
Futbolun milattan öncelere dayalı var oluş serüveninin ana unsuru toptur. Kazanma amacının uygulama şekli; topun kaleye sokulması neticesinde kazanılan rakamsal değerdir.
Yuvarlak ve sıçrama özelliğine sahip olan topun cazibesi; ona hükmederek birtakım yetenekleri uygulama becerisine sahip olmakla birlikte, aynı zamanda ekip kurgusu ve takım organizasyonu olarak belirgin bir görev tanımı içinde kazanma amaca yönelik sistem dayalı oynama sorumluluğunu yerine getirmektir.
Kollektif bir anlam yükler takımlara.
Vücudun her yeriyle topa hükmetme becerisi aslında; topun ne istediğini anlama becerisidir. Bu iş birliği olmazsa topun sizinle muhatap olma dürtüleri tamamen ortadan kalkar.
Çocukken başlar o yuvarlak cisme karşı tutku…
Peşinden koşmak, onu yakalamak ve kontrolsüz bir güce sahipken, onun yer değiştirme koşullarına adapte olmak en önemli yetenekti.
Biraz öznelleştirdiğimde, mesela çocukken ve 2,5 liralık plastik topla oynarken, tüm amaç onun rüzgâr, yağmur ve kar altında farklı özeliklerini ortaya koymasına rağmen onu yakalamak ve oynama becerisini göstermekti.
Tabii ki şambrelli topa geçen süreç sonunda işler biraz daha kurallı ve ayak top ilişkisindeki iş birliğine bağlı olarak ilerledi.
Sokakta, mahallede bireysel anlamda oyun formatında gücünü etik ve ahlaki kurgu içinde uygularken, siyasi, ekonomik ve kimlik üzerinden başka bir güce erişimi topun işleyişini bozarak, farklı anlamlar yüklenmeye çalışıldı.
Dünya üzerindeki coğrafi, ekonomik ve siyasi farklıklarla egemen ülkelerin konumları, onu artık bir araç olarak kullanmak üzere kendi amaçları doğrultusunda örgütlü bir oyun ekipmanı haline getirdi.
Sanayi Devrimi ve Birleşik Krallığın emperyal yapısındaki gücü sayesinde, topu bir emperyalist kültür aracı haline getirmesi, onu götürdüğü ülkelerde halkla ilişkiler bazında bir araç olarak kullanırken, aynı zamanda yeni kültür kurgusu içinde farklı bir oyun anlayışlarının da ortaya çıkmasına neden oldu.
Latin Amerika halklarının Birleşik Krallık egemenliğine rağmen, onunla kurdukları etkileşim, başka bir kültür kodunun egemen olmasıyla birlikte, oyun olarak istikrara ve başarı kazanmalarının ana gerekçesi oldu.
Brezilya, Arjantin ve Uruguay futbolu amaç edinerek sömürü mekanizmasına karşı bir direnişin ve var olmanın alan bulmasına neden oldu.
Latin için top bir iş birliği dostudur. Aynı zamanda dans partneridir.
Topun belki de en mutlu olduğu yerler buralardır. Ritimsel yaşam kurguları sayesinde onu amaç olarak kullanmaları, insan becerisinin ona gösterdiği saygıdır.
Afrika’da ise topun varlığı bireysel anlamda kurtuluş amacını içerir. Bir umut objesidir top Afrika’da…
Tüm kıtanın Avrupalılar tarafından yağmalanarak yok edilmesi ve tüm kaynaklarına el koyarak yıllarca onları köle olarak kullanması, topun varlığını bireysel anlamda farklılaştırarak bir çıkış yolu ve var olma amacı olarak görülmesine neden olur. Kollektif şuur köreltildiği için mücadele kişisel taleplerle sınırlı kaldı.
Asya’da top sosyal bir olgudur. M.Ö. 3000’li yıllarda Çin’de başlayan sürecin, Hindistan üzerinden Avrupa’ya-Birleşik Krallığa kadar gelmesine rağmen, Asya’daki yüzlerce yıllık serüvenin içindeki değer, toplumsal bir iletişimin ve başarabilme saygınlığının temel amacı olarak kurgulanmasıdır. Bu direnç hâlâ devam ediyor.
Ortadoğu’daki topun varlığı başka bir anlam içerir. Kötülüğün örgütlendiği yerde top imaj için satın alınan bir metadan ibarettir.
Avrupa Finansal oyununa geçen top, kendisine çip takılarak kontrol merkezini teknolojiye teslim etti. Birleşik Krallık ile kurallaştırılan oyun, topun gücünü maç formatına getirirken, sistemler ve taktikler ile kozmik bir yapıya büründürüp, profesyonelleşme ile endüstrileşme süreci onun artık alınıp satılan bir ürün olmasına ve kapitalist sistem içinde sermaye birikimi sağlayan bir kültür endüstrisi ürünü haline gelmesine neden oldu. Popüler kültürün enstrümanı olan top, oyun formatı dışında bir ürün haline gelirken, müşteri haline getirilen taraftar, tüketici konumuna gelerek topu ve futbola dair her türlü ürünü alınır-satılır bir meta olarak değerlendirmeye başladı. Avrupa’da bu bir işletme modeli oldu.
Bizde ise top siyasi objedir.
2,5 liralık topla bile oynamamış kişilerin başkan seçtirilmesi, federasyon başkanlarının atanması, kulüplerin iflas etmelerine rağmen kamu bankası tarafından fonlanması, her yıl sermaye artırımı yapma fırsatı verilmesi ve olmayan paralarla transferler yapılmasıyla birlikte, öz varlıklarının siyasetin ekonomik politikasına uygun şekilde -BJK olduğu gibi bazen rezerv alan ilan edilerek- yapılaşmaya açılması, topun bile anlayamadığı ve ne için kullanıldığının çok bir anlamının olmadığı bir kurgu içinde kalmasına neden oluyor.
Bu ülkede topun nereden geleceği belli değildir.
“Hayat ve ahlak hakkında bildiğim her şeyi futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.” Albert Camus
Müslüm Gülhan – NationalTurk
