Gündem

Sedat Peker’in videoları dünya gündeminde

Sedat Peker'in bu sabah yayınladığı 9.Bölüm sonrası videoda bulunan iddialar dünya basınında yankı bulmaya devam etti.

ilk videosunu 2 Mayıs 2011 tarihinde YouTube’dan yayınlayan Organize suç örgütü kurmak suçlamasıyla aranan ve yurt dışında bulunan Sedat Peker’in bu sabah yayınladığı “Yaşadıkça ve yaşlandıkça değil, direndikçe büyürüz” başlıklı 9.Bölümü sonrası videoda bulunan iddialar dünya basınında yankı bulmaya devam etti.

BBC ve DW Türkçe konuyu manşetten duyurdu

“Ayda 10 bin dolar alan milletvekili tartışması: Sedat Peker Metin Külünk’e seçim dönemlerinde para verdiğini söyledi” Manşetiyle verirken DW “Sedat Peker’in videolarıyla beraber AKP’li Metin Külünk ile ilgili iddialar da ortaya atıldı. Benzerleri önceki senelerde Almanya’da da gündeme geldi” diye okuyucularına duyurdu.

Amerikanın Sesi VOA Amerika ise; “Organize suç örgütü kurmak suçlamasıyla aranan Sedat Peker’in, Türkiye siyasetinde etki yaratan iddiaları sürüyor.” dedi

BBC Türkçe’nin haberi;

“Organize suç örgütü kurmak suçlamasıyla aranan ve yurt dışında bulunan Sedat Peker, bu sabah yayımladığı videoda, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun “Bir siyasetçiye ayda 10 bin dolar veriyor” iddiasına “Benim 10 bin dolar yolladığım bir milletvekili yok ama daha çok yolladıklarım var” yanıtını verdi.

Peker bu sabah yayımladığı videoda “Bana 10 bini doları nasıl yakıştırdınız. Ben aç, açıkta kalırım yine herkesten fazla veririm. Hani diyorlar ya bunu açıkla diye. Ben kimseye 10 bin dolar vermedim ama daha büyük paralar yolladım. Çanta çanta” diye konuştu.

Sedat Peker, eski AKP milletvekili ve MKYK üyesi Metin Külünk’ün videoları yayımlamasından sonra kendisini arayıp, sakinleştirmeye çalıştığını, iddialarının ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmesi öncesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı zor durumda bıraktığını söylediğini savundu ve şöyle devam etti;

”Metin ağabeyle, Ömer Külünk diye bir yakını var mesela, nasıl ilişkimiz onu anlatayım. Tefeciler benim yeğenimin yerini almış, o zamanın parası bugünün 1,5 milyon lirası, tefecilerle bir konuşsan şey yapsa. Ya dedim Metin ağabey, ben ismimi unutturmaya çalışıyorum, o onu arayacak, o onu arayacak sanki ben tahsilat yapıyormuşum gibi. Dedim ağabey kaç para ben vereyim. O konuda ismi geçen bir iki işadamı arkadaş var, biz ödeyelim dedik. İş para ödemeye gelince bir tek ben ödedim, tapuyu aldık verdik. Biz para verdik mi böyle veririz.”

‘Almanya’daki derneklere para yolladım’
Sedat Peker Külünk’ün kendisinden Almanya’daki bazı derneklere para göndermesini rica ettiğini ve el altından bu derneklere para gönderdiğini” iddia etti.

Sedat Peker ayrıca “Ama öyle her ay giden 10 bin yok, seçim zamanı geldiğinde arabasına para bırakırdım. Şimdi ben böyle deyince diğer milletvekilleri de bizi de söylemesin diye konuşacaktır. Biz kimseyi satmayız ama Biden falan diyerek beni sakinleştirmek için film yapıp, sonra karalama kampanyasına abilik yap. Daha çoğunu verdim. 10 bin değil, 150 bin değil daha fazlasını verdim.” diye konuştu.

BBC Türkçe’nin Sedat Peker‘in iddialarını sormak üzere aradığı Metin Külünk’e ulaşmak mümkün olmadı.

Tartışma Soylu’nun iddiasıyla başladı
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, organize suç örgütü lideri olduğu gerekçesiyle aranan Sedat Peker’in bir siyasetçiye “her ay 10 bin dolar gönderdiği” iddiasıyla ilgili olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a bu siyasetçiyi açıklaması çağrısı yapmıştı.

Şentop ise Kılıçdaroğlu’nun kendisine “iftira” attığını söylemiş ve kendisinin de söz konusu ismin açıklanmasını istediğini belirtip, Bunu açıklayacak kişi ben değilim, muhatabıdır” demişti.

Tartışma, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun önce TRT, daha sonra da Habertürk televizyonlarında katıldığı programda Peker’den her ay 10 bin dolar alan siyasetçi bulunduğunu açıklamasının ardından başladı.

Soylu söz konusu siyasetçinin ismini açıklamamış, bu konuda “savcıya konuşacağını” söylemişti.

EN ÇARPICI YORUM VE HABER DW (Deutsche Welle Türkçe) den geldi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, TRT’de katıldığı 19 Mayıs tarihli söyleşide yaptığı ve “Sedat Peker’den ayda 10 bin dolar maaş alan siyasetçi var” şeklindeki açıklaması kamuoyunu hala meşgul ediyor. O söyleşide Soylu söz konusu iddiayı ortaya atmış, ancak siyasetçinin kimliğini açıklamaya yanaşmamıştı.

Süleyman Soylu‘nun bu tutumu, hükümet içinde var olduğu söylenen “farklı cephelerin birbirine yönelik savaşı” diye nitelenip, “Soylu’dan karşı tarafa tehdit mesajı” şeklinde yorumlandı. Akabinde çıkan ve kulislere dayandırılan haberlerde ise Peker’den para alan o kişinin, İstanbul eski milletvekili ve AKP Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) üyesi Metin Külünk olduğu iddiası ortaya atıldı.

Dün de bazı gazeteciler, kendilerine verilen gizli bilgiye dayandırarak yaptığı açıklamalarda söz konusu kişinin Metin Külünk olduğu iddiasını tekrarladılar.

Külünk adı Sedat Peker’in üçüncü videosunda anlattığı bir olayla bağlantılı olarak da gündeme geldi. O videoda da Peker, AKP’li bir milletvekilinin ricası üzerinde eski bir AKP’li vekili karakolda dövdürttüğünü iddia etti. Orada dövdürülen eski vekil olarak adı geçen Feyzi İşbaşaran yaptığı bir açıklamada, kendisini dövdüren kişinin Metin Külünk olup olmadığını sordu.

Kamuoyunun karakolda adam dövdürme olayının azmettiricisi olarak Külünk adına odaklanmasının nedeni Peker’in videosunda verdiği ipuçlarıydı. Peker, o videoda “O milletvekilinin ismini söylemeyeyim, iyi bir dostumuz, hemşehrimiz. Onu da pasifize etmişlerdi, şimdi tekrardan MKYK’ya aldılar” demişti.

Böylece Sedat Peker videolarıyla yeniden öne çıkan Metin Külünk adı organize suç örgütü bağlantılarıyla tekrar gündeme geldi. Külünk’ün organize suç çeteleriyle yakın bağ içinde olduğuna dair iddialar daha önce de Almanya’da da ortaya atıldı.

Almanyalı Osmanlılar çetesi bağlantısı iddiaları

24, 25, 26’ncı dönem AKP milletvekilliği yapan Metin Külünk, uzun süre Almanya’daki Türkiye kökenlilerin yakından tanıdığı bir isimdi. Geçen yıllarda adı hemen hemen haftada birkaç günü Almanya’da bir etkinlikte, toplantıda veya AKP’nin lobi kuruluşu olarak nitelenen şimdiki adıyla Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) önceki adıyla Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) teşkilatlarında ziyaret veya faaliyetlerde geçiyordu. Onun için “Erdoğan’ın Almanya’daki Türklerden sorumlu adamı” yorumları yapılıyordu. Tam da bu bağlantıları AKP’li vekil Külünk’ü daha sonra Almanya’da başını ağrıtan ve ülkeden ayağının kesilmesine neden olan olaya sürükledi. Nitekim Alman medyasında 2017’nin sonu ve 2018’in ilk aylarında yayınlanan haberlerde Külünk’ün Almanyalı Osmanlılar olarak bilinen organize suç çetesi ile yakın ilişkiler içinde olduğu; örgütün Külünk ile UETD’nin eski bir yöneticisi üzerinden bağlantıya geçtiği iddia edildi.

Bu iddianın ortaya atılması, Stuttgarter Nachrichten, ZDF ve Der Spiegel’in yayınladıkları, soruşturması tamamlanan ve iddianamesi kabul edilen Almanyalı Osmanlılar davası hakkındaki haberlerle oldu. Hessen Emniyet Teşkilatı’nın gizli dinleme ve takibat protokollerine dayandırdıkları haberlerde de Metin Külünk’ün adı geçti.

O protokollere göre, polis soruşturma kapsamında yaptığı telefon dinlemelerinden birinde Metin Külünk’ün bir görüşmesine denk geldi. Görüşmede telefonun diğer ucundaki kişi ise Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Polis dinlemesine takılan 1 Haziran 2016 tarihli o konuşmada Külünk’ün, Federal Meclis tarafından kabul edilen Ermeni Soykırımı tasarısına karşı yeni bir gösteri hakkında Erdoğan ile konuştuğu rapor edildi.

Kayda geçen bir başka konuşma da AKP’nin Almanya’daki lobi kuruluşu diye nitelenen eski adıyla UETD yeni adıyla UID adlı kuruluşun o dönem Ren-Neckar Bölge Teşkilatı Başkanı Yılmaz İlkay A. ile Metin Külünk arasında geçiyor. Polis kayıtlarına göre, görüşmede A., Almanya’daki AKP taraftarlarının silahlanmasını talep ederken, Külünk ise Almanya’da Kürtlerin kafalarına sopalarla vurulup dövülmesini, bunun görüntülenmesini ve görüntülerin de Türk hükümetine aktarılarak, muhaliflerin korkutulmasında kullanılmasını istiyor.

İddianameye temel teşkil eden bu dinleme kayıtlarını rapor eden bir memurun, “Almanyalı Osmanlılar Ankara ile yoğun bağlantı içinde. Söz konusu grup Türkiye’nin Almanya’daki dayakçıları” diye not düşüyor.

Silah için para suçlaması

Metin Külünk ile bağlantılı olan ve onun Almanya’dan ayağının kesilmesine yol açan en ciddi suçlama ise Darmstadt kentindeki soruşturmada öne sürüleni. Neue Zürcher Zeitung gazetesinin 25 Kasım 2018 tarihli bir haberinde, Alman makamların tuttuğu 2017 tarihli “gizli” ibareli bir rapora işaret ediliyor. Orada “İsviçre lojistik faaliyetlerde örgüte (Almanyalı Osmanlılar) para ve silah sağlamada büyük öneme sahip” ifadesinin yer aldığı aktarılıyor. Yine o haberde Türkiye’nin Almanyalı Osmanlılara silah temininde maddi destek verdiği öne sürülüyor ve çetenin dünya lideri olduğunu iddia eden Mehmet Bağcı’nın İsviçre’de scorpion marka bir silah, şarjör ve mermi ısmarladığı belirtiliyor. Koblenz’de silahın teslimatının yapılmasından kısa süre sonra alan grubun polis kontrolüne takıldıkları ve o zamandan beri Darmstadt’da soruşturma yürütüldüğü kaydediliyor. Soruşturmayı yürüten Darmstadt kentinin bağlı bulunduğu Hessen Emniyet Teşkilatı, Almanyalı Osmanlılar bir organize suç çetesi olsa da giderek siyasileştiğini, AKP ve UID’in (eski adıyla UETD) tesiri altına girdiğini savunuyor. Darmstadt Savcılığı o dönem Metin Külünk ve MİT mensubu olduğu iddia edilen bir kişi hakkında daha soruşturma başlatıyor. O dönemden beri Metin Külünk’ün Almanya’ya gelmediği  dikkat çekiyor.

ZDF ve Stuttgarter Nachrichten’in, Alman emniyet birimlerinin takibat protokollerine dayandırarak verdiği Aralık 2017 tarihli ortak bir haberinde ayrıca Metin Külünk’ün Almanyalı Osmanlılara çok defa para verdiği veya verdirdiği de ileri sürülüyor. Soruşturmayı yürüten ekip, bu parayla silah satın aldığından yola çıkıldığı iddia ediyor.

Reul: AKP ile bağı var

2016-2018 yıllarında federal meclise veya farklı eyalet parlamentolarına sunulan soru önergelerine verilen cevaplarda Almanyalı Osmanlıların özünde uyuşturucu, kara para aklama, silah kaçakçılığı, adam yaralama, haraç, şantaj gibi tipik organize suç çetesi faaliyeti yürüttüğü, ancak diğer yandan üyelerinin hem AKP hem UID, (Eski UETD) hem de ülkücü ve milliyetçi çevrelerle ilişkisi olduğu belirtiliyor.

Türkiye kökenlilerin yoğun yaşadığı Kuzey Ren-Vestfalya’nın İçişleri Bakanı Herbert Reul bir soru önergesine verdiği cevapta Almanyalı Osmanlılar ile Türk hükümeti arasındaki bağa dikkat çekmişti. 22 Ocak 2017 tarihli önergeye cevapta Reul, “Almanyalı Osmanlılar siyasi boyutu da olan, Türk milliyetçiliği ve internette hatta aşırı sağcı görüşleri savunan rockçı gruplar benzeri bir çetedir” tespitinde bulunuyor. Reul, “Almanyalı Osmanlıların siyasi boyutunun görünürlüğü çetenin önde gelenlerinin AKP’liler ile bağı, Türk yargısıyla ilişkisi, AKP’nin lobi kuruluşu UETD’nin etkinliklerinde güvenlikten sorumlu olması ve Türk hükümetini destekleyen gösterilere katılmasıyla ortaya çıkmaktadır” diyor.

Baden-Württemberg eyalet parlamentosuna sunulan bir soru önergesinde ise Almanyalı Osmanlıların “Dünya Başkanı” diye niteledikleri liderleri Mehmet Bağcı’nın bir grupla Erdoğan’ın Başdanışmanı İlnur Çevik’i ziyareti ve ziyarete dair paylaştıkları fotoğrafa dikkat çekiliyor. Ziyaret ile ilgili olarak yapılan paylaşımda “Saygıdeğer kurucumuz ve Cumhurbaşkanımızın danışmanlarından İlnur Çevik, Almanyalı Osmanlıları Cumhurbaşkanlığı’nda kabul etti” deniyor. Paylaşılan fotoğrafta da Mehmet Bağcı’nın yanındaki İlnur Çevik’in gömleğinin üzerine Osmanen Germania (Almanyalı Osmanlılar)logolu gri bir tişört giydiği görülüyor ve Cumhurbaşkanlığının yurt dışındaki terör örgütlerine karşı mücadele eden Türk vatandaşlarının arkasında olduğunu söylediği belirtiliyor.

Almanyalı Osmanlılar ne zaman kuruldu?

Alman emniyetinin verilerine göre Metin Külünk’ün bağlantı içinde olduğu belirtilen ve Alman güvenlik birimleri tarafından da “rokçı organize suç çetesi benzeri” diye tanımlanan Almanyalı Osmanlılar 2014 yılı sonu 2015 başında kuruldu. Kendilerinin tanımlamasına göre boks kulübü olarak kurulan yapılanma kısa sürede Almanya, Türkiye, Avusturya, İsveç ve İsviçre’de örgütlendi.

Almanyalı Osmanlılar üyesi sekiz kişiye yönelik soruşturma 2017 yılı sonunda tamamlandı. 26 Mart 2018’de de Stuttgart’ta dava görülmeye başladı. Ocak 2019’da sonuçlanan davada yedi sanık uyuşturucu ticaretinden, şantaja, fuhuşa zorlamadan ağır adam yaralamaya farklı cezalara çarptırıldı. Almanyalı Osmanlılar Stuttgart Teşkilatı Başkanı Levent U.’ya altı yıl altı ay, Almanyalı Osmanlılar Dünya Başkan Vekili Selçuk S.’ye üç yıl dört ay hapis cezası verildi. Almanyalı Osmanlılar Dünya Başkanı Mehmet Bağcı ile diğer sanıklar tecilli hapis cezasına çarptırıldı.

Davada siyasi boyut aydınlatılamadı

Davaya bakan hakimler sıkça Almanyalı Osmanlıların finanse edilmesi, AKP veya Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilişkisi ve oradan yönetilip yönetilmediği konusunda olayın siyasi boyutu olduğunu dile getirdi. Ancak sonunda bu bağlantıları tüm hatlarıyla ortaya koyacak somut kanıtlar bulunamadığı kaydedildi.

Temmuz 2018’de Federal İçişleri Bakanlığı’nın yasakladığı Almanyalı Osmanlıların Stuttgart’taki davası, Ankara ile bağlantısı Almanya’daki önemli davalardan biri oldu, büyük ilgi gördü. Ancak siyasi boyutun öne çıkmaması eleştirildi.

Davadaki siyasi boyutun aydınlatılması önündeki en büyük engel, farklı eyaletlerde yürütülen soruşturmada yapılan dinleme protokollerinin ve gizli polislerin ifadelerinin Stuttgart’ta görülen davanın mahkeme heyetine sunulmaması oldu. Almanya’da geçmişte de Türkiye bağlantılı benzer davalarda soruşturmayı yürüten bazı polislerin, güvenlik memurlarının ifadeyi, istihbaratın iş birliğini reddetmesi nedeniyle benzer şekilde aylar süren yargılama sürecine rağmen hafif cezalarla veya takipsizlik kararlarıyla sonuçlanmıştı.

Elmas Topcu

Amerikanın Sesi VOA Amerika : Organize suç örgütü kurmak suçlamasıyla aranan Sedat Peker’in, Türkiye siyasetinde etki yaratan iddiaları sürüyor.

Peker, bu sabah 7:30’da yayınladığı ve ilk üç saatte 500 bin fazla izlenen videosunda, ailesiyle birlikte kaldığı yeri söylerken Türkiye’den birilerinin kendisini ortadan kaldırmak için Arnavut, Sırp ve Rus gruplarla görüştüğünü iddia etti.

2019 yılının son günlerinde Türkiye’den çıkan ve en son Birleşik Arap Emirlikleri’nde olduğu iddia edilen Peker açıklamalarında yine ağırlıklı olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef aldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu’nda hazırlanan iddianamede, hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 282. maddesinde düzenlenen ‘‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’’ ya da kamuoyunda bilinen adıyla ‘‘kara para aklama’’ suçlamasıyla, 10 yıla kadar hapsi istenen SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Baran Korkmaz’ın, 6 Aralık günü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yla görüştüğünü iddia etti.

Peker’den hakkında soruşturma olan Sezgin Baran Korkmaz’ın İçişleri Bakanı’yla görüştükten bir gün sonra yurtdışına çıktığı iddiası

İçişleri Bakanı’nın o görüşmede, Korkmaz’ın bir işadamından alacağı olan 45 milyon dolardan vazgeçmesini söylediğini de öne sürdü. Peker videosunda “Bu adamı arıyor, İçişleri Bakanlığı’na çağırıyor, 5 Aralık günü saati de aklınızda tutun. Akşam veya sabah saat 10 buçuk giriş, 12 buçuk çıkış. Aradaki konuşmayı anlatıyorum. Sezgin Baran Korkmaz’ın, 45 milyon dolar bir iş adamından alacağı var. Süleyman buna diyor ki ‘senin hakkında tahkikat yapıldı dosya var, sen yurtdışına çık bu adamın parasını da yukarının haberi var -Tayyip abiyi kastediyor- sil sorun çıkacak’. Sezgin Baran Korkmaz, 6 Aralık’ta yurtdışına çıkıyor” ifadelerini kullandı.

SBK Holding ve ABD arasındaki ilişki

Peker açıklamalarında Sezgin Baran Korkmaz’ın, ABD’de de arandığını söyledi. Korkmaz’la sahibi olduğu yenilenebilir enerji şirketi Washakie’nin ABD Vergi Dairesi’nden haksız yere 511 milyon dolar vergi indirimi almak suçlamasıyla tutuklu bulunan Jacob Kingston ve İsiah Kingston arasında ilişki olduğu Utah’ta devam eden yargılamaya konu olmuştu.

Soruşturma dosyasında Kingston’ların yaklaşık 134 milyon dolar tutarında bir parayı, Türkiye’de inşaat, ilaç ve gayrimenkul alanında kullanmak üzere SBK Holding’e gönderdiği iddia ediliyor. Ancak Utah Bölge Mahkemesi geçtiğimiz Eylül ayında ABD Hazinesi’nin SBK Holding’e el konma talebini reddetmişti.

‘‘SBK’ya ait Paramount Otel’e el konmak istendi’’

Peker’e göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK)’nın da katılımıyla SBK Holding’e yönelik 29 Aralık operasyonun nedeni, kaçak işadamı Korkmaz’ın, SBK Holding’in Bodrum’da sahip olduğu Paramount Hotel’in de anlaşmaya dahil edilmesini reddetmesi.

Peker konuyla “İş nasıl bozuluyor? Oteli de istiyorlar ya. Sezgin Baran bakıyor her şey elimizden gidecek. Bunlar 45’le başladı şimdi otel. Bu dönmüyor Türkiye’ye. 28 Aralık’ta operasyon yapıyorlar. 29 Aralık ne biliyor musunuz? 45 milyon dolar’ın ödenme günü haciz olacak o gün. Sezgin Baran’ın karısını gözaltına alıyorlar o gün. Olayı toparlayayım diye araya da bu Veysi” iddialarında bulundu.

Peker, Habertürk programcısı Veyis Ateş, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Esat Tolu, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanı Resul Holoğlu ve Muğla İl Emniyet Müdürü’nün de bu sürecin içinde olduğunu ileri sürdü.

Sedat Peker’in açıklamaları sonrası bir süre önce Habertürk TV’de bir yayına çıkan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, organize suç örgütü liderinin bir siyasetçiye aylık on bin dolar ödediğini ifade etmişti. Soylu bu ismi açıklamadı, kamuoyunda adı geçen kişinin AKP Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve eski milletvekili Metin Külünk olduğu iddia ediliyordu.

‘‘Külünk aracılığıyla Almanya’daki derneklere el altından para yolladım’’

Külünk’ün kendisini yakın zamanda aradığı ve ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yapacağı görüşmede kendi açıklamalarını konu edeceği yönünde bir konuşma yaptığını belirten Peker, Külünk’e aylık para vermediğini ancak yeğeni Ömer Külünk’ün tefecilere kaptırdığı 300 bin lirayı kendisinin ödediğini söyledi.

Peker “Biz para verdik mi böyle veririz. Almanya’daki o dernekler var ya. Onlar için rica ederdi, ‘para yollar mısın?’ diye, el altından onlara para yollardım. Ama öyle her ay giden 10 bin yok, seçim zamanı geldiğinde arabasına para bırakırdım. Ama ‘Biden maydın’ gel film yap, sonra beni karalama kampanyasına abilik yap. İstesem gömmek için ‘evet verdim’ derdim ama 10 bin değil çok daha fazlasını verdim” dedi.

Almanya basınında 2015’te kurulan ve geçen yıllarda Almanya’nın farklı eyaletlerinde birçok kez baskın düzenlenen “Almanyalı Osmanlılar” yapılanmasıyla, AKP MYK üyesi Metin Külünk arasında ilişki olduğu çokça yazıldı ancak devam eden yargılamada bu ilişki henüz ispatlanmış değil.

‘‘Demirören Grubu, Doğan Medya Grubu’nu Satın Alırken Ziraat Bankası’ndan aldığı kredinin faizini bile ödemedi’’ iddiası

Sedat Peker’in bir başka iddiasıysa, Türkiye’nin en büyük iki medya grubundan biri olan Demirören Medya’yla ilgili oldu.

Doğan Grubu’nun sahip olduğu Doğan Medya Grubu, 21 Mart 2018’de Demirören Grubu’na satıldı. Satışta Ziraat Bankası kredisi kullanıldı.

Daha önce Aydın Doğan’ın satış kararında rolü olan Doğan Medya baskınında, kendi kontrolünde olan ekibin rolü olduğunu dile getiren Sedat Peker, bu kez de üç yıl önce alınan 750 milyon dolarlık kredinin yalnız ana parasının değil, faizinin dahi ödenmediğini iddia etti.

26 Mart 2021’de on yıldır sürdürdüğü Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü görevini Alparslan Çakar’a devreden Hüseyin Aydın, Balkan Rumeli Sanayicileri ve İş Adamları Derneği’nde 22 Şubat 2019’da yapılan toplantıda ‘‘Türkiye’de 500 milyon doları IMF’den borç alıp dört sene iktidarda kalınıyordu. Ben 700 milyon dolarla kredi yapıyorsam bu, ülkenin ve Ziraat Bankasının gücüdür.

Paramız vardı, verdik. Teminatlarımızı da aldık. Adam bir tek medya işi yapmıyor. Petrol var, gaz var, bir sürü şey var. Teminatlarından hepsini de alıyor olacağız. Kimsenin bir sıkıntısı olmasın. İlgili medya grubu, Türkiye’nin çok saygın özel bankalarıyla da çalışıyor. Türkiye’de ticaret yapıyorsanız biriyle de birkaçıyla da çalışmanız gerekiyor’’ demişti.

Sedat Peker, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2015 yılındaki seçim kampanyasında seçmenlere dağıttığı kahveyi kendi şirketinden bila bedel ve faturasız olarak temin ettiğini de sözlerine ekledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu