla analiz ettiği konuşmasının öne çıkanlar şunlar oldu:
“Devlet Aklı” Söyleminin Gerçek Amacı:
Gültekin, CHP’li Bülent Kuşoğlu’nun “Mevcut başkanlık sistemini Erdoğan’dan başkasının yönetemeyeceği ve ondan sonra kaos çıkacağı için devlet aklının devreye girdiği” yönündeki açıklamalarından yola çıkarak, bu söylemin aslında tek adam rejimini kurumsallaştırmak için kullanılan bir kılıf olduğunu iktidarın, Türkiye’yi Azerbaycan veya Türkmenistan benzeri bir yapıya dönüştürerek Erdoğan’ın iktidarını mutlak ve kalıcı hale getirmek için topluma yeni bir “güçlü devlet” hikayesi pazarladığını ifade etti.
Gerçek Bir Devlet Aklının Eksikliği
Gültekin, “Eğer gerçekten ülkenin iyiliğini düşünen milli bir devlet aklı olsaydı; ülkeyi şeffaflığa, yüksek demokrasiye, denge-denetleme mekanizmalarına, bağımsız yargıya ve liyakate yönlendirirdi. Türkiye’de en alt kademeden en üst kademeye kadar tüm bürokratların Erdoğan tarafından atandığını hatırlatan Gültekin, ortada bağımsız bir “devlet aklı”ndan ziyade, kendi bekası için yaptıklarını devlet aklı diye pazarlayan bir “iktidar aklı” olduğunu belirtirken yapıların dış kaynaklı güçler tarafından manipüle ediliyor olabileceğine de dikkat çekti.
Yeni Anayasa ve Siyasetin Sınırlandırılması:
Bu “devlet aklı” söylemi üzerinden anayasa değişikliği zemini hazırlandığını vurgular. İlerleyen süreçte İran’daki gibi kimin aday olabileceğine karar verecek kurullar (örneğin yüksek istişare kurulu gibi) oluşturularak Mansur Yavaş gibi muhalif isimlerin önünün kesilebileceğini; bu projeye itiraz edenlerin ise “vatan haini” ilan edilerek susturulmaya çalışılacağını öne sürdü.
CHP İçi Durum ve Ekrem İmamoğlu Eleştirisi:
Gültekin, Ekrem İmamoğlu’nun verdiği son röportajı değerlendirirken, İmamoğlu’nun siyasi felsefeden çok “öfke” odaklı bir dil kullandığını bunun sadece Erdoğan karşıtlığı üzerinden sert söylemlerle siyaset üretmesinin toplumu ikna etmekte ve yeni rejime karşı örgütlemekte yetersiz kalacağını savundu.
“Açlık Sınırı 35 Bin Lirayı Aşarken, İktidarın ‘Güçlü Devlet’ söylemi inandırıcı değil
Gültekin son olarak, “açlık sınırının 35.174 TL’ye, yoksulluk sınırının ise 114.000 TL’ye çıktığı, üniversite profesörlerinin bile yoksulluk sınırının altında maaş aldığı bir ekonomik tabloda “güçlü devlet” söyleminin inandırıcılığını sorgular.
Bir ülkeyi güçlü yapan şeyin siyasi mühendislikler değil; hukukun bağımsızlığı, kurumların işlevselliği, liyakat ve halkın yoksulluk sarmalından kurtarılmasıdır” dedi.
Bülent Kuşoğlu ne demişti;
Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, istinafın mutlak butlan kararının ardından yaşananlara ilişkin, Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’in görüşmesi gerektiğini belirterek, “Devlet aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre. Doğru mu yapıyor, yanlış mı yapıyor onu bilmiyoruz. Sıkıntımız orada” demişti.
Levent Gültekin YouTube kanalında yaptığı konuşma -Video
Cem Boyner’den Levent Gültekin’e ‘Cumhurbaşkanı adayı’ yalanlaması






