Futbol

Pele ile futbol değerleri

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Pele ile futbol değerleri" başlıklı yazısı;

Siyahlar ve işçilerin futbolu arka sokaklarda, fabrika bahçelerinde oynamasıyla beraber futbola yeni bir stil geldi. Pele bu stilin en önemli temsilcisiydi.

Futbolun kurallarını İngilizler belirlemiş olmasına karşın, yetenek denen kurgu ise ülkelerdeki genetik kodların ve yaşam kültürünün bir uzantısı olarak, ölçüleri ve kuralları belli oyun içindeki farklılıklar, aynı zamanda, İngiltere’nin kendi çıkarları doğrultusunda sömürge haline getirdikleri tüm ülkelerde, bu kurallı oyun İngilizlere ve İngiltere’ye karşı bir baş kaldırı ve eşit koşullarda mücadele alanı olacaktı. Futbolun ilahi bir boyut kazanmasındaki gerekçelerden en önemlisi: futbolun sadece futboldan ibaret olmamasıdır.

Düşünün, ülkeniz tüm insanlarına yetecek kadar zenginliklere sahip, fakat, bunlara dışardan gelen sizden kuvvetli ülkeler el koyarak, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak üzere bir dizayna girişiyor ve sizi sömürge haline getiriyor.

Bunun altında yatan kurtuluşun dayanağı, mücadele sonucunda özgürlük ve bağımsızlığı kazanmaktır. Bu kaçınılmaz sonuçtur. İşte bu sonucun etkisiyle, şartların eşit olduğu koşullarda mücadele edecek bir ortama sahip olunduğu zaman, yaşanan tüm süreçlerin etkisini kabul ederek, kurallar içinde ortaya bir irade koyularak zafere ulaşmanın tüm yollarını denenir.

Bu iradeyi en üst seviyeye çıkartmayı başarıp, hep orada tutan doğa üstü yeteneğe sahip oyuncuların ortaya koydukları irade, sadece kendilerini bağlayan kurgudan ibaret olmaz. Bir toplumu, bir ülkeyi bazen bir kıtayı temsil edecek güce karşılık gelir.

Sürecin anlamlı rekabetin içeriğini değil ama, uygulanmasındaki farklılıkları değiştirecek ve bunu kişisel yetenekleri ile donatacak ilahların, yani Pele gibi oyuncuların sahada olması bu oyunu farklı kılan en önemli ayrıntıdır.

Pele: Kusursuz Yetenek

Bu ilahi seviyedeki oyuncular, üst düzey iradeyle aynı amaç uğrunu güçlerini ve yeteneklerini ortaya koyarlar. Buradaki farklılıkları, bir takım içindeki etkilerinin sınırları nasıl zorlayacağı üzerinedir. Oynadıkları mevki üzerinden görev tanımlarına sahip olmalarından dolayı, sahip oldukları güç ve doğal yeteneklerini bir obje ile birleştirerek belirli ölçülerdeki alan içinde, kurallı ve bir durum içinde yeteneklerini kusursuzca kullanırlar.

Tüm bu sosyal olayların etkisi neticesinde Pele’yi Brezilya Milli takımında oynarken analiz etmek gerekir. Farklı ülkelerdeki üst düzey takımlarında oynamadığı için, ulusal yıldız olarak onu milli takımdaki performansı üzerinden değerlendirmek daha gerçekçi olur. Brezilya’nın dünya futbolundaki yerini Pele ve onun jenerasyonu belirledi.

Çünkü, başlangıç noktası zengin aile çocuklarının İngiltere’de eğitim görmesinden sonra, öğrendikleri oyunun organizasyonu sağlamak amacıyla kulüpler kurup oynamaya başlamaları işin çıkış noktasıdır. Kurulan bu kulüpler Batafago, Amerika ve Fluminense’dir.

Brezilya Stili

Dezavantajlı gruplar; siyahlar ve işçilerin futbolu arka sokaklarda, fabrika bahçelerinde oynamasıyla beraber futbola yeni bir stil geldi. Futbol, artık kendi kültür kodları olan dans ve Capoeria gibi Brezilya ile bağdaştırılan kodlarla, gerçek Brezilya stili yaratılmaya başlanmıştı. Melez bir futbol ile yeni imaj ortaya çıkmıştı.

1938 ile 1950 arasında yaratılan Brezilya efsanesi bir türlü gerçek ile bağdaşamıyordu. 1958 de oynan, özellikle Avrupa takımlarının ağır ve güce dayalı futbolunun, Brezilya’nın hafif ve estetik oyununa karşı çaresiz kalmasıyla, Brezilya futbol tarihteki yerini almaya başlıyordu.

Avrupa için “Fantastik Futbol” ile “Güç Futbolu” kıyaslamasıydı bu… Top sürme, çalım atma Brezilya için yeni bir stilinin ve farklılığının sahaya yansımasıydı ki kabul görmeye başlamıştı. Bunun iki fenomeni Garrincha ve Pele’ydi.

1958 yılında, tarihinde Brezilya ilk kez şampiyonluğu yakalarken, aynı zamanda 17 yaşındaki Pele’nin de serisi başlıyordu. 1962 yılında, final maçında Pele’nin sakatlanıp çıkmasına rağmen, aynı formatta oynayan Amarildo yerine girerken, harikalar yaratarak Brezilya’nın ikinci şampiyonluğuna büyük katkı yapıyordu.

1970 Meksika Dünya Kupasına gelince orada çok farklı bir kadro vardı “Yüzyılın Takımı…”

Topsuz oyunun detaylarını uygulayan takım, skor avantajını çok rahat yakalayabiliyordu. İşte, takımın etkili oyuncusu Pele, aldığı olağan üstü yardımlar ve kaliteli takım içinde ne sakatlanma riski yaşadı ne de fazla enerjisini harcadı, diğer oyuncular kadar takıma katkı yaptı. Olması gerekeni oynadı.

Futbol tarihi açısından en önemli değeri, milli takımlar düzeyinde gelmiş geçmiş en iyi on bire sahip olan Brezilya’nın kadrosu ile Pele’nin hala değerini korumakta olmasıdır. Ve bu kadro 1970 Dünya Kupası’nda zafere ulaşmıştı. O dönemin kadrosunda şu isimler yer alıyordu; Felix, Brito, Piazza, Carlos Alberto, Everaldo, Clodoaldo, Gerson, Jairzinho, Tostao, Pele, Rivelino. Azteka Stadyumu futbol panteonu olarak hem tarihi on bir olan Brezilya milli Takımına hem de ilahi ve doğa üstü yeteneklere sahip bir oyuncu olan Pele’ye ev sahipliği yapıyordu. Ve Azteka panteon olarak bu değerini ikinci kez 1986 yılında Maradona ile üst düzeye çıkartacaktı.

Bu maçın en önemli ve belki de en güzel özelliği, iki farklı futbol felsefesinin de karşılaşması olacaktı. Kâğıt üzerinde yeteneği ve tekniği ön plana çıkartan Güney Amerika ekibi Brezilya ile Catenaccio’nun en önemli temsilcisi İtalya karşılaşıyordu. 21 Haziran 1970 tarihinde öğle saat 12:00’de Azteca Stadı’nı dolduran 112 bin kişi maçın başlamasını bekliyordu.

Pele’nin en olgun dönemindeki son Dünya Kupası olan 1970 Meksika, onun artık çok yüksek efor sarf etmesine gerek olmadığı ve arkadaşları ile “Yüzyılın Takımı” unvanına sahip bir kadroda olması, artık onun zihinsel yeteneklerini daha öne çıkartması bakımından da önemli bir deney alanı olmuştu.

Pele farklı bir futbolcuydu.

Artık isminin karşılığı sadece bir insan ismini zikretmek ile ilgili olmayarak, özel yeteneklere sahip bir doğa üstü güç ve yetenek olarak değer bulmaktadır. O Brezilya için, tanrı tarafında birtakım yetkiler ve yetenekler ile donandırılmış ilahi bir kimlik olarak yollanmıştı.

Futbol kariyerinde 1281 gol atarak kırılması çok zor olan bir rekora imza atmıştır. Bununla beraber Pele, kariyeri boyunca 6 defa bir maçta beşer gol kaydederek ayrı bir başarıya daha imza atmıştır. 30 defa da bir maçta dörder gol kaydeden Pele tam 92 maçta da hat-trick yapmıştır.

Nijerya Pele’nin maçını izlemek için Biafra ile yaptığı savaşta 2 günlük ateşkes ilan edilmiştir. Birleşmiş Milletlerin ateşkes için ortaya koyacağı gerekçeleri ve bunu sağlamak için çabalayacağı bürokratik çabayı düşündüğümüzde, Pele’nin nasıl bir güce sahip olduğunu anlamak ve anlatmak hiç de kolay olmayacak sanırım.

Pele’nin oyun karakterindeki avantajı, vücudunun bütün olarak harekete katılıp aynı tepkiyi göstermesinde yatmaktaydı. Hiçbir uzvunun bir avantaj olarak ön plana çıkartmıyordu. Sadece topa olan hakimiyetini, vücudunun her yeri ile aynı oranda tepki göstererek topa hükmediyordu ki bunu başarmak çok zor ve önemli bir ayrıcalık. Topun ona hükmetmesine izin vermemiş olması onun kendisine sağladığı ayrıcalığın yanında, rakiplerinin bu ayrıcalığı bozabilecek hiçbir argüman üretemediğinden, oyun istikrarının bozulması da söz konusu olmamıştı. Pele futbol için bir tarzdı.

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: